close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 106. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veâḣarûne murcevne li-emri(A)llâhi immâ yu’ażżibuhum ve-immâ yetûbu ‘aleyhim(k) va(A)llâhu ‘alîmun hakîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir başka bölük de var ki işleri, Allah'ın emrine kalmış; dilerse azaplandırır onları, dilerse tövbelerini kabul eder ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Diğer bir kısmınız (bazı kesimleriniz ve kötülükleriniz) ise Allah’ın emri (ve hikmeti) gereği (şimdilik) ertelenmişlerdir. O bunları, ya azaplandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah (herkesin niyetini ve mahiyetini) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Tebük seferine katılmayanlardan başka bir kısmı da, Allah'tan gelecek bir emir için bekletiliyorlar. Allah dilerse onlara azap eder veya tevbe nasip edip, pişmanlıklarını kabul eder. Allah mutlak ve sınırsız bilgi sahibi olup, yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir diğerleri de, Allah'ın emrini, hükmünü beklemektedirler. Allah ya onları cezalandıracak veya tevbelerini, günah işlemekten vazgeçerek, kendisine itaate yönelişlerini kabul edecek. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Diğer bazılarının işleri de Allah'ın buyruğuna bırakılmıştır. Onlara ya azab eder, ya da tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hakimdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Diğer bir kısmı, Allah'ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O savaştan geri kalan diğer bir kısmı da, Allah'ın kaderi icabı tevbe etmekte gecikmişlerdi. Eğer günahlarında ısrar edip tevbe etmezlerse, Allah onlara azab eder; yok tevbekâr olursa, tevbelerini kabul eder. Allah, Alîm'dir, Hakîm'dir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Savaşa gelmeyenlerden diğer bir takım da Allah’ın emri için bekletiliyorlar. Allah, ya onları azaplandıracaktır veya onların tövbe sini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerinde yapandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sefere katılmayanlardan diğer bir grup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tövbelerini kabul eder. Allah çok bilendir; hikmet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir takımları, Allahın buyrumuna bırakılmıştır, ya onlara azap eder, ya da bağışlar, Allah bilicidir, Allah bilgedir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Savaşa katılmayanların bir başka bölümü daha vardır ki, onların işleri doğrudan doğruya Allah'ın iradesine kalmıştır. O, onları ya azaba çarptırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Cemil Said
swap_vert close
Diğerleri de gerek mücâzât hakkında ve gerek ’afv olundıklarına dâir Allâh’ın emrini bekliyorlar. Allâh ’âlim ve hakîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Savaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir diğer grubun durumu ise Allah’ın hükmüne kalmıştır; ya onlara azap edecek veya tövbelerini kabul edecektir. Allah bilen ve hikmetle yönetendir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Sefere katılmayanlardan) diğer bir gurup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.  
 Allah Teâlâ savaştan geri kalanları üç guruba ayırdı: 1-  Münafıklığı kendilerine huy edinenler. 2-  Günahlarını itiraf ettikten sonra tevbe edip üzüntülerini açıklayan ve bu uğurda mallarını feda edenler. 3-  Ne itiraf, ne de tevbe edenlerdir ki bunlar hakkında 118. âyet nâzil olmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir başka grup da ALLAH'ın hükmünü bekliyor. Kendilerini ya cezalandırır veya tevbelerini kabul eder. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Savaşa katılmayanlardan diğer bir kısmının affı da Allah'ın emrini beklemek için geri bırakılmıştır. Ya kendilerini cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir, hakîmdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Diğer bir takımı da Allahın emrine geri bırakılmışlardır, ya kendilerini tazib eder veya tevbelerini kabul buyurur, Allah alîmdir, hakîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve (Tebûk seferine katılmayan) başkaları da var ki, onların işi (hükmü) Allah’ın buyruğuna kalmıştır. Onlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Geri kalan bir bölümün işi de Allah'ın yargısına kalmıştır; onlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Savaşa gitmeyenlerden) diğer bir takımı da Allahın emrine (intizaren) gecikdirilmişlerdir. O, bunları ya azaba uğratacak, yahud tevbelerini kabul edecekdir. Allah (onların hallerini) çok iyi bilen, (her şey'i) tam bir hikmetle yapandır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Savaşa gitmeyenlerin) diğer bir kısmı da Allah'ın emrine bırakılmış kimselerdir; onlara ya azâb eder, ya da (hikmetine binâen, kendi lütfundan) tevbelerini kabûl eder. Çünki Allah, Alîm (onların kalbinde olanı hakkıyla bilen)dir, Hakîm (hükmettiği her işte hikmetli olan)dır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de (durumlarının ne olacağı) Allah’ın buyruğuna (takdir ve iradesine) kalmış olan başka bir kısım da var. Ya onlara azap eder (eğer günahlarında ısrar edip tövbe etmezlerse) veya tövbelerini kabul eder (eğer günahlarında ısrar etmeyip samimiyetle tövbe ederlerse). Ve (bilin ki) Allah (her şeyi hakkıyla) bilendir, doğru hüküm verendir. *
(*) Lafzen, “Allah’ın buyruğuna/takdirine (emr) kalmış”; yani, gelecekte tevbe edecekleri ihtimali ya da beklentisi içinde durumları henüz açıklığa kavuşmamış. Önceki dört ayette olduğu gibi, bu ayette de kendilerine atıfta bulunulan kimseler, öncelikle, Tebük seferine katılmayan kararsızlar grubu olmakla birlikte, zımnen, doğruyla eğri arasında kararsızlık, sebatsızlık içinde gidip gelen kimselerdir; şu farkla ki, 102-105. ayetlerde sözü geçen tevbekarların hatalı ya da günahkârca davranışlarını kendiliklerinden fark etmiş oldukları ifade edilirken, 106. ayette sözü edilen kimseler henüz nefis muhasebesine, öz eleştiriye başvurup tevbe aşamasına varmamışlar ve bunun sonucu olarak da bunların durumları, iç saiklerinin kendilerini şu ya da bu yolda kesin bir tercihe yönelteceği güne kadar “askıda kalmış” gibidir. Psikolojik açıdan bu ayetle 7. surenin 46 ve 47. ayetleri arasında ince bir ilgi görmek mümkün. (M. Esed Meali Tevbe-105. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın emrine (savaşın çağrısına) uymayan diğerlerine gelince, ya Allah onlara azap edecek, ya da onların pişmanlıklarını kabul edip bağışlayacak. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İki yüzlülerden bir takımı daha vardır ki onların işi Allah’ın buyruğuna bırakılmıştır. Allah onları ya azaba uğratacak, ya da onların tövbesini onayacaktır. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Diğerleri de Allah/ın haklarındaki emrine [⁷] tehir olunmuşlardır. Allah onları ya azaba duçar eder veya tövbeye muvaffak kılar. Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.
[7] Hükmü ve kazası üzere tövbede.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Savaştan geri kalanlardan) bir kısmının işi de Allah’ın buyruğuna kalmıştır. Ya onlara azap eder ya da tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Cihada gitmeyenlerden) Diğer bir grup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerek zenginlik, gerek iman sağlamlığı bakımından, savaşa katılmayışlarını mazur gösterecek hiçbir hafifletici sebepleri bulunmadığı için daha ağır bir cezayı hak eden diğer bir kısmının durumu ise, Allah’ın ileride, 118. ayette vereceği hükme bırakılmıştır. Çünkü Allah, bu üç kişiyi bir süre daha bekletip zor bir imtihândan geçirecek ve gösterecekleri tavra göre ya onları cezalandıracak, ya da affedecektir. Unutmayın ki Allah, her şeyi eksiksiz bilendir; her konuda en doğru hükümleri veren sonsuz hikmet sahibidir. İşte bu ilim ve hikmetinin gereği olarak, İslâm devletine karşı komplolar düzenleyenlerin kurduğu sözde ‘mescitlerin’ içyüzünü ortaya koyuyor, böyle yerlere karşı nasıl bir tavır takınmanız gerektiğini size öğretiyor:Allah’ın Elçisi, Medîne’ye hicret ettiği ilk günden beri, Hazreç kabîlesinin ileri gelenlerinden biri olan ve yıllar önce Hıristiyanlığı benimsemiş Ebû Âmir adındaki bir rahibin amansız düşmanlığıyla karşı karşıya idi. Kutsal metinler hakkındaki derin bilgisinden dolayı halkın nazarında saygın bir yeri olan bu adam, Peygambere duyduğu kin ve haset yüzünden, münâfıklarla ve müşriklerle işbirliği yaparak İslâm’a karşı amansız bir muhalefete girişmiş, Peygambere karşı yapılan hemen her savaşta aktif rol oynamıştı. Bütün çabalarına rağmen, Arabistan’da İslâm’ın önünde durabilecek hiçbir gücün kalmadığını görünce, Bizans İmparatorunu Müslümanlara saldırması için kışkırtmak amacıyla Sûriye’ye göçtü. Bu arada, sürekli temas hâlinde olduğu Medîne’deki yandaşlarına, Medîne çevresinde bir kasaba olan Kuba’da yeni bir mescit yapmalarını önerdi. Böylece münâfıklar, Ebû Âmir, Roma ordusuyla Medîne’yi işgal edinceye kadar, rahatça buluşup Müslümanlar aleyhine planlar yapacakları bir ortama kavuşmuş olacaklardı. Nihâyet, mescidi yapıp faaliyetlere başlamışlardı ki, münâfıkların inşâ ettikleri ve edecekleri sözde mescitlere ne yapılması gerektiğini bildiren aşağıdaki ayet nazil oldu ve Allah’ın Elçisi, Tebük seferinden döner dönmez bu mescidi yıktırıp yerle bir etti:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Diğerleri de Allah’ın emrine bırakılmıştır; onlara ya azap eder, ya da tevbe kabul eder. Allah hakîm alîmdir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sefere katılmayan diğerleri de Allah'tan ümitli olsunlar. Allah onlara ceza verebilir de vermeyebilir de. Çünkü her şeye bilgi ile egemen olan Allah'tır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Savaşa katılmayanların bir kısmı da Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Rabbin onlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Tebük Gazvesi’ne katılmayanlardan) diğer bir grup da Allah’ın emrine bırakılmışlardır. [*] O, kendilerine ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Burada sözü edilenler Tevbe 9:118’de ele alınan üç kişi olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Savaşa katılmayanların) diğer bir kısmı da Allah’ın emrine bırakılmıştır.¹ (Allah) onlara, ya azap edecek ya da tevbelerini kabul edecektir. Gerçekten Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
1 Bunlar; Kâ’b b. Malik, Murare b. Rebi’ ve Hilâl b. Ümeyye idi. Bunlar, Akabe ve Bedir ehlinden olmalarına rağmen, tevbelerini açıkça belirtmemişlerdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bir de, [durumlarının ne olacağı] Allah’ın yargı ve iradesine kalmış ¹⁴¹ olan başka bir kısım insanlar [var ki], bunları [Allah] ya azaplandıracak ya da yine acıması-esirgemesiyle yönelecektir onlara. Çünkü Allah doğru hüküm ve hikmetle yargılayan mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
141 Lafzen, “Allah’ın buyruğuna/takdirine (emr) kalmış”; yani, gelecekte tevbe edecekleri ihtimali ya da beklentisi içinde durumları henüz açıklığa kavuşmamış. Önceki dört ayette olduğu gibi, bu ayette de kendilerine atıfta bulunulan kimseler, öncelikle, Tebük seferine katılmayan kararsızlar grubu olmakla birlikte, zımnen, doğruyla eğri arasında kararsızlık, sebatsızlık içinde gidip gelen kimselerdir; şu farkla ki, 102-105. ayetlerde sözü geçen tevbekarların hatalı ya da günahkarca davranışlarını kendiliklerinden fark etmiş oldukları ifade edilirken, 106. ayette sözü edilen kimseler henüz nefis muhasebesine, öz eleştiriye başvurup tevbe aşamasına varmamışlar ve bunun sonucu olarak da bunların durumları, iç saiklerinin kendilerini şu ya da bu yolda kesin bir tercihe yönelteceği güne kadar “askıda kalmış” gibidir. Psikolojik açıdan bu ayetle 7. surenin 46 ve 47. ayetleri arasında ince bir ilgi görmek mümkün.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de durumları Allah’ın takdirine kalmış diğer bir grup daha var ki, Allah onları isterse cezalandırır isterse tövbelerini kabul eder. Zira Allah her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerince yapandır. 48/11...17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de, durumları Allah’ın takdirine kalmış bir grup insan daha var. Allah isterse onları cezalandırır, isterse tevbelerini kabul eder: Zira Allah her şeyi bilir, her takdirinde tam isabet sahibidir.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Savaşa katılmayanlardan) Diğer bir gurup da vardır ki, Allah’ın emrine dek ertelenmişlerdir! (Tevbelerinin kabulüne kesin gözle bakılmaz. Allah) Ya onları (kötü davranışlarına devam ettikleri için) azaba uğratacak veya (niyetleri hâlis olup iki yüzlülükten vazgeçtikleri takdirde ise) onların tevbelerini kabul edecektir. Allah, herşeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Osman Fırat
swap_vert close
(Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve diğer birtakımı da Allah Teâlâ'nın emri için tehir edilmişlerdir. Ya onları muazzep kılacak veya onların tevbelerini kabul buyuracaktır. Ve Allah Teâlâ alîmdir, hakîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sefere katılmayan bazı kişilerin akıbetleri de Allah'ın emrine kalmıştır: Allah ister onları cezalandırır, ister merhamet eder. Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Belli münafıklardan başka, müminlerin haklarında karar vermekte zorluk çektikleri kimseler de vardı. Onların gerçek durumunu Allah elbet biliyordu. Fakat Allah zanna değil, bilinçli muhakemeye dayanan kesin bilgilere dayanmaksızın hiç kimseyi mahkûm etmemek gerektiğini Müslümanlara öğretmek istemektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Başka bir takımları da var ki Allah'ın emrine bırakılmışlardır. (Allah) ya onlara azabeder, ya da onları affeder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Münâfıklardan bir gürûh daha vardır ki onların işleri Allâh'ın emrine mevkûfdur. Dilerse tevbelerini kabûl ider ve dilerse tazib iyler. Allâh her şeyi bilir ve hikmet-i muktezâsını icrâ ider. [²]
[2] Bunlar hakkında 118inci âyet-i kerîmenin notunda tafsîlât gelecekdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir kısmının işi de Allah’a kalmıştır[*], onları ya azaba uğratır ya da kayırır. Allah bilir, doğru kararlar verir.
[*] Bunlar, şirkin dışındaki günahları işlemiş kişiler olabilir. Tevbeleri geri bırakılan üç kişi de olabilir. Bk 118  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir kısmı da Allah'ın emrine kalmıştır. Allah onlara ya azap eder; ya da tevbelerini kabul eder. O, alimdir, hakimdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Diğer bazılarının da işi Allah'ın emrine kalmıştır. Allah onları ister cezalandırır, ister tevbelerini kabul eder. Zira Allah herşeyi bilir, her işi hikmetle yapar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir kısmı da umutları Allah'ın emrine bağlı, beklemektedir. Allah onlara ya azap edecektir ya tövbe nasib edecektir. Allah, Alîm'dir, Hakîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[102a] daħı uyruķlar giri ķonılmışlardur Tañrı buyruġına yā 'aźāb eyleye anlara yā tevbe vire anlara. daħı Tañrı bilicidür dürüst işlüldür dürüst sözlüdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Özge müteḫallifler daḫı mevḳūfdur işleri Tañrı Ta‘ālā buyruġına. Yā anlara‘aẕāb eyleye yā tevbelerin ḳabūl eyleye. Tañrı Ta‘ālā her nesneyi bili‐cidür, ḥikmetler issidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Bədəvilərdən və Mədinə əhalisindən) döyüşə getməyənlərin bir qisminin də işi Allaha qalıb. Allah ya onlara əzab verəcək, ya da tövbələrini qəbul edəcək. Allah (hər şeyi) biləndir, hikmət sahibidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (there are) others who await Allah's decree, whether He will punish them or will forgive them. Allah is knower, Wise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
There are (yet) others, held in suspense for the command of Allah, whether He will punish them, or turn in mercy(1354) to them: and Allah is All- Knowing, Wise.
1354 Three categories of men are mentioned, whose faith was tested and found wanting in the Tabuk affair, but their characteristics are perfectly general, and we may here consider them in their general aspects: (1) the deep-dyed hypocrites, who when found out make excuses because otherwise they will suffer ignominy; they are unregenerate and obstinate, and there is no hope for them (9:101); (2) there are those who have lapsed into evil, but are not altogether evil; they repent and amend, and are accepted (9:102-105); and (3) there are doubtful cases, but Allah will judge them (9:106). A fourth category is mentioned in 9:107, which will be discussed later.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاٰخَرُونَ
ve diğerleri
مُرْجَوْنَ
bırakılmışlardır
لِاَمْرِ
emrine
اللّٰهِ
Allah'ın
اِمَّا
ya
يُعَذِّبُهُمْ
onlara azap eder
وَاِمَّا
veya
يَتُوبُ عَلَيْهِمْۜ
tövbelerini kabul eder
وَاللّٰهُ
çünkü Allah
عَل۪يمٌ
Alîm'dir
حَك۪يمٌ
Hakîm'dir
(Sefere katılmayanlardan) Diğer bir kısmı da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya (hak ettiklerinden dolayı) azap eder veya (rahmetinden) tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah Alîm'dir, Hakîm'dir (her şeyi ve herkesi bilen, her işinde hikmet ve hayır olandır).
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
مُرْجَوْنَ
Edilgen fiil-IV
ر ج و
Bırakılanlar, bırakılmış olanlar
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِمَّا
Edat
اِمَّا
Ya, ya da, yoksa, eğer
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
اِمَّا
Edat
اِمَّا
Ya, ya da, yoksa, eğer
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
حَكِيم
İsim
ح ك م
Hakîm (Allah'ın esması, ismidir. Her işinde hikmet ve hayr olan demektir), hikmet dolu, hikmetli