Çevrenizdeki bedevî Araplardan¹ münâfıklar olduğu gibi, Medînelilerden de azgın münâfıklar vardır. (Ey Muhammed!) Sen onları bilemezsin,² onları ancak Biz biliriz. Biz onlara (hayatta ve kabirde olmak üzere) iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar (âhirette) en büyük azaba uğratılacaklardır.
1 Bu kabîleler; Cüheyne, Müzeyne, Eslem, Eşca’, Ğıfar kabîleleri idi. (Kurtubî)2 Ey Muhammed! Sen, onların şahıslarını değil, münâfık olduklarını bilemezsin. Yani onlar, münâfıklıkta o derece maharet kazanmışlardır ki münâfıklıklarını senden bile gizleyebilirler. Bu âyetten, Peygamberimizin gönüllerde olan şeyleri, Allah bildirmezse, bilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu hükümlere rağmen kim; kendisine hayali makamlar isnat ederek, bu tür şeyleri bildiğini veya kendilerinin değil de birilerinin bildiğini veya Allah’ın onlara bildirdiğini ifâde ederse o, kesinlikle yalan söylemekte, imanını tehlikeye atmakta ve Müslümanları kandırmaktadır.