close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 102. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veâḣarûne-’terafû biżunûbihim ḣaletû ‘amelen sâlihan veâḣara seyyi-en ‘asa(A)llâhu en yetûbe ‘aleyhim(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bedevilerle Medinelilerden başka bir bölüğü de günahlarını itiraf etmiştir, onlar, iyi bir işi bir başka kötü işe katmışlardır. Allah'ın, onlara tövbe nasib etmesi ve tövbelerini kabul eylemesi umulur. Şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Mü’min oldukları halde gevşek davranıp Tebük seferine katılmayan sahabelerden ve kıyamete kadar farz-ı ayın olan cihad ve milli savunma hizmetlerinden kaçtığına pişmanlık gösterenlerden) Diğer bir kısmı da günahlarını itiraf edip (özür beyanında bulunmuşlardır ki), bunlar salih amellerini, diğer (bazı) kötüleriyle karıştırmışlardır. (İyilikleriyle beraber -cihaddan kaytarmak gibi- kötülüklere de bulaşmışlardır.) Umulur ki Allah bunların tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Tebük seferine katılamayanlardan diğer bir kısmı da, günahlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah bunların tevbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir diğerleri de günahlarını itiraf ettiler. Bunlar orduya katılmayarak, hâlis niyet ve amaçlarla hayata geçirilen İslâm esaslarını ve İslâmî düzeni, kamuya zararları dokunacak şekilde sarstılar, gevşettiler, daha önce sevap hanelerine yazılan hayırları ve sâlih amelleri değersiz hale getirdiler. Üstelik savaş ve savunma harcamalarını desteklemeyerek bir suç-bir günah daha işlediler. Ümit edilir ki, Allah tevbelerini, günah işlemekten vazgeçmelerini, kendisine itaate yönelişlerini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Diğerleri de günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi ameli kötü amele karıştırdılar. Olur ki Allah, onların tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayıcı, rahmet edicidir.
102-103.İbnu Merdeviye ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) Tebük savaşına çıkınca Ebu Lübabe ve onunla birlikte beş kişi savaştan geri kaldılar. Daha sonra Ebu Lübâbe ile iki arkadaşı pişman oldular ve bu hareketlerinin kendilerinin helaklerine sebep olabileceğini düşünerek: "Biz gölgeler altında, rahat içinde ve kadınlarla beraberiz. Allah`ın Resulü ve onunla birlikte olan mü`minler ise cihaddalar" dediler ve Resulullah (a.s.) gelip kendilerini çözmeden kendi kendilerini çözmemeye karar vererek kendilerini Mescid`in direklerine bağladılar. Söz konusu beş kişiden üçü ise böyle bir şey yapmadılar. Resulullah (a.s.) Tebük seferinden dönünce o direklere bağlı kişilerin kimler olduğunu sordu. Kendisine olanlar haber verilince Resulullah (a.s.): "Onların çözülmesiyle emredilmedikçe ben onları çözmeyeceğim" diye buyurdu. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi. Geriye kalan üç kişi hakkında ise Yüce Allah önce bu surenin 106. ayeti kerimesini indirdi. Onlar da yaptıklarına pişman olmuşlardı ve kendilerinin bağışlanmalarını Allah`tan diliyorlardı. Daha sonra Yüce Allah onlar hakkında bu surenin 118. ayeti kerimesini indirdi.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan naklettiği rivayette de şöyle bir fazlalığa yer verilmiştir: "Ebu Lübabe ve arkadaşları çözülünce mallarını getirip Resulullah (a.s.)`a teslim ederek: "Ey Resulullah (a.s.)! İşte bunlar mallarımız! Bunları bizim adımıza sadaka olarak ver ve bizim için bağışlanma dile" dediler. Resulullah (a.s.) ise: "Ben sizin mallarınızdan bir şey almakla emrolunmadım" diye buyurdu. Bunun üzerine Yüce Allah: "Onların mallarından sadaka al..." diye başlayan ayeti kerimesini (yani 103. âyeti) indirdi."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Diğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Münafıklardan diğer bir kısmı da, günahlarını itiraf ettiler ve (evvelce yapmış oldukları) iyi bir ameli, sonradan yaptıkları başka bir kötü (Nifak) ile karıştırdılar. Olur ki Allah, onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Diğerleri de, (savaşa gelmemekle) kazandıkları günahlarını itiraf ettiler. Uygun bir iş ile çirkin bir işi karıştırdılar. Belki, Allah bunların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah, Gafur ve Rahim’dir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler; iyi bir ameli, kötü bir amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır; çok merhamet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Başkaları, kendi suçlarını açık söyledi, iyi işi, kötü işle kardılar, olur ki onları Allah bağışlar, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Müslümanlardan Tebük seferine katılmayan) diğerleri ise (tevbe ederek) günahlarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tembellik ederek Tebük seferinden geri kalan fakat münafıklar gibi yalandan mazeret uydurmayan bir grup, yaptıklarının yanlış olduğunu ve sefere çıkmamakla çok büyük hata ettiklerini anladıktan sonra, kendilerini mescidin direklerine bağlayarak cezalandırdılar. Allah Resulü çözmedikçe kendilerini çözmeyeceklerine dair yemin ettiler. Seferden dönen Hz. Peygamber, onların pişmanlığını görünce vahyin gelmesini bekledi. Bu ayet nazil olunca da onların çözülmesi talimatını verdi.  
Cemil Said
swap_vert close
Diğerleri günâhlarını i’tirâf itdiler. Bu vecihle seyyiâta a’mâl-i sâliha mezc itdiler belki Allâh ânları ’afv ider çünki gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir başka grup var ki, onlar iyi işe bir de kötü iş karıştırdıktan sonra günahlarını itiraf etmişlerdir. Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok esirgeyici, çok bağışlayıcıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.  
 Tebük seferinden geri kalan bir gurup, hatalarını anlayıp pişman olduktan sonra, kendilerini caminin direklerine bağladılar ve Allah Resûlü çözmedikçe kendilerini çözmeyeceklerine yemin ettiler. Resûlullah (s.a.) seferden döndükten sonra onların durumunu öğrenince, buyurdu ki: Haklarında emir alıncaya kadar ben de onları çözmeyeceğime yemin ederim. Sonra bu âyet inince onları çözdü.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştırdılar. Umulur ki ALLAH kendilerini affetsin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Diğer bir takımı ise günahlarını itiraf ettiler ve iyi bir amel ile diğer bir kötüyü karıştırdılar, ola ki Allah tevbelerini kabul ede, çünkü Allah gafurdur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Cihada katılmamak için munâfıkların yaptığı gibi yalandan mazeretler uydurmaya kalkışmayan) *diğerleri ise (pişmanlıklar içerisinde) günahlarını itiraf ettiler. (Önceden yaptıkları) iyi bir işi, (Tebûk seferine katılmama gibi) kötü bir işle karıştırdılar. (Ancak her şeye rağmen, onlar Allah’tan ümit kesmeyerek, tövbe ederlerse,) Allah onların tövbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
* “…diğerleri”; İhmallerinden dolayı Tebûk seferine katılamayan bazı müslümanlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Diğer bir kısmı da suçlarını itiraf ettiler. Onlar, iyi bir ameli kötü bir amelle karıştırmışlardı. Belki Allah, onların tevbesini¹ kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Tevbe, sözle yapılan pişmanlık ifadesi değil, yapılan kötülükten vaz geçmektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onlardan) diğer bir kısmı da günâhlarını i'tiraf etdiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karışdırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah hiç şübhesiz ki yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Diğerleri de günahlarını i'tirâf ettiler; sâlih bir ameli, kötü olan bir başkasıyla karıştırdılar. Umulur ki Allah, onların tevbesini kabûl eder. Şübhesiz Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Diğer bir kısımı da suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardı. (Eğer tövbe ederlerse) Allah onların tövbelerini kabul eder. Şüphesiz ki Allah, (çok) bağışlayan, (çok) merhamet edendir. *
(*) Bunlar daha önceki seferlere katıldıkları halde son Tebük seferine katılmamışlardı. Tövbe ise, yalnız sözle yapılan bir pişmanlık ifadesi değil, yapılan kötülükten, suç ve günahtan vaz geçmektir. Ayrıca Kur’an’da Allah tarafından kullanılan (عسَى) kelimesi, ‘’olabilir, olur ki veya umulur’’ gibi anlamlarda değil. Çünkü Allah her şeyi bildiği için varsayımlarla veya ihtimallerle konuşmaz. Onun sözü kesindir. Allah (عسي) dedi mi? kesin ve müspet konuşur ve o işi yapar. İşte konuyla aşağıdaki müfessirlerin görüşlerine bakılabilir. قال المفسرون: كلمة عسى من الله واجب، والدليل عليه قوله تعالى: { { فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِىَ بِٱلْفَتْحِ } } [المائدة: 52] وفعل ذلك الخ (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير وقد قالوا إن كلمة عسى متى صدرت عن الله تعالى - فهى متحققة الوقوع، لأنها صادرة من كريم، والله تعالى أكرم من أن يطمع أحداً فى شئ لا يعطيه إياه.( الوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Birde, günahlarının farkında olduğu halde, iyi ve doğru olan yapılması gerekli şeylerle, kötü ve çirkin yapılmaması gerekenleri birbirine karıştıranlar var. Allah’ın, onların tövbelerini kabul etmesi umulur. Muhakkak ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir takımı da günahlarını kendi ağızlarıyla söylerler. Onlar iyi bir işi kötü bir işle karıştırmışlardı. Belki de Allah onların tövbelerini onar. Çünkü Allah, yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Diğerleri ise günahlarını itiraf etmişler, iyi ameli başka bir kötü amel ile karıştırmışlardır [⁵]. Olabilir ki Allah onların tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
[5] Nedamet izharı, cürümlerini itirafları gibi iyi amelî Tebük'ten geri kalmak, münafıklara uymak gibi kötü amele.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. İyi ve güzel işi/ameli diğer bir kötü işle/amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Diğerleri de günahlarını itiraf ettiler. Onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bir de, tembellik ederek savaştan geri kalan, fakat ikiyüzlüler gibi yalandan mâzeretler uydurmaya kalkışmayıp, günahlarını itiraf eden ve vicdan azâbıyla kendilerini mescidin direğine bağlayıp cezalandıran, affedilinceye kadar bu şekilde kalacaklarına yemin eden diğerleri de var ki; bunlar iyi bir davranışı, kötü olan başka bir davranışla karıştırmışlardı. Sefere çıkmamakla kötü bir iş yapmış, fakat daha sonra günahlarının farkına varıp içtenlikle tövbe ederek iyi bir davranış göstermişlerdi. Dürüst ve samîmî birer Müslüman olarak bilinen bu insanlar, —ki içlerinde Bedir savaşına katılmış olanlar bile vardı— her nasılsa gevşeklik gösterip bu savaşa katılmamışlardı. İşte bunlar, affedilmek için biraz daha bekleyecekler. Bu zaman zarfında, işledikleri günahın acısını bir süre daha içlerinde duysunlar. Fakat Allah’ın rahmetinden de asla ümit kesmesinler. Zira Allah, yakında onları bağışlayacaktır. Unutmayın ki Allah, çok bağışlayıcı, pek merhametlidir.O hâlde, ey Peygamber ve onun bıraktığı mirası devralan İslâm önderi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Diğerleri de salih bir ameli ve kötü bir diğerini karıştırdılar; günahlarını itiraf ettiler. Allah’ın, onlara tevbe kabul etmesi umulur. Allah, rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bazıları da suçlarını itiraf ettiler. Bunlar, iyi kötü tüm amellerini harman edip kabul eder umuduyla Allah'a sundular. Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Savaşa katılmayanlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Pişman olup Allah’tan af dilemek için izin istediler. Bunlar iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştırmışlardı. Umulur ki Allah onların tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler; iyi işi diğer kötü olanla karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan bir kısmı da iyi işle, kötü bir işi karıştırdıklarını (söyleyerek) günâhlarını itiraf ettiler. (Eğer tevbe ederlerse) Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıp, çok esirgeyendir.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bir de, iyi davranışlarını kötü olanlarla karıştırdıktan sonra günahlarının farkında olan ¹³⁵ başkaları ¹³⁶ [var]: Allah’ın onların tevbelerini kabul etmesi umulabilir. Çünkü Allah, hiç şüphesiz, çok acıyıp-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
135 Lafzen, “iyi olan bir işini kötü olan bir ötekiyle karıştırmak suretiyle işledikleri günahı kabul ve itiraf eden”. Bu ifade ilk bakışta her ne kadar Tebük seferine katılmaktan kaçınan kararsız Müslümanları îma ediyor ise de, ayetin mazmunu, en geniş anlamıyla, ortada haricî bir ayartma ve kışkırtma olmadığı zaman işlediği günahın ya da kötülüğün farkında olan ve dönüp tevbe eden herkesi içine almaktadır.136 Yani, kelimenin tam anlamıyla ne mümin ne de münafık olduğu söylenemeyecek, eğriyle doğru, hakla bâtıl arasında gidip gelen kafası karışık, kalbi tam olarak henüz mutmain olmamış kararsız kimseler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve günahlarını itiraf etmiş olan diğer bir grup var. Onlar iyi işleri kötü işlere karıştırmışlar. Umulur ki Allah onların tövbelerini kabul eder, zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. 4/146, 16/63, 47/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de ilkin iyi olan işini, kötü olan ötekisiyle karıştırıp (diğerlerine katıldığı halde Tebük’e katılmayan ve) günahını itiraf eden berikiler var. Allah’ın onların af taleplerini kabul etmesi beklenir; çünkü Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.[¹⁵²⁶]
[1526] Âyet sonlarında gelen el-esmâu’l-husnâ’nın iki tür kullanımı vardır: Birincisi ğafûrun rahîmun gibi belirsiz form, ikincisi el-ğafûru’r-rahîm gibi belirli form. Belirsiz formlar sıfattırlar. Fâilin zâtını değil vasfını ifade ederler. Yani zâta değil sıfata delâlet ederler. İşte bu yüzden belirsiz geldiği yerlerde bu sıfatlar özellikle o niteliklerin kullanıldığı âyet ya da âyetler grubunda anlatılan fiille doğrudan ilişkili olarak anlaşılmalıdırlar. Yani Îlâhî esmadan mücerret bir isim olarak değil, sonunda geldiği âyette anlatılan olayla bire bir ilişkili bir vasıf olarak. Fakat belirli geldiklerinde yukarıdakinin tersine sıfatlar isme dönüşür. Fâilin fiilini değil, zâtî özelliğini gösterirler. Sabittirler, zamana ve mekâna delâlet etmezler. Bunun delili huve zamirine isnat eden hiçbir ismin belirsiz gelmemesidir (Msl: Huve’l-ğafuru’r-rahîm). Zira huve mutlak Zât’a delâlet eder. Bu yüzden O’na isnat edilen sıfat, el takısı alarak isme yaklaşır. Bu farkın çeviriye şu ya da bu biçimde yansıması elbet gereklidir. Biz genellikle belirsiz formda kullanılan sıfatları, “tarifsiz bir bağışlayıcı eşsiz bir merhamet kaynağıdır” şeklinde, belirli kullanılan isimleri ise “mutlak bağış sahibidir, sonsuz merhamet kaynağıdır” şeklinde çevirmeye çalıştık (Bkz: 28:16, not 22; krş: 9:71, not 90).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Münafıklardan bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. İyi bir ameli (evvelce sefere iştirak etmeyi) kötü bir amel ile (ikinci sefere iştirak etmemekle) karıştırdılar. (Hem sevap hem de günah işlediler, bundan da pişman oldular) Umulur ki Allah, onların tevbelerini kabul eder, şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve iyi davranışlarını kötü olanlarla karıştıran, bir diğeri ise kötü amel işlediğini itiraf ettiler. Umulur ki Allah’ın onların tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayıcı, merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve günahlarını itiraf eden başkaları da iyi bir ameli diğer bir kötü ile karıştırmışlardır. Umulur ki, Allah Teâlâ onların tevbelerini kabul eder. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Diğer bir kısmı ise günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştırdılar. Onlar tövbe ederlerse umulur ki Allah da onların tövbelerini kabul buyurur. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).
Bunlar daha önceki seferlere katıldıkları halde son Tebük seferine gelmemişlerdi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Başka bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah, onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Diğer bir gürûh da vardır ki günâhlarını i'tirâf itdiler ve sâlih 'amellerine fenâ a'mâli de karışdırdılar. Allâh Te'âlâ'nın onları 'afv itmesi me'mûldur. Allâh gafûr rahîmdir.[¹]
[1] Tebük gazâsına iştirâk itmeyüb geri kalanlardan bilâhare bu işlerine nâdim olarak tevbe idenler hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İyi ile kötüyü karıştıranlardan (münafıklardan) bir kesimi de günahlarını itiraf ettiler. (Bunlar dönüş yaparlarsa) Allah da dönüşlerini kabul edebilir. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Geri kalanlar günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüsüyle karıştırdılar. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur.Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Günahlarını itiraf eden diğerleri ise, güzel işlerine kötü bir iş karıştırmışlardır. Bakarsın, Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Diğer bazıları da günahlarını itiraf ettiler. Bunlar, iyi bir işle kötü olan diğer bir işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ayruķlar ikrār eylediler yazlıķlarını ķarışdurdılar eyü 'ameli daħı ayruķ yavuzı ola kim Tañrı tevbe vire anlara bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Özgeler daḫı müteḫalliflerdür, iḳrār itdiler yazuḳlarına. Ḳarışdurdı‐lar eyü ‘ameli özge yaman ‘amel bile. Ola kim Tañrı Ta‘ālā anlaruñ tevbesinḳabūl eyleye. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā yazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Münafiqlərin) bir qismi də günahlarını e’tiraf etdi. Onlar (əvvəl etdikləri) yaxşı bir əməllə (sonradan etdikləri) pis bir əməli bir-birinə qarışdırmışlar. Ola bilsin ki, Allah onların tövbələrini qəbul etsin. Həqiqətən, Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (there are) others who have acknowledged their faults. They mixed a righteous action with another that was bad. It may be that Allah will relent toward them. Lo! Allah is Relenting, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Others (there are who) have acknowledged their wrong-doings: they have mixed an act that was good with another(1352) that was evil. Perhaps Allah will turn unto them (in Mercy): for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
1352 There were some whose will was weak and succumbed to evil, although there was much good in them. To them is held out the promise of forgiveness if they would repent and undertake all acts of Muslim charity, which would purify their souls, aided by the prayers of Allah's Messenger. Then would they get the Peace that comes from purity and right conduct.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاٰخَرُونَ
ve diğerleri
اعْتَرَفُوا
itiraf ettiler
بِذُنُوبِهِمْ
günahlarını
خَلَطُوا
karıştırdılar
عَمَلاً
bir ameli
صَالِحاً
sâlih
وَاٰخَرَ
ve bir başkasıyla
سَيِّئاًۜ
kötü olan
عَسَى
umulur ki
اللّٰهُ
Allah
اَنْ يَتُوبَ
tövbesini kabul eder
عَلَيْهِمْۜ
onların
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Diğer bir kısmı ise günahlarını itiraf ettiler, sâlih bir ameli, kötü olan bir başka (amel)le karıştırdılar. (Eğer tövbe ederlerse) Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. Çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
اِعْتَرَفَ
Fiil-VIII
ع ر ف
İtiraf etti
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
خَلَطَ
Fiil-I
خ ل ط
Karıştırdı
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
صَالِح
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih kimse, sâlih olan
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
سَيِّئ
İsim
س و ا
Kötü olan, kötü
عَسَى
Fiil-I
ع س ي
Olur ki, umulur ki, ihtimal, belki
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli