close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 100. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-ssâbikûne-l-evvelûne mine-lmuhâcirîne vel-ensâri velleżîne-ttebe’ûhum bi-ihsânin radiya(A)llâhu ‘anhum veradû ‘anhu vee’adde lehum cennâtin tecrî tahtehâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ ebedâ(en)(c) żâlike-lfevzu-l’azîm(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Muhacirlerle ensardan ilk olarak inanmada ileri dereceyi alanlarla iyilikte onlara uyanlara gelince: Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır ve onlara, kıyılarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır, orada ebedi kalır onlar. Budur en büyük kurtuluş ve saadet.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Sahabe’den İslam’a girmede ve hayırlı hizmetlerde) Öne geçen ilklerden olan Muhacirler ve Ensar ile, onlara iyilik ve güzellikle uyanlar (var ya); Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Fevz-ü Azim, -en ulu ve kutlu bahtiyarlık- mü’min ve mücahit kulların olacaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Zulüm ve kötülüğün egemen olduğu memleketten göç edenler ile, dine ve göç edenlere sahip çıkan ve koruyanların önde gelenlerine ve bir de iyilik, doğruluk yolunda onları izleyenlere gelince, Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Ve O, onlar için içlerinde yerleşip, sonsuza kadar yaşayacakları dere ve ırmakların çağıldadığı cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük bahtiyarlık budur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Özgürce Allah'a kulluk ve ibadete devam eden, güç ve gönül birliği yapan Muhacirler ve Ensar'dan İslâm'a ilk girenlerin öne geçenlerinden, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraat, kalıcı hizmet yapan müslüman ve müslüman idareci olarak onlara tâbi olanlardan Allah razı oldu. Onlar da, Allah'ın rızasına mazhar oldular. Allah onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedî yaşayacakları cennet konakları hazırladı. İşte bu büyük bir mutluluktur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 5/119; 59/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Muhacirler ve Ensardan öne geçerek ilklerden olanlardan ve onlara iyilikle uyanlardan Allah hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. (Allah) onlara içinde sonsuza kadar kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş işte budur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İslâma ve dolayısiyle (cennete girişte) ileri geçerek birinciliği kazanan Muhacirler ve Ensar, bir de güzel âmellerle onların izinde giden müminler (var ya), Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. Allah, onlara, ağaçları altından ırmaklar akar cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedî olarak kalacaklardır. İşte bu, en büyük saadettir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Muhacir ve Ensar’dan ilk öncüler ve onlara güzelce uyanlar, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah, onlar için ebedî kalacakları, altlarında nehirler akan Cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük kazanç budur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Muhacir ve ensarın ilkleri ile güzel davranmada onlara uyanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da O'ndan memnun olmuştur. Allah onlara, içinde süreli kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.[180]
[180] Muhâcir, ensâr ve tabiîler hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 318-321.  
Besim Atalay
swap_vert close
İlk önce göçmenlik yapanlar ile, yardımcılarından iyilikle, onlara uyan kimselerden Allah hoşnuttur, onlar da ondan hoşnut, altından ırmaklar akan, nice nice cennetleri hazırladı onlara, orda tüm sonsuz kalırlar, işte büyük sonuç bu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah yolunda cihadda) öncü olan Muhacirler ve Ensar ile iyilikte onların izinden gidenler var ya; işte Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut ve memnun olmuşlardır. (Allah,) onlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebedi olarak kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş, büyük başarı budur.
Bkz. 8/75, 59/8, 9Muhacirler; Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde, inançları uğruna, evlerini-barklarını, mallarını-mülklerini, ailelerini, kabilelerini, akrabalarını Mekke’de bırakarak müşriklerin ve inkârcıların baskılarından dolayı Medine’ye hicret etmek zorunda kalan Müslümanlardır. Ensar ise, Mekke’den Medine’ye göç ederek kendilerine sığınan din kardeşlerine kucak açan ve her türlü fedakârlığı göstererek onları evlerinde barındıran ve mallarını onlarla paylaşan Medineli Müslümanlardır.  
Cemil Said
swap_vert close
En eskiler [1], muhâcirlerden ve ensârdan en evvelkilerdir. Ânların güzel hareketini taklîd itmiş olanlar Allâh’dan râzı olacaklardır. Nitekim Allâh da ânlardan râzıdır. Ânlara nehirler ile iskâ idiilmiş cennetler va’d itmişdir. Orada ilelebed kalacaklar bu ’azîm bir sa’âdetdir.
[1] Ya’ni cennete en evvel duhûl idenler.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Muhâcirlerin ve ensarın ilkleri ile onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan razıdırlar. Onlara, sonsuza dek hep içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük bahtiyarlık işte budur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Göç edenlerin (mühacir) ve yardımcıların (ensar) öncülerinden ve onları güzelce izleyenlerden ALLAH razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Onlara, içlerinde ırmaklar akan ve ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük zafer budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sâbikunun birincileri Mühacirîn ve Ensar ve ihsan ile onların ardınca gidenler, Allah onlardan razı oldu onlar da Allahtan razı oldular ve onlara altlarında nehirler akar cennetler hazırladı ki içlerinde ebeden muhalled olacaklar, işte fevzi azîm, bu
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah yolunda mücâdele ve fedâkârlık gibi hususlarda) öne geçen ilk muhâcirler ve ensâr ile (îmân ve) iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte, Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte, büyük kurtuluş budur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Muhacir¹ ve Ensar'dan², öne geçenlerden ve iyilikte onları izleyenlerden Allah razı olmuştur. Onlar da O'ndan razı olmuştur. Onlara, içinde aralıksız ve sürekli kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte büyük başarı budur.
1- Mekke'den Medine'ye hicret edenler. 2- Hicret edenlere sahip çıkan Medineliler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Islâmda) birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve ensâr ile onlara güzellikle tâbi olanlar (yok mu?) Allah onlardan raazî olmuşdur. Onlar da Allahdan raazî olmuşlardır. (Allah) bunlar için — kendileri içinde ebedî kalıcı olmak üzere — altlarından ırmaklar akar cennetler hazırladı. İşte bu, en büyük bahtiyarlıkdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sâbikun'un, (İslâm'a olan hizmetleriyle öne geçenlerin) birincileri olan Muhâcirler ve Ensâr ile onlara güzelce tâbi' olanlar var ya, Allah onlardan râzı olmuştur ve(onlar da) O'ndan râzı olmuşlardır ve (Allah) onlar için, altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır; orada ebedî olarak devamlı kalıcıdırlar. İşte büyük kurtuluş budur!(1)
(1)Sahabe-i Kirâm (radıyallâhü anhüm ecmaîn), bu âyette Kur’ân’ın böyle medh ü senâsına mazhar olmakla, kendilerinden sonra gelen insanlardan hiç kimsenin erişemeyeceği birincilik derecesine eriştiler. (Râzî, c. 8/16, 175)“Fazîlet-i a‘mâl (amellerin fazîleti) ve sevâb-ı ef‘âl (fiillerin sevâbı) ve fazîlet-i uhreviye (âhiret fazîleti)cihetinde sahâbelere yetişilmez. Çünki, nasıl bir asker bazı şerâit (şartlar) dâhilinde, mühim ve mahûf(korkulu) bir mevki‘de bir saat nöbette, bir sene ibâdet kadar bir fazîlet kazanabilir ve bir dakīkada bir kurşunu yemekle, en ekall (en az) kırk günde ancak kazanılacak velâyet derecesi gibi bir makāma çıkıyor. Öyle de, sahâbelerin te’sîs-i İslâmiyet’te (İslâmiyet’in temelleri atılırken) ve neşr-i ahkâm-ı Kur’âniyede (Kur’ân’ın hükümlerini yaymadaki) hizmetleri ve İslâmiyet için bütün dünyaya i‘lân-ı harb(savaş i‘lân) etmeleri o kadar yüksektir ki, bir dakīkasına başkaları bir senede yetişemez. Hattâ denilebilir ki, bütün dakīkaları, o hizmet-i kudsiyede (mukaddes hizmette), o şehîd olan neferin (askerin) dakīkası gibidir. Bütün saatleri, müdhiş bir makamda bir saat nöbet tutan fedâkâr bir neferin nöbeti gibidir ki; amel az, ücreti çok, kıymeti yüksektir.” (Sözler, 27. Söz, 165)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hicret edenlerden (müşriklerin zulüm ve baskılarına dayanamayarak evlerini-barklarını, mallarını-mülklerini ve ailelerini Mekke’de bırakarak göç edenlerden) ve ensardan (hicret edenlere kucak açıp yardım edenlerden) ilk öncüler (İslamı ilk kabul edenler) ile onlara güzellikle tabi olanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah’tan (alacakları mükâfattan dolayı) hoşnut olmuşlardır. Ve onlar için, zemininden nehirler akan cennetler hazırlamış (olacak)tır. Onlar hep orada kalacaklardır. İşte bu büyük başarıdır. *
(*) İslâmî terminolojide muhâcirûn kelimesiyle, Allah’a ve Hz. Muhammed’in O’nun peygamberi olduğuna iman ettikleri ve müslümanca yaşamak istedikleri için Mekkeli müşriklerce çeşitli eziyetlere uğratılan ve yurtlarından çıkmaya mecbur edilen kimseler kastedilir. Bu baskılar karşısında gerçekleşen ilk hicret, peygamberliğin beş ve altıncı yıllarında az sayıda müslümanın Habeşistan’a göç etmesi şeklinde olmuştur. Asıl büyük hicret ise peygamberliğin on üçüncü yılında Resûlullah’ın da katıldığı Medine’ye yapılan göçtür… Sözlükte ensar “çok yardım edenler” anlamına gelir; İslâmî bir terim olarak Resûlullah’a ve Mekke’den göç eden müminlere kucak açan Medineli müslümanları ifade eder… Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 51-52)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Muhacirlerden hicrete öncülük edip önlerde olanlardan ve onlara kucak açan Medineliler den muhacirlere iyilik yapan ensardan Allah razı olmuş, onlarda Allah’dan razı olmuşlardır. Rableri onlar için, içinde sürekli kalacakları altlarından ırmakların aktığı bahçeleri hazırlamıştır. İşte, en büyük kurtuluş budur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Göçmenlerden, Ensar’dan ileri geçenlerle onlara güzellikle uyanlar Allah’ı hoşnut ettiler. Onlar da Allah’tan hoşnut oldular. Allah onlara içinden ırmaklar akan cennetler düzdü. Onlar hep orada kalacaklardır. İşte bu ulu bir erimdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İleri geçen evvelki Muhacirin ve Ensar ile onlara güzel işlerde de tâbi olanlardan Allah hoşnut olmuştur [¹]. Onlar da Allah/tan hoşnut olmuşlardır. Allah onlara altından ırmaklar, akar uçmaklar hazırlamıştır. Onlar orada ebedî kalacaklardır. İşte büyük fevz ve necat budur.
[1] Yahut ileri geçenler evvelki Muhacirler ve Ensar'dır. Bir de onlara güzel işlerde tâbi olanlardır. Allah onlardan hoşnut olmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile onlara tabi olanlardan Allah razı olmuş ve onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebediyen/sürekli kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
Kadri Çelik
swap_vert close
(İslam dinine girme hususunda) Muhacirler ve ensardan ilk öncüler ile onlara güzellikle tabi olanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde temelli kalıcılar oldukları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Müminlerin ateşle imtihân edildiği en sıkıntılı günlerde, Allah yolunda mücâdele ve fedâkârlık konusunda başkalarına örneklik ve öncülük ederek İslâm’dailk dereceyi kazanan öncü muhacirler, yani, Mekke henüz düşmanların elindeyken, zulmün egemen olduğu öz yurtlarını terk ederek Medîne’ye, İslâm diyarına göç eden ilk Müslümanlar ve ensâr yani, kendi ülkelerine sığınan din kardeşlerine kucak açan ve her türlü fedâkârlığı göstererek onları barındıran ilk Müslümanlar ile, daha sonraki çağlarda İslâm’a girerek ortaya koydukları güzel davranışlarla onların izinde yürüyenler var ya, işte Allah onlardan razı olmuş; onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, ağaçlarının altından ırmaklar çağıldayan ve sonsuza dek içinde yaşayacakları cennet bahçeleri hazırlamıştır