close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 107. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne-tteḣażû mesciden dirâran vekufran vetefrîkan beyne-lmu/minîne ve-irsâden limen hâraba(A)llâhe verasûlehu min kabl(u)(c) veleyahlifunne in eradnâ illâ-lhusnâ(s) va(A)llâhu yeşhedu innehum lekâżibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Zarar vermek, kafirlikte bulunmak, inananların aralarını açmak, daha önce Allah'la ve Peygamberiyle savaşanın gelmesini gözlemek için mescit kuranlara gelince: Biz ancak iyilik istemekteyiz diye yemin edecekler ve Allah'sa tanıklık etmektedir ki onlar yalancıdır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
• Mescid-i Dırar ve Münafıklar: Bir de (münafıklık damarıyla, Müslümanlara ve Hakk dava mensuplarına) zarar vermek (ve zayıflatmak), küfrü (ve nifak cephesinin gücünü) artırmak, mü’minlerin (Hakka ve hayra hizmet ekibinin) arasını açmak (üzere)... Ve daha önce (başından beri) Allah’a ve Resulüne (Hakk Dine ve adalet düzenine) karşı (açıkça) savaş açmış kimselerin (müşrik ve münkir kesimlerin desteğini) gözetleyip (onlardan makam, menfaat ve madalya almak) için, (ayrı) bir mescit (yeni bir merkez, hizip, ekip) kuranlar da vardır ki; (bu münafıklar: "Biz bu yeni merkezi ve hareketi yaparken;) iyi ve güzel gayretlerden (ve hayırlı hizmetlerden) başka (kötü) bir şey amaçlamadık" diye (yalan yere) yemin edeceklerdir. Oysa Allah şahitlik edip, (kesinlikle biliyor ve haber veriyor ki) şüphesiz onlar (yamuklaşmış ve İslam düşmanlarına yanaşmış) yalancı kimselerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Birtakım zararlı eylemlerde bulunmak, insanları İslâm'dan çevirmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak ve başından beri Allah ve O'nun elçisine karşı savaş tavrı içinde bulunanlara bir gözetleme yeri sağlamak için, ayrı bir mescid kuran münafıklar da var. Bunlar size, muhakkak şöyle yemin edecekler: “Biz bu mabedi yapmakla, ancak iyilik arzu ettik.” Oysa Allah onların yalancı olduklarına bizzat şahittir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Münafıklar arasında, müslümanlara zarar vermek, insanları küfür batağına düşürmek, mü'minler arasına tefrika sokmak, ilk günden itibaren Allah ve Rasûlüne, Kurân'a ve sünnete, müslümanlığa ve müslüman nesillere savaş açmış olan adına, bölgeyi gözetleyerek bilgi toplamak üzere, mescidi üs haline getirenler: “İyilikten başka bir maksadımız yoktu” diyerek yeminler ediyorlar. Allah onların kesinkes yalancı olduklarına şâhitlik eder.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir de zarar vermek, küfrü pekiştirmek, mü'minlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah'a ve Peygamberine karşı savaşmış olanın gözcülüğünü yapmak için mescid edinenler var. Bunlar: "Biz iyilikten başka bir amaç gütmedik" diyecekler. Allah onların yalancı olduklarına şahitlik etmektedir.
107-108.İbnu Merdeviye`nin Ebu Rahm`dan rivayet ettiğine göre Mescidi Dırar diye bilinen mescidi yapanlar Resulullah (a.s.)`ın Tebük seferi için hazırlık içinde olduğu bir sırada Resulullah (a.s.)`ın yanına gelerek: "Sakatlar ve ihtiyaç sahipleri için ayrıca karanlık ve yağmurlu geceler için (yani karanlık ve yağmurlu gecelerde Mescidi Nebevi`ye gelemeyecek olanlar için) bir mescid yaptık. Senin de gelip bu camide namaz kılmanı böylece biz de bu camide namaz kılmaya başlamayı arzuluyoruz" dediler. Resulullah (a.s.): "Ben şimdi sefer hazırlığı içindeyim. Döndüğümde inşallah yanınıza gelir ve sizin için orada namaz kılarım" diye buyurdu. Tebük`den dönerken Medine`ye bir saat mesafede bulunan Zi Evân`da konakladı ve burada Yüce Allah tarafından (Mescidi Dırar`la ilgili) bu ayeti kerimeler indirildi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.), sahabeden Malik bin Dehşen ile Ma`n bin Adiy`e derhal gidip o mescidi yıkıp yakmalarını emretti. Onlar da hemen emri yerine getirdiler. Bu rivayeti destekleyen daha bir çok rivayet nakledilmiştir.Tefsirlerde bu mescidin münâfıklar tarafından Müslümanlar arasında fitne ve ayrılık çıkarmak amacıyla yapıldığı ve bu yüzden Dırar Mescidi olarak adlandırıldığı bildirilmektedir.108. ayeti kerimenin ikinci kısmı yani: "Şüphesiz ilk günden takva üzere kurulan mescid..." diye başlayan kısmı hakkında Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a.)`nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Bu ayeti kerime Kuba halkı (yani Kuba mescidi ve halkı) hakkında indirilmiştir. Ömer bin Şeybe`nin Ahbarı Medine adlı eserinde yer alan bir rivayette du bu ayeti kerimenin Kuba halkı hakkında indirildiği bildirilmiş ve onların temizliğe çok özen gösterdiklerine dikkat çekilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Zarar vermek, inkârı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: 'Biz iyilikten başka bir şey istemedik' diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kimseler ki, müminlerin arasını ayırmak için, küfürlerini kuvvetlendirmek için, zarar yapmak için ve daha önce Allah'a ve Rasûlüne karşı harb eden kimseye (öteden beri peygambere düşmanlık eden ve sonrada Şam'a kaçan ve münafıklar tarafından tekrar kendilerine yardımcı olmak üzere geri gelmesi beklenen rahip Ebu Amir'a) yatak hazırlayıp onu beklemek için bir MESCİD edindiler: “- İyilikten başka bir şey murad etmedik”, diye yemin de edecekler. Fakat Allah şâhid ki, bunlar, gerçekten yalancıdırlar. (Fenalık için kurulan bu mescid, Peygamberin emriyle yıktırılıp arsası çöplük yapıldı.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(O münafıklardan) öyleleri de var ki; zarar vermek, küfrü geliştirmek, Müminlerin arasını açmak, daha önce Allah’a ve elçisine karşı savaşan o adam(*) için bir hazırlık yapmak için mescid kurmuşlar. İyilik ve güzellikten başka bir gayeleri olmadığına yemin edecekler. Hâlbuki Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik ediyor.
(*) Medine münafıklarının kendisine bel bağladığı Ebu Amr ismindeki Hıristiyan bir papaz veya daha önce İslam’a karşı savaşan Mekke müşrikleri kastediliyor olabilir. Çünkü men, lâfzen tekil olmakla beraber mana olarak çoğul olabilir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bir de şunlar var: Zarar vermek için, nankörlük için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve Rasûlü ile savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için tutup bir mescid yapmışlardır. “İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz” diye, gerile gerile yemin de ederler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.[182]
[182] Dırâr mescidi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 339-348.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ziyan vermek, küfre sapmak, inananlar arasını ayırmak, daha önce Allah ile, peygamberiyle savaşını beklemek üzere, mesçit yapanlar: «Bizler ancak iyilik diliyoruz» diyerek ant içiyorlar, Allah tanıktır ki, onlar yalancıdırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve (birtakım) zararlı eylemlerde bulunmak, dinden çıkmayı örgütlemek, inananlar arasına ayrılık sokmak ve başından beri Allah'a ve Resulüne karşı savaş tavrı içinde bulunanlara bir gözetleme (kulis) yeri sağlamak için (ayrı) bir mescit (Mescid-i Dırâr) kuranlar (var). Bunlar muhakkak ki, şöyle yemin edecekler: “Biz (bununla) sadece iyilerin iyisini yapmak istemiştik!” Oysa Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
“Mescid-i Dırâr”, Kuba mescidinin karşısında münafıkların inşa ettikleri, fitne ve fesat yuvası ve mühimmat deposu olarak kullandıkları ve fakat mescit diye adlandırdıkları bir yerdir. Sözlükte “zarar vermek, muhalefet etmek, karşı çıkmak, problem çıkarmak” anlamlarına gelen “dırâr” sözcüğü “mescid” kelimesiyle birlikte “zararlı mescid” anlamına gelmektedir.Müslümanlara zarar verme amacıyla kurulduğu için Kur'an'da Mescid-i Dırâr olarak nitelenmiş ve daha sonra da hep bu adla anılmıştır. Münafıklar İslâmiyet’in Medine’de güçlenerek yayılmasından rahatsızlık duyuyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için kahroluyorlardı. İslâm aleyhindeki faaliyetlerini açıkça ve rahatça yapamadıkları için Müslümanların takibinden kendilerini koruyacak, gizli ve sinsi çalışmalarını yürütmeye elverişli bir merkeze ihtiyaç duyuyorlardı. Medineli münafıklar planlarını gerçekleştirebilmek için Hristiyan bir rahip olan Ebu Amir’in görüşünü aldılar. O da onlara mescit şeklinde bir merkez kurmaları tavsiyesinde bulundu. Bunun üzerine münafıklar, M. 630 senesinde Medine'de Kubâ Mescidi’ne yakın bir yerde sözde bir mescit inşa ettiler. Yaptıkları bu yerde -mescit olduğu intibaı hâsıl olsun diye- Hz. Peygamber’in namaz kılmasını istediler. Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu ve Hz. Peygamber, Malik b. Duhşüm ile Asım b. Adiy’e “Şu cemaati zalim olan yere (mescide) gidiniz, orayı yakıp yıkarak yerle bir ediniz” diye talimat verdi. Onlar da gidip binayı yıkarak yerle bir etti.  
Cemil Said
swap_vert close
Ba’zıları da küfür içün beyne’l mü’minîn nifâk çıkarmak mü’minlere zarar virmek ve Allâh’a ve rasûlüne karşu harb idenlere hidmet itmek içün mescid binâ itdiler ve "Yalnız iyilik yapmak istedik" diyu yemîn itdiler. Allâh yalan söylediklerine şâhiddir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261]
İslâm tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid, bazı münafıklarca, Kuba mescidi civarında; bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. Münafıklar, bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. Ebû Âmir, Hz. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. Münafıklar, Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Yaptıkları bu mescidin, müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir de şunlar var ki, zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkârcılıklarını pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve resulüne savaş açmış kişi lehine fırsat kollamak üzere bir mescid yapmışlardır. “Amacımız sadece iyi bir şey yapmaktı” diye de yemin edecekler. Allah şahit, onlar kesinkes yalancıdırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Münafıklar arasında) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakkı) inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olan adamı beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten başka birşey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
Medine’de İslâm’dan önce Ebu Âmir isminde birisi hıristiyan papazı olmuş ve Resûlullah’ın peygamberliğine haset ederek Uhud ve Huneyn’de ona karşı savaşmıştı. Bu adam müşriklerin mağlubiyeti üzerine ümit keserek Şam’a kaçtı. Oradan münafıklara, «Elinizden geldiği kadar silahlanın, hazırlanın ve benim için bir mabet yapın. Ben Rum Kayseri’ne gidiyorum, oradan büyük bir ordu ile gelip Muhammed ve arkadaşlarını sürüp çıkaracağım» diye haber gönderdi. Münafıklar da Kuba Mescidi’nin cemaatini bölmek, müminler arasına nifak sokmak ve adı geçen papaza bir mabet hazırlamak maksadıyla bir mescit yaptılar. Resûlullah Tebük seferinden dönünce, yaptıkları mescitte namaz kılması için onu dâvet ettiler. Resûlullah dâveti kabul edip gitmeye hazırlanırken bu âyet indi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Zarar vermek, inkarcılığı uygulamak, inananların arasını açmak ve önceden ALLAH ve elçisiyle savaşmış olanlara bir gözetleme yeri hazırlamak için mescid kullananlar da var. "Amacımız sadece iyiliktir," diye yemin ederler. ALLAH onların yalancılığına tanıktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de şunlar var ki tuttular bir mescid yaptılar, inadına ızrar için, küfr için, mü'minlerin arasına tefrıka sokmak için, ve bundan evvel Allaha ve Resulüne harbeden herife bir pusu yapıvermek için, bununla beraber husni niyyetten başka bir muradımız yoktu diye yemin de edecekler, fakat Allah şâhid ki bunlar şeksiz şüphesiz yalancıdırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Müslümanlar aleyhinde) zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfrü kuvvetlendirmek, mü’minlerin arasını açmak ve öteden beri Allah ve Resûlü’ne karşı savaş ilan etmiş olan kişiye (rahip Ebu Âmir’a) gözetleme yeri hazırlamak için bir mescit yapan (munâfık) lar vardır. Bunlar, (bu mescidin inşa sebebi için) “Bizim iyilikten başka hiçbir maksadımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar kesinlikle yalancıdırlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zarar vermek, gerçeğin üzerini örtmek, nifak¹ çıkarmak, Allah ve Resul'üne karşı daha önce savaşanlara gözcülük yapmak² üzere bir mescit yapan kimseler: “Biz yalnızca iyilik yapmak istedik.” diye yemin ederler. Oysaki Allah, onların yalan söylediklerine tanıktır.
1- Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek, ikircikli davranmak, Müslümanlara olan düşmanlığını gizlemek demektir. 2- Onlara buluşma yeri sağlamak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir de (müslümanlar) zarar vermek için, küfr için, mü'minlerin arasına ayrılık sokmak için ve daha evvel Allah ve Resulü ile harb eden (in gelmesini iştiyaak ile) beklemek ve gözetmek için bir (binâ yapıb onu) mescid edinenler ve: «(Bununla) iyilikden başka bir şey kasdetmedik» diye muhakkak yemîn edecek olanlar vardır. Allah, şâhidlik eder ki onlar şeksiz, şübhesiz yalancıdırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir de (mü'minlere) zarar vermek, inkâr(larını takviye) etmek, mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah ve Resûlü ile harb eden kimseye gözetleme (yeri)yapmak için bir mescid edinenler vardır.(1) (Onlar:) “İyilikten başka bir şey istemedik” diye yemîn de edecekler. Hâlbuki Allah şâhidlik eder ki, şübhesiz onlar elbette yalancıdırlar!
(1)Mescid-i Dırar, Medîneli olduğu hâlde îmân etmeyip, her savaşta Müslümanların karşısında yer alan ve daha sonra Bizans kralından yardım istemek üzere Şam’a giden Ebû Âmir adındaki birinin yolunu gözlemek üzere, münâfıklar tarafından inşâ edilmiştir. Münâfıklar, güyâ uzakta oturan Müslümanlar için yaptıkları bu binâyı, fitne ve nifak merkezi olarak kullanıyorlardı. Bu âyetlerin nüzûlü üzerine, Tebük Seferi dönüşü, Peygamber Efendimiz (asm) tarafından yıktırılarak, yeri çöplük yapılmıştır. (Celâleyn Şerhi c. 3, 310)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Birtakım zararlı eylemlerde bulunmak, insanları inkâra döndürmek (İslâm’dan çevirmek), mü’minler arasına ayrılık sokmak ve başından beri Allah ve O’nun elçisine karşı savaş tavrı içinde bulunanlara bir gözetleme yeri sağlamak için, ayrı bir mescid kuran münafıklar da (var). Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah haber veriyor ki onlar mutlaka yalancıdırlar. *
(*)“Mescid-i Dırâr”, Kuba mescidinin karşısında münafıkların inşa ettikleri, fitne ve fesat yuvası ve mühimmat deposu olarak kullandıkları ve fakat mescit diye adlandırdıkları bir yerdir. Sözlükte “zarar vermek, muhalefet etmek, karşı çıkmak, problem çıkarmak” anlamlarına gelen “dırâr” sözcüğü “mescid” kelimesiyle birlikte “zararlı mescid” anlamına gelmektedir. Müslümanlara zarar verme amacıyla kurulduğu için Kur’an’da Mescid-i Dırâr olarak nitelenmiş ve daha sonra da hep bu adla anılmıştır. Münafıklar bu mescidi Hıristiyan bir rahip olan Ebu Amir’in teşvikiyle inşa etmişlerdi. Bunlar İslâmın Medine’de güçlenerek yayılmasından rahatsızlık duyuyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için kahroluyorlardı. İslâm aleyhindeki faaliyetlerini açıkça ve rahatça yapamadıkları için Müslümanların takibinden kendilerini koruyacak, gizli ve sinsi çalışmalarını yürütmeye elverişli bir merkeze ihtiyaç duyuyorlardı. Medineli münafıklar planlarını gerçekleştirebilmek için Hristiyan bir rahip olan Ebu Amir’in görüşünü aldılar. O da onlara mescit şeklinde bir merkez kurmaları tavsiyesinde bulundu. Bunun üzerine münafıklar, M. 630 senesinde Medine’de Kubâ Mescidi’ne yakın bir yerde sözde bir mescit inşa ettiler. Yaptıkları bu yerde -mescit olduğu intibaı hâsıl olsun diye- Hz. Peygamber’in namaz kılmasını istediler. Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu… (C. Külünkoğlu Mea Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr etmek, inananların arasını ayırmak ve inananları gözetlemek amacıyla zararlı bir mescit inşâ edenler var ya, (bu mescidin inşa edilme sebebi için) “Bizim, yalnızca güzel bir şey yapmaktan başka amacımız yok” diye yemin edecekler. Fakat onlar şüphe yok ki yalan söyleyenlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki, inananlara zarar vermek, tanımazlık etmek, inananların arasını açmak, Allah’a, peygamberine karşı savaşacak olanı beklemek için mescit edindiler, "Bizim bundan beklediğimiz yalnız iyiliktir" diye kıyasıya and içtiler, Allah tanıklık eder ki, onlar kesenkes yalancıdırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«Küba» mescidine zarar vermek, küfrü kuvvetlendirmek, mü/minler arasına tefrika sokmak, daha evvel Allah ve peygamberi ile savaşan kimseyi gözlemek kastiyle mescit yapan * biz iyilikten [¹] başka birşey istemedik, diye yemin eden münafıkların yalancı olduklarına Allah şehadet eder.
[1] Namaz, zikrullah, âciz ve mâlûl olanlara ayrı bir mescit yapmak gibi amali hasene veya irade-i hasene.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(İslam’a) zarar vermek, inkâr etmek ve mü’minler arasını ayırmak ve daha önce Allah ve elçisiyle savaşmış olanlara bir üs olması maksadıyla bir mescit yapanlara²⁴ gelince, onlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir amacımız yoktu” diye de yemin ederler. Oysa Allah onların yalancı olduklarına şahittir.
24 İslam tarihinde “Mescid-i dırar” olarak bilinen ve münafıkların yaptırdığı mesciddir. Hazrec kabilesinden Ebu Amir, Hz. Peygamber’in azılı düşmanlarından olup Hıristiyan bir keşiş idi. Uhut savaşında müşriklerin safında yer aldı. Daha sonra Suriye’ye yerleşti. Bizans Kralı Heraklius’u, Müslümanların aleyhine kışkırtmaya başladı. Kendisi Medinelilerle sürekli haberleşmeye ve onları örgütlemeye çalıştı. H. 9. yılda Medine’yi istila etmek üzere Bizans Kralı’nın bir ordu göndereceği haberini adamlarına ulaştırdı. Onlardan bir karargâh ve bir üs olarak kullanılıp, toplanma mekânı olarak Kuba yerleşim bölgesinde bir mescit yapmalarını istedi. Onlar da bir mescit yaptılar. Hz. Peygamber Tebük Seferi’ni, aldığı istihbarat üzerine Bizans’a fırsat vermemek için yapmıştır. Seferden dönüşte, münafıklar, Hz. Peygamber’i orada namaz kılması için davet etmişlerdi. O da söz vermişti. Ancak ayetle uyarılınca, Hz. Peygamber gitmekten vazgeçti ve mescidi yıktırdı.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Zarar vermek, küfre sapmak, iman edenlerin arasını ayırmak, Allah ve elçisine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük etmek üzere bir mescit (mescid-i Dırar) kurup, “Biz sadece iyilik yapmak istedik” diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz Allah şahittir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi, münâfıklara karşı son derece dikkatli ol! Çünkü onlar arasında, yıkıcı ve zarar verici faaliyetlerde bulunmak, İslâm toplumunu yıkıcı hareketlere girişerek inkâr cephesini güçlendirmek, Müslümanlar arasına fitne ve ayrılık tohumları ekerek onları birbirine düşürmek ve öteden beri Allah’a ve Elçisine karşı savaş ilan etmiş olan Allah düşmanına yataklık edip casuslarını barındırarak ona bir gözetleme ve istihbarat merkezi oluşturmak için sizin mescidinize alternatif bir mescit kuranlar var. Gerçi onlar, kendilerini hesaba çekeceğin zaman, “Vallahi,bizim iyilikten başka bir amacımız yoktu!” diyerek yemin edecekler. Fakatsakın onlara inanma! Çünkü onların yalancı olduğuna, bizzat Allah şâhittir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Önceden Allah’a ve O’nun rasûlüne karşı harp etmiş / savaşmış kimseler adına gözetleme yapmak, Müminler arasında ayrılık çıkarmak, inkâr etmek ve zarar vermek üzere mescid edinmiş olanlara gelince; “Sadece İyilikler / Güzellikler istedik” diye yemin ediyorlar. Allah şehadet ediyor ki onlar, elbette yalancıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İkiyüzlüler bir mescit inşa ettiler. Maksatları, dedi kodu üretmek, karşıt bir görüş geliştirip Müslümanları bölmekti. Amaçları ise vaktiyle Allah'a ve resulüne karşı bayrak açmış birini başa getirmekti. Bunlar: " biz, sadece iyilik olsun istiyoruz " diye yemin edeceklerdir. Ne kadar pis yalancı olduklarını ise, Allah bilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, Müminler arasına ayrılık sokmak için öteden beri Allah’a ve Resulüne karşı savaşanlara üs olsun diye ayrı bir toplanma yeri (mescit) yapanlar var. Bunlar, "Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok!" diye yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar yalancılardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Münafıklar arasında) bir de zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah’a ve Elçisine karşı savaşmış olan kişiyi [*] beklemek için bir mescit edinenler ve “Biz güzellikten başka bir şey istemedik.” diye mutlaka yemin edecek olanlar vardır. Allah onların elbette yalancı olduklarına şahittir.
İslam tarihinde adına [Mescid-i Dırâr] yani “zarar vermek için inşa edilen mescit” olarak bilinen bu mescidi yapanlar, İbn Abbâs’ın verdiği bilgiye göre 12 veya 17 kişilik bir münafık gruptu ve bu mescitle Kuba Mescidi’ne zarar vermeyi, böylece İslam toplumunu bölmeyi amaçlamışlardı. Burada sözü edilenlerin başında Hanzala’nın babası rahib Ebû ‘Âmir gelmekteydi. Bu kişi Hz. Muhammed, peygamberliğini ilan edince ona düşman olmuştu; çünkü böylece liderliği sona ermişti. Bu kişi Hz. Muhammed’e hitaben ‘Seninle savaşan bir topluluk bulduğumda, mutlaka onlarla birlik olur, sana karşı savaşırım’ demişti. Huneyn Günü’ne kadar bu savaştan ve mücadelesinden geri durmamıştı. Hevazin Kabilesi hezimete uğrayınca, Şam’a gitmiş ve oradan münafıklara şöyle haber göndermişti: ‘Gücünüzün yettiğince kuvvet ve silah hazırlayın; benim için bir mescit yapın; zira ben şimdi Kayser’e gidiyorum. Kayser’in yanında bulunan orduları alıp geleceğim. Böylece Muhammed ve yanındakilere karşı kıyam edeceğim.’ Bunun üzerine münafıklar bu mescidi yapmışlar ve o mescitte kendilerine namaz kıldırması için Ebû ‘Âmir’in gelmesini gözleyip durmuşlardı (Taberî, [Câmi‘u’l-beyân], XI, 23-26).  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Münafıkların arasında) bir de Müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek, Müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Rasûlü’ne karşı savaş açmış olan kimseye¹ yataklık etmek için mescid² yapanlar ve “(bununla) iyilikten başka bir şey istemedik” diye yemin edecek olanlar da vardır. Fakat bunların, kesinlikle yalancı olduklarına Allah şâhittir.
1 Bu şahıs Uhud’da şehit düşen Hanzala (r.a)’ın babası olan, cahiliye döneminde Hıristiyan olup, Uhud savaşı esnasında Peygamberimize düşmanlık yapan, Huneyn savaşından sonra da Şam’a kaçan ve Bizans’ı, Müslümanlar aleyhine kışkırtan ve Peygamberimizin “El-fasık” dediği rahip, Ebû Âmir idi.2 Mescid-i Dırar: Medîne’deki münâfıkların bir bölümü, İslâm’a karşı yıkıcı çalışmalarını örgütleyebilmek için, din maskesi altında görünmeye karar verdiler. Arkalarına rahip Ebû Âmir’i ve dolayısıyla da Bizans’ı almak, Ebû Âmir’in ajanlarının yolcu ve dilenci gibi gözükerek, hiç şüphe uyandırmadan kalabilecekleri bir karargâh olarak da kullanmak amacıyla bir mescid yaptırdılar. Sonra Hz. Peygamber’e gelerek; açılış merasimi olarak namaz kıldırmasını istediler. Fakat Rasûlullah, konuyu Tebük seferi dönüşünde düşüneceğini belirterek, bu teklifi erteledi. Daha sonra seferden dönüş esnasında, Medîne yakınındaki Zi-Evan denilen yerde bu âyetin inmesiyle Hz. Peygamber, şehre girmeden bu mescidin yıkılmasını ve yerinin de çöplük yapılmasını emretti. (Bu mescidin yeri halen çöplük olarak durmaktadır.) İslâm Devleti içerisinde, Müslümanların devlet Başkanının izni olmadan İslâm’a alternatif politikalar üretmek için yapılan veya İslâm’ı ve Müslümanları kontrol altında tutmak, İslâm’ı kendi sistemlerine uydurmak ve zararsız hale getirmek için kurulan her mescid “mescid-i dırar” konumundadır. Bu tür mescidlere Müslümanların itibar etmemeleri, mümkünse yıkmaları, bu âyetlerle emredilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [birtakım] zararlı eylemlerde bulunmak, dinden çıkmayı örgütlemek, müminler arasına ayrılık sokmak ve başından beri Allah ve O’nun Elçisi’ne karşı savaş tavrı içinde bulunanlara ¹⁴² bir gözetleme yeri sağlamak için [ayrı] bir mâbed kuran [münafık]lar [var]. Bunlar [ey inananlar, size] muhakkak ki, şöyle yemin edecekler: “Biz (bununla) sadece iyilerin iyisini yapmak istemiştik!” Oysa, Allah onların yalancılar olduğuna [Bizzat] tanıktır. ¹⁴³
142 Lafzen, “ötedenberi Allah’a ve O’nun Elçisi’ne karşı savaş verenlere”, yani Tebük seferinden önce de. Bu ayetin atıfta bulunduğu tarihî vaka şöyle özetlenebilir: Mekke’den Medine’ye hicret ettiği günden beri Hz. Peygamber, Hazrec kabilesinin önde gelenlerinden biri olan ve yıllarca önce Hristiyanlığı benimsemiş bulunan ve bu yanıyla da gerek kendi hemşehrileri arasında gerekse Suriyeli Hristiyan topluluklar arasında bir hayli ün salmış olan Ebû ‘Âmir’in (“Keşiş”) şiddetli muhalefetine hedef oldu. Sözü geçen kişi tâ başından beri Hz. Peygamber’in düşmanlarıyla, Mekkeli müşriklerle ittifak içine girdi ve Uhud savaşında onların yanında yer aldı (H. 3. yıl). Bu savaştan kısa bir süre sonra Suriye’ye göçüp orada, Bizans İmparatoru Heraklius’u, Medine’yi istila edip Müslüman cemaati bir daha kendini toparlayamayacak biçimde çökertmesi yönünde kışkırtmak için elinden geleni yaptı. Kendisi oradayken Medine’de, kendi kabilesinden sürekli temas ve haberleşme halinde olduğu gizli yandaşları vardı. H. 9. yıl içinde bu yandaşlarına, Heraklius’un Medine’ye bir ordu göndermeyi kabul ettiği ve bunun için büyük hazırlıkların yapılmakta olduğu yolunda bir haber uçurdu. (Hz. Peygamber’in savunma amaçlı Tebük seferi de böyle bir habere dayanıyor olmalı.) Ebû ‘Âmir, Medine’nin istilasını hedefleyen bu askeri harekat gerçekleştiği takdirde yandaşları için bir toplanma yerine/bir ileri karakola ya da karargaha ihtiyaç duyulacağı düşüncesiyle, onlara Medine’nin hemen yakınında bulunan Kubâ yerleşim bölgesinde kendilerine bir mâbed kurmalarını ve böylece Hz. Peygamber’in Medine’ye vardığı günlerde aynı semtte yaptırdığı mescidde toplanma mecburiyetini ortadan kaldırmaya çalışmalarını önerdi (bkz. aşağıda 145. not). Nitekim, Ebû ‘Âmir’in yandaşları onun bu önerisine uyup sonunda böyle bir mescid yaptılar. Yukarıdaki ayette atıfta bulunulan mescid de işte bu mesciddir ve Tebük seferinden döndükten hemen sonra Hz. Peygamber’in emriyle yıktırılmıştır. Ebû ‘Âmir’in kendisi ise bu vakadan kısa bir süre sonra Suriye’de öldü. (Bu konuyla ilgili tüm rivayetler için bkz. Taberî ve İbni Kesîr’in bu ayete ilişkin yorumları.)143 Bu ayetin tamamı ilk ağızda her ne kadar önceki notta açıklanan tarihî vakayla ilgiliymiş gibi görünse de, temelde, Müslümanlar arasında görülebilecek her türlü hizipçi girişime karşı alınan, alınması gereken kesin bir tavrı yansıtmakta ve böylece bu konuda daha önce verilen bir talimatı pekiştirip genişletmektedir (bkz. 6:159 ve ilgili 161. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de müminlere zarar vermek, kâfirliği yaymak, müminlerin arasına fitne ve fesat sokmak ve bir de Allah ve Elçisi’ne karşı daha önce savaşanlara yardım ve yataklık yapmak üzere bir mescit (adı altında bina) yapan kimseler var. Bunlar, ‘Biz yalnızca iyi bir amaç için yapmak istedik kötü bir niyetimiz yoktu’ diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar kesinlikle yalancılardır. 9/41...47, 63/1...3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ayrıca, zarar vermek, inkârda direnmek, inananlar arasına ayrılık sokmak ve öteden beri Allah ve O’nun Elçisi’ne savaş açan kimseler adına gözetleme yapmak amacıyla ibadethane inşâ edenler var.[¹⁵³³] Üstelik onlar, “Amacımız iyilik-güzellikten ibarettir” diye ısrarla yemin ederler; ama Allah şahittir ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar:
[1533] Zımnen: Mekânlar değerlerini sizin ona verdiğiniz isimlerden değil, kullanım amaçlarından alırlar. Mescid-i Dırar’ı inşâ edenlerin başında Hazrecli papaz Ebu Amir vardı. Birkaç düzine taraftarıyla Müslümanlar aleyhine yoğun bir faaliyet yürütüyordu. Uhud’da mü’minlere karşı müşriklerin safında savaştı. Kaybedince Suriye’ye kaçtı ve oradan Medine’deki münafıkları örgütledi. Onlara Kuba yakınlarında bir mescid inşâ etme talimatı verdi. Bu görünüşte mescid, gerçekte münafıkların karargâhı idi. Başarılı olamayınca Bizans imparatorunu Medine üzerine kışkırttı, Tebük’ten sonra öldü.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Münafıkların arasında) öyle kimseler de vardır ki, (müminlere) zarar vermek ve aralarına ayrılık sokmak için, -daha önce Allah’a ve Resulüne karşı savaş açmış olan bir adamın (Ebu Amr adında bir rahibin) gelip kendilerine imamet etmesi için- bir mescit edindiler, (niyetlerinin İslam'a kötülük etme olduğu anlaşıldığında bu kez onlar) Yemin edecekler ve "Biz bu mescidi (Kuba mescidine gidemeyen müslümanlara) iyilik olsun diye yaptık" diyeceklerdir. Oysa Allah şehadet eder ki, kuşkusuz onlar yalancılardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve (birtakım) zararlı eylemlerde bulunmak, dinden çıkmayı örgütlemek, müminler arasına ayrılık sokmak ve başından beri Allah ve O’nun Elçisi’ne karşı savaş açmış bulunanlara bir gözetleme yeri olsun diye bir mescid( Mesidi dırar) kuranlar var. Bunlar muhakkak ki, şöyle yemin edecekler: "Biz (bununla) sadece iyilerin iyisini yapmak istemiştik!" Oysa, Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahittir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki, zarar vermek için ve küfür için ve mü'minlerin aralarını ayırmak için ve evvelce Allah Teâlâ ile ve Resûlü ile savaşa cür'et etmiş olanı beklemek için bir mescit edindiler ve yemin de edeceklerdir ki: «Biz iyilikten başka bir şey kasdetmedik.» Allah Teâlâ ise şehâdet eder ki, onlar şüphe yok yalancı kimselerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de şunlar var ki: müminlere zarar vermek için, küfür ve küfranı yaymak için, müminlerin arasına ayrılık sokmak için ve daha önce Allah ve Resulüne savaş açmış adamı buyur etmek için, tuttular bir mescid yaptılar. Bütün bunlardan sonra onlar: “Bundan, iyilikten başka maksat gütmedik. ” diye yemin edeceklerdir. Allah şahit ki bunlar kesinlikle yalancıdırlar.
Bu savaş açan kişi Hazreç kabilesinden Ebû Âmir’dir. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden önce hıristiyan rahibi olmuştu. Peygamberimizi kendisine rakîp gördü ve düşman kesildi. İslâm aleyhinde kampanya için kabileleri dolaştı. İslâm’ın güçlenmesini önleyemeyince, son olarak Bizans İmparatorunu harekete geçirmeye çalıştı. Tebük seferine sebep de Bizans’ın savaş hazırlığı olmuştu. Medine münafıkları Ebû Amir’le işbirliği içinde idiler. Ebû Amir’le, bir üs olarak kullanmak üzere cami yapmada mutabık kaldılar. Aslında Medine’de cami ihtiyacı yoktu. İhtiyaç göstererek yaptıkları mescidde, ilk namazı kıldırmasını Hz. Peygamber’den istirham ettiler. Tebük seferinin hazırlığını öne sürerek Hz. Peygamber (a.s.m) meşgul olduğunu söyledi. Burayı kötü planlar için kullanmaya başladılar. Tebük dönüşünde Peygamberimiz orayı yaktırdı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Seferden geri kalanlar arasında) Zarar vermek, nankörlük etmek, mü'minlerin arasını açmak ve önceden Allah ve Elçisiyle savaşmış olan(adamın gelmesin)i gözetlemek için bir mescid yapanlar da var. "İyilikten başka bir niyetimiz yoktu" diye de yemin edecekler. Oysa Allah onların yalan söylediklerine şahidtir.
Amr ibn Avf Oğulları, Kubâ Mescidini yaptıkları zaman Allah'ın Elçisinden, gelip mescidlerinde teberrüken namaz kılmasını ricâ etmişler, o da gidip orada namaz kılmıştı. Ganem ibn Avf Oğulları da bir mescid yaptılar. Bunlar, İslâm düşmanı olan münâfık Ebû Âmir er-Râhib'in, Şam'dan dönünce, kendilerine imamlık yapması için bu mescidi yapmışlardı. Ebû Âmir'in önderliğinde o mescidde toplanıp İslâmın ve müslümanların aleyhine planlar hazırlayacaklardı. İşte âyet o münâfık insanların bu niyyet ve davranışını sergilemektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki mü'minlere zarar virmek, küfürlerini kuvvetlendirmek, mü'minler arasına tefrîka koymak maksadıyla, bundan evvel Allâh ve Rasûl'üyle harb iden şahsa intizâren bir mescid binâ iylediler ve "Bundan maksadımız eyilikden başka bir şey değildir" diye yemîn iylediler. Allâh şehâdet ider ki onlar yalancılardır. [¹]
[1] "Benî 'Amr bin 'Avf" Mescid-i Kubâ'yı binâ ve Rasûl-ü Ekrem'i orada namâz kıldırmağa da'vet iylediklerinde kardaşları olan "Benû Ganem bin 'Avf" bunı kıskandılar ve heman bir mescid binâ itdiler. Bu mescidi binâdan maksadları o civârda sâkin olan mü'minleri iki mescid arasında ayırmak ve Mescid-i Kubâ'ya zarar îrâs iylemek ve o mescide, iki def'a İslâm olarak irtidâd iden ve bütün gazvelerde Hazret-i Rasûl'e karşı harb idüb nihâyet Kayser'i İslâm üzerine tahril içün Şam'a giden "Ebû Âmir er-Râhib"in 'avdetinde imâm ta'yîn itmekdi. Rasûlullah'a mürâca'atla orada namâz kılmak üzere da'vet iylediler. Hazret: "Şimdi Tebük gazâsı hazırlığıyla iştigâl idiyoruz. İnşâallah 'avdetimizde gelür ve namâz kılarız" buyurdılar. Gazâdan 'avdetde Medîne kurbunda "Zû-Evân" nâm mevkî'a nâzil oldılar. "Benû Ganem" gelerek yine da'vet iylediklerinde Fahr-i Risâlet gitmeğe hazırlandılar. O sırada bu âyet ve bunı müte'âkib olan âyet-i kerîme nâzil olarak orada namâz kılmak men' buyuruldı. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem mezkûr mescidi hedm itdiridi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Zarar vermek, kâfirlik etmek, müminlerin arasını açmak ve bir de daha önce Allah’a ve Elçisine karşı savaşmış bir kişiyi beklemek için mescit edinmiş olanlar ise sana şöyle yemin edeceklerdir: “Bizim sevap dışında bir beklentimiz yoktur” Allah şahittir ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Zarar vermek, inkar etmek, müminler arasında tefrika çıkarmak, Allah ve Resulü'ne karşı daha önce savaşanlara gözcülük yapmak üzere bir mescit yapan kimseler: 'Biz, yalnızca iyilik yapmak istedik.' diye yemin ederler. Onların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahitlik eder.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek, mü'minlerin içinde ayrılık çıkarmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaşmış olan kimseye yataklık etmek için mescid edinenlere gelince: “Bizim niyetimiz iyilikten başka birşey değil” diye yemin ederler. Fakat Allah onların yalancılıklarına şahittir.(25)
(25) Medine münafıkları, Hıristiyan olan ve İslâm aleyhinde kışkırtmalarda bulunan birisiyle işbirliği yaparak, üs olarak kullanılmak üzere bir mescid inşa etmişler, Peygamberimizden de burada ilk namazı kıldırmasını istemişlerdi. Peygamberimiz o sırada Tebük seferinin hazırlığı içinde bulunduğu için, “Dönüşte” cevabını vermişti. Sefer dönüşünde bu âyetler nazil olunca Peygamberimiz bu mescidi yaktırdı. Âyette geçen ve onun “zarar vermek üzere” bina edildiğini bildiren dırar sözcüğü nedeniyle bu sözde mescid, “Mescid-i Dırar” adıyla şöhret bulmuştur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir de şunlar var: Tutup bir mescit yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim duttılar mezgiti ziyān degürmek içün daħı kāfirlıķ içün daħı ŧaġıtmaķ için mü’minler arasında daħı yaraķlamaķ içün aña kim çalışdı Tañrı-y-ıla daħı yalavacı-y-ıla ilerüden daħı and içerler “dilemedük biz illā görklürek iş.” daħı Tañrı ŧanuķlıķ virür bayıķ anlar yalancılardur
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kişiler ki mescid idindiler żarar eylemeg‐içün, daḫı ayırmaġ‐ıçun mü’minler ortasını, daḫı ṣaḳlaşmaġ‐ıçun ol kişi kim ḥarb eyledi Tañrı Ta‘ālābile resūli ile ilerüden. Daḫı and içerler ki eydürler: Biz dilemedük illāyaḫşılıḳ. Tañrı Ta‘ālā ṭanuḳluḳ virür ki anlar yalancılardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Quba məscidinə və müsəlmanlara) zərər vurmar, küfr etmək, mö’minlər arasına təfriqə salmaq məqsədilə, əvvəllər Allaha və Onun Peyğəmbərinə qarşı müharibə edən kimsədən (gəlib onlara rəhbərlik edəcəyi təqdirdə) göz-qulaq olmaq üçün məscid düzəldən və: “Biz (bununla) yaxşılıqdan başqa bir şey istəmədik”,- deyə and içənlərin (münafiqlərin) , həqiqətən, yalançı olmaları barədə Allah Özü şahidlik edəcəkdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And as for those who chose a place of worship out of opposition and disbelief, and in order to cause dissent among the believers, and as an outpost for those who warred against Allah and His messenger aforetime, they will surely swear : We purposed naught save good. Allah beareth witness that they verily are liars.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And there are those(1355) who put up a mosque by way of mischief and infidelity - to disunite the Believers - and in preparation for one(1356) who warred against Allah and His Messenger aforetime. They will indeed swear that their intention is nothing but good; But Allah doth declare that they are certainly liars.
1355 Three categories of Hypocrites having already been mentioned (n. 1354), a fourth class of insidious evildoers is now mentioned, whose type is illustrated in the story of the "Mosque of mischief (dirar)". When the Holy Prophet arrived at Madinah for Hijrah, he rested four days in Quba' before entering the town of Madinah . Here was built the first mosque, the "Mosque of Piety" (Taqwa). or the mosque of the power of Islam (Quwat al lslam), to which he frequently came during his subsequent stay in Madinah. Taking advantage of these sacred associations, some Hypocrites of the Tribe of Bani Ghanam built an opposition mosque in Dhu 'Awan, pretending to advance Islam. In reality they were in league with a notorious enemy of Islam, one Abu 'Amir, who had fought against Islam at Uhud. When the Prophet learned of their duplicity on his return from the battle of Tabuk, he ordered two of his companions to destroy the mosque and burn it to the ground, (eds.) 1356 Abu'Amir, surnamed the Rahib (Monk), as he had been in touch with Christian monks. See last note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kimseler (vardır) ki
اتَّخَذُوا
edindiler
مَسْجِداً
bir mescid
ضِرَاراً
zarar ver- mek için
وَكُفْراً
ve inkâr etmek
وَتَفْر۪يقاً
ve ayırmak
بَيْنَ
arasını
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerin
وَاِرْصَاداً
ve gözcülüğünü yapmak için
لِمَنْ
o kim- seyi ki
حَارَبَ
savaş etti
اللّٰهَ
Allah
وَرَسُولَهُ
ve resulüne (karşı)
مِنْ قَبْلُۜ
daha önceden
وَلَيَحْلِفُنَّ
ve mutlaka yemin ederler
اِنْ اَرَدْنَٓا
istemedik
اِلَّا
ancak
الْحُسْنٰىۜ
iyilik
وَاللّٰهُ
hâlbuki Allah
يَشْهَدُ
şahidlik eder ki
اِنَّهُمْ
kesinlikle onlar
لَكَاذِبُونَ
elbette yalancıdırlar
(Münafıklar arasında) Bir de (mü'minlere) zarar vermek, (âyetleri) inkâr etmek, mü'minlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve resulüne karşı savaşmış olanın gözcülüğünü yapmak için bir mescid(i, mescid-i dirârı üs) edinenler de vardır. (Onlar) "Biz (bu yaptığımızla) iyilikten başka bir şey istemedik" diye de mutlaka yemin ederler. Hâlbuki Allah, onların kesinlikle yalancı olduklarına şahidlik eder.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
مَسْجِد
İsim
س ج د
Mescid
ضِرَار
Fiilimsi-III
ض ر ر
Zarar vermek
كُفْر
İsim
ك ف ر
İnkâr, küfür
تَفْرِيق
Fiilimsi-II
ف ر ق
Ayırmak
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
اِرْصَاد
Fiilimsi-IV
ر ص د
Gözcülük yapma
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
حَارَبَ
Fiil-III
ح ر ب
Savaş açtı, savaş etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
حَلَفَ
Fiil-I
ح ل ف
Yemin etti
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
حُسْنٰى
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
شَهِدَ
Fiil-I
ش ه د
Şahidlik etti, erişti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَاذِب
Etken fiil
ك ذ ب
Yalancı, yalan söyleyen