close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 115. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kâna(A)llâhu liyudille kavmen ba’de iż hedâhum hattâ yubeyyine lehum mâ yettekûn(e)(c) inna(A)llâhe bikulli şey-in ‘alîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, bir topluluğu doğru yola sevkettikten sonra sakınacakları şeyleri apaçık bildirinceye dek tekrar onları sapıklığa terketmez. Şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, bir kavme hidayet ettikten sonra, (bir elçi ve kitap gönderip) nelerden sakınacaklarını kendilerine açıklamadıkça (ve buna rağmen inkâra ve isyana kalkışılmadıkça) onları sapkınlığa terk edecek (ve cezalarını verecek) değildir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla Bilendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah doğru yola ilettikten sonra, ne gibi şeylerden sakınmaları gerektiğini bir topluma açıklamadıkça, onları doğru yoldan saptıracak değildir. Gerçek şu ki, Allah herşeyi aslıyla ve bütünüyle bilir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah bir kavme doğru yolu gösterdikten sonra, nelerden arınıp, nelerden korunacaklarını, hangi emirleri yerine getireceklerini, kime sığınacaklarını, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak nasıl şahsiyetli davranacaklarını, dinî ve sosyal görevlerinin nasıl bilincinde olacaklarını iyice açıklamadan onları başlarına buyruk hale getirecek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân tanıyacak bir sebep yaratmaz. Her şey Allah'ın ilmi, iradesi, planı dahilinde gerçekleşmektedir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah bir topluluğu doğru yola eriştirdikten sonra sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadan onları sapıklığa düşürmez. Muhakkak Allah her şeyi bilmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir topluluğa Allah, hidayet verdikten sonra, korkup-sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar, onları sapıklığa sürükleyecek değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah bir kavmi hidâyete (İslâma) ulaştırdıktan sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine açıklamadıkça, onları sapıklıkla sorumlu tutacak değildir. Muhakkak ki, Allah her şeyi kemâliyle bilendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken yasaları onlara açıklamadıkça, onları saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi çok iyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allah, her şeyi bilendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Sakınılacak şeyi belli etmedikçe doğru yola ilettiği ulusu Allah saptırmaz, Allah bilir her şeyi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, nelerden sakınacaklarını açıkça belirtmedikçe (günahları yüzünden) onları sapıklığa düşürmez (sorumlu tutmaz). Hiç kuşkusuz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh tarîk-i hidâyete sevk itdiği bir kavmi neden nehy olundığını beyân itmedikce muâhaze itmez. Allâh her şeyi bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah bir topluluğu doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeylerin neler olduğunu kendilerine açıklamadan, onları yoldan çıkmış sayacak değildir. Kuşkusuz Allah her şeyi en iyi bilmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah bir topluluğu doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar onları saptıracak değildir. Allah her şeyi çok iyi bilendir.  
 Bu âyette, müşriklerin affı için dua etmenin yasak olduğu bildirilmeden önce, bunu yapanların ve haram olan şeyleri, yasak emri gelmeden önce yapmış olanların sorumlu tutulmayacağı, sorumluluğun ancak hükümlerin açıkça bildirilmesinden sonra gerçekleşeceği ifade edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri bildirmeden, onları sapıklığa mahkum edecek değildir. ALLAH her şeyi Bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça dalalete düşürmez. Gerçek şu ki, Allah her şeyi bilir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah bir kavmi hidayete çıkardıktan sonra nelerden sakınacaklarını kendilerine beyan etmedikçe onları dalâle düşürmek ıhtimali yoktur, hakikat, Allah her şeye alîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, bir kavmi hidâyete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça, (yaptıkları günahlardan ötürü) onların sapıklığına hükmetmez. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, sakınıp korunacakları şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları sapıtmış saymaz.¹ Allah, Her Şeyi En İyi Bilendir.
1- Bu ve buna benzer daha birçok ayetten de anlaşılmaktadır ki, vahyin hitabıyla doğrudan muhatap olmamış olanlar, vahiyden habersiz olanlar, ondan sorumlu tutulmayacaklardır. Dolayısı ile günümüzde de kendilerine vahiy ulaşmamış olanlar, ondan sorumlu değildirler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah bir kavme hidâyet etdikden sonra sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirinceye kadar onları (n) sapıklığına (hükm) edecek değildir. Şüphesiz ki Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah ise bir kavmi, kendilerini hidâyete erdirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça dalâlete düşürecek değildir. Muhakkak ki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah ise, bir toplumu hidayete ulaştırdıktan sonra, (bir elçi ve kitap gönderip) nelerden sakınacaklarını kendilerine açıklamadıkça, (olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle) onları sapık bulacak (sayacak) değildir (yani nelerden sakınacakları konusunda kendilerine tebliğ ve açıklama gelmeden onları sorumlu tutmaz). Şüphesiz, Allah her şeyi (kemâliyle) bilendir. *
(*) Not: Kur’an’da geçen (أضل - يضل)’’edalle, yuddıllu’’ saptırdı veya saptırır’’ anlamında değildir. Sözcük olarak bunun anlamı, inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı ‘’onu sapıklıkta buldu veya sapıklıkta sayar’’ şeklindedir. Yani Allah kimseyi saptırmaz, ancak inkâr ve sapıklığı tercih edenleri sapıklığında bırakır, onları hidayete zorlamaz. Aşağıdaki lügat ve tefsir metinlerine de bkz: فأخبره الله أن الذين يختارون الضلالة لهم الضلالة، ولن يجبرهم الله سبحانه على الهدى ينبغي أن نعلم أن الهداية والضلال يسيران وفق سنن قضاها الله سبحانه وتعالى، وهي أن من اختار الهداية فله ذلك، ومن اختار الكفر فله ذلك (التفسير البياني لما في سورة النحل من دقائق المعاني ) أحمدّته وأبخلته، أي وجدّته محموداً وبخيلاً.. أحمدته وجدته محموداً، أبخلته وجدّته بخيلاً (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية) قال علماء اللغة: " أضلَّه.. وجده ضالاً "، كأن تقول : أَضَلَّهُ : وجِده ورآه ضالاَّ (تعريف و معنى أضل في معجم المعاني الجامع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah bir topluma doğru yolu gösterdikten sonra, onların açıkça sakınıp korunmaları gereken şeyleri bildirmedikçe, asla o toplumu saptırmaz. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah bir ulusu doğru yola ilettikten sonra sakınmaları gerekli olan nesneleri açıktan açığa bildirmedikçe onu yoldan çıkarmaz. Çünkü Allah her nesneyi bilicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah bir kavmi, doğru yola götürdükten sonra onlara sakınacakları şeyi belli etmedikçe yoldan çıkarmaz. Çünkü Allah her şeyi hakkıyle bilir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, korunup sakınacakları [yettekûn] şeyleri kendilerine açıklamadan onları saptıracak değildir. Muhakkak ki Allah her şeyi en iyi bilendir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, hidayete erdirdikten sonra sakınacakları şeyleri kendilerine açıklamadıkça bir topluluğu sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, bir topluma doğru yolu gösterdikten sonra,hangi davranışların haram olduğunu ve nelerden sakınmaları gerektiğini kendilerine açıkça bildirmedikçe, onları yoldan saptılar diye cezalandıracak değildir. Hiç kuşkusuz Allah, her şeyien ince ayrıntısıyla bilmektedir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah bir kavmi hidayete eriştirdikten sonra sakınıp korunacakları şeyleri açıklamadıkça onları saptıracak değildi. Allah, her şeyi bilendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, hidayet nasibettiği bir toplumu, tekrar şaşırtacaksa sakınmaları gereken şeyleri göstermeden bunu yapmaz. Çünkü Allah, her şeyi tüm ayrıntısıyla bilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Doğru yola ilettikten sonra insanlara uyacakları yasaları açıkça bildirmedikçe, Rabbiniz bir toplumun sapıklığına hükmetmez. Onun için Rabbiniz ayetleriyle insanların sorumlu tutulacağı yasaları gönderir. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr eder, yasalarına karşı çıkarsa; onlar doğru yoldan sapmışlardır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah doğru yola ulaştırdıktan sonra, [takvâ]lı (duyarlı) olacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar hiçbir topluluğu sapkın (kabul) edecek değildir. [*] Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
Bu ayet söyle de tercüme edilebilir: “Doğru yola ulaştırdıktan sonra, korunacakları (sorumlu ve duyarlı davranacakları) şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar Allah hiçbir topluluğu saptıracak değildir.”  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah bir toplumu dosdoğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine iyice açıklamadıkça, asla sapıklığa düşürmez ve Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Allah bir topluluğu -onlara doğru yolu gösterdikten sonra (bile)- sakınıp gözetecekleri şeyler konusunda kendilerini [bütünüyle] aydınlatmadan asla sapıklıkla suçlamaz. ¹⁵⁰ Gerçek şu ki, Allah her şeyi aslıyla ve bütünüyle bilir. ¹⁵¹
150 Lafzen, “... suçlamak Allah’a yakışmaz/yaraşmaz” -yani, “bir toplumu doğru yola ulaştırdıktan sonra onları sapıklığa düşürmek”, Allah’ın mutlak ve sınırsız ilmiyle, yüceliğiyle kâbil-i telif olmaz. Yukarıda asıl metinde “onları sapıklığa düşürmez” şeklinde olan ifadeyi “sapıklıkla suçlamaz” şeklinde aktarırken, büyük klasik müfessirlerden bazılarının bu konudaki tefsirlerine dayandığımızı belirtelim (örn. Taberî, Râzî). “Onlara doğru yolu gösterdikten sonra” şeklindeki ifadeye gelince, Râzî bunu, “onları doğru yola (ruşd) davet ettikten sonra” şeklinde yorumluyor.151 Çoğu müfessirler, bu ayetle uyarılan kimselerin, 113. ayet indirilmeden önce, şirk (yani, Allah’tan başkasına tanrılık yakıştırma) tutum ve davranışı içinde ölen akraba ve dostlarının bağışlanması yolunda dua eden müminler olduğunu söylemişler ve bu ayetle, 113. ayette yer alan yasaklama vahyedilmeden önceki günlerde (yani, “onları sakınıp gözetecekleri şeyler hakkında iyice aydınlatmadan önce”) bu yolda yaptıkları girişimlerden, ettikleri dualardan ötürü müminlerin sorumlu tutulmayacağının ifade edilmek istendiğini ileri sürmüşlerdir. Öte yandan Râzî, alternatif bir başka yorum getirerek diyor ki: bu ayet, “Allah kendilerini sakınıp gözetecekleri şeyler hakkında bütünüyle aydınlattıktan sonra” bile hâlâ sapıklıklarına devam eden kafirlere ve münafıklara yöneltilen ve bütün sure boyunca vurgulanan kınama ya da suçlamanın ciddiyetini açıklamak maksadına matuftur. (Bu konuda bkz. 6:131-132 ve ilgili notlar). Bu yorum bizce, özellikle müteakip 116. ayet de gözönünde bulundurulduğunda diğer yorumdan daha kabule şayan görünüyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hem Allah, bir topluma doğru yolunu gösterdikten sonra, sakınılması gereken şeyleri açıklamadan, onları dalalette saymaz Allah, her şeyi bilendir. 6/130- 131, 17/15, 28/59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hem Allah hiçbir topluluğu, -(akıl, fıtrat ve irade ile) doğru yolu gösterdikten sonra (bile)- korunup sakınacakları şeyleri kendilerine bütünüyle açıklamadıktan sonra, sapıklığı onlara akıbet kılmaz. Elbette her şeyi bilen sadece Allah’tır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten (onları İslamiyete nâil ettikten) sonra, -sakınacakları şeyleri açıkça (vahiy yolu ile) bildirmedikçe- elbette onları bunlardan sorumlu tutup (haksız yere) onların dalâlete düşmelerine sebep olacak değildir. (Bunun gibi daha evvel bilmeyerek Allah’a ortak koşanlar için bağışlanma dileyenler mazur sayılırlar, fakat bundan sonra aynı kötü davranışta bulunurlarsa sorumlu olacaklarını unutmamalıdırlar) Şüphe yok ki Allah herşeyi hakkıyle bilendir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh, bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allâh herşeyi bilendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ bir kavme hidâyet ettikten sonra onlara sakınacakları herşeyi açıkça bildirmedikçe, onları dalâlete düşürecek değildir. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ her şeyi tamamıyla bilicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah bir topluluğu doğru yola ilettikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine bildirmedikçe, onları dalâlete sürüklemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir.
Bu âyet, müşrikler için af dilemenin yasaklığı bildirilmeden önce bunu yapanların ve haram kılınmadan önce haramları işleyenlerin sorumlu olmayacaklarını ifade etmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allah herşeyi bilendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ bir kavmi hidâyet buyurdukdan sonra, sakınmaları îcâb iden şeyleri onlara bildirmedikce dalâletle emâte idüb mes'ûl itmez. Allâh her şeyi bilir. [²]
[2] Uzak memleket halkından bir cemâ'at Rasûl-ü Ekrem efendimizin nezdine gelerek İslâm oldılar. O sırada şarâb harâm değildi ve kıble henüz Ka'be'ye tahvîl idilmemişdi. Onların memleketlerine 'avdetlerinden sonra kıble tahvîl ve hamr tahrîm buyuruldı. Bu yeni müslümânların bundan haberleri yokdı. Bir müddet sonra yine Rasûl-ü Ekrem'i ziyâret içün Medîne'ye geldiklerinde şarâbı harâm idilmiş kıbleyi tahvîl olunmuş buldılar ve Rasûlullah hazretlerine: "Yâ Rasûlallah! Biz dalâletde imişiz" diyerek memleketlerinde şarâb içdiklerini ve Beytu'l Mukaddes'e karşı namâz kıldıklarını haber virdiler. Bu âyet-i kerîme nâzil olarak bir şeyden haberdâr olmayanların mes'ûl olmayacakları beyân buyuruldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah bir topluluğu yola gelmiş saydıktan sonra sakınmaları gereken şeyi açıkça bildirmedikçe onları yoldan çıkmış saymaz. Allah her şeyi bilir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, onlara sakınılmaları gereken şeyleri açıklamadan, onları sapıklıkta bırakmaz. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah bir topluluğa hidayet verdikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine iyice açıklamadan onların sapıklığına hükmetmez. Muhakkak ki Allah herşeyi bilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah bir topluluğa kılavuzluk ettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine ayan-beyan bildirinceye kadar, onların sapıklığına hükmetmez. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadı Tañrı kim azdura bir ķavmı andan śoñra kim ŧoġru yol gösterdi anlara tā bellü eyleye anlara anlar śaķınalar. bayıķ Tañrı her nesneyi bilicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālā bir ḳavmi azdurmaz anlara hidāyet virdükden ṣoñra,beyān eylemeyince anlara ḥarām nesneleri ki andan ṣaḳınalar. Tañrı Ta‘ālābarça nesneyi bilicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah bir tayfanı doğru yola yönəltdikdən sonra qorxub çəkinməli olduqları şeyləri özlərinə bildirmədən onları (haqq yolundan) sapdırmaz! Həqiqətən, Allah hər şeyi (olduğu kimi, layiqincə) biləndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It was never Allah's (part) that he should send a folk astray after He had guided them until He had made clear unto them what they should avoid. Lo! Allah is Aware of all things.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And Allah will not mislead(1367) a people after He hath guided them, in order that He may make clear to them what to fear (and avoid)- for Allah hath knowledge of all things.
1367 Allah's clear commands are given, so that Believers may not be misled by their human frailty into unbecoming conduct.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا كَانَ
ve olmadı
اللّٰهُ
Allah
لِيُضِلَّ
dalâlete düşürecek
قَوْماً
bir toplumu
بَعْدَ اِذْ
bir vakitten sonra ki
هَدٰيهُمْ
kendilerini hi- dâyete erdirdi
حَتّٰى
ta ki
يُبَيِّنَ
açıklayın- caya dek
لَهُمْ
onlara
مَا
o şe- yi ki
يَتَّقُونَۜ
takvâlı olacaklar
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
بِكُلِّ شَيْءٍ
her şeyi
عَل۪يمٌ
bilendir
Allah bir toplumu, kendilerini hidâyete erdirdikten sonra takvâ sahibi olacakları şeyleri (kulluk sorumluluklarını) onlara (iyice) açıklamadıkça dalâlete düşürecek değildir. Muhakkak ki Allah her şeyi (en ince ayrıntısına kadar) bilendir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
بَيَّنَ
Fiil-II
ب ي ن
Açıkladı, beyan etti, gösterdi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim