close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 112. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ettâ-ibûne-l’âbidûne-lhâmidûne-ssâ-ihûne-rrâki’ûne-ssâcidûne-l-âmirûne bilma’rûfi ve-nnâhûne ‘ani-lmunkeri velhâfizûne lihudûdi(A)llâh(i)(k) vebeşşiri-lmu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Tövbe edenler, ibadette bulunanlar, hamd eyleyenler, oruç tutanlar (savaş veya bilgi elde etmek için yurttan yurda gezenler), rüku edenler, secdeye kapananlar, iyiliği emredenler, kötülüğü nehyeyleyenler ve Allah sınırlarını koruyanlar. İşte bu inanmış kişileri de müjdele.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bunlar: (Hatalarından ve haksızlıklarından) Tevbeye yönelen (ve samimiyetle özür dileyenler, ardından bütün hayatlarını ve icraatlarını İlahi emir ve yasaklar çerçevesinde dizayn ve disipline ederek) ibadet (şuuru ve huzuru içinde hareket) edenler, (her an kendisine lütfedilen sayısız nimet ve faziletlerin sahibi olan Allah’a teşekkürle) hamd edenler, (İlmi, İslami ve insani gaye ve gayretler için) seyahat edenler, (İlahi emirlere ve adil devlet yönetimine itaatle boyun eğerek) rükû ve secde edenler, iyilikleri emredecek ve kötülükleri nehyedip engelleyecek (bir adalet düzeni kurulsun diye) hizmet verenler ve Hududullahı (Allah’ın sınırlarını, Kur’an’ın kurallarını) muhafaza edenler; (çevresinde, ülkesinde ve yeryüzünde; her türlü haksızlık ve ahlâksızlığa, İlahi değer ve dengelerin bozulmasına karşı mücadele verenler, işte bunlar gerçek ve örnek mü’minlerdir.) Sen, (bu özellikleri taşıyan ve Allah’ın sınırlarını koruyan) mü’minleri müjdele! (Ki onlar kurtuluşa ve sonsuz mutluluğa erişenlerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu alışverişi yapanlar: Pişmanlık içinde tevbe ederek Rablerine yönelenlerdir. O'na yürekten kulluk edenlerdir. O'nu coşkuyla övenler ve O'nun hoşnutluğunu aramaya, durmaksızın devam edenler, O'nun önünde eğilen ve O'nun önünde yere kapananlar, doğru ve güzel olanın yapılmasını emredenler, eğri ve kötü olanın yapılmasına engel olanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları gözetenlerdir bunlar. Öyleyse ey peygamber! Allah'ın bu vaadiyle müjdele, bütün o mü'minleri.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu, cennetle müjdelenen samimi mü'minler, Allah'ın kanunlarına, bütün emir ve yasaklarına riayet ederek günah işlemekten vazgeçip, Allah'a itaate yönelenler, tevbe edenler, Allah'ı ilâh tanıyanlar, candan müslüman olarak Allah'a bağlananlar, saygıyla kulluk ve ibadette dâim olanlar, O'nun şeriatına bağlananlar, O'na boyun eğenler, her türlü hal içinde hamdedenler, oruç tutanlar, ilim yolunda seyahat edenler, mescitlere devam edenler, cihad için tebliğ için yollara düşenler, Hakka ve tevhide yönelenler, cemaatle namaza kılanlar, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat ederek, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılanlar, secdelere kapananlar, Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayanlar, sekizinci olarak şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin edenlerdir. Bu mü'minleri dünya hâkimiyeti ve âhiret saadetiyle müjdele.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/24; 66/5; el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 8/269-272.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'a tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, yeryüzünde dolaşanlar (saihun) [6], rüku edenler, secde edenler, iyilikle emredenler, kötülükten sakındıranlar, Allah'ın koyduğu sınırları gözetenler! İşte bu mü'minleri müjdele!
