Bu, cennetle müjdelenen samimi mü'minler, Allah'ın kanunlarına, bütün emir ve yasaklarına riayet ederek günah işlemekten vazgeçip, Allah'a itaate yönelenler, tevbe edenler, Allah'ı ilâh tanıyanlar, candan müslüman olarak Allah'a bağlananlar, saygıyla kulluk ve ibadette dâim olanlar, O'nun şeriatına bağlananlar, O'na boyun eğenler, her türlü hal içinde hamdedenler, oruç tutanlar, ilim yolunda seyahat edenler, mescitlere devam edenler, cihad için tebliğ için yollara düşenler, Hakka ve tevhide yönelenler, cemaatle namaza kılanlar, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat ederek, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılanlar, secdelere kapananlar, Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayanlar, sekizinci olarak şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin edenlerdir. Bu mü'minleri dünya hâkimiyeti ve âhiret saadetiyle müjdele.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/24; 66/5; el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 8/269-272.