İbrahim’in babası için istiğfarına (şefaatine) gelince, bu sırf (önceden) ona verdiği bir sözden dolayı idi. Fakat (putperestlik inancı sebebiyle) onun bir Allah düşmanı olduğu ona belli olunca, İbrahim ondan uzaklaştı (ve ona istiğfar etmeyi, şefaatte bulunmayı bıraktı). Şüphesiz ki İbrahim, çok yumuşak huylu ve pek sabırlı bir kişiydi. *
(*) Hz. İbrahim’in, babasına bu yolda verdiği söz Meryem sûresi-19/47-48 ve 60: 4’ de geçmektedir. Hz. İbrahim’in yaptığı duanın, aslı için bkz. 26: 86-87. Ayrıca istiğfar, şefaat demektir. İman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua, rica, istiğfar ve şefaat sahası dünyadır. Ahirette ise bunları yapmanın, iman edip, dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmanın hiçbir faydası yoktur. Zaten o gün herkes iman eder, herkes, dua ve istiğfarda bulunur, ama nafile. Bu nedenle yüce Allah dünya hayatından ahiret hayatına ölümle göç eden mücrim/inkârcı insanın yalvarıp şöyle diyeceğini haber veriyor. (Müminün -99 ve 100) حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ * لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلا إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا الخ} [ ‘’Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman (bedeni terk eden ruhu yalvarıp) der ki: “Rabbim, (ne olur, lütfen) beni (dünya hayatına) geri çevirin. “Ki, geride bıraktığım (dünya)da (terk edip yapmadığım) salih amellerde bulunayım. Hayır! (Bir daha dönüş yok) Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır” İşte Mü’minün 99-100. ayetlerinde ölümle dünya hayatı terk edildikten sonra iman etmenin, dua ve istiğfarda /şefaate bulunmanın bir faydası olmayacağı bildirilmektedir. Hz. İbrahim dünyada iken babası için istiğfarda/şefaate bulundu, ama yüce Allah babası için istiğfar/şefaat izni vermedi, Hz. Nuh oğlunun kurtuluşu için dünyada şefaatte bulundu, ama yüce Allah ona izin vermedi. Hz. Peygamber de ölen münafıklar için dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmayı istediğinde, Allah, (استغفر لهم أو لا تستغفر لهم إن تستغفر لهم سبعين مرة فلن يغفر الله لهم) ‘’Resulüm, ister onlar için istiğfar/şefaat et, ister etme. Onların bağışlanması için 70 kere (yani ne kadar) istiğfar şefaat etsen de Allah onları bağışlamayacaktır. (Tevbe-80) şeklindeki ayetlerden anlaşılıyor ki, istiğfarın/şefaatin sahası dünya hayatıdır, yani ancak Allah’ın dünya hayatında izin verdiği muvahhid kimseler için istiğfarda/ şefaatte bulunulabilir. Bunun faydası ise ahirette olur. İşte ahirette şefaat vardır, şefaat yapılır şeklindeki geleneksel inanış ve bununla ilgili rivayetler doğru değildir. Bu nedenle dünyada iken peygamberler kendi ümmetleri/muvahhid kimseler için dua ve istiğfarda/şefaatte bulunabilirler, yine müminler de dünya hayatında birbirlerine dua ve istiğfarda/şefaate bulunabilirler. Ama ahirette ise, böyle bir şey yoktur. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir.’’