close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 113. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ kâne linnebiyyi velleżîne âmenû en yestaġfirû lilmuşrikîne velev kânû ulî kurbâ min ba’di mâ tebeyyene lehum ennehum ashâbu-lcehîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphesiz olarak cehennem ehli oldukları kendilerince bilindikten sonra akraba bile olsalar Peygamberin ve inananların, müşriklerin yarlıganmalarına dua etmeleri yakışmaz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ne peygamber ve ne de mü’minler; gerçekten onların, çılgın ateşin ashabı (ve cehennemin yakıtları) oldukları kendilerine açıklandıktan sonra -velev ki yakınları dahi olsa- artık müşrikler için bağışlanma dilemeleri olacak şey değildir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıran kimselerin cehennemlik oldukları besbelli olduktan sonra, yakın akrabalar olsa bile, onların bağışlanmalarını dilemek, artık ne peygambere, ne de iman edenlere yakışır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kâfir olarak öldükleri için kaynayan köpüren Cehennem azâbına maruz oldukları, kendilerince de açıkça bilinen kimseler, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a şirk koşanlar için akraba dahi olsalar bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dilemek peygamber için de, iman edenler için de mümkün değildir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/119.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, akraba bile olsalar Allah'a ortak koşanlar için mağfiret dilemek Peygambere ve mü'minlere yaraşmaz.
113.Buhari ve Müslim`in Said bin el-Museyyib`den onun da babasından rivayetine göre bu ayeti kerime Resulullah (a.s.)`ın amcasının vefatında: "Senin için mağfiret dileyeceğim" demesi ve daha sonra vaad ettiği üzere mağfiret dilemesi üzerine indirilmiştir. Bu konuda daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bu rivayetlerin her birinde Hz. Peygamber (a.s.)`in veya mü`minlerin şirk üzere ölen anne babaları yahut yakınları için mağfiret dilemeleriyle ilgili herhangi bir olaydan sözedilmekte ve ayeti kerimenin bu olay üzerine indirildiği ifade edilmektedir. Bu farklı rivayetlerde sözü edilen farklı olaylar değişik zamanda gerçekleşmiş ve bunları nakleden ravilerin her biri ayeti kerimenin iniş sebebinin kendi anlattığı olay olduğu kanaatine varmış olabilir. Ayeti kerimenin de bütün bu olaylarla bağlantısının olması mümkündür.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsamüşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür üzere öldükleri) müminlere belli olduktan sonra-bunlar akraba bile olsalar- artık onlar için, ne Peygamberin, ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendilerine, onların cehennem ehli oldukları açıklandıktan sonra, akraba da olsa müşrikler için istiğfar etmek, Peygambere ve Müminlere yakışmaz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra akraba bile olsalar, Allah'a ortak koşanlar için af dilemek, ne peygamberin ne de müminlerin yapacağı bir iştir.[183]
[183] Şirk üzere ölenler için af dilenemeyeceği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 357-362.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hiçbir peygambere, hiçbir inanlıya, cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, hısımları olsa da, eş koşanların yarlıganmasını istemek yoktur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra müşrikler için Allah'tan af dilemek, nebiye de müminlere de yakışmaz.
Bkz. 9/80Bu âyetin Hz. Muhammed’in amcası Ebû Tâlip hakkında indiği rivayet edilir. Hz. Peygamber, ölüm döşeğinde olan amcasından iman etmek teklifinde bulunur ama beklediği cevabı alamaz. Bunun üzerine onun affı için Allah’tan mağfiret diler. Fakat gelen bu ayetle Hz. Peygamberin af talebi reddedilir. Şimdi bu âyetle tanıştıktan sonra Şefaat sancakları kuranlara ve şefaat sertifikası dağıtanlara sormak lazım; amcasını kurtarma yetkisi alamayan bir peygambere hangi gerekçe ile şefaat yetkisi veriyorsunuz? Hz. Peygamberin şefaati Allah’tan aldığı vahiydir. Eğer Kur’an hayata geçirilirse şefaatçi arama ihtiyacı duyulmaz. Ama ona hayat hakkı tanınmazsa şefaatçi aramak beyhudedir. Allah’ın bağışlaması olmadıktan sonra, babasını kurtaramayan Hz. İbrahim de oğluna faydası olmayan Hz. Nuh da ve diğer bütün peygamberler de bir araya gelse hiç kimseye bir faydası olmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Nebî’ye ve mü’minlere müşrikler içün mağfiret taleb itmek yakışmaz, velev akrabâsı bile olsun ânların ateşe atılacağı zâhirdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Müşriklerin cehennemlik oldukları müminler nezdinde açıklık kazandıktan sonra, akraba bile olsalar peygamber de müminler de onların bağışlanmalarını dileyemezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.  
Rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.) amcası Ebû Talip için Allah’tan mağfiret dilemek istemiş, bunun üzerine 113. âyet inmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Akraba bile olsalar, ne peygamber, ne de inananlar, cehennem halkı oldukları kendilerine belli olduktan sonra ortak koşanlar için bağışlanma dileyemez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ne Peygambere ne iyman edenlere, akrıba bile olsalar Cehennemlik oldukları onlara tebeyyün ettikten sonra müşrikler için istiğfar etmek yoktur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Cehennem ehli oldukları (küfür üzere öldükleri) onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah’a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek ne peygambere ne de inananlara yaraşır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nebi ve mü'minlere; Cehennemlik oldukları açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, müşriklere bağışlanma dilemeleri yaraşmaz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Müşriklerin, o çılgın ateşin yârânı (cehennemlik) oldukları muhakkak meydana çıkdıkdan sonra, artık onların lehine, velev hısım olsunlar, ne peygamberin, ne de mü'min olanların istiğfaar etmeleri doğru değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hakikaten onların, Cehennem ehli oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akrabâ bile olsalar, ne peygamberin ne de îmân edenlerin, müşrikler için mağfiret dilemeleri(doğru) olmaz!(1)
(1)Peygamber Efendimiz (asm), ölüm döşeğindeki amcası Ebû Tâlib’e îmân etmesi teklîfinde bulunduğunda müsbet bir cevab alamaması üzerine: “Şâyet bundan men‘ edilmezsem, senin için mağfiret dilemeye devâm edeceğim” deyip, vefâtından sonra da onun için istiğfâr ediyorlardı. Bunu gören Sahâbe-i Kirâm’dan (ra) bazılarının da, müşrik olarak ölmüş kendi akrabâları için istiğfâra başlamaları üzerine bu âyet-i celîle nâzil olmuştur. (Râzî c. 8/16, 220)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şirk koşan (Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıran) kimselerin (hakkıyla İslam tebliğini aldıkları hâlde iman etmeyi reddedip küfür üzere ölüp) cehennemlik oldukları besbelli olduktan sonra, yakınları olsa bile, onların bağışlanmalarını dilemek (onlar için şefaatte bulunmak), artık ne peygambere, ne de iman etmiş olanlara yakışır. *
(*) Sonraki ifadelerden de anlaşılacağı gibi, bu yasaklama müşriklerden ölmüş bulunanlar, yani tövbe etmeden ölenler için geçerlidir (Zemahşerî, Râzî); henüz yaşayanlar için değil: Çünkü “henüz hayatta olan birinin (bir günahkârın) bağışlanmasını dilemek, bunun için dua etmek... Allah’ın böyle bir kişiye hidayetini bahşetmesini istemek demektir. Ki bu caizdir” (Menâr XI, 60). (M. Esed Meali Tevbe-113. Ayet Ayet Açıklaması) Not: Bu ayetin Hz. Peygamberin kendi amcası Ebu Talib’e ölüm döşeğinde iken veya öldükten sonra istiğfarda bulunduğu ve onu bundan nehiy etmek için indiğini söyleyen rivayetlerin pek doğru olmadığını düşünüyoruz. Bunun gerekçeleri aşağıdadır. 1-Aşağıdaki rivayetlere göre, bazı müminler, müşrik olarak ölmüş olan yakınlarına istiğfarda/bağışlanma talebi olan şefaatte bulunuyorlardı, işte bu ayet onları bundan nehiy etmek üzere inmiştir. 2- Bu Tevbe sûresi Medine döneminde son inen sûreler arasındadır, hâlbuki Hz. peygamberin amcası Ebu Talip İslâmiyetin ilk yıllarında Mekke döneminde ölmüştür. Bu nedenle bu ayet onun hakkında inmiş olamaz. 3. İbni Arabi’nin de dediği gibi bu ayet, ne Hz. peygamberin amcası Ebu Talip için, ne de anne ve babası için yaptığı istiğfar üzerine inmiştir. Bu nedenle bu tip haberler boş ve asılsızdır. 4-Burada peygamberi de dâhil etmesi, şunu anlatmak içindir. Bırakın bir mümini Peygamber dâhi olsa, şirk üzerine ölmüş akrabalarına istiğfar etme yetkisi yoktur. Aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: وقال آخرون: بل نزلت من أجل أن قوماً من أهل الإيمان كانوا يستغفرون لموتاهم من المشركين، فنهوا عن ذلك. - حدثني المثنى، قال: ثني عبد الله بن صالح، قال: ثني معاوية، عن عليّ، عن ابن عباس، قوله:{ ما كَانَ للنَّبِيّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أنْ يَسْتَغْفِرُوا للْمُشْرِكِينَ...} الآية، فكانوا يستغفرون لهم حتى نزلت هذه الآية، فلما نزلت أمسكوا عن الاستغفار لأمواتهم، ولم ينهوا أن يستغفروا للأحياء حتى يموتوا. ثم أنزل الله:{ وَما كانَ اسْتِغْفارُ إبْرَاهيمَ لأَبِيهِ إلاَّ عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَها إيَّاهُ...} الآية (جامع البيان في تفسير القرآن- الثالث: يروى عن علي أنه سمع رجلاً يستغفر لأبويه المشركين قال: فقلت له أتستغفر لأبويك وهما مشركان؟ فقال: أليس قد استغفر إبراهيم لأبويه وهما مشركان فذكرت ذلك لرسول الله صلى الله عليه وسلم، فنزلت هذه الآية (.مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وقال الحسين بن الفضل: وهذا (أي انزال هذه الاية في أبي طالب) بعيد؛ لأن السورة من آخر ما نزل من القرآن، ومات أبو طالب في عنفوان الإسلام والنبيّ صلى الله عليه وسلم بمكة.( الجامع لاحكام القرآن) وقال ابن العربي. وأما ما روي في أسباب النزول أن هذه الآية نزلت في استغفار النبي صلى الله عليه وسلم لأبي طالب، أو أنها نزلت في سؤاله ربه أن يستغفر لأمه آمنة حين زار قبرها بالأبواء. فهما خبران واهيان لأن هذه السورة نزلت بعد ذلك بزمن طويل.( التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bir peygamber ve inananlar için, yakın akrabaları da olsa, Allah’a ortak koşmalarından dolayı, onların cehenneme girecekleri kesin ve açıkça belli olduktan sonra, onlar için Rablerinden bağışlanma dilemeleri mümkün değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Cehennnemlik oldukları iyice anlaşıldıktan sonra, tanımazlar için yakınları olsalar bile, yarlıgama dilemek peygamber için de, inananlar için de doğru olmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Müşriklerin Cehennemlik oldukları belli olduktan sonra hısım olsalar da yine onlar için yarlıganmak dilemek peygambere de, mü/min olanlara da yaraşmaz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Cehennem [cahîm] ehli oldukları kendilerine apaçık belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, Allah’a ortak koşanlar için bağışlanma dilemek ne peygambere ne de mü’minlere yaraşır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Peygambere ve müminlere, akraba bile olsalar Cehennem ehli oldukları anlaşıldıktan sonra şirk koşanlar için mağfiret dilemek yaraşmaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ne Peygambere, ne de diğer inananlara, kâfir olarak ölen ve cehennemlik oldukları artık kesinleşmiş olan müşrikler ve kâfirler için —onlar yakın akrabaları bile olsalar— bağışlanma dilemek yaraşmaz. Zira Allah, kendisine ortak koşanları ve inkâr edenleri bağışlamayacağını kesin hükme bağlamıştır (4. Nisâ: 48, 116).Peki, nasıl oldu da İbrahim, kâfir olarak ölen babası için bağışlanma diledi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların Cahîm (Yakıcı Alevli Ateş) arkadaşları oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba da olsalar Müşrikler için bağışlanma dilemek, inanmış olanlar ve Nebiyy için olası değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hiçbir peygamber, hiçbir mümin, çok tanrıcı müşrikler için Allah'tan af talep edemez. isterse en yakın akrabaları olsun, hele hele cehennemlik oldukları belli olmuşsa.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Cehennem ehli oldukları ayetlerimizle açıkça belli olanlar için yakın akrabalarınız bile olsa af dilemek; ne Nebilere yaraşır ne de Müminlere! Sakın biz onların cehennemlik olduğunu bilmiyorduk demeyin! Sizlere yeterince ayetlerimizle kimin kâfir, kimin münafık olduğunu açıklıyoruz. Ayetlerimizi inkâr edenlerin, riyakârlık, ikiyüzlülük yapan Münafıkların kimler olduğunu, neler yaptıklarını, neler yapabileceklerini açıkladık. Buna rağmen hâlâ onlara yakınlık duyarak acırsanız; ayetleri anlamak istemiyorsunuz demektir. O zaman kalbinizdeki imanınızı gözden geçirin! Göreceksiniz! Bir türlü ayetlerimizi anlamak istemiyor, dünyadaki kurduğunuz yakınlıkların duygusal anaforlarını ayetlerin üzerine gölge yapıyorsunuz demektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Kâfir olarak ölüp) cehennem halkı oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, (Allah’a) ortak koşanlar için af dilemek, Peygamber için de iman etmiş olanlar için de söz konusu olamaz. [*]
Bu ayet inkâr veya şirk üzere ölenler için bağışlanma dileğinde bulunulamayacağı hükmünü içermektedir. Hakkında Yüce Allah’ın bilgi verdiği Hz. İbrahim’in babası gibi bu türden insanlarla ilgili bağışlanma dilenemeyeceği gibi ölüm anında inkârcı olduğunu söyleyerek ölen kişiler için de bağışlanma dileğinde bulunulamaz. Bunun dışında hiç kimse hiç kimsenin nasıl öldüğünü yani mümin olarak mı inkârcı olarak mı öldüğünü bilemeyeceği için bu konuda kanaat sahibi olunamaz.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Cehennemlik oldukları, iyice belli olduktan sonra Peygambere de îman edenlere de akraba bile olsalar, müşrikler için (Allah’tan) af dilemek yoktur. ¹
1 Bu âyet, Ebû Tâlib hakkında indirilmiştir. Said b. Müseyyeb, Zührî, Amr b. Dinar ve Ma’mer’den gelen bir rivayete göre Ebû Tâlib son nefesini vermek üzere iken Peygamberimiz onu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına” îman etmeye çağırdı. Orada Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebi Ümeyye de vardı. Bunlar: “Ey Ebu Talib, Abdülmuttalib’in dininden vaz mı geçeceksin?” dediler. O da: “Ben Abdülmuttalib’in dini üzereyim” diyerek îman etmekten kaçındı. Bunun üzerine Peygamberimiz; “Allah’a yemin olsun ki, engellenmediğim sürece senin için af dileyeceğim” buyurdu. Bu olay üzerine bu âyet ve: “(Ey Muhammed!) Sen sevdiğin kimseyi hak yola ulaştıramazsın; ancak kimin hak yola ulaştırılacağını en iyi bilen Allah, dilediğini hak yola ulaştırır.” (Kasas: 56) âyeti nâzil oldu. (Müslim) Ayrıca bu konu ile ilgili olarak Bk. (Tevbe: 80, İbrahim: 4) Bu âyetlerin Peygamberimizin Mekke fethinden sonra, annesi Âmine’nin kabrini ziyaret edip ona istiğfar etmek istemesi üzerine indirildiği de rivâyet edilmektedir. Yani; Peygamberimizin annesi de amcası da Müslüman değildir ve cehennemdedir. Peygamberimizin buna benzer zelleleri için Bk. (En’am: 52, Kehf: 23, Tahrim: 1, Tevbe: 113, Abese: 1-4) Bu âyette; Peygamberlerin konumu net bir şekilde belirlenmektedir. Yani Peygamber bile olsa bir kimse; sevdiği bir kimseye, annesi de olsa amcası da olsa hidâyet veremez ve onu, cennete koyamaz. Bu iş tamamen Allah’a mahsustur. Bu âyet, ayrıca, “Cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, müşrikler için af dilemek Peygambere de inananlara da yaraşmaz.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[GÜNAH içinde ölen] kimselerin cehennemlik olduğu kendilerine açıklandıktan sonra, yakın akraba olsalar bile, Allah’tan başkasına tanrılık yakıştıran kimselerin bağışlanmasını dilemek artık ne Peygamber’e yaraşır, ne de imana erişenlere. ¹⁴⁸
148 Sonraki ifadelerden de anlaşılacağı gibi, bu yasaklama müşriklerden ölmüş bulunanlar, yani tevbe etmeden ölenler için geçerlidir (Zemahşerî, Râzî); henüz yaşayanlar için değil: Çünkü “henüz hayatta olan birinin (bir günahkarın) bağışlanmasını dilemek, bunun için dua etmek... Allah’ın böyle bir kişiye hidayetini bahşetmesini istemek demektir, ki bu caizdir” (Menâr XI, 60).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ne nebiye ve ne de inananlara, cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, yakın akrabaları bile olsalar ortak koşan müşrikler için bağışlanma dilemek yakışmaz. 19/47, 60/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(KÜFRE saplanarak ölenlerin) cehennemlik olduğu berikiler için ortaya çıktıktan sonra, müşrikler için -isterse yakın akrabalık bağları bulunsun- Allah’tan af dilemek, ne nebiye ne de iman eden kimselere yakışır.[¹⁵⁴⁵]
[1545] Bu âyetin Allah Rasûlü’nün amcası hakkında indiği rivayetleri vardır. Bu rivayetlere göre Allah Rasûlü amcasına imanı telkin emiş, amcası bu telkinlere olumlu cevap vermemiştir. Bunun üzerine Allah Rasûlü onun için af dileme konusunda Rabbinden izin istemiş ve bu pasajla sözkonusu izin talebi reddedilmiştir (Buharî, Tefsir, 9; Müslim, İman 39). Amcanın peygamberliğin 9. yılında vefat ettiği, Tevbe sûresinin ise Nebi’nin irtihaline yakın bir tarihte indiği hatırlanacak olursa, burada bir zaman problemi vardır. Muhtemelen bu âyetler ininceye kadar Allah Rasûlü amcasına dua etmeyi sürdürmüştür. Bu âyetle Allah Rasûlü’nün annesine dua etme izninin reddedildiği rivayeti arasında ilişki kuranlar da olmuştur. Fakat Şevkânî’nin dediği gibi bu rivayet zayıftır (Fethu’l-Kadir). Pasajın vermek istediği mesaj şudur: Tevhid üzerinde ne kadar titizlenseniz yine de azdır. Zira işin sırrı tevhiddedir ve orada küçük bir sapmaya izin vermek, akidede telafisi zor tahribata yol açabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ne Peygamber'in ne de iman edenlerin, -akrabaları dahi olsa- cehennemlik oldukları (vahiyle) belli olduktan sonra, Allah'a ortak koşanlar için bağışlanma dilemeleri doğru değildir.
Osman Fırat
swap_vert close
Akrabâ bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah’a) ortak koşanlar için bağışlama dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Peygamber için ve imân edenler için muvafık değildir ki, müşrikler hakkında mağfiret talebinde bulunsunlar, velev ki, karabet sahipleri olsunlar. Onların cehennem ashâbı oldukları kendilerine tebeyyün ettikten sonra.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfir olarak ölüp cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, ne Peygamberin, ne de müminlerin yapacağı bir iş değildir. [2, 119]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i cehennem oldukları tebeyyün iyledikden sonra akrabâları bile olsa müşrikler içün mağfiret taleb itmek Nebî'ye ve mü'minlere câiz olmaz. [¹]
[1] Ebû Tâlib hâlet-i ihtizârda iken Rasûl-ü Ekrem onı ziyârete gitdi. O esnâda Ebû Cehil ile Abdullah bin Ümeyye orada idiler. Fahr-i Kâinât: "Yâ 'Amm! Lâilahe illâllah söyle ki senin içün o kelime ile Allâh Te'âlâ'ya hüccet getireyim" didikde Ebû Cehil ile Abdullah: "Sakın Abdulmuttalib milletini terk itme" didiler. Rasûlullah îmân ve İslâm'ı içün ısrâr iyledikce onlar da ifsâdda devâm iylediler. Bu halde vefât itdi. O zamân Rasûl-ü Ekrem: "Vallâhi ben senin içün tâ nehy olununcaya kadar istiğfârdan vaz geçmem" buyurdı. Bundan sonra bu âyet-i kerîme nâzil olarak şirk üzere vefât idenlere istiğfâr olunmaması emir olundı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Cehennem ahalisi oldukları iyice belli olmuş olan müşriklerin[*] bağışlanmalarını istemek ne Nebiye düşer ne de müminlere; isterse en yakınları olsun.
[*] Müşrik : Allah'a ortak koşandır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar müşrikler için bağışlanma dilemek Peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Cehennemlik oldukları açığa çıktıktan sonra, akraba bile olsalar, müşrikler için Allah'tan af dilemek ne Peygambere, ne de mü'minlere yakışmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları açıkça belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek ne peygambere yakışır ne de iman edenlere.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
olmadı peyġamber’üñ daħı anlaruñ kim įmān getürdiler kim yarlıġamaķ dileyeler müşriķlere eger oldılar ise daġı ħıśımlıķ isleri andan śoñra kim belürdi anlara kim bayıķ anlar ŧamu isleridür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yoḳdur nebīye daḫı mü’minlere istiġfār eylemek müşrikler‐çün,eger ḳarāyibleri daḫı olsalar, özlerinden bellü olduḳdan ṣoñra anlar cehen‐nem ehli olduḳları.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Müşriklərin cəhənnəmlik olduqları (müsəlmanlara) bəlli olduqdan sonra onlarla qohum olsalar belə, Peyğəmbərə və iman gətirənlərə onlar üçün bağışlanma diləmək yaraşmaz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is not for the Prophet, and those who believe, to pray for the forgiveness of idolaters even though they may be near of kin (to them) after it hath become clear that they are people of hell fire.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is not fitting, for the Prophet and those who believe, that they should pray for forgiveness for Pagans, even though they be of kin, after it is clear to them that they are companions of the Fire.(1364)
1364 This is usually understood to refer to the prayer for the dead, (1) if they died unrepentant after Islam was preached to them, (2) if they actively resisted or opposed the Faith to the last, and (3) if the person praying knows that on account of deliberate contumacy the deceased may be said to have had the doors of mercy dosed to him. How is he to know? The knowledge must come from special commands as declared by the Holy Prophet in his lifetime regarding individuals. Where no light is available from this source we must follow the best judgement we can.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا كَانَ
(doğru) olmadı
لِلنَّبِيِّ
nebî için
وَالَّذ۪ينَ
ve o kimse- ler için ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَنْ يَسْتَغْفِرُوا
mağfiret dilemeleri
لِلْمُشْرِك۪ينَ
şirk koşanlar için
وَلَوْ
velev ki
كَانُٓوا
olsalar
اُو۬ل۪ي
sahibi
قُرْبٰى
yakınlık
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَا
o şe- yin ki
تَبَيَّنَ
belli
oldu
لَهُمْ
kendile- rine
اَنَّهُمْ
şüphesiz onlar
اَصْحَابُ
ehlidirler
الْجَح۪يمِ
cehennem
Cehennem ehli oldukları kendilerine (apaçık) belli olduktan sonra yakınları dahi olsalar Allah'a şirk koşanlar için mağfiret dilemek nebîye ve iman edenlere yakışmaz.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
مُشْرِك
Etken fiil-IV
ش ر ك
Müşrik, müşrik erkek, Allah'a şirk koşan
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَبَيَّنَ
Fiil-V
ب ي ن
Apaçık belli oldu, açıklandı, ortaya çıktı, anlaşıldı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
جَحِيم
İsim
ج ح م
Cehennem, ateş