close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 101. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemimmen havlekum mine-l-a’râbi munâfikûn(e)(s) vemin ehli-lmedîne(ti)(s) meradû ‘alâ-nnifâki lâ ta’lemuhum(s) nahnu na’lemuhum(c) senu’ażżibuhum merrateyni śümme yuraddûne ilâ ‘ażâbin ‘azîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Çevrenizdeki yerlerdeki bedevilerden münafıklar olduğu gibi Medinelilerden de münafıklığa cüret edenler, münafıklık edip duranlar var; sen onları bilmezsin, biz biliriz. Onları iki kere azaplandıracağız da sonra pek büyük bir azaba uğratılacaklar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her asırda) Çevrenizdeki Bedevilerden (görgüsüz köylü ve göçebe kesiminden) münafık olanlar bulunacaktır ve Medine halkından (şehir ve kasabalarda medeni hayat yaşayanlardan) nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar da vardır. (Belki) Sen onları (niyetleri ve mahiyetleriyle tam) bilemezsin, (ama) Biz onları (her haliyle) biliriz. Biz onları (hem İslam’ın zaferini görüp üzülmekle, hem de hıyanetleri açığa çıkıp gözden düşürülmekle dünyada, ardından kabir ortamında) iki kere azaplandıracağız, sonra onlar (ahirette asıl) büyük bir azaba döndürülüp (cehenneme atılacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medîne halkından, iki yüzlülüğe iyice alışmış insanlar vardır. Sen onları her zaman tanımıyorsun, ama biz onları biliyoruz. Onlara bu dünyada rüsvaylık, ölüm, pişmanlık gibi sıkıntılarla iki defa azap edeceğiz. Sonra da onlar, ahiretin büyük azabına terkedileceklerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Çevrenizdeki Bedevî Araplar arasında müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar var. Medine halkından münâfıklıkta ısrar edenler de var. Sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onları iki kere cezalandıracağız. Sonra büyük bir cezaya daha dûçar olacaklar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 63/8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Çevrenizde bulunan bedevilerden ve Medinelilerden nifakta direnen münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Onlara iki kere azap edeceğiz. Sonra büyük bir azaba atılacaklar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Çevrenizdeki Bedevî'lerden ve Medîne halkından bir takım münafıklar vardır ki, onlar, nifak yapmaya alışmışlardır. Sen, onları bilmezsin, onları biz biliriz. Biz, onları iki defa (dünyada ve kabirde) azablandıracağız. Sonra da kıyamette, büyük bir azaba (ateşe) atılırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevi Araplardan münafıklar vardır. Medine ahalisinden de münafıklığa alışanlar vardır. Sen onları bilmezsin, yalnızca Biz biliriz. Biz onlara iki kat azap vereceğiz, sonra büyük bir azaba vardırılacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevî Araplar ile Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz; sonra da büyük azaba götürülürler.
Besim Atalay
swap_vert close
Yörenizde, çöl Araplarından kaypaklar vardır, Medineli olanlardan, münafıklıkta ayak direyenler var, siz onları bilmezsiniz, biz biliriz onları, iki kez onlara azap edeceğiz biz, sonra, daha büyük azaba uğratılırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerek çevrenizdeki bedeviler içinde ve gerekse Medine halkı arasında ikiyüzlülükte uzmanlaşmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, ancak biz biliriz. Onları iki kez azaba çarptıracağız, sonra da (ahirette) büyük azaba uğratılacaklardır.
“Biz onları iki kez azaba çarptıracağız” yani hem İslâm’ın zaferini görüp kahrolacaklar hem de ihanetleri tespit edilip itibarları yerle bir olacak, böylece daha ölmeden dünyada iken iki kez azaba uğramış olacaklar. Sonra da cehenneme atılacaklardır.  
Cemil Said
swap_vert close
Etrâfındaki ’arablardan ve Medîne ahâlîsinden münâfıklıkda ileri gitmiş âdemler vardır. Sen ânları bilmezsin fakat biz biliriz ânlara iki def’a cezâ ideceğiz nihâyet ’azâbı ’azîme dûçâr olacaklar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîler içinde münafıklar var. Medine ahalisi içinde de iki yüzlülüğü huy edinmiş olanlar var. Sen onları bilmezsin; onları biz biliriz. Onları iki defa cezalandıracağız, ayrıca çok büyük bir azaba itilecekler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.  
 Bir takım münafıklar iki yüzlülükte o derece maharet kazanmışlardı ki, keskin zekâ ve ferasetine rağmen Peygamber (s.a.), onların münafık olduklarını sezemiyordu. Ancak Allah’tan bir vahiy gelirse o zaman durumlarını anlıyordu. Çünkü münafıklar, kendilerine gelebilecek en ufak tenkit noktalarını biliyor ve ona göre davranıyorlardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerek çevrenizden ve gerekse şehir halkından olan Araplardan bazıları ikiyüzlüdür. İkiyüzlülükte küstahlaşmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliyoruz. Onları iki kat azapla cezalandıracağız ve sonra da büyük bir azaba uğratılacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var, hem de Medine halkından münafıklıkta ısrar edenler var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem etrafınızdaki a'râbîlerden Münafıklar var, hem de Medine ahalisinden Münafıklığa idman edenler, sen onları bilemezsin, onları biz biliriz, biz onları iki kerre tazib edeceğiz, sonra da büyük bir azâba itilecekler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medine halkından birtakım munâfıklar vardır ki, onlar munâfıklıkta maharet kazanmışlardır. Onları sen bilmezsin, Biz biliriz. Onlara (biri dünyada öteki kabirde olmak üzere) iki defa azap edeceğiz. Sonra da (âhirette) büyük bir azaba (ateşe) atılırlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Çevrenizdeki Bedevî Araplardan münafık olanlar vardır. Ve Medine halkından da nifakta ileri gidenler vardır. Sen onları bilemezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa¹ azap edeceğiz. Sonra onlar, daha büyük azaba uğratılacaklardır.
1- Türlü türlü. Kat be kat. Azap üstüne azap.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevilerden ve Medine ahâlîsinden bir takım münafıklar vardır ki onlar nifak üzerinde idman yapmışlardır! Sen bunları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kerre azaba uğratacağız. Sonra da daha büyük bir azaba döndürüleceklerdir onlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîlerden münâfık olanlar da vardır. Medîne halkından da(bazıları) vardır ki, nifakta mahâret kazanmışlardır, (sen ise) onları bilmezsin! Onları biz biliriz. Onlara yakında iki def'a (dünyada ve kabirde) azâb edeceğiz; sonra da (âhirette)büyük bir azâba döndürüleceklerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve çevrenizdekilerden bedevî Araplar arasında ikiyüzlüler ve şehir ahalisi arasında da ikiyüzlülükte zirveleşenler var. Sen onları bilmiyorsun, (ama) biz onları (her hâliyle) biliriz. Biz onları (hem İslam’ın zaferini görüp üzülmekle hem de hıyanetleri açığa çıkıp gözden düşürülmekle, dünyada) iki kez azaplandıracağız, sonra onlar (ahirette asıl) büyük bir azaba döndürüleceklerdir. *
(*) Birtakım münafıklar ikiyüzlülükte o derece maharet kazanmışlardı ki, keskin zekâ ve ferasetine rağmen Peygamber (s.a.), onların münafık olduklarını sezemiyordu. Ancak Allah’tan bir vahiy gelirse o zaman durumlarını anlıyordu. Çünkü münafıklar, kendilerine gelebilecek en ufak tenkit noktalarını biliyor ve ona göre davranıyorlardı. (Diy. Vakfı Meal Açıklaması) Ayrıca ayetteki (مرتين) "yani ‘’iki kez onlara azap edeceğiz’’ ifadesinden kasıt hem o münafıklaın İslam’ın zaferini görüp üzülmekle hem de hıyanetleri açığa çıkıp gözden düşürülmekle, dünyada iki kez azap görürler, sıkıntı çekerler veya bu iki kez azap/sıkıntı/ can, mal ve evlat konusundadır ya da hastalık ve açlık gibi sıkıntılardır. Ama her ne kadar kabir azabını buna dâhil edenler olmuşsa da böyle bir yorum ayetin zahirine uygun değildir. Zaten kabir azabı diye bir şey yoktur. قد سبق الحديثُ عن المنافقين عامة، لكن الحديث هنا عن صنف خاص منهم، حَذَقَ النفاقَ ومَرَنَ عليه، حتى لَيخفى امره على رسول الله مع كل فراسته وتجربته. والله تعالى يقرر ان هذه الفئة من الناس موجودةٌ في أهل المدينة وفي الأعراب المحيطين بالمدينة، ويُطمئن الرسولَ الكريم والمؤمنين معه، من كيدِ هذه الفئة الماكرة، وانه سيتولى أمرهم ولن يدعَهُم، بل سيعذّبهم عذاباً مضاعفا: مرتين في الدنيا، مرةً بنصر المسلمين على اعدائهم مما يغيظ أولئك المنافقين، ومرة بفضيحتهم وكشف نفاقهم. أما في الآخرة فسيَصْلَون عذاب جهنم وهولها الشديد.وجملة القول ان المنافقين فريقان: فريق عُرفوا بأقوال قالوها، وأعمال عملوها.. وهؤلاء مكشوفون معرفون، وفريق حذَقوا النفاق حذَقوا النفاق حتى لايشعر احد بشيء يستنكره منهم.وهذان الفريقان يوجَدان في كل عصر، والأمة مبتلاةٌ بهم في كل قطر، وهم يزعمون انهم يخدمون الأمة باسم الوطنية او اسم الدين، ويستغلّونمناصِبهم، ويجمعون الاموال لأنفسِهم. نسأل الله السلامة منهم (تيسير التفسير - القطان) والظاهر أن هذا العذاب المكرّر هو في الدنيا بما يصدق عليه اسم العذاب، وأنهم يعذبون مرّة بعد مرّة، ثم يردون بعد ذلك إلى عذاب الآخرة، وهو المراد بقوله: {ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ }( فتح القدير) وقوله تعالىٰ: {سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ} قال ٱبن عباس: بالأمراض في الدنيا وعذاب الآخرة. فمرض المؤمن كفارة، ومرض الكفار عقوبة.( الجامع لاحكام القرآن) الوجه الأول: قال ابن عباس رضي الله عنهما: يريد الأمراض في الدنيا، وعذاب الآخرة، وذلك أن مرض المؤمن يفيده تكفير السيئات، ومرض الكافر يفيده زيادة الكفر وكفران النعم (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) حدثنا أحمد بن إسحاق، قال: ثنا أبو أحمد، قال: ثنا سفيان، عن ابن أبي نجيح، عن مجاهد:{ سَنُعَذّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ } قال: بالجوع والقتل. وقال آخرون: معنى ذلك: سنعذّبهم عذاباً في الدنيا وعذاباً في الآخرة ... وقال آخرون: كان عذابهم إحدى المرّتين مصائبهم في أموالهم وأولادهم، والمرّة الأخرى في جهنم... وقال آخرون: بل إحدى المرّتين عذابهم بما يدخل عليهم من الغيظ في أمر الإسلام (جامع البيان في تفسير القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Çevrenizde olan bedevi araplardan ikiyüzlü davrananlar olduğu gibi, Medinelilerden de ikiyüzlülüklerini gizleyenler var. Sen ikiyüzlülerin kimler olduğunu bilemezsin, ancak onları biz biliyoruz. Onlara iki defa azap edeceğiz ve sonrada büyük bir azaba döndürülecekler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dolayınızdaki çöl araplarının iki yüzlüleri olduğu gibi, Medine’liler arasında da iki yüzlülükte direnenler vardır. Sen bunları bilmezsin, onları Biz biliriz. Biz onları iki defa azaba uğratacağız. Sonra da pek büyük bir azaba uğrıyacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Etrafınızda [²] bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine ahalisinden bâzıları da münafıklığı huy edinmişlerdir [³]. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Onları iki kere [⁴] azaba duçar edeceğiz. Sonra kıyamette onlar yine büyük bir azaba uğrayacaklardır.
[2] Şehrin etrafında.[3] Veya nifakta mahir olmuşlar, ileri gitmişlerdir.[4] Dünyada rüsvaylık ile veya katil ile, kabirde azap ile; mallarına noksan, başlarına belâ vermek ile.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Etrafınızdaki bedevi Araplardan ikiyüzlüler var ve Medine halkından da ikiyüzlülüğe soyunanlar [meredû] var. Sen onları bilmezsin, onları Biz biliriz. Onlara iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar büyük bir azaba iletilirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Çevrenizdeki bedeviler içinde münafıklar ve Medineliler arasında da nifakta direnenler vardır. Onları siz değil, ancak biz biliriz. Kendilerine iki defa (dünya ve ahirette) azap edeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba döndürülecekler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Amahâlâ, gerek çevrenizdeki bedeviler arasında ve gerekse Medîne halkı içerisinde, ikiyüzlülüğü huy edinmiş ve içlerindeki nifakı gizlemekte iyice ustalaşmış münâfıklar vardır. Öyle ki, haklarında vahiy nazil olmadıkça,sen bile onları tanıyamazsın; onları ancak Biz tanırız. Bir dünyada, bir de kabir âleminde olmak üzere, onları iki kez cezalandıracağız, daha sonra onlar, cehennemde asıl cezayı çekmeleri için, çok daha büyük bir azâba mahkûm edilecekler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bedevî Arablar’dan çevrenizdeki kimselerin bir kısmı münâfıklardır. Medine ahâlisinden bir kısmı da Nifâk’ta direndiler. Onları bilmezsiniz, onları biz biliyoruz. Onlara iki kere azap edeceğiz. Sonra çok büyük bir azaba itileceklerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çevredeki Bedevî Araplar arasında bulunan bazı ikiyüzlüler, şehir halkı içindekilerle bir olup yalakalık denemesi yapıyorlar. Resulüm! onları sen değil, biz biliriz. Onlara hayatı iki kere zindan edeceğiz. Daha sonra da, daha büyük acılara salacağız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Vahalarda yaşayan Araplardan birtakım münafıklar var. Medine halkının içinde de münafıklıkta direnenler var! Sen onları bilmezsin! Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra daha büyük bir azapla cezalandırılacaklar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çevrenizdeki göçebe (Arap)lardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki bunlar münafıklıkta ileri gitmiştir. Sen onları bilemezsin; onları biz biliriz. Onlara yakında iki kez azap edeceğiz; [*] sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.
Devam eden cümlede “büyük azap ahirette olacağı için” burada sözü edilen “iki azap” ifadesi, dünyada çekilen çeşitli sıkıntılarla ilgili olmalıdır. Ayetteki [merrateyni] “iki kere” ifadesi, “defalarca” anlamında çokluk anlamı da verebilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevî Araplardan¹ münâfıklar olduğu gibi, Medînelilerden de azgın münâfıklar vardır. (Ey Muhammed!) Sen onları bilemezsin,² onları ancak Biz biliriz. Biz onlara (hayatta ve kabirde olmak üzere) iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar (âhirette) en büyük azaba uğratılacaklardır.
1 Bu kabîleler; Cüheyne, Müzeyne, Eslem, Eşca’, Ğıfar kabîleleri idi. (Kurtubî)2 Ey Muhammed! Sen, onların şahıslarını değil, münâfık olduklarını bilemezsin. Yani onlar, münâfıklıkta o derece maharet kazanmışlardır ki münâfıklıklarını senden bile gizleyebilirler. Bu âyetten, Peygamberimizin gönüllerde olan şeyleri, Allah bildirmezse, bilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu hükümlere rağmen kim; kendisine hayali makamlar isnat ederek, bu tür şeyleri bildiğini veya kendilerinin değil de birilerinin bildiğini veya Allah’ın onlara bildirdiğini ifâde ederse o, kesinlikle yalan söylemekte, imanını tehlikeye atmakta ve Müslümanları kandırmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ne var ki, bedevîler arasında ikiyüzlüler ve [Peygamber’in] şehrinde ¹³³ yaşayanlar arasında da ikiyüzlülüğünü küstahlığa vardıranlar var. Sen onları [her zaman] tanımıyorsun. Ama Biz onları biliyoruz. Onlara [bu dünyada] iki kat azap vereceğiz; ¹³⁴ [öte dünyada ise] onlar çok (daha) zorlu bir azaba terk edilecekler.
133 Yani, Medine’de. Sözkonusu şehrin asıl adı Yesrib’di; Hz. Peygamber’in Mekke’den buraya hicretinden sonra Medînetu’n-Nebî (“Peygamber Şehri”) adıyla anılır oldu; ve giderek, üstünlük ve saygı ifade eden bir belirlilik yüklemi içinde, nevinin mümkün en mükemmel örneği (par excellence) manasında yalnızca el-Medîne (“Şehir”) denilegeldi.134 Yani, önce zihinsel karışıklık ve bunun tabii sonucu olarak baş gösteren ruhsal sıkıntılarla el ele giden dünyevî iş ve uğraşlarında içine düşecekleri başarısızlık ya da rüsvaylık; sonra da, ölüm gelip çattığında, günah ve kötülüklerinin bağışlanmaz yükünü duyduklarında içine düşecekleri yararsız pişmanlık ve yazıklanma şeklinde (Menâr XI, 19).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Çevrenizdeki Araplardan inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar var, bir de şehir halkından münafıklıkta ileri gidenler var ki onları siz bilmezsiniz biz biliriz. Biz onlara bu dünyada azap üstüne azap yaşatacağız ve ahirette de korkunç bir azaba uğrayacaklar. 2/8...20, 3/167-168, 4/142...146
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte çevrenizdeki bedevî Araplar arasında ikiyüzlüler ve şehir ahalisi arasında da ikiyüzlülükte zirveleşenler var.[¹⁵²⁴] Sen onları tanımıyorsun, (ama) Biz tanıyoruz. Onlara (bu dünyada) iki kat azap çektireceğiz,[¹⁵²⁵] (bu hayatın) sonunda ise korkunç bir azaba sevk edileceklerdir.
[1524] Meradû: şeytanî bir nitelik olan mârid ile aynı kökten; “İkiyüzlülüğü ileri derecede olan”. Bizce bedevî-şehirli karşıtlığı bağlamında, buradaki anlamı “rafine ikiyüzlülük”tür. [1525] Hem tüm ikiyüzlülüğü itibar elde etmek için yaptıkları halde onları deşifre ederek itibarlarından etmek; hem de bunun sonucunda elde edebilecekleri tüm dünyevî getirilerden mahrum bırakmak. Yüzü kat kat olanın, çekeceği ceza da kat kat olur; çift yüzlü olanlar, çift kat azaba çarptırılırlar. Biri gerçek yüzlerini sakladıkları, diğeri kendilerine ait olmayan sahte bir yüzle insanları aldattıkları için.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevilerden ve Medine halkından öyle münafıklar vardır ki, nifak üzerinde çok maharet kazanmışlardır! (Küfür ile nifakı kalplerinde gizlerler, hiç dışarı vurmazlar. Ey Muhammed) Sen onları (henüz tek tek) bilmezsin, onları biz biliriz. Elbette ki onları biz iki kere (biri dünyada diğeri de kabirde) azaba uğratacağız, sonra da (kıyamet gününde) onları daha büyük azaba (cehennem azabına) maruz bırakılacaklardır!
Osman Fırat
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklığa dönenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sizin etrafınızdaki bedevîlerden ve Medîne ahalisinden münafıklar vardır. Münafıklık üzerine sebat edip durdular. Onları sen bilmezsin, onları Biz biliriz. Elbette onları iki kere muazzep edeceğiz, sonra da daha büyük bir azaba döndürüleceklerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medine ahalisinden öyle münafıklar vardır ki onlar nifak işinde mahir olmuşlardır. Pek sinsi hareket ettikleri için sen onları bilemezsin, ama Biz pek iyi biliriz. Biz onları çifte cezaya çarptıracağız. Sonra da müthiş bir azaba itileceklerdir. [63, 8]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yüzlülüğe iyice alışmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azabedeceğiz, sonra da onlar, büyük azaba itileceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Etrâfınızdaki a'râbdan münâfıklar oldığı gibi ehl-i Medîne'den nifâkda temerrüd idenler de vardır. Sen onları bilmezsin ve biz biliriz. Biz onlara iki kere 'azâb ideceğiz. Sonra daha büyük 'azâba teslîm olunurlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hem çevrenizdeki çöl Araplarından hem Medine halkından ikiyüzlülükte (münafıklıkta) uzmanlaşmış münafıklar vardır. Onları sen bilmezsin, biz biliriz. Onları iki defa azaba uğratacağız[*]. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
[*] Birincisi, gerçek kimliklerini ortaya koyamamanın verdiği azap, ikincisi kabir azabı, üçüncüsü de cehennem azabıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Çevrenizdeki bedevi ve münafıklardan ve Medine halkından sizin bilmediğiniz nifakta direnen kimseler vardır. Biz onları biliyoruz. Onlara iki kere azap vereceğiz. Sonra da büyük bir azaba uğrayacaklar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Civarınızdaki bedevîler arasında münafıklar vardır. Şehir ahalisinden de münafıklıkta işi ileri götürenler vardır ki, onları sen bilmezsin, Biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız; ondan sonra da pek büyük bir azaba sevk olunacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Çevrenizdeki Bedevî Araplardan münafıklar var. Medine halkından da münafıklığa iyice alışmış olanlar var. Sen bilmezsin onları. Ama biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba itilecekler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlardan kim yöreñüzdedür 'arablardan munāfıķlardur. daħı medine ķavmından ustine oldılar munāfıķlıķ üzere. bilmezseñ anları biz bilürüz anları. 'aźāb eyleyevüz anlara iki gez andan döndürmeler 'aźāb ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı sizüñ çevreñüzde olan ‘Arablaruñ niçesi münāfıḳlardur. Medīne ehlin‐den daḫı ẟābit oldılar münāfıḳlıḳ üstine. Sen anları bilmezsin, biz bilürüzanları. Anlara ‘aẕāb idiserüz iki kez. Andan ṣoñra dönerler, o ‘aẕāb iki ce‐hennem ‘aẕābıdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ətrafınızdakı bədəvilər və Mədinə əhalisi içərisində ikiüzlülüyü özlərinə adət etmiş (bu işdə mahir) münafiqlər vardır. Sən onları tanımazsan, Biz isə onları tanıyırıq. Onlara iki dəfə (dünyada və qəbr evində) əzab verəcəyik. Sonra (axirətdə) isə ən böyük əzaba uğrayacaqlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And among those around you of the wandering Arabs there are hypocrites, and among the townspeople of Al-Mad'inah ( there are some who) persist in hypocrisy whom thou (O Muhammad) knowest not. We, We know them, and We shall chastise them twice; then they will be relegated to a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Certain of the desert Arabs round about you are hypocrites, as well as (desert Arabs) among the Medina folk(1350): they are obstinate in hypocrisy: thou knowest them not: We know them: twice shall We punish them(1351): and in addition shall they be sent to a grievous penalty.
1350 The desert Arabs were not all simple folk. There were cunning hypocrites among them: both among certain tribes encamped round about Madinah and certain others in Madinah itself. I understand that both groups are of the A'rab, to whom the context refers, and not of the settled citizens of Madinah, whose Hypocrites were already referred to in previous sections. They might look simple, but they were, in their ignorance, all the more obstinate and hypocritical. 1351 Their punishment in this world was double, viz., not only in their discomfiture, but because in their obstinate ignorance, they failed to understand the accomplished facts, while cleverer men realised that their hostility to Islam was hopeless. In addition to their discomfiture in this life, they would have to meet the penalties to come.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِمَّنْ
ve o kimseler- den vardır ki
حَوْلَكُمْ
çevrenizdedir
مِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi araplardan
مُنَافِقُونَۜ
münafık olanlar
وَمِنْ اَهْلِ
ve halkından vardır
الْمَد۪ينَةِ
Medine
مَرَدُوا
maharet ka- zanmışlardır
عَلَى
üzerine
النِّفَاقِ
nifak
لَا تَعْلَمُهُمْۜ
onları bilmezsin
نَحْنُ
Biz
نَعْلَمُهُمْۜ
onları biliriz
سَنُعَذِّبُهُمْ
onlara yakında azap edeceğiz
مَرَّتَيْنِ
iki defa
ثُمَّ
sonra
يُرَدُّونَ
atılacaklardır
اِلٰى عَذَابٍ
bir azaba
عَظ۪يمٍۚ
büyük
Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki nifakta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, onları Biz biliriz. Onlara iki defa (dünyada da kabirde de) azap edeceğiz sonra da onlar (âhirette) büyük bir azaba atılacaklardır.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَوْل
İsim
ح و ل
Yıl (sene), etrafında, çevresinde
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَعْرَاب
İsim
ع ر ب
Bedevi araplar
مُنَافِقُون
Etken fiil-III
ن ف ق
Münafık erkekler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
مَدِينَة
İsim
م د ن
Şehir, Medine
مَرَدَ
Fiil-I
م ر د
Maharet kazandı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نِفَاق
Fiilimsi-III
ن ف ق
Nifak
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
مَرَّة
İsim
م ر ر
Defa
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
رَدَّ
Fiil-I
ر د د
Reddetti, döndürdü, geri çevirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam