close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 111. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnna(A)llâhe-şterâ mine-lmu/minîne enfusehum veemvâlehum bi-enne lehumu-lcenne(te)(c) yukâtilûne fî sebîli(A)llâhi feyaktulûne veyuktelûn(e)(s) va’den ‘aleyhi hakkan fî-ttevrâti vel-incîli velkur-ân(i)(c) vemen evfâ bi’ahdihi mina(A)llâh(i)(c) festebşirû bibey’ikumu-lleżî bâya’tum bih(i)(c) veżâlike huve-lfevzu-l’azîm(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki Allah, kendilerine cenneti vermek üzere inananların canlarını, mallarını satın almıştır adeta; onlar öldürürler, öldürülürler, her iki surette de vaadi gerçektir ve Tevrat'ta da sabittir, İncil'de de, Kur'an'da da ve ahdine Allah'tan daha ziyade vefa eden kimdir ki? Artık şu giriştiğiniz alışverişten dolayı sevinin ve budur işte en büyük kurtuluş ve saadet.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hiç şüphesiz Allah, -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- mü’minlerden, canlarını ve mallarını satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda çalışıp-çarpışırlar, (gerektiğinde) öldürürler ve öldürülürler; (bu) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir va’addir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (ey mücahit mü’minler) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ’büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Çünkü mücahit mü’minler ebedi cennete erişeceklerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bilesiniz ki, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen mü'minlerden, Allah, canlarını ve mallarını satın almıştır; hem de karşılığında onlara cenneti vaadederek. Bu O'nun yerine getirilmesini Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da bizzat güvence altına aldığı gerçek bir vaattir. Kimdir verdiği sözü Allah'tan iyi tutan? O halde yaptığınız alım satımdan dolayı, müjdelenip sevinin; çünkü en büyük kurtuluş ve bahtiyarlık budur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, Cennete kavuşma karşılığında, mü'minlerin İslâm uğrunda canlarını, mallarını, servetlerini ortaya koymalarına, feday-ı can etmelerine talip olmuştur. Allah yolunda, İslâm uğrunda savaşacaklar, şehit edileceklerini bilerek düşmana can ve mal zayiatı verdirmeye devam edecekler. Savaş ve cihad karşılığında mü'minleri cennetle mükâfatlandırması, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat'ta, İncil'de, Kur'ân'da, Allah'ın kendisini sorumlu tuttuğunu bildirdiği ilâhî, hak bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine, sözüne riâyet edecek kim var? O halde, onunla yaptığınız biatlerden, peygamberiyle yaptığınız sosyal ve siyasî sözleşmelerden, tek tek açıkça reylerinizi belirtmenizden dolayı, birbirinizi müjdeleyip sevinin. İşte bu büyük bir mutluluktur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 35/29; 39/29; 61/10; Tefsîru Ebüssuûd, 4/106; en-Nüket ve’l-uyûn, 2/406.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur'an'da vaadedilmiş olan bir haktır. Allah'dan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzerecanlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, Allah, cennet kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır. onlara vaad olunan cennet hakdır ki, Tevrat'da, İncîl'de ve Kur'an'da sabittir. Allah'dan ziyade ahdine vefa eden kimdir? O halde, yaptığınız bu hayırlı alış-verişten dolayı sevinin. İşte bu, çok büyük saadettir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, Cennet karşılığında Müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah’ın Tevrat, İncil ve Kur’anda onlara vaadettiği bir haktır… Sözünde durmak için Allah’tan daha iyi kim olabilir? İşte ey Müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur. (Çünkü geçiciyi ebedî ile değiştiriyorsunuz.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah müminlerden, mal ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Sözünde Allah'tan daha vefalı kim var? O halde, O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdeler olsun size! İşte bu, büyük bir kazançtır.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah inananlardan —cennet verip— mallarını, canlarını satın aldı, onlar savadırlar Allah yolunda, öldürürler, ölürler, bu Tevrat'ta, İncil'de, Kur'an'da dahi vaad olarak gerçeklenmiştir, Allahtan daha iyi kimse midir sözünde duran? Yapmış olduğunuz alış verişten müjdelenesiniz, işte budur ulu onunç
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hiç şüphesiz Allah, inananlardan karşılığında onlara cenneti vermek üzere canlarını ve mallarını satın almıştır (barter yapmıştır). (Şöyle ki;) onlar Allah yolunda savaşırlar, (kendilerini öldürmeye kalkan zalimleri) öldürürler ve gerekirse (bu uğurda seve seve) can verirler. Bu Allah'ın Tevrat'ta da İncil'de de Kur'an'da da üzerine aldığı gerçek bir vaadidir. Verdiği sözde Allah'tan daha sadık kim olabilir? O halde (Ey inananlar!) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin. İşte en büyük kurtuluş, en büyük başarı budur!
Cemil Said
swap_vert close
Allâh mü’minlerin emvâlini ve nefîslerini cennet mukâbilinde satun aldı, fîsebîli(A)llah muhârebe idecekler öldürecekler ve öleceklerdir. Allâh’ın va’di hakdır. Tevrat da, İncil de, Kur’an da bu va’di te’kîd itmişdir. Va’dine Allâh’dan daha sâdık kim olabilür? Bu bey’ ve şerâdan dolayı mesrûr olınız bu ’azîm bir sa’âdetdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, kendi yolunda çarpışırken öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere satın almıştır. Bu, Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da yer almış gerçek bir vaadidir. Kim Allah’tan daha fazla sözüne bağlı olabilir! O halde yaptığınız bu alışverişten ötürü sevinin. İşte büyük bahtiyarlık da budur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.  
 Mekke’de Akabe biatı sırasında, ensardan 70 kişi Resûlullah’a biat ederlerken, içlerinden Abdullah b. Revaha, «Yâ Resûlellah! Rabbin ve senin için şartların nedir?» demişti. Resûlullah buyurdu ki: «Rabbim için şartım O’na ibadet etmeniz, O’na hiçbir eş tutmamanızdır; kendi hakkımdaki şartım da canlarınızı ve mallarınızı nasıl müdafaa ediyorsanız beni de öyle savunmanızdır. Tekrar soruldu: «Böyle yaparsak bize ne vardır?» Resûlullah «Cennet vardır» diye cevap verdi. Onlar da «Ne kârlı alış veriş! Bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz» dediler. İşte bu âyet bunlar hakkında nâzil oldu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH inananların canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. ALLAH yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, O'nun Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da verdiği bir sözdür. Verdiği sözü, ALLAH'tan daha iyi kim yerine getirebilir? Öyleyse bu alışverişinizden dolayı sevinin. En büyük başarı budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını; Cennet muhakkak kendilerinin olmak bahasına satın aldı, Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler, Tevratta da, İncilde de Kur'anda da hakka taahhüd buyurduğu bir va'd, Allahdan ziyade ahdine vefa edecek kim? O halde akdettiğiniz şu bîatten dolayı size müjdeler olsun, ve işte, o fevzi azîm bu
Emrah Demiryent
swap_vert close
*Şüphesiz ki Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda cihat ederler, öldürürler ve öldürülürler. Allah, bunu Tevrât’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak vadetmiştir. *Allah’tan ziyade ahdine vefa eden kimdir? O hâlde (ey mü’minler,) yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinin. İşte büyük kazanç budur.
* “Şüphesiz ki Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır”; Allah Teâlâ’nın, gerçekte herhangi bir şeyi satın alması söz konusu değildir. Zira her şeyin yaratıcısı, sahibi Allah Teâlâ’dır. Cenâb-ı Hak kullarını, lütufkâr bir şekilde taata davet etmiş, kendi rızası doğrultusunda can ve mallarını feda eden mü’minlere, rahmetiyle cenneti vadetmiştir. * “Allah’tan ziyade ahdine vefa eden kimdir”; Bu ifade, son derece beliğ, etkili bir te’kîd cümlesidir ki “Elbette Allah’tan ziyade ahdine vefa eden kimse olamaz” manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, kendi yolunda savaşarak ölen ve öldüren mü'minlerin; canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da gerçek olan bir söz vermedir. Allah'tan daha iyi sözünde duran kim olabilir? O halde, O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük başarı budur.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki Allah hak yolunda (muhaarebe ederek düşmanları) öldürmekde, kendileri de öldürülmekte olan mü'minlerin canlarını ve mallarını — kendilerine cennet (vermek) mukaabilinde — satın almışdır. (Onun) Tevratda, Incîlde ve Kur'anda (zikr olunan bu va'di) kendi üzerinde hak (ve kat'î) bir va'ddir. Allah kadar ahdine vefa eden kimdir? O halde (ey mü'minler) yapmış olduğunuz bu alış verişden dolayı sevinin. Bu, en büyük seâdetdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki Allah, mü'minlerden nefislerini ve mallarını, karşılığında Cennet hakikaten onların olmak üzere satın almıştır! (2) (Onlar) Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (Allah tarafından onlara) Tevrât'ta, İncîl'de ve Kur'ân'da (söz verilen bu Cennet, Allah'ın) kendi üzerine hak bir va'ddir. Ve Allah'dan daha çok sözünü yerine getiren kim olabilir? Öyle ise yaptığınız bu alış-verişinizden dolayı sevinin! İşte büyük kurtuluş ise ancak budur!
(2)İkinci Akabe gecesi, Ensardan yetmiş kişi Resûl-i Ekrem (asm)’a bîat ettiklerinde, Abdullah bin Revâha (ra): “Yâ Resûlallah! Rabbin için de, kendin için de dilediğin şartı koş!” demesi üzerine buyurdular ki: “Rabbim için, sırf O’na ibâdet edip, aslâ ortak koşmamanızı, kendi hakkımdaki ise, kendinizi ve mallarınızı neye karşı nasıl müdâfaa ediyorsanız, beni de öylece müdâfaa etmenizi şart koşuyorum.” Ashâb tekrar sordular: “Bunları yapsak bize ne vardır?” Resûl-i Ekrem (asm): “Cennet vardır!” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm (radıyallahü anhüm ecmaîn) de: “Ne kârlı ticâret! Biz bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz!” demeleri üzerine, bu âyet-i kerîme nâzil olmuştur. (Kurtubî, c. 4/8, 267)“Şimdi (nefis ve malımızı Allah’a) satmağa bakacağız. Acabâ o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar. Yok, kat‘â ve aslâ! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zîrâ helâl dâiresi geniştir, keyfe kâfî gelir. Harâma girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye (Allah’ın farz olan emirleri) ise hafiftir, azdır. Allah’a abd (kul) ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, ta‘rîf edilmez. Vazîfe ise, yalnız bir asker gibi, Allah nâmına işlemeli, başlamalı ve Allah hesâbıyla vermeli ve almalı ve izni ve kānûnu dâiresinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusûr etse, istiğfâr (tevbe) etmeli. ‘Yâ Rab! Kusûrumuzu affet, bizi kendine kul kabûl et, emânetini kabzetmek (almak) zamânına kadar bizi emânette emîn kıl! (Âmîn)’ demeli ve O’na yalvarmalı.” (Sözler, 6. Söz, 16)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz Allah, (saldırganlara karşı kendilerini savunmak amacıyla her türlü özveride bulunan) mü’minlerden canlarını (özvarlıklarını) ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere (manen) satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda (Allah’ın saldırgan güçlere karşı kendilerini savunmak için izin verdiği şekilde) savaşırlar, (saldırıya uğradıklarında da karşılık vererek bazen saldırganı) öldürürler ve (bazen de bu savunma savaşında kendileri) ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir va’dını Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde akdettiğiniz şu bîatten dolayı sevinin. İşte en büyük başarı da budur. *
(*) Burada mecaz bir ifadeyle (اشْتَرَى )’’işterâ’’ teşbih sanatı işlenmiş olup müminlerden saldırganlara karşı Allah’ın izin verdiği meşru müdafaa savaşında yaptıkları her türlü fedakârlık nedeniyle kendilerinin büyük bir başarı ve tükenmeyen manevi bir kazanç olan cenneti elde edebileceklerine işaret edilmektedir. Esasen evrendeki bütün varlıklar, bu arada insanların can ve malları Allah’ın hükümranlığı altında olmakla beraber, insanın yine ilâhî iradeyle tâbi tutulduğu sınavın bir uzantısı olarak yüce Allah “canlar”ı ve “mallar”ı müminlere izâfe etmiş, onların bu sınavdaki seçme özgürlüğüne dikkat çekmiştir. Zira ayette mü’minler için kâr, kazanç, başarı kavramlarının dünya ile sınırlı olamayacağı, mutluluk anlayışının dünyevî hazlar içine hapsedilemeyeceği fikri, satım sözleşmesi benzetmesinden yola çıkan edebî bir üslûp kullanılarak işlenmektedir. Ayrıca Arapçada ( اشتري ) ‘’satın almak’’ anlamına geldiği gibi, bir şeyi tercih etmek, başka bir şeyden üstün, değerli ve kıymetli tutmak veya değiştirmek anlamlara da gelir. Bkz: ‘’el Mucemül Ğani, el Mu’cem el lüğatül Arabiyyetül muasırah.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, kendine inananların canlarını ve mallarını, onlara cennetler vaat ederek satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürür veya öldürülseler dahi Tevrat’ta, İncil de ve Kur’an da onlar için cennet, vaat edilmiş olan bir haktır. Allah’dan daha çok vaadini yerine getiren kim vardır. O halde, Allah ile yaptığınız alış veriş için sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Allah inananların canını, malını Cennet karşılığı olarak almıştır. Onlar Allah uğrunda vuruşurlar,öldürürler, ölürler. Bu onlara Tevrat’ta, İncil’de, Kur’an’da doğru olarak verilmiş bir sözdür. Sözünü Allah’tan daha iyi tutan kim vardır? Öyleyse yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin. Bu, ulu bir erimdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah mü/minlerden canlarını, mallarını satın almış, buna bedel onlara Cennet vermiştir. Onlar Tanrı yolunda kıtal ediyorlar. Öldürüyorlar, öldürtülürler. Bu vaad Allah/ın öyle vaadidir ki Tevrat/ta, İncil/de, Kur/an/da sabittir. Allahtan ziyade ahdini yerine getiren kim olabilir? Artık yapmış olduğunuz alışverişten dolayı size müjdeler olsun. Bu alışveriş büyük bir feyz ve necattır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen mü’minlerden Allah, cennet kendilerinin olmak üzere mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın kesin vaadidir. Verdiği sözü, Allah’tan daha iyi yerine getiren kim vardır? Öyleyse, O’nunla yaptığınız alışverişe sevininiz. İşte büyük kurtuluş [fevz] budur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta da İncil'de de Kur'ân'da da üstlendiği gerçek bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? O halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte büyük kurtuluş budur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek şu ki, Allah müminlerden canlarını ve mallarını —karşılığında onlara cenneti vermek üzere— satın almıştır. Şöyle ki; onlar, yeryüzünde zulmü, haksızlığı engellemek ve Kur’an’ın ortaya koyduğu hayat sistemini egemen kılmak için Allah yolunda kahramanca savaşırlar; er meydanlarında zalimlerin ordularını bozguna uğratır, askerlerini öldürürler ve gerekirse, bu uğurda seve seve can verirler. Bu, Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da yerine getirmeyi bizzat üstlendiği ve gerçekliğinde şüphe olmayan bir vaattir.Öyle ya, verdiği sözü Allah’tan daha iyi kim tutabilir? O hâlde, yaptığınız bu sözleşmeden dolayı sevinin ey müminler! Çünkü budur; en büyük başarı, en büyük kurtuluş!Peki, bütün kutsal kitaplarda müjdelenen bu bahtiyârlar kimlerdir?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, Müminler’den canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın aldı. Allah yolunda savaşıyorlar. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da verilmiş gerçek bir vaad olarak öldürüyorlar, öldürülüyorlar. Kim Allah’tan daha çok sözünü tutar? O’nunla yaptığınız alış veriş sebebiyle sevinin! / müjdeler olsun! İşte Çok Büyük Başarı budur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, Allah yolunda tüm varlığı ile mücadele eden müminlerin, hem mallarını hem canlarını, cennete mukabil satın almış, Tevrat ve İncil'de verdiği bu sözü, Kuran’da dahi tekrar ederek teyit etmiştir. Kim Allah'tan daha sağlam söz verebilir ki!? Artık yaptığınız bu kârlı alışverişten dolayı birbirinizi kutlayabilirsiniz. Çünkü en büyük zafer budur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz Allah Müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. O Müminler Allah yolunda savaşırlar. Savaşta Allah yolunda öldürülür ya da öldürürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de, Kur’an’da kesin olarak vadetmiştir. Söyleyin! Verdiği sözleri kim Allah’tan daha iyi yerine getirir? Bilin ki Allah’tan başka verdiği sözleri daha iyi yerine getiren yoktur! O halde yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin! İşte asıl başarı budur. Sizler başarıyı dünyalık algılarla düşünmeyin! Başarı ahiret hayatını kazanmaktır! Dünya yaşamının özü budur. Ahiret hayatını kazanmak için dünyada yarışa başlanır ve yarış ölümle noktalanır. Kim öldüğünde, cenneti satın alabileceği bir yaşamı Rabbine sunarak ahirete geçmişse başarmıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Allah, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. [*](Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerinde gerçek bir vaat olarak (böyledir). Sözünde Allah’tan daha vefalı kim olabilir ki! O’nunla yapmış olduğunuz alışverişinizden dolayı sevinin! Asıl büyük kurtuluş işte budur.
Bu cümle “Şüphesiz ki Allah onlara malları ve canları karşılığında cenneti satmıştır” şeklinde de tercüme edilebilir. Çünkü ayette geçen [işterâ] fiili hem “satmak” hem de “satın almak” anlamında kullanılabilmektedir. Burada cennete gidebilmenin fedakarlıklara bağlı olduğuna da dikkat çekilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını Allah yolunda; gerek öldürerek, gerekse öldürülerek savaşmaları karşılığında cenneti vermek üzere satın almıştır. Bu Onun Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da güvence altına aldığı gerçek bir va’ddir. Allah’tan daha çok, verdiği sözü yerine getiren kim olabilir ki? (Ey îman edenler!) O halde Onunla yaptığınız bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte, en büyük kurtuluş da budur.¹
1 Rasulüllah (s.a.v)’e Akabe Gecesi, Mekke’de Ensar’dan ikinci “Akabe biatı”nda yetmiş kişi biat ettikleri zaman, Abdullah b. Revaha: “Rabb’in ve kendin için bize dilediğini şart koş” demişti. Peygamber (s.a.v.) de: “Rabbim için Ona ibadet etmenizi ve hiç bir şeyi Ona şirk koşmamanızı, kendim için de beni, kendinizi ve mallarınızı nasıl koruyup savunuyorsanız öyle koruyup savunmanızı şart koşarım” buyurdu. Onlar da: “Bunu yaptığımız takdirde bizim için ne var?” dediler. Hz. Peygamber (s.a.v): “Cennet” buyurdu. Bunun üzerine: “Bu alış-veriş kârlıdır, bu sözleşmeyi ne bozarız, ne de bozulmasını kabul ederiz.” dediler. Sonra işte bu âyet nazil oldu. Bir gün Hz. Peygamber, bu âyeti okurken bir a’râbi geldi: “bu kimin sözü?” dedi, Rasulullah (s.a.v), “Allah kelâmıdır.” diye cevap verdi. O a’râbi: “Vallahi bu çok kârlı bir alış-veriş, biz bunu ne bozarız, ne de bozulmasını isteriz” dedi ve gazaya çıktı, nihayetinde şehid oldu. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİLESİNİZKİ, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden Allah canlarını mallarını satın almıştır; hem de karşılığında onlara cenneti vaad ederek: Bu O’nun, yerine getirilmesini Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da bizzat güvence altına aldığı gerçek bir vaattir. Kimdir verdiği sözü Allah’tan iyi tutan? Sevinin öyleyse, O’nunla böyle bir alış veriş yaptığınız için; çünkü budur en büyük bahtiyarlık!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, kendi yolunda savaşan öldüren ve öldürülen müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. İşte bu, hem Tevrat’ta, hem İncil’de ve hem de Kuran’da Allah’ın gerçekleştirmeyi üstlendiği bir vaadidir. Verdiği ahdi gerçekleştirmede Allah’tan daha sağlam sözlü kim vardır? Öyleyse Allah ile yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin. İşte budur muhteşem zafer. 3/156- 157- 162...174- 195, 4/74, 9/88, 30/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kuşku yok ki Allah yolunda çarpışan, öldüren ve öldürülen mü’minlerden Allah, karşılığında Cennet vaad ederek mallarını ve canlarını satın almıştır.[¹⁵³⁹] Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da gerçekleştirmeyi üstlendiği[¹⁵⁴⁰] bir vaaddir: hem, sözüne Allah’tan daha sadık kim olabilir ki? Öyleyse sevinin O’nunla böyle bir alışveriş yaptığınız için; bu, işte asıl budur muhteşem başarı!
[1539] Profan ticaret dilinin, iman alanına taşınmasına harika bir örnek. Zımnen: Anlamsız bir hayattan anlamlı bir ölüm bin kat yeğdir. Zira Allah yolunda ölmek, ölmemeyi bilmektir. [1540] Burada bir zamirle Allah’a atfen kullanılan ‘alâ edatının Kur’an’daki genel kullanımı hakkında bkz: 15:41, not 32.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki Allah, müminlerden canlarını ve mallarını -cennet karşılığı- satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda savaşacaklar, ya (din düşmanlarını) öldürecekler, ya da şehit düşeceklerdir, (böylece cennete girmeye hak kazanacaklardır) Allah’ın bu vadi, Tevrat'ta İncil'de ve Kur'an'da, zikredilen hak olan (gerçekleşeceği muhakkak olan) bir va'didir. Allah'tan daha fazla kim ahdına sadık kalabilir? (Kullarına vaad buyurduğu nimetlere hiçbir kuvvet engel olamaz) (Artık Ey müslümanlar yapmış olduğunuz o alış verişten dolayı sizlere müjdeler olsun,) İşte bu müjde en büyük bir mutluluktur.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, Allah Teâlâ mü'minlerden nefislerini ve mallarını, cennet muhakkak onların olması mukabilinde satın almıştır. Allah Teâlâ yolunda mücâhedede bulunacaklar da öldürecekler ve öldürüleceklerdir. Onların öyle cennete konulmaları, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da mezkûr, hak olan bir vaad-i ilâhîdir. Ve ahdini Allah Teâlâ'dan ziyâde ifâ edebilen kim vardır? Artık yapmış olduğunuz o alışverişten dolayı size müjdeler olsun ve işte bu, en büyük bir saadettir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda mücadele ederler, öldürürler ve öldürülürler. Bu Allah'ın Tevrat'ta da, İncîl'de de, Kur'ân'da da üstlendiği gerçek bir vaaddir. Verdiği sözde Allah'tan daha sadık kim olabilir? O halde yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin ey müminler! Müjdeler olsun size, işte en büyük mutluluk, işte en büyük başarı! [35, 29; 39, 29; 61, 10] {KM, Tesniye 20. bölüm. Matta 10, 34}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ, cennet bedel olmak üzere mü'minlerden nefislerini ve mallarını satun aldı. Fîsebîlillâh cihâd idüb katl olunurlar ve katl iderler. Bu, Tevrât'da, İncîl'de ve Kur'ân'da münderic bir hak ve va'd-i ilâhîdir. Onlara "Allâh Te'âlâ'ya, satdığınız şeyden kazancınız ile mesrûr ve ferahnâk olunuz" dinilür. Bu, büyük bir fevz ve necâtdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, inanıp güvenenlerin kendilerini ve mallarını Cennete karşılık satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar; öldürürler ve ölürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da verdiği gerçek sözdür. Sözünü Allah’tan daha iyi tutan kimdir? Öyleyse yaptığınız bu satıştan dolayı sevinin. Bu, büyük bir kurtuluştur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. (onlar) Allah yolunda savaşarak öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da verilen gerçek bir vaaddir. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse O'nunla yaptığınız alış verişe sevinin. Bu en büyük başarıdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah, mü'minlerden, canlarını ve mallarını, karşılığında onlara Cenneti vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah'ın hak olarak verdiği bir sözdür. Sözüne Allah'tan daha vefalı kim var? Onunla yapmış olduğunuz bu alışveriş size kutlu olsun. Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.(26)
(26) Allah lütuf ve kereminin sınırsızlığını burada da gösteriyor. Onun verdiği mal ve can, zaten başlı başına birer nimettir ki, hiçbir kul bunların şükrünü tam olarak yerine getirmeye muvaffak olamaz. Allah, bu nimetleri kendi çizdiği sınırlar içinde kullananlara, bir de buna karşılık Cenneti vaad ediyor ve bunu da, sanki kul kendisine ait bir malı Allah’a satmış da hakkı olan fiyatı ondan almış gibi, rahmet ve kereminin kat kat iltifatları içine sararak kuluna sunuyor. Yaratan O, bağışlayan O, bağışladığını bir daha satın alan O, satın aldığı malı kulunun elinde bırakarak kullanımına sunan O, bu kullanım karşılığında Cennet gibi bir fiyat ödeyen yine O! 2:245 ve 73:20’de de bu alışverişi yüce Allah, kulunun kendisine verdiği güzel bir borç olarak nitelemekte ve bu borcu katlayarak ödeyeceğini vaad buyurmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ Tañrı śatun aldı mü’minlerden nefslerini daħı mallarını aña kim bayıķ anlaruñ uçmaķ. çalışalar Tañrı yolında pes depeleyeler daħı depeleneler va'de eylemekdür anuñ üzere girtü tevrįt içinde daħı incįl içinde daħı ķur’ān içinde. daħı kimdür vefā eyleyicirek [102b] ķavlına Tañrı’dan? pes sevinüñ śatıñuza ol kim śaŧı eyledüñüz anuñ-ile. daħı şol ol żafer bulmaķdur ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā ṣatun aldı mü’minlerden nefsleri, daḫı mālları anuñ‐çun kim virdi anlara cenneti. Çalışurlar Allāh yolında, depelerler ve depe‐lenürler. Va‘de itdi Allāh anlara girçek va‘de eylemek. Tevrātda daḫı İncīlde daḫı Ḳur’ānda daḫı kim tamām ider ‘ahdini Allāhdan özge? Pes fe‐raḥlanuñuz ol ṣatu bāzār‐ıla, bāzār itdüñüz Tañrı‐y‐ıla. Daḫı ol ulu sa‘ādeteyitişmekdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah, şübhəsiz ki, Allah yolunda vuruşub öldürən və öldürülən mö’minlərin canlarını və mallarını Tövratda, İncildə və Qur’anda haqq olaraq və’d edilmiş Cənnət müqabilində satın almışdır. Allahdan daha çox əhdə vəfa edən kimdir? Etdiyiniz sövdəyə görə sevinin. Bu, böyük qurtuluşdur (uğurdur)!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! Allah hath bought from the believers their lives and their wealth because the Garden will be theirs they shall fight in the way of Allah and shall slay and be slain. It is a promise which is binding on Him in the Torah and the Gospel and the Qur’an. Who fulfilleth His covenant better than Allah? Rejoice then in your bargain that ye have made, for that is the supreme triumph.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah hath purchased of the believers their persons and their goods; for theirs (in return) is the garden (of Paradise):(1361) they fight in His cause, and slay and are slain: a promise binding on Him in truth, through the Law, the Gospel, and the Qur´an:(1362) and who is more faithful to his covenant than Allah. then rejoice in the bargain which ye have concluded: that is the achievement supreme.
1361 In a human bargain both sides give something and receive some advantage. In the divine bargain of Allah with man, Allah takes man's will and soul and his wealth and goods, and gives him in return everlasting Felicity. Man fights in Allah's Cause and carries out His will. All that he has to give up is the ephemeral things of this world, while he gains eternal salvation, the fulfilment of his highest spiritual hopes-a supreme achievement indeed (C/. 61:10-12). 1362 We offer our whole selves and our possessions to Allah, and Allah gives us Salvation. This is the true doctrine of redemption; and we are taught that this is the doctrine not only of the Qur'an but of the earlier Revelations-the original Law of Moses and the original Gospel of Jesus. Any other view of redemption is rejected by Islam, especially that of corrupted Christianity, which thinks that some other person suffered for our sins and we are redeemed by his blood. It is our self-surrender that counts, not other people's merits. Our complete self-surrender may include fighting for the cause, both spiritually and physically. As regards actual fighting with the sword there has been some difference in theological theories at different times, but very little in the practice of those who framed those theories. The Jewish wars were ruthless wars of extermination. The Old Testament does not mince matters on the subject. In the New Testament St. Paul, in commending the worthy fruits of Faith, mentions Gideon, Barak, and other warriors of the Old Testament as his ideals, "Who through faith subdued kingdoms . . . waxed valiant in fight, turned to fight the armies of the aliens . . ." (Hebrews, 11:32-34). The monkish morality of the Gospels in their present form has never been followed by any self-respecting Christian or other nation in history. Nor is it common sense to ignore lust of blood in unregenerate man as a form of evil which has to be combatted "within the limits set by Allah" (9:112). (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
اشْتَرٰى
satın almıştır
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
اَنْفُسَهُمْ
canlarını
وَاَمْوَالَهُمْ
ve mallarını
بِاَنَّ لَهُمُ
kendilerine mutlaka (vermek) karşılığında
الْجَنَّةَۜ
cenneti
يُقَاتِلُونَ
savaşırlar
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
فَيَقْتُلُونَ
ve öldürürler
وَيُقْتَلُونَ
ve öldürülürler
وَعْداً
bir vaaddir
عَلَيْهِ
kendi üzerine
حَقاًّ
hak olarak
فِي التَّوْرٰيةِ
Tevrât'ta
وَالْاِنْج۪يلِ
ve İncîl'de
وَالْقُرْاٰنِۜ
ve Kur'ân'da
وَمَنْ
ve kim vardır
اَوْفٰى
daha vefalı
بِعَهْدِه۪
ahdinde
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
فَاسْتَبْشِرُوا
öyle ise sevinin
بِبَيْعِكُمُ
alışverişiniz- den dolayı
الَّذ۪ي
o ki
بَايَعْتُمْ
alışveriş yaptınız
بِه۪ۜ
O'nunla
وَذٰلِكَ
ve işte bu
هُوَ
odur
الْفَوْزُ
kurtuluş
الْعَظ۪يمُ
büyük
Muhakkak ki Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine mutlaka (vereceği) cennet karşılığında satın almıştır. (Çünkü) Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Tevrât'ta, İncîl'de ve Kur'ân'da (onlara vaad edilen bu cennet, Allah'ın) kendi üzerine (aldığı) hak bir vaaddir. Ahdine Allah'tan daha çok vefa gösteren kim vardır! Öyleyse (ey mü'minler) O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin! İşte büyük kurtuluş (ve saadet) budur.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِشْتَرٰى
Fiil-VIII
ش ر ي
Satın aldı, sattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
التَّوْرٰية
Özel isim
التَّوْرٰية
Tevrât. Hz. Musa (a.s.)'a indirilen kitap
اِنْجِيل
Özel isim
اِنجِيل
İncil (Hz. İsa (a.s.)'a indirilen kitap)
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَوْفٰى
İsim
و ف ي
Daha vefalı, tastamam
عَهْد
İsim
ع ه د
Ahid, söz
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِسْتَبْشَرَ
Fiil-X
ب ش ر
Müjdelemek istedi, sevindi
بَيْع
İsim
ب ي ع
Satış, alışveriş
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
بَايَع
Fiil-III
ب ي ع
Alışveriş yaptı, biat etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
فَوْز
İsim
ف و ز
Kurtuluş, kazanmak
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam