Ve [ey Peygamber, onlara] de ki: “Yapın (yapmak istediğinizi)! ¹³⁹ Allah yapıp-ettiklerinizi görüyor; O’nun Elçisi de (görüyor), inananlar da: (nasıl olsa) sonunda, insanın hem görüş ve kavrayış alanı dışında kalan âlemi, hem de duyuları ve tasavvurlarıyla tanıklık edebileceği âlemi bütün gerçeğiyle bilen Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız. ¹⁴⁰ Ve o zaman O, sizin yapageldiğiniz şeyleri (bütün gerçeğiyle) görüp anlamanızı sağlayacak”.
139 Bu ifade, yukarıda 103. ayette geçen “onların mallarından Allah için sundukları şeyleri kabul et... ve onlar için dua et” yönergesiyle bağlantılı görünüyor. İmanın bütünleyici bir parçası olarak yapıp-etmeler (‘amel) konusundaki ısrar Kur’an’ın ahlak öğretileri çerçevesinde son derece büyük, son derece aslî bir önem taşımaktadır: karş. “inanmak” ve “iyi ve doğru işler yapmak” kavramlarının Kur’an’da çok kere yanyana zikredilmesi; “inandıkları halde, iyi ve doğru eylemler ortaya koymayanlar”ın kınanması (bkz. 6:158 ve ilgili 160. not).140 Bkz. 6. sure, 65. not.