6.Ayette geçen "saihun" kelimesi tefsirlerde genellikle "oruç tutanlar" olarak açıklanmaktadır. Bu kelimenin sözlükteki karşılığı "seyahat edenler, yeryüzünden dolaşanlar"dır. Abdullah ibnu Mes`ud (r.a.) ve Abdullah ibnu Abbas (r.a.) bu kelimeyle kastedilenlerin "oruç tutanlar" olduğunu ifade etmişlerdir. Sufyan ibnu Uyeyne oruç tutan bir kimsenin lezzetleri terketmesi sebebiyle "saih" olarak adlandırıldığını ifade etmiştir. Ata ise "saihun" ile kastedilenlerin savaş edenler olduğunu söylemiştir. Osman ibnu Maz`un`un rivayetine göre Resulullah da: "Ümmetimin seyahati Allah yolunda cihaddır" buyurmuştur. İkrime ise "Saihun"un ilim öğrenmek için dolaşanlar olduklarını söylemiştir. Bir başka açıklamaya göreyse bu kelimeyle kastedilenler ibret almak için yeryüzünde dolaşanlardır. Çünkü yeryüzünde dolaşmanın kişinin nefsini terbiye etmesine ve ahlakını düzeltmesine çok yararı olmaktadır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şirk ve nifaktan tevbe edenler, Allah'a ihlâsla ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar rükû ve secde yapanlar (Namaz kılanlar), iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın şeriat hükümlerini koruyanlar (onları yerine getirenler var ya)! İşte böyle müminleri cennet ile müjdele...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(İşte bu alışverişi yapanlar) tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, (ibret için) seyahat eden, rükû ve secde eden, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran ve Allah’ın yasalarının sınırlarını koruyanlardır. İşte, sen bu müminleri müjdele!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu kazancı tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar elde edecektir. O müminleri müjdele!
Besim Atalay
swap_vert close
Tövbe kılanları, kulluk edenleri, hamdeyliyenleri, oruç tutanları, rükû edenleri, secde edenleri, iyilikle emreyliyenleri, kötülükten alıkoyan kimseleri, Allahın çizdiği sınırını aşmayanları, inanlıları müjdeleyesin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Gerçek mü'minler; Allah'a yönelerek günahlarından) tevbe edenler, (yalnız Ona) kulluk/ ibadet edenler, (O'na) hamd edenler, (O'nun için) seyahat edenler, yalnızca O'nun önünde eğilip, sadece O'nun huzurunda yere kapananlar, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. (İşte böyle) mü'minleri müjdele!
“Seyahat edenler” yani iyiliği önermek ve yaşayarak göstermek, kötülükten sakındırmak ve yanlışların karşısında olmak için sorumluluk alarak yola koyulanlar, vahiy ile insanları tanıştırmak ve onlara Kur’an’daki evrensel ahlaki değerleri anlatmak için seyahat edenler, inandıkları doğruları hayata geçirmek ve başkalarının da doğrulara sahip çıkması için hicret edenler, şirkin, zulmün ve zalimin karşısında Hakkı, haklıyı ve adaleti savunduğu için sürgüne gönderilerek yollara düşenler, insanları eğitmek, helâl kazanç sağlamak ve haramın önüne geçmek için sefere çıkanlar, yeryüzünde Allah’ın kudretini, birbirinden güzel mucize eserlerini, yarattıkları üzerindeki rahmetinin tezahürünü, hayatın canlılığını görmek ve farklı kültürün insanlarıyla tanışarak onlarla fikir teatisinde bulunmak için yolculuk edenler.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’a inananlar, şükür idenler, rükû’a varanlar, secde idenler, iyiliği kabûl, fenâlığı men’ iyleyenler, Allâh’ın emrine itâ’at idenler bu sa’âdete nâil olacaklardır mü’minlere tebşîr it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.
“Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi, “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O tövbekârlar, ibadet edenler, hamdedenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!  
 Âyette geçen «es-sâihûn» oruç tutanlar olduğu gibi, cihad edenler ve yeryüzünde Allah’ın kudretini, güzel eserlerini ve ibret alınacak şeyleri görmek, bilgi kazanmak veya gönlünce ibadet ve taatını yapabilmek için seyahat edenler manasını da ifade etmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar: Tevbe eden, kulluk yapan, hamdeden, aktif, eğilen, secde eden, iyiliği savunan, kötülükten meneden ve ALLAH'ın yasalarını koruyan insanlardır. İnananları müjdele.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O tevbekârlar, o abidler, o hâmidler, o oruç tutanlar, o rükûa varanlar, o secdeye kapananlar, o ma'rufu emredib münkerden nehyeyleyenler ve Allâhın hududunu muhafaza eyliyenler, müjdele hem o bütün mü'minleri
Emrah Demiryent
swap_vert close
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın (hükümlerinin) sınırlarını koruyanlar… (Resûlüm! İşte zikredilen bu vasıfları taşıyan) mü’minleri müjdele!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Tevbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler¹, seyahat edenler², rukû edenler³, secde edenler⁴, iyi olanı önerip, kötülüğe engel olanlar; Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
1- Övgüyü, yalnızca Allah'a özgü kılanlar. 2- Allah yolunda sefere çıkanlar. 3- Allah'a bağlılığı ortaya koyanlar, buyruklarına içtenlikle teslim olanlar. 4- Saygı gösterip, değerini takdir edenler, O'nun emirlerine içtenlikle boyun eğenler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Tevbe edenler, ibâdet edenler, Hamd edenler, seyaahat edenler, rükû' edenler, secde edenler, (insanlara) iyiliği emredenler ve (onları) kötülükden vaz geçirmiye çalışanlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar (yok mu? İşte onlar da cennet ehlidirler. Habîbim) sen o mü'minlere dahi (cenneti) müjdele.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Bu va'de mazhar olanlar:) Tevbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû' edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men' edenler ve Allah'ın hudûdunu (ona riâyet ederek) muhâfaza edenlerdir. (Ey Habîbim!) O mü'minleri(Cennetle) müjdele!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o mü’minler) tövbe edenler, ibadet (kulluk şuuru içinde hareket) edenler, (her an kendisine lütfedilen sayısız nimetler sahibi olan Allah’a) hamd edenler, (vahiyle insanları tanıştırmak ve onlara Kur’an’daki evrensel ahlaki değerleri anlatmak veya ilim öğrenmek ve helal kazanç sağlamak gibi iyi işler için) seyahat edenler, (yalnız Allah’a) rükû edenler (ona boyun eğenler), secdeye varanlar, (insanlara daima) iyiliği telkin edenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlardır. (İşte böyle) mü’minleri müjdele!*
(*) Ayette geçen "saihun" kelimenin sözlükteki karşılığı "seyahat edenler, yeryüzünde dolaşanlardır. Îkrime’ye göre bu, ilim öğrenmek için seyahat edenleri, Âta’ya göre, Allah yolunda cihad/gayret edenleri ve diğer bir görüşe göre de Allah’ın tevhidini, onun varlığını ve birliğini gösteren evrendeki delilleri araştıran ve bu konuda düşünen kimseleri ifade etmektedir. İşte bütün bu anlamları kapsayabildiği gibi, bunun asıl sözcük anlamı seyahat olduğundan dolayı biz de bu şekilde meal vermeyi uygun bulduk. Aşağıdaki tefsir metinlerine debakılabilir. الثاني: أن المراد من السائحين طلاب العلم ينتقلون من بلد إلى بلد في طلب العلم، وهو قول عكرمة، (مفاتيح الغيب) وقال عطاء: السائحون المجاهدون (الجامع لاحكام القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’a tövbe edip yönelenler, kulluk edenler, O’nu övgü ile yüceltenler, O’nun rızası için seyahat edenler, saygı ile önünde eğilip secde edenler, insanlara iyilikleri emredip, kötülükleri yasaklayanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları koruyup aşmayan inananları müjdele.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar tövbe edenler, tapanlar, övenler, oruç tutanlar, rukü edenler,secde edenler, uygunu buyurup, uygunsuzu yığayanlar, Allah’ın yasasını koruyanlardır. Sen bu inanırlara müjdele.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar tövbe edenler, ibadet edenler, hamd-ü sena edenler, seyahat edenler1, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emir, fenalığı nehyedenler, Allah/ın hududunu koruyanlardır. İşte bu mü/minleri Cennetle müjdele.
[1] Veya gaziler, oruç tutanlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (O’nun rızası için) seyahat edenler,²⁶ rükû edenler, secde edenler, iyiliği kendine iş edinen ve çevresine de telkin edenlerle kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar var ya, işte o mü’minleri de müjdele!
26 “Sâ’ihûn” kelimesine, oruç tutanlar, gaziler, ilim tahsili için, bilgi ve görgüsünü artırmak için seyahata çıkanlar, dini yaymak için uzak diyarlara gidenler, hicret edenler vb. gibi anlamlar da verilmiştir. Biz burada kısaca “(O’nun rızası için) seyahat edenler” diye çevirdik.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Müminler;) Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (Allah'ın hoşnut olacağı bir iş için) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır ve (işte bu) müminleri müjdele.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, ilâhî rahmetten ümit kesmeyen, dâima Allah’a yönelerek günahlarından tövbe edenler, yalnızca O’na kulluk ve ibâdet edenler, en derin şükran ve minnettârlık duygularıyla O’nu övüp yücelterek hamd edenler, güzelce namaz kılanlar, oruç tutanlar, Allah yolunda cihâd etmek ve İslâm’ı insanlara tebliğ etmek gibi yüce gayelerle yeryüzünde gezip dolaşanlar, O’nun huzurunda boyun eğip secdeye kapananlar, insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar ve Allah’ın çizdiği sınırları ve koyduğu kanunları hayata egemen kılan ve onları tüm güçleriyle koruyanlardır. O hâlde ey Peygamber, bu nitelikleri taşıyan müminleri, sonsuz nîmetlerle müjdele!Bu müjdeye nâil olabilmek için çaba harcadıkları hâlde, İbrahim Peygamberi kendilerine örnek alan bazı müminler, kâfir olarak ölen akrabaları için bağışlanma diliyor, senin de bu yönde duâ etmeni istiyorlar. Çünkü İbrahim, babası iman etmediği hâlde onun bağışlanması için Allah’a yalvarmıştı (19. Meryem:47 ve 26. Şuara:86). Onlara de ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ma’rûf’u (Örfe Uygun Olan’ı / Bilindik Olan’ı) İş Edinen ve Münker’den (Bilinmedik Olan’dan) Kaçınan Secde Eden Rukü’ Eden Seyahat Eden (Oruç Tutan Hicret Eden) Hamd Eden Kulluk Eden Tevbe Edenler ve Allah’ın sınırlarını Koruyanlar! Müminler’i müjdele!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Pişman olanlar, Hakk'a hizmet edenler, teşekkür edenler, seyahat edenler! Allah için eğilip yerlere kapananlar! öz değerlere sahip çıkmayı önerip kötülerden vazgeçirenler, Allah'ın koyduğu yasalara saygı gösterenler! Resulüm! bu müminleri de kutlayabilirsin...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ahiret hayatını kazananlar ölmeden önce yaptıkları hatalar için tövbe ederler. Dünya yaşamında Allah’ın yasalarına uyarlar. Verilen nimetler için Allah’a şükrederler. Kendilerini bilgilendirmek bilinçlendirmek için salat-ı ve zekât-ı ikame ederler. Dünyevilik algılardan arınmak için oruç tutarlar. Sadece Allah’ın emirlerine boyun eğerler. Allah’ın yasalarını kulların yasalarından üstün tutarlar. İyiliği emredip kötülükten alıkoyarlar. Allah’ın koyduğu yasaları hak ve adalet esaslarıyla korurlar. İşte bunlar Müminlerdir. Ey Resulüm! Böylelerini açıkça cennetle müjdele!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, [hamd] edenler (övenler), (Allah yolunda) seyahat edenler (oruç tutanlar), rükû ve secde edenler, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. (İşte bu) müminleri müjdele!
Mehmet Türk
swap_vert close
(İşte bunlar); tevbe eden, ibâdet eden, Allah’a hamd eden, oruç tutan,¹ rükuya varan, secdeye kapanan, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçiren, Allah’ın koyduğu sınırları gözeten, kimselerdir. Bunu, inananlara böylece müjdele.
1 Buradaki seyahat, İbnu Mes’ud, İbnu Abbas, Hz. Aişe ve Ebû Hureyre’ye göre oruç demektir. Çünkü Peygamber (a.s): “ümmetimin seyahati, oruçtur.” buyurmuştur. (Kurtubî) Oruç; yiyip içmek ve birtakım sıkıntılara tahammül etmek ve bir de insanın görmediği, bilmediği bir takım şeylere vakıf olmasına vesile olması yönleriyle seyahate benzetilmiştir. Ayrıca bu ifâdeyi; “Mücahitler, Mekke’den Medîne’ye hicret edenler, ilim için sefere çıkanlar ve Allah’ın âyetlerini görmek için yeryüzünde sefer edenler,” şeklinde de anlayanlar olmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Bu, ne zaman bir günah işleseler, hemen] tevbe ve pişmanlık içinde Rablerine yönelen kimselerin [bahtiyarlığıdır]; O’na (yürekten) kulluk edenlerin; O’nu (coşkuyla) övenlerin; ve [O’nun hoşnutluğunu] aramaya durmaksızın devam edenlerin; ¹⁴⁷ ve [O’nun önünde] eğilen, O’nun önünde hürmet ve tazimle yere kapananların; doğru ve güzel olanın yapılmasını önerip, eğri ve kötü olanın yapılmasına engel olanların; ve Allah’ın koyduğu sınırları gözetenlerin (bahtiyarlığı). Öyleyse, [ey Peygamber, Allah’ın bu vaadiyle] müjdele, bütün o müminleri.
147 Müfessirlerin çoğu sâihûn (lafzen, “gezginler/seyyahlar”) tabirine sâimûn yani, “oruç tutanlar” anlamını vermişlerdir; bu görüşü ileri sürerken, oruç tutan kimsenin de, tıpkı gezginler gibi kendisini geçici olarak dünya nimetlerinden, dünyevî tadımlardan geri tuttuğu düşüncesinden hareket etmişlerdir (Râzî’nin, Süfyân b. ‘Uyeyne’den aktardığına göre). Bu müfessirlerin siyâha (“gezginlik/seyyahlık”) terimiyle siyâm (“oruç”) arasında kurdukları bu mecazî özdeşliği sâihûn teriminin, yukarıdaki anlam örgüsü içinde, muhtelif Sahâbîler ve onların bazı erken ardılları tarafından da böylece tefsir edilmiş olmasına dayandırdıklarını belirtmeliyiz (bkz. Taberî). Diğer bazı otoriteler ise (ör. Râzî’nin kaydettiği kadarıyla Ebû Müslim), terimin orijinal anlamını (lugat anlamını) tercih ederek onu az çok “muhâcirûn” (“zulüm ve kötülüğün egemen olduğu diyarı terk edenler”) teriminin eşanlamlısı olarak tefsir etmişlerdir. Bize kalırsa, sâihûn ifadesi için kullanılabilecek en iyi karşılık “[Allah’ın hoşnutluğunu aramaya] durmaksızın devam edenler” şeklinde olanıdır; ki böylece siyâha teriminin hem lugat hem de mecazî çağrışımları oldukça geniş bir anlam alanı içinde birleştirilmiş de oluyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki Allah’a tövbe edenler, yalnızca ona kulluk edenler, onu övüp yüceltenler, seyahat edenler, rüku/boyun eğenler, secde edenler, iyilikleri teşvik edenler kötülüğü engelleyenler, Allah’ın koyduğu sınırları muhafaza edenlerdir. İşte bu müminleri müjdele! 4/173, 39/17, 41/30...33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ne zaman bir günah işleseler hemen tüm varlığıyla) O’na yönelenler,[¹⁵⁴¹] yalnız O’na kulluk edenler, övgülerin tamamını sadece O’na hasredenler,[¹⁵⁴²] (cihad için) seyahate çıkıp O’nun rızasının peşine düşenler,[¹⁵⁴³] yalnızca O’nun önünde eğilip, sadece O’nun huzurunda yere kapananlar, iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları kesintisiz koruyanlar...[¹⁵⁴⁴] Evet, (bu nitelikteki) mü’minleri (cennetle) müjdele.
[1541] Çevirimizin gerekçesi et-tâibûnun açılımıdır (Bkz: Taberî). [1542] “Tüm varlığıyla”, “yalnız”, “tamamını”, “durmadan dinlenmeden” gibi pekiştirme ve en’li ifadeleri parantez içine almadık. Çünkü, kaynak dile ait sözcüklerin başındaki “el” takılarının, “tahsis, istiğrak, ahd” gibi muhtelif vurguları hedef dile yansıtıldığında, zorunlu olarak bu mânalar elde edilmektedir. [1543] es-Sâihûn, “seyahat edenler, gezginler” mânasına gelir. Birinci ve ikinci kuşaktan nakledilen haberlere baktığımızda, bu kelimenin lafzî anlamıyla değil mecâzî anlamıyla ele alınıp es-sâimûn (oruç tutanlar) şeklinde anlaşıldığını görüyoruz. Buna göre, oruç tutan insan yemeden, içmeden ve şehvetten ayrılıp mânevî bir seyahate çıktığı için böyle isimlendirilmiştir (Taberî ve Râzî). Hatta İbn Abbas’a atfedilen bir haberde, Kur’an’daki tüm es-seyâha kökünden türetilen sözcüklerin es-sıyam olarak anlaşılması gerektiği dile getirilir. Fakat âyetteki el-’âbidûn oruç tutmayı da kapsar. Râzî, bundan farklı olarak iki görüş daha aktarır: birincisi, yine ilk kuşaktan bazı isimlere atfedilen “ilim yolunda seyahat edenler” anlamı, ikincisi ise Ebu Müslim’in kelimenin lafzî anlamı olan seyahatı esas alarak verdiği “Allah yolunda cihad için sefere çıkma” anlamı. Biz kelimeyi mecaza hamleden görüşe uyduk, fakat ait olduğu bağlama daha uygun olan daha farklı bir mecâzî anlamı tercih ettik. [1544] Baştaki ve sondaki parantez içi ibareler, bu âyetin anlamını bir önceki âyete eklemleyen Taberî’nin tercihi göz önüne alınarak konulmuştur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bu müjdeye hak kazanan müminler ise) Tevbe edenlerdir, ibadet edenlerdir, hamd edenlerdir, oruç tutanlardır, rükua varıp secdeye kapananlardır, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan ve Allah’ın hududunu koruyanlardır! (Hüküm, emir ve yasaklarına riayet edenlerdir... Ey Muhammed, bu sıfatlara sahip olan) Müminleri cennet ile müjdele!
Osman Fırat
swap_vert close
Tevbe edenler, Allah’a kulluk edenler, Allah’ı övenler, (Allah yolunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men’edenler ve Allâh’ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü’minleri müjdele...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlar) Tevbe edenlerdir, ibadette bulunanlardır, hamd edenlerdir, oruç tutanlardır, rükûa, secdeye varanlardır, mâruf ile emir ve münkerden nehyeyleyenlerdir ve Allah Teâlâ'nın hududunu muhafazada buIunanlardır. İşte (o) mü'minleri müjdele.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O tövbe edenler, o ibadet edenler, o hamd edenler, Allah'ın rızası için sefer edenler, o rükû edenler, o secdeye kapananlar, iyilikleri yayanlar, kötülükleri önleyenler ve Allah'ın hudutlarını bekleyip koruyanlar yok mu? İşte o müminleri müjdele! [66, 5; 4, 24]
“Allah rızası için sefer” kavramına: İslâm’ı anlatmak, cihad, yerine göre hicret, ilim elde etmek, insanları eğitmek, çalışıp helâl kazanç sağlamak gibi birçok alan girer. Allah’ın hudutlarını korumaya: İmanın gerekleri, ibadetler, İslâm ahlâkına uygun davranışlar, İslâm’ın her alandaki hükümleri dâhildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)!
Âyette ˜Çä"ÇÆÍèæŒ sıfatı oruç tutanlar anlamına geldiği gibi, cihâdeden ve yeryüzünde Allah'ın güzel eserlerini görmek, bilgi ve görgülerini artırmak veya özgürlük içinde ibâdet ve tâ'atlerini yapabilmek için seyâhat edenler anlamına da gelir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Tevbe, 'ibâdet ve hamd idenler, oruc tutan veyâ cihâda gidenler, rükû' ve sücûd iyleyenler, ma'rûf ile emr ve münkerden nehy ve Allâh'ın hudûdını muhâfaza idenler mü'minlerdir. Böyle mü'minlere her dürlü in'âm ve ihsân-ı Hüdâ'yı tebşîr it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Tevbe edenler, Allah’a kul olanlar, işlerini iyi yapanlar, gezip görenler, rüku edenler, secde edenler, marufu (Kur’an ölçülerini) isteyenler, münkere (Kur’an ölçülerine aykırı olana) engel olanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlar var ya; sen böylesi müminleri müjdele.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'a tevbe eden, kulluk eden, hamd eden, seyahat eden, boyun eğen, secde eden, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan, Allah'ın yasalarını koruyan müminleri müjdele!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler,(27) rükûa varanlar, secdeye kapananlar, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıran ve Allah'ın koyduğu sınırlara riayet edenlerdir. Müjdele o mü'minleri!
(27) İlim, cihad, ibret ve tefekkür için seyahat edenler; dinlerini özgürce yaşayabilmek için hicret edenler. Bir hadis-i şerifte, bu kelimeye “oruç tutanlar” anlamı da verilmiştir. (Müstedrek, 2:365 no. 3288.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat ederken oruç tutanlar, rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Müjdele o müminleri!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tevbe eyleyiciler 'įbādet eyleyiciler ögiciler her ḥalde oruç dutıcılar ruķū' eyleyiciler secde eyleyiciler buyurucılar eyü işi daħı yıġıcılar yavuz işden daħı śaķlayıcılar Tañrı ḥadlarını. daħı muştıla mü’minlere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tevbe eyleyen mü’minler, ‘ibādet eyleyenler daḫı, şükr eyleyenler daḫı,oruç dutanlar daḫı, rükū‘ idenler daḫı, sücūd idenler daḫı, yaḫşılıḳ buyu‐ranlar daḫı, yamanlıḳdan ḳaytaranlar daḫı, daḫı ṣaḳlayanlar daḫı TañrıTa‘ālā buyruḳlarını, muştıla cenneti mü’minlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onlar Allaha) tövbə, ibadət və şükür-səna edənlər, oruc tutanlar (və ya cihad uğrunda, elm təhsil etmək üçün yurdundan ayrılıb başqa yerlərə gedənlər), rüku və səcdə edənlər (namaz qılanlar), yaxşı işlər görməyi əmr edib pis işləri yasaq edənlər və Allahın hədlərini (halal-haramı) qoruyanlardır. (Ya Rəsulum!) Belə mö’minləri (Cənnətlə) müjdələ!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(Triumphant) are those who turn repentant (to Allah), those who serve (Him), those who praise (Him), those who fast, these who bow down, those who fall prostrate (in worship), those who enjoin the right and who forbid the wrong and those who keep the limits (ordained) of Allah And give glad tidings to believers!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those that turn (to Allah)(1363) in repentance; that serve Him, and praise Him; that wander in devotion to the cause of Allah,: that bow down and prostrate themselves in prayer; that enjoin good and forbid evil; and observe the limit set by Allah.- (These do rejoice). So proclaim the glad tidings to the Believers.
1363 We are to rejoice that by giving up such small things as ourselves and our possessions we are to be rewarded with such a great thing as the eternal life of felicity. The truly righteous, whose lives in various aspects are described in this verse, do so rejoice. The good news is to be proclaimed to all Believers, including the weakest among us, so that they may profit by that example.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلتَّٓائِبُونَ
tövbe edenler
الْعَابِدُونَ
ibadet edenler
الْحَامِدُونَ
hamd edenler
السَّٓائِحُونَ
oruç tutanlar
الرَّاكِعُونَ
rükû edenler
السَّاجِدُونَ
secde edenler
الْاٰمِرُونَ
emredenler
بِالْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَالنَّاهُونَ
ve men edenler
عَنِ الْمُنْكَرِ
kötülükten
وَالْحَافِظُونَ
ve muhafaza edenlerdir
لِحُدُودِ
sınırlarını
اللّٰهِۜ
Allah'ın
وَبَشِّرِ
ve müjdele
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minleri
(Bu alışverişi yapanlar, Allah'a ve resulüne gönülden itaat ederek) Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men edenler ve Allah'ın sınırlarını muhafaza edenlerdir. (Resulüm! İşte bu) Mü'minleri müjdele!
تَّٓائِبُونَ
Etken fiil
ت و ب
Tövbe edenler
عَابِد
Etken fiil
ع ب د
Âbd olan, ibadet eden, tapan, kulluk eden
حَامِدُون
Etken fiil
ح م د
Hamd edenler
سَٓائِحُون
Etken fiil
س ي ح
Oruç tutan erkekler
رَاكِعٌ
Etken fiil
ر ك ع
Rükû eden, rükû
سَاجِد
Etken fiil
س ج د
Secde eden
ءَامِرُون
Etken fiil
ا م ر
Emredenler
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
نَاهُون
Etken fiil
ن ه ي
Men edenler
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مُنْكَر
Edilgen fiil-IV
ن ك ر
Tanınmayan, çirkin iş, hoşnutsuzluk, çok edepsizce şey
حَافِظ
Etken fiil
ح ف ظ
Muhafaza eden, muhafaza edici, koruyucu, muhafız
حُدُود
İsim
ح د د
Sınırlar
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بَشَّرَ
Fiil-II
ب ش ر
Müjdeledi
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan