close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 127. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ mâ unzilet sûratun nazara ba’duhum ilâ ba’din hel yerâkum min ehadin śümme-nsarafû(c) sarafa(A)llâhu kulûbehum bi-ennehum kavmun lâ yefkahûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir sure indiği zaman birbirlerine bakarlar, sizi bir gören var mı derler de sonra dönüp giderler. Allah gönüllerini döndürmüştür onların, çünkü onlar, anlamaz bir topluluktur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Münafıklar, kendi kötü niyetlerini ve rezilliklerini haber veren) Bir sure indirildiğinde, (veya Kur’an ayetleri ve meali okunan yerde; hıyanet ve hakaret nazarıyla) bazısı bazısına bakarak (ve göz kırparak): "Sizi bir kimse görüyor mu?" diyerek (oradan kaçmak için bir bahane uyduruverirler.) Sonra da arkalarını dönüp giderler. Gerçekten onlar, (Kur’an’ı ve kulluk sorumluluklarını) kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini (imandan ve iyilik duygularından) çevirmiştir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyle ki, ne zaman bir sûre indirilse, “Kalplerinizde olanı bilebilecek veya sizi görecek biri mi var?” der gibi birbirlerine bakıyor, sonra da sıvışıp gidiyorlar. Gerçekleri kavrayamayacak bir topluluk olmalarından dolayı Allah, onların kalplerini haktan ve imandan çevirmiştir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman, göz kırpıp alay ederek, birbirlerine bakarlar. “Çevreden sizi birisi görüyor mu?” diye sorarlar, sıvışıp giderler. Anlayışı kıt bir toplum olmaları sebebiyle Allah, onların kalplerini, akıllarını düşüncelerini hidayetten, imandan, iyilikten ve aydınlık yoldan uzak tutar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 61/5; 70/36-37; 74/49-51.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir sure indirildiğinde birbirlerine bakarak: "Sizi birisi görüyor mu?" (diye işaretleşirler) sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): 'Sizi bir kimse görüyor mu?' (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Münafıkların kabahatını anlatan bir Sûre indirildiği zaman, birbirlerine bakıp: “-Müminlerden sizi gören oluyor mu? “diye işaretleşirler. (Gören yoksa) hemen sıvışır giderler. Allah, onların kalblerini, imanı kabulden çevirmiştir: Çünkü onlar, gerçeği anlamayan kimselerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bir sure indiği zaman, birbirlerine bakarlar; “kimse sizi görüyor mu?” (derler) sonra dağılırlar. Allah, onların kalplerini dağıtsın. Çünkü onlar, idrak etmeyen bir toplumdurlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman birbirlerine bakar, “Sizi birisi görüyor mu?” diye sorarlar, sonra da giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir sûre indiğinde, birbirine bakarak: «Kimse görmedi mi?» demektedirler, sonra da, çekilirler giderler, anlamayan bir ulus olmaları yüzünden, Allah gönüllerin döndürmüştür onların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Münafıkların durumunu bildiren) bir sure indirilince birbirlerine, “Acaba sizi bir gören var mı?” diye sorarlar, sonra da sıvışıp giderler. (Hakkı) anlamayan (ve anlamak istemeyen) bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.
Cemil Said
swap_vert close
Yeni bir sûre nâzil oldığı zamân biri birilerine bakıyorlar ve: "Kimse bizi görmüyor mı?" diyerek arkalarını dönüb gidiyorlar. Allâh ânların kalblerini çevirir çünki hakkı anlamıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ne zaman bir sûre indirilse, “Sizi biri görüyor mu?” diyerek birbirlerine bakarlar, sonra sıvışıp giderler. Anlamamakta direndikleri için Allah da onların kalplerini haktan çevirmiştir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman, (göz kırpıp alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne zaman bir sure inse, "Kimse sizi görüyor mu," diye bakışırlar. Sonra da dönüp giderler. Anlamaz bir topluluk olduklarından ALLAH kalplerini çevirmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Aleyhlerinde bir sûre indirilince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir Sûre indirildimi sizi birisi görüyormu? «diye birbirlerine göz ederler, sonra» sivişir giderler, Allah kalblerini burkmuştur, çünkü bunlar Fıkhı istemez kimselerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Munâfıkların durumunu bildiren) bir sûre geldiği zaman (rezil olmak korkusuyla) birbirlerine bakarak: “Sizi birisi görüyor mu?” (diye işaretleşirler ve) sonra da (Peygamberin huzurundan) sıvışıp giderler. (Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr ettikleri için) Allah onların kalplerini (cüz’î irâdeleri ile kendilerinin tercih etmiş olduğu) sapkınlık üzere bırakmıştır. Onlar (hakikati) anlamayan bir topluluktur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman: “Sizi gören var mı?” diye birbirlerine bakar, sonra da dönüp giderler. Allah, onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar, düşünmeyen bir halktır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Aleyhlerinde) bir sûre indirilince birbirine bakarlar da «Sizi bir kimse görmüyor mu?» (diye de endîşe ederler) ve sonra (rüsvay olmakdan korkarak sıvışıb) giderler. Allah onların gönüllerini ters çevirmiş. Çünkü onlar öyle bir kavimdir ki iyice anlamazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (haklarında) bir sûre indirildiği zaman, birbirlerine (göz kırparak)bakıp: “Sizi birisi görüyor mu?” (derler), sonra da savuşurlar. Gerçekten onlar (hakkı birtürlü) anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalblerini (küfürleri sebebiyleîmandan) çevirmiştir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir sûre indirildiği zaman, (göz kırpıp alay ederek) birbirlerine bakar, (çevreden) sizi birisi görüyor mu? (diye sorarlar,) sonra da (o meclisten sıvışıp) giderler. (İşte bunlar Hakkı) anlamak istemeyen bir toplum olmalarından dolayı, Allah da onların kalblerini (gönül, duygu ve düşüncelerini inanıp hidayete erenlere has kıldığı lütfu kereminden) çevirir. *
(*) Not: Mevcut meallerde ‘’ Allah onların kalblerini imandan veya haktan çevirmiştir’’ şeklindeki ifadeler yanlıştır. Çünkü yüce Allah hiçbir kimseyi imandan ve haktan çevirmez, haşa yüce Allah bunu yapıyorsa, insanları iman ve hidayete davet etmek için neden elçiler ve kitaplar gönderiyor? Hâlbuki onlar inanmak ve anlamak istemedikleri için Allah’da onların gönüllerini kendi rahmetinden çevirir ve onları muzdarip yapar. Zaten onlar kendi iradeleriyle haktan ve imandan yüz çevirirler, onları imandan çeviren yüce Allah değildir. Ama Allah yaptıklarına karşılık ceza olarak onların gönüllerini kendi rahmetinden çevirir ve onları huzursuz yapar. {صرف الله قلوبهم} يعني عن رحمته عقوبة لهم (التبيان الجامع لعلوم القرآن) {صرف الله قلوبهم} عن الفوائد التي يستفيدها المؤمنون والسرور بها وحرموا الاستبشار بتلك الحال. وقيل: معناه صرف الله قلوبهم عن رحمته وثوابه عقوبة لهم على انصرافهم عن الإيمان بالقرآن وعن مجلس النبي صلى الله عليه وسلم (مجمع البيان في تفسير القرآن) وقيل المعنى،: أنه: صرفهم عن الألطاف التي يختص بها من آمن واهتدى (التفسير الكبير) قال القاضي: ظاهر الآية يدل على أن هذا الصرف عقوبة لهم على انصرافهم، والصرف عن الإيمان لا يكون عقوبة، لأنه لو كان كذلك، لكان كما يجوز أن يأمر أنبياءه بإقامة الحدود، يجوز أن يأمرهم بصرف الناس عن الإيمان. وتجويز ذلك يؤدي أن لا يوثق بما جاء به الرسول. ثم قال: هذا الصرف يحتمل وجهين: أحدهما: أنه تعالى صرف قلوبهم بما أورثهم من الغم والكيد. الثاني: صرفهم عن الألطاف التي يختص بها من آمن واهتدى. (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) فى قوله {صَرَفَ اللهُ قُلُوبَهُمْ} وهو إِخبار من الله عز وجل لا دعاء لأَن الله لا يدعو لأَنه المالك لكل شى( تيسير التفسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ne vakit bir sure indirilse birbirlerine bakıyorlar. “Sizi herhangi birisi görüyor mu?” diyerek çekip giderler. Allah onların kalplerini, bu inen sureleri anlamaktan uzaklaştırıyor, çünkü onlar anlamak istemeyen bir topluluk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir sure bildirilince de biribirine de bakıp derler: "Sizi gören var mı?" sonra da savuşup giderler. Allah onların yüreklerini burkmuştur. Çünkü onlar kavramıyanlar takımıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ayıplarını bildiren bir sûre inzal olundu mu onlar birbirlerine bakarlar [³]. Acaba sizi müminlerden biri görüyor mu derler [⁴]. Sonra dönüp giderler. Allah onların kalplerini doğrudan dönüştürmüştür. Çünkü onlar onlar bir kavim değillerdir.
[3] Utandıklarından veya istihza ederek birbirlerine işaret ederler. [4] Çünkü görürlerse mescitten çıkamayız veya bize mazarrat gelir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman onlar birbirlerine bakarlar: “Sizi biri görüyor mu?” der sonra da çekip giderler. Şüphesiz onlar, anlamayan bir toplum [kavm] olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bir sure indirilince (korkularından), “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine bakarlar da (görmediklerinden emin olduktan hemen) sonra sıvışıp dönerler. Anlamaz bir topluluk oldukları sebebiyle, Allah onların kalplerini (imandan) döndürmüştür.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ne zamanbir sûre indirilse, birbirlerine göz ucuyla bakarlar, sonra da “Sizi bir gören var mı? diyerek, güya kimseye hissettirmeden oradan uzaklaşırlar. Bunun üzerine; Allah da onların kalplerini imandan uzaklaştırır; çünkü onlar, hakîkati anlamaya niyeti olmayan kimselerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir sûre indirildiği zaman birbirine baktılar: -“Sizi hiçbir kimse görüyor mu?” (dediler). Sonra dönüp gittiler. Anlamaz bir kavim olmaları sebebiyle Allah onların kalblerini döndürdü.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Evet bir sûre indirildi mi birbirlerine bakıp " Sizi gören oldu mu ?" diye soruyor, sonra da çekip gidiyorlar. Allah, görüş mesafelerini daralttığı için algılayamıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bir sure gönderildiği zaman; "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine kaş göz ederler. Sonra sıvışıp giderler. Böylece Allah’ın sure göndermediğini, görünmeyen bir Allah’ın olmadığını vurgulamak isterler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini hidayetten çevirmiştir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bir sure indirildiği zaman “(Çevreden) sizi birisi görüyor mu?” diye (sorar gibi) birbirlerine bakar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir topluluk oldukları için Allah da onların kalplerini (gerçeklerden) uzaklaştırmıştır. [*]
Burada anlamayan bir topluluk olmak “sebep”, kalplerinin gerçeklerden uzaklaştırılması ise “sonuç”tur. Yani bu kişilere herhangi bir haksızlık yapılmış değildir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Aleyhlerinde bir sûre indirilince de birbirlerine (alay ederek) bakar ve: “Sizi birisi, görüyor mu?” diye sorarak¹ sıvışır giderler. Allah onların kalplerini, anlayışsız bir topluluk olmalarından dolayı (îmandan) uzaklaştırmıştır.
1 Yaptıkları münâfıklıkları Peygambere ve Müslümanlara haber veren bir sûre indirilince de; sanki onların bu yaptıklarını Allah bilmiyormuş görüntüsü vererek, “yoksa biz konuşurken, bizi bir dinleyen mi oldu?” derler. Böylece Allah’ı ve Onun her şeyi hakkıyla bildiğini, inkâr ederler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Öyle ki,) ne zaman bir sure indirilse, “Kalplerinizde olanı bilebilecek biri mi var?” ¹⁶⁸ [der gibi] birbirlerine bakıyor, sonra da dönüp gidiyorlar. (Oysa) Allah döndürmüştür onların kalplerini [haktan], çünkü onu kavrayamayacak bir topluluktur onlar. ¹⁶⁹
168 Lafzen, “Sizi gören biri mi var” -bununla Allah’ın var olmadığını îma etmiş oluyorlar.169 Karş. 8:55.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ne zaman bir sure indirilse, birbirlerine bakarak ‘Sizi bir gören oluyor mu?’ deyip sıvışıp gidiyorlar. Onlar hakkı anlamaya yanaşmayan bir topluluk oldukları için Allah’ın emirlerine kalplerini kapatmışlardır. 5/49, 6/35, 10/101
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de, ne zaman bir sûre indirilse; “Sizi görecek biri mi var ki?!”[¹⁵⁵⁹] (der gibi) birbirlerine bakıyorlar, peşinden de dönüp gidiyorlar. Allah onların kalplerini (haktan) döndürmüştür; çünkü onlar anlayışsız bir topluluktur.
[1559] Nifak’ın en temelinde her şeyi gören bir Allah tasavvurunun olmayışı yatar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Aleyhlerinde (yaptıkları kötülükleri ortaya çıkaran) bir sure indirildiği zaman, birbirlerine bakıverirler de "Çevreden sizi kimse görüyor mu?" derler, kuşkuya kapılırlar (müminlerden kendilerini gören yoksa, aleyhlerindeki beyanları dinlememek için) oradan sıvışıp giderler. Allah, (küfür ve nifakta direndikleri için) onların kalplerini (imandan küfre) çevirmiştir, bu yüzden gerçekleri dinleyip gereken ibreti alma şuurundan yoksun kalan bir kavim olmuşlardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Bir sûre indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve her ne zaman bir sûre indirilince bazıları bazılarına bakıverirler, sizi bir kimse görüyor mu diye endişede bulunurlar. Sonra da savuşup giderler. Allah Teâlâ onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar öyle bir kavimdirler ki, güzelce anlayamazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Aleyhlerinde bir sûre indirilince göz kırpıp alay ederek birbirlerine bakar, sonra “Acaba bizi gören biri var mı? ” diye endişe ile bakınır, gören biri yoksa hemen sıvışır giderler. Anlamaz bir topluluk olduklarından, (onlar nasıl iman ve Kur'ân meclisinden uzaklaşıp gidiyorlarsa), Allah da onların kalplerini imandan uzaklaştırır. [74, 49 - 51; 70, 36-37; 61, 5]
Kur’ân’dan indirilen yeni bölümleri Hz. Peygamber (a.s.) bir hutbe tarzında müminleri toplayıp okurdu. Münafıklar, zevahiri kurtarmak için toplantıda bulunduklarından, sıkılarak otururlar, geldiklerini ispatladıktan sonra sıvışıp gitme yolları ararlardı. Önlerine konan bu devletin, bu muazzam feyiz kaynağının kıymetini bilmediklerinden, Allah da onları bu hidâyetten mahrum bıraktı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir sure indirildiği zaman: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvışırlar. Anlamaz bir topluluk oldukları için Allah onların kalblerini çevirmiştir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir sûre nâzil oldukda (Bunda kendi mu'âyebelerinden bir şey olmasından korku ile) kendilerini kimse görmüyor mı diye birbirlerine bakarlar, sonra da sıvışub giderler. Allâh Te'âlâ onların kalblerini doğrıdan çevirmişdir. Onlar fehm ve idrâkden mahrûm bir kavimdirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir sure indirilince biri diğerine bakar “Gören biri var mı?” der, sonra da dönüp giderler. Allah da onların kalplerini döndürür. Çünkü onlar, anlayışsız bir topluluktur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir sûre inince, -Sizi bir kimse görüyor mu? diye birbirlerine bakarlar. sonra dönüp giderler. Allah, anlayışsız bir topluluk oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) uzaklaştırmıştır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir sûre indirildiğinde, “Bizi gören var mı?” diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışırlar. Onlar öylesine bir anlayışsızlar güruhudur; onun için de Allah onların kalplerini haktan uzaklaştırmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir sure indirildi mi "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışıp giderler. Allah, kalplerini yamultmuştur. Çünkü gereğince anlamayan bir topluluktur bunlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim indürinildi bir sūret baķdı bir niceleri bir niceye. “görür mi sizi men āḥad andan döndiler döndürdi Tañrı göñüllerini andan ötürü kim bayıķ anlar añlamazlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan bir sūre inse biri birine baḳar, masḫaralıḳ eylemek bile eydürler:Sizi kimse görür mi gitseñüz? dirler. Andan durup giderler. Ṣarf eyledi TañrıTa‘ālā yüreklerini īmāndan. Anuñ‐çun ki anlar bir ḳavmdür ki.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Münafiqlərin yaramaz işlərindən, qəbahətlərindən xəbər verən) bir surə nazil edildiyi zaman bir-birinə baxıb: “(Müsəlmanlardan) sizi görən varmı?” – deyə soruşur, (görən yoxdursa) dönüb aradan çıxırlar. Onlar (haqqı) anlamaz bir tayfa olduqları üçün Allah da ürəklərini (imandan, xeyirdən) döndərmişdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And whenever a surah is revealed, they look one at another (as who should say) : Doth anybody see you? Then they turn away. Allah turneth away their hearts because they are a folk who understand not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Whenever there cometh down a Sura, they look at each other, (saying), "Doth anyone see you?" Then they turn aside: Allah hath turned their hearts(1378) (from the light); for they are a people that understand not.
1378 Even the Unbelievers, in their hearts and conscience, feel uncomfortable when they turn aside from Faith and Truth, and therefore their turning aside is figured by furtive glances, such as we may suppose literally to have been cast by the Hypocrites in the assemblies of the Holy Prophet. Then they slink away feeling superior in their minds. And yet, if they only knew it, their contumacy deprives them of Allah's grace and light. They are turning Grace away, and when Allah withdraws it altogether, they perish utterly.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا مَٓا
ve ne zaman ki
اُنْزِلَتْ
indirildi
سُورَةٌ
bir sûre
نَظَرَ
baktı
بَعْضُهُمْ
bazıları
اِلٰى بَعْضٍۜ
bazısına
هَلْ يَرٰيكُمْ
sizi görüyor mu
مِنْ اَحَدٍ
bir kimse
ثُمَّ
sonra
انْصَرَفُواۜ
sıvışıp gittiler
صَرَفَ
çevirmiştir
اللّٰهُ
Allah
قُلُوبَهُمْ
kalplerini
بِاَنَّهُمْ
çünkü şüp-hesiz onlar
قَوْمٌ
bir ka-vimdir ki
لَا يَفْقَهُونَ
fıkhetmiyorlar
Bir de ne zaman bir sûre indirilse onlardan bazısı bazısına (göz kırparak) bakıp, "(çevreden) sizi birisi görüyor mu?" (derler), sonra da sıvışıp giderler. Şüphesiz onlar, fıkhetmeyen (apaçık ortada olan hakikati düşünüp idrak etmeyen) bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
سُورَة
İsim
س و ر
Sûre
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِنْصَرَفَ
Fiil-VII
ص ر ف
Sıvışıp gitti
صَرَفَ
Fiil-I
ص ر ف
Çevirdi, uzaklaştırdı, döndürdü, yöneltti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı