close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 117. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lekad tâba(A)llâhu ‘alâ-nnebiyyi velmuhâcirîne vel-ensâri-lleżîne-ttebe’ûhu fî sâ’ati-l’usrati min ba’di mâ kâde yezîġu kulûbu ferîkin minhum śümme tâbe ‘aleyhim(c) innehu bihim raûfun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, Peygamberi ve içlerinden bir bölüğünün gönlü nerdeyse imandan dönecekken güçlük anında Peygambere uyan muhacirlerle ensarı tövbeye muvaffak etti ve onların tövbelerini kabul eyledi. Şüphe yok ki o, onları fazlasıyle esirger, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun Allah; Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe (ile Rablerine yönelme duygusu) ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi neredeyse kaymak ve caymak üzereyken- güçlük saatinde (zorluk-darlık vaktinde) Ona (Resulüllah’a) tâbi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok Şefkatlidir, çok Esirgeyicidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, mü'minlerden bir kısmının, kalpleri kaymak üzereyken Allah, peygamberi sıkıntılı bir zamanda, O'na uyan muhacirleri ve ensarı affetti sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü o Allah, gerçekten mü'minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, peygamberin ve en zor gününde peygambere uyan, özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için yollara düşen Muhacirler'le Ensar'ın tevbesini kabul etti. İçlerinden bir kısmının düşünceleri, kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, Allah günah işlemekten vazgeçme, kendisine itaate yönelme, tevbe nasibetti de, lütfedip tevbelerini kabul buyurdu. Allah, onlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki, Allah, Peygamberin ve içlerinden bazılarının kalplerinin neredeyse kayacak duruma gelmesinin ardından o zorluk anında ona uyan muhacirlerle ensarın tevbelerini kabul etmiştir. Sonra (yine) tevbelerini kabul etti. Allah onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun Allah, Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereykenona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
And olsun ki, Allah, Peygambere ve o güçlük saatinde (Tebuk savaşında çekilen sıkıntı ve mahrumiyet günlerinde) ona uyan Muhacir'lerle Ensar'a lütfetti; öyle ki, içlerinden bir kısmının kalbleri az daha eğilecek gibi olmuş iken, sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü, O, çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz Allah, Peygamberi, Muhacir ve Ensarı bağışladı. Onlar ki, kendilerinden bir grubun kalbi kayacak gibi olduktan sonra da zor bir zaman içinde Peygamber’e uydular. İşte Allah, onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, onlara çok acıyan ve şefkat edendir.
[Burada Peygamber ile Ensar ve Muhacirlere isnad edilen suç, beşeriyet icabı olan eksikliklerdir. Örneğin; münafıklara karşı sessiz kalmaları.. Yoksa bu suç, bildiğimiz büyük günahları işledikleri manasında değildir.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki Allah, Peygambere, içlerinden bir grubun gönülleri az kalsın eğrilmek üzere iken dar zamanda ona tâbi olan muhacirlere ve ensara yöneldi. Sonra onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onları affedendir; onlara merhamet edendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah, hem peygamberle, hem de içlerinden birtakım kimselerin gönülleri kaymak üzere iken güçlük deminde, ona uyan göçmenlerle, yardımcıların tövbelerin onayladı, sonra da, onları bağışlamıştır, gerçek Allah onlara esirgeyici, yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki Allah, nebinin ve o zor anda onun peşinden giden muhacirlerle Ensar'ın tevbelerini kabul etti. O sırada onlardan bir grubun kalpleri kaymanın eşiğine gelmişti. Arkasından O, onların tevbelerini de kabul etti. Çünkü O, onlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
Ayette geçen; “tevbelerini kabul etti” ifadesi, Hz. Peygamber’in ve onunla beraber bulunan Müslümanların günah işledikten sonra tevbe ettikleri anlamına gelmez. Çünkü tevbe etmek için illa da günah işlemek gerekmiyor. Daha uygun olanı yapamamaktan, daha güzel ve daha şuurlu ibadet edememekten, Allah’a ve O’nun Kitabına karşı gösterilmesi gereken sadakati ortaya koyamamaktan dolayı da tevbe edilir.“Onlardan bir grubun kalpleri kaymanın eşiğine gelmişti” ifadesi, Hz. Peygamber’in Tebük seferine katılma çağrısına, haklı mazeretleri olmadığı halde sadece mevsimin sıcaklığını ileri sürerek olumlu bir tepki göstermeyen, sonra da pişmanlık duyup tevbe eden bir kısım mü’minler için söylenmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh rasûlün münâfıklara geride kalmasına izin virdiğini ve kederli zamânında içlerinden bir çoğının za’fa dûçâr olmak üzere bulundığını bilür. Muhâcir ve ensârı tevbelerinden dolayı ’afv itdi. Çünki lütufkâr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şu bir gerçek ki Allah, peygambere ve o sıkıntılı zamanda, içlerinden bir grubun moralleri bozulmaya yüz tuttuktan sonra bile ona bağlılıklarını koruyan muhacirlere ve ensara lütfuyla muamele etti ve sonra da tövbelerini kabul etti. Allah onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.  
 Peygamberimiz Tebük seferine çıkarken, münafıklar gelip yalandan özür beyan ederek izin istediler, o da onlara izin verdi. Bu hususta 43. âyet indi ve Allah Teâlâ Peygamber’i ikaz etti. Münafıkların propagandasına aldanan bazı müslümanların da kalbine tereddüt düşmüştü. Sonradan onlar da tevbe ettiler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH, peygamberin, göç edenlerin ve yardım edenlerin tevbesini kabul etmiştir. Onlar, içlerinden bir bölümünün neredeyse kalplerinin kaydığı güç anda onu izlemişlerdi. Sonra onların yönelişini (tevbesini) kabul etti. O, onlara karşı çok Şefkatlidir, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanına kasem olsun ki Allah yine lûtfetti Peygambere ve o güçlük saatinde ona ittiba' eyleyen Muhacirîn ve Ensara ki içlerinden bir kısmının kalbleri az daha eğilecek gibi olmuş iken sonra kendilerine tevbelerinin kabulile iltifat buyurdu, hakıkat o, onlara rauftur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, Allah, (Tebûk seferine katılmamak için mazeret uydurup, Allah adına yemin edenlere izin vermesinden dolayı) peygamberini suçsuz bulmuştur. (Tebûk seferinde çekilen sıkıntı ve mahrumiyet günlerinde) ona (Peygambere) uyan muhâcirlerle ensâra lütfetti, öyle ki, içlerinden bir kısmının kalpleri az daha (haktan) eğilecek gibi olmuş iken, sonrasında (pişman olarak yapmış oldukları) tövbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz Allah, onlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tevbelerini¹ kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Yaptıkları yanlıştan vazgeçmelerini kabul ederek, hak ettikleri ödülü verdi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki Allah, peygamberini (muhaarebeden geri kalanlara izin verildiğinden dolayı afvetdiği gibi) içlerinden bir takımının gönülleri hemen hemen eğrilmek üzere iken güçlük zamanında ona (o peygambere) tâ'bi' olan Muhacirlerle ensaarı da tevbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların (bu) tevbelerini kabul eyledi. Çünkü O çok esirgeyici, çok bağışlayıcıdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki Allah, (Tebük Seferine katılmayanlara izin vermesinden dolayı)peygamberi(ni affettiği gibi), o güçlük zamânında ona tâbi' olan Muhâcirlerle Ensârı da,içlerinden bir kısmının kalbleri nerede ise eğrilmek üzere olmasının ardından tevbeye muvaffak eyledi.(3) Sonra da onların tevbelerini kabûl buyurdu. Çünki O, onlara karşı Raûf(çok şefkatli olan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(3)Tebük Seferinde, İslâm Ordusu gāyet boğucu bir sıcakta ve büyük zahmetler içinde Şam’a hareket etmişti. O kadar ki, gāzilerin naklettiklerine göre, iki kişi bir hurmayı paylaşıyor, on kişiye bir deve düşüyor ve ona nöbetle biniyorlardı. İslâm târihine “Zorluk Seferi” olarak geçen bu Tebük Seferinde, tahammülü aşan sıcaklar ve sıkıntılar yüzünden, içlerinden bir tâife artık dayanamayıp geri dönmek istemiş ise de, hemen pişmân olup tevbe etmişlerdi. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 320)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz Allah, Peygamberi (sefere katılmak istemeyenlerin ileri sürdükleri mazeretlerinin geçerli olup olmadığını araştırmadan hemen onlara izin verdiği için) affettiği gibi, onlardan bir grubun kalpleri (akılları) neredeyse kayacak gibi olduktan sonra (bunca zorluklara göğüs gererek), o güçlük anında, Peygambere tâbi oımuş Muhacirlerle Ensarı da tövbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların bu tövbelerini kabul etti. Allah, iman edenlere karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir. *
(*) Lafzen, “onlardan bir grubun kalpleri neredeyse [Din’den] kayacak gibi olduktan sonra”: Bu ifade, önce, Hz. Peygamber Tebük seferine çıkacağı zaman o’nun sefere katılma çağrısına, haklı mazeretleri olmadığı halde olumlu bir tepki göstermeyen, sonra da pişmanlık duyup tövbe eden bir kısım mümine ilişkindir. (M. Esed Meali Tevbe-117. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, peygamberin, Allah için hicret edenlerin ve zor anlarında onlardan bir gurubunun neredeyse kalplerinin kayacağı, Allah’ın elçisine tabi olmuş ensar’ın da tövbelerini de kabul etti. Sonra da onlara azap etmekten vaz geçti. Çünkü O, onlara çok şefkatli ve merhametli olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Allah peygamberin, içlerinden bir kısmının da gönlü kaymak üzere iken güçlük sırasında kendisine uyan göçmenlerle Ensar’a tövbe ettirdi. Sonra da onların tövbelerini onadı. Çünkü Allah acıyıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Allah, peygamberin [²] ve içlerinden bir takımının gönülleri yanılmak üzere iken güçlük vaktinde [³] ona tâbi olan Muhacirin ve Ensarın [⁴] tövbesini kabul etmiştir, yine bunların tövbesini kabul etmiştir [⁵]. Çünkü Allah onlar hakkında pek ziyade esirgeyici, bağışlayıcıdır.
[2] Münafıklara izin verdiğinden dolayı.[3] Tebük gazvesinde.[4] Pek gitmek istemeyenlerin.[5] Yahut Allah peygamberin tövbesini kabul etti, yanılmak üzere olan Muhacirin ve Ensar'ın da tövbesini kabul etti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah, peygamberin (savaş kaçkınlarına verdiği izinden dolayı) ettiği tevbeyi kabul etti. Ayrıca (münafıkların fitneleriyle) nerdeyse kalpleri bozulup kaymak üzereyken, o zor vakitte peygambere tabi olan Muhacir ve Ensar’ın da tevbelerini kabul etti. Muhakkak ki O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz Allah, bir kısmının kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra peygambere ve o güçlük anında ona uyan muhacirlere ve Ensar'a teveccüh etti de ardından tövbelerini kabul buyurarak kendilerine iltifatta bulundu. Gerçekten de O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç kuşkusuz Allah, savaşa katılmak istemeyen münâfıklara kolayca izin vermekle hatâ eden Peygamberi ve Tebük seferinin yaşandığı o sıkıntılı anlarda, içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak üzereyken, bunca zorluklara göğüs gererek Peygamberin izinden hiç ayrılmayan muhacirleri ve ensarı bağışlamıştır. Allah, müminlere karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Allah Nebiyy’e, bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Zor zamanda ona uymuş Ensâr’a ve Muhacirler’e tevbe kabul etti; yine de onlara tevbe kabul etti. O, onlarla ilgili rahîm raûfdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, peygamberin, muhacirlerin ve Ensârın tüm seferî falsolarını affetmiştir, Sıkıntılı sefer hengamesinde onun saflarında yer alanların tövbelerini de kabul etmiştir. Hattâ sıkıntıdan neredeyse sefere katılmama tehlikesi atlatmış kalplerin de tövbelerini kabul etmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı son derece duyarlı ve sevgi doludur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Nebi ile Allah yolunda mücadele verirken kalpleri eğrilmeğe yüz tutan, sonra sıkıntılı zamanlarda Nebi’ye ve Müminlere yardım eden, yaptıkları hatalardan dolayı pişmanlıkla tövbe edenlerin tövbesi kabul edilmiştir. Allah kendisine pişmanlıkla yaklaşarak tövbe edenleri kabul eder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Allah içlerinden bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber’in ve güçlük zamanında ona uyan [muhacir]lerin ve [ensar]ın tevbesini kabul etmiştir. [*] Sonra da onların tevbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Hz. Muhammed’in yaptığı “izin verme hatası”nın sonucunda, bazı müminlerin kalplerinde Tebük Gazvesi’ne karşı bir isteksizlik hissi gelmiş olabilirdi. Bundan dolayı, Yüce Allah hem Hz. Muhammed’in hem de o sahâbîlerin bu kusurunu affettiğini söylemiş olabilir. Ayrıca, insan, ömrü boyunca, ister küçük günahlar kabilinden olsun, ister daha öncelikli olanı terk etmek türünden olsun, birtakım hatalardan kurtulamaz. Bu nedenle, başta Hz. Muhammed olmak üzere, diğer müminler, güçlüklerine ve yorgunluklarına katlanıp, mevsim sıcaklığı ve meyve hasadı zamanı oluşu gibi çeşitli mazeretlere ve sıkıntılara karşı direnç göstererek bu Gazve’ye katılmakla Yüce Allah’ın lütfuna mazhar oldukları ve işledikleri hataların bağışlandığı, çünkü bu büyük fedakârlığın onların diğer hatalarının kefaretini oluşturduğu da düşünülmelidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki Allah, Peygambere ve o en zor günde¹ ona uyan Muhâcirlere ve Ensâra tevbe nasip etti.² O zaman onların içlerinden bir kısmının, kalpleri kaymağa yüz tutmuş iken tevbelerini kabul etti. Çünkü Allah çok acıyan, merhamet edendir.
1 Usret: Darlık, şiddet ve yokluk demektir. “Sâat-i usret” zorluk anı veya vakti demektir ki, “Onlar, size hem üst tarafınızdan, hem de aşağı tarafınızdan saldırıya geçince, gözlerin feri kaybolmuş, yürekler ağızlara gelip dayanmış ve aklınıza Allah hakkında (birtakım) düşünceler gelmeye başlamıştı.” (Ahzab: 10) buyurulan “Hendek gününe” ve daha başka sıkıntılı günlere işaret olabilirse de burada asıl maksat “Tebük Seferi” sırasında çekilen sıkıntılar, özellikle bu seferin en sıkıntılı günü hakkındadır. Nitekim Tebük Seferi’ne çıkan orduya “Güçlük Ordusu” adı verilmiştir. Bunun hakkında Peygamber (s.a.v): “Güçlük ordusunu kim donatırsa kendisine cennet vardır.” buyurmuştur. 2 Allah’ın kullarına tevbesi: “tevbe nasip etmek ve tevbelerini kabul etmek” anlamını ifâde eder. Buna göre bu âyette “Allah’ın peygambere tevbesi” Tevbe: 43. ayette geçen “Allah senin (geçmiş-gelecek) bütün günâhlarını bağışladı. Sen kimin doğru söylediği tam belli olmadan, yalancıların kimler olduğunu iyice bilmeden, onlara niçin izin verdin?” âyetinin içeriğine bir cevap olduğu gibi, Muhacirler’e ve Ensar’a tevbesi ise, yine daha önce Uhud ve Huneyn savaşlarında yaptıkları dikkatsizlik ve tedbirsizlik hakkında da olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, Allah acıması-esirgemesiyle Peygamber’e ve sıkıntılı bir zamanda -hem de içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak üzereyken- ¹⁵² ona bağlı kalıp zulmün ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenlere ve Din’e sahip çıkıp ona kol kanat gerenlere ¹⁵³ teveccüh etti. Sonra, bir kere daha: ¹⁵⁴ acıması-esirgemesiyle [Allah] onlara teveccüh etti. Çünkü O, gerçekten onlara karşı çok merhametli ve çok şefkatlidir.
152 Lafzen, “onlardan bir grubun kalpleri neredeyse [Din’den] kayacak gibi olduktan sonra”: Bu ifade, önce, Hz. Peygamber Tebük seferine çıkacağı zaman o’nun sefere katılma çağrısına, haklı mazeretleri olmadığı halde olumlu bir tepki göstermeyen, sonra da pişmanlık duyup tevbe eden bir kısım mümine ilişkindir.153 Bkz. yukarıda 132. not.154 Bkz. 6. sure, 31. not. Zemahşerî ve Râzî’ye göre buradaki sümme takısı bizim verdiğimiz anlamdadır ve “Allah, merhametiyle Peygamber’e ve sıkıntılı bir zamanda o’na bağlı kalanlara teveccüh etti” ifadesini pekiştirmek için kullanılmıştır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, Nebi’nin, tövbesini kabul ettiği gibi o seferin en zor saatlerinde içlerinden bir grubun kalplerinin kaymaya meylettiği bir anda Nebi’ye bağlılık gösteren muhacirin ve ensarın tövbelerini de kabul etti. Sonra onlara rahmet ve mağfireti ile yöneldi. Zira Allah onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. 3/172, 33/9-11-21...23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU şu ki: Allah, nebinin tevbesini kabul ettiği gibi, içlerinden bir kısmının kalplerinin kaymaya yüz tuttuğu bir durumun ardından, (zorluk demlerinde nebiyi izleyen) muhacirlerin ve zorluk demlerinde kendi imkânlarını onlarla paylaşan Ensar’ın, tevbelerini de kabul etti. Evet,[¹⁵⁴⁸] onların tevbelerini kabul etti; çünkü O’nun sınırsız şefkat ve merhameti, onları da kuşatır.
[1548] Summe edatına, bu tür tekrarlarda verilebilecek en doğru karşılık bu olsa gerektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki Allah, (Tebük savaşının) en zor demlerinde, (münafıkların geride kalmalarına izin verdiğinden dolayı) Peygamberi affettiği gibi, içlerinden bir takımının gönülleri kayarak savaşı terk edecekleri sırada pişman olarak Peygambere tabi olan Muhacirin ve Ensar'ı da affetti ve onların tevbelerini kabul etti. Şüphe yok ki Allah onlara karşı çok şefkatli ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz Allâh, nebinin ve o güçlük sâ’atinde ona uyan Muhâcirlerin ve Ensârın tövbesini kabul etti. O’na tabi olanlardan bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kasem olsun ki Allah Teâlâ, Peygambere ve o güçlük saatinde O'na tâbi olan muhacirler ile ensâra tevbe nasib etti. Onlardan bir zümrenin kalpleri az kalsın ezilecek bir hale geldikten sonra tevbelerini kabul buyurdu. Şüphe yok ki, onların hakkında O, çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah, Peygamberini savaşa katılmayanlara izin verdiğinden ötürü affettiği gibi, içlerinden bir kısmının kalpleri kaymaya yüz tutmuşken, o güçlük anında, Peygambere tâbi olan Muhacirlerle Ensarı da tövbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların bu tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı raûfdur, rahîmdir (pek şefkatli ve pek merhametlidir).
Başlangıçta kritik bir anda savaşa çıkmaya pek arzulu olmadıkları halde, nefislerinde gerçekleştirdikleri mücahede sonucunda, zaaflarını aşan sahabîlere işaret edilmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun Allah, Peygamberi ve o güçlük sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Tahkîk Allâh Nebî'nin 'usret vaktinde ona tâbi' olan muhâcirîn ve ensârın, onlardan bir fırkanın kalbleri kaymak üzere oldukdan sonra tevbelerini kabûl buyurdı. Allâh mü'minlere fevkal'âde şefkat ve merhamet idicidir. [¹]
[1] Vakt-i 'usretden maksad Tebük gazvesidir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, nebinin tevbesi ile zor zamanda ona uyan Muhacir ve Ensârdan kalbi kaymak üzere olan bir bölüğün tevbesini kabul etti. Onların tevbesini kabul etti çünkü Allah, onlara karşı çok merhametlidir, ikramı da boldur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, Peygamberin, muhacirin, ensarın; sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan kimselerin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamberin ve güçlük ânında ona uyan Muhacir ve Ensarın tevbelerini Allah kabul etti. O güçlük ânında onlardan bir kısmının kalpleri yılgınlığa düşmek üzereydi; fakat Allah onlara tevbe nasip etti. Şüphesiz ki Allah onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, Allah, içlerinden bir grubun kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra, peygambere ve o güçlük saatinde ona uymuş olan Muhacirlerle Ensar'a tövbe nasip etmiş, sonra da onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü onlara karşı Raûf ve Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ tevbe virdi Tañrı peyġamber’e daħı muhācırlara daħı enśara anlara kim uydılar aña duşħarlıķ vaķtında andan śoñra kim yaķın oldı kim egile göñülleri bir bölüġüñ anlardan andan tevbe virdi anlara [103a] bayıķ ol bulara mihrubāndur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ tevbesin ḳabūl eyledi Tañrı Ta‘ālā nebīnüñ, daḫı muhācirlerüñ, daḫıenṣārlaruñ ki uydılar nebīye ṭarlıḳ vaḳtında, yaḳın olduḳdan ṣoñraşek düşmek yüreklerine anlar nicesinüñ. Andan ṣoñra tevbelerin ḳabūl itdi,Tañrı Ta‘ālā anlara raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah (müsəlmanlardan) bir qismini ürəyi (şəkk-şübhəyə düşüb Peyğəmbərdən və cihaddan) dömək üzrə ikən Peyğəmbərə, çətin saatda onun arxasında gedən mühacirlərə və ənsara tövbə nəsib etdi. Sonra da onların tövbələrini qəbul buyurdu (onları bağışladı). Çünki O, həqiqətən, onlara qarşı çox şəfqətli, çox rəhimlidir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah hath turned in mercy to the Prophet, and to the Muhajirin and the Ansar who followed him in the hour of hardship. After the hearts of a party of them had almost swerved aside, then turned He unto them in mercy. Lo! He is Full of Pity, Merciful for them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah turned with favour to the Prophet, the Muhajirs,(1368) and the Ansar,- who followed him in a time of distress, after that the hearts of a part (1369)of them had nearly swerved (from duty); but He turned to them (also): for He is unto them Most Kind, Most Merciful.
1368 Cf. 9:100. The Muhajirs were the people who originally forsook their homes in Makkah and followed al Mustafa in exile to Madinah. The Ansar were the Madinah people who received them with honour and hospitality into their city. Both these groups were staunch supports of Islam, and proved their Faith by great sacrifices. But in the difficult days of the Tabuk expedition some of them, not perversely, but out of lethargy and human weakness, had failed to follow the standard. They were forgiven, and they afterwards acquitted themselves with zeal. 1369 Note that the "swerving from duty" was merely an inclination due to the weakness of human nature in the face of new difficulties; that it only affected a part of the men for a time; and that it was overcome even in their case by the grace of Allah, so that they all did their duty, and were freely forgiven their incipient weakness, which they conquered. There were three exceptions, which are referred to in the next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَقَدْ
andol- sun ki
تَابَ اللّٰهُ
Allah tövbe(yi nasip) etti
عَلَى النَّبِيِّ
nebîsinin
وَالْمُهَاجِر۪ينَ
ve muhacirlerin
وَالْاَنْصَارِ
ve ensârın
الَّذ۪ينَ
onlar ki
اتَّبَعُوهُ
ona tabi oldular
ف۪ي سَاعَةِ
zamanında
الْعُسْرَةِ
güçlük
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَا
o şe- yin ki
كَادَ
nerede ise
يَز۪يغُ
eğrile-
cekti
قُلُوبُ
kalpleri
فَر۪يقٍ
bir kıs- mının
مِنْهُمْ
onlardan
ثُمَّ
sonra
تَابَ عَلَيْهِمْۜ
tövbelerini kabul buyurdu
اِنَّهُ
şüphe- siz O
بِهِمْ
onlara karşı
رَؤُ۫فٌ
Raûf'tur
رَح۪يمٌۙ
Rahîm'dir
Andolsun ki Allah, (Tebük Seferi'ne katılmayanlara izin vermesinden dolayı) nebî(sini affettiği gibi), içlerinden bir kısmının kalpleri nerede ise eğrilmek üzere olmasının ardından o güçlük zamanında ona tabi olan muhacirlerle ensâra da tövbe(yi nasip) etti. Sonra da onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok Raûf'tur, Rahîm'dir (kullarına karşı şefkatle muamele eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
مُهَاجِر
Etken fiil-III
ه ج ر
Hicret edenler, muhacirler
نَصِير
İsim
ن ص ر
Nasîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kulundan yana olup hayırda kuluna her daim yardım eden demektir), yardımcı, ensâr
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
عُسْرَة
İsim
ع س ر
Zorluk, güçlük
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
زَاغَ
Fiil-I
ز ي غ
Eğrildi, kaydı, saptı
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
رَءُوف
İsim
ر ا ف
Raûf (Allah'ın esması, ismidir. Çok şefkatli olan demektir), çok şefkatli
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli