Şüphesiz, göklerin ve yerkürenin (bütün evrenin) egemenliği yalnızca Allah’ındır. O, hem hayatı bahşeder hem de ölümü gerçekleştirir. Ve Allah’ın yanı sıra sizin için ne bir veli (sahip, koruyucu) ne de bir yardımcı vardır. *
(*) Ayetlerde geçen (يُمِيتُ)’’ yumitü’’ kelimesini ‘’Allah öldürür’’ şeklinde çevirmek pek doğru değildir. Çünkü ‘’yumitü’’ nün anlamı, bünyeye zarar vermeden, bir cisimle vurmadan, fiziksel bir zarar vermeden sadece canı almak, ölümü gerçekleştirmek demektir. Yani bünyesine hiçbir fiziksel zarar vermeden eceli gelenenin canını yüce Allah alır, ölümünü gerçekleştirir. Ama ‘’öldürür’’ ifadesi (ki, Arapça da bunun karşlığı (يقتل)’’ yaktulü’’dür, (يمِيتُ)’’yumitü’’ değildir. Allah için kullanıldığı zaman sanki Allah da ona bir darbe indirerek, silah vb. bir şeyle vurarak öldürür anlamı çıkıyor. Oysa Allah öldürmez, ama bir şeyle vurmadan, bünyeye zarar vermeden ölüme hükümeder, canı alır, ölümü gerçekleştirir. İnsan ise, ancak bünyeye zarar vererek, bir cisim vurarak öldürür, yani ölümüne sebep olur. Bu nedenle öldürmek ifadesi Allah için kullunılmaz, insan için kullanılır. Ama maalesef neredeyse bütün meallerde Allah’ın bir sıfatı olan (يمِيتُ)’’yumitü’’kelimesi ‘’Allah öldürür’’ şeklinde çevrilerek, Allah’ın ölümü gerçekleştirme eylemi ile beşerin öldürme eylimi aynı anlama getirilmektedir. Oysa bu yanlıştır. Aşağıda (موت)’’mevt ile (قتل)’’katl’’ arasındaki anlam farkı detaylıca anlatılmaktadır.
الفرق بين الموت والقتل -- الموت: نفي الحياة مع سلامة البُنيَة، وهو عَرَضٌ يضاد الحياة مُضادة الروح ولا يكون إلا من فِعل الله.:اوالمُراد بنفي الحياة مع سلامة البنية: أي خروج الروح دون أن تُصاب البُنية الجسدية بأيّ عارضٍ خارجي أدّى إلى الموت أماالقتل: نَقضُ البُنية، ولا يُقال له قتلٌ إلا إذا كان مِن فِعل آدميٍّ أخر قام بهذا الفعل، فالقتل إماتة الحَركة، والقاتل هو المُسبب في الموت، والذي أَمَاتَ في الحقيقة فهو الله، وهذا الفرق بين الموت والقتل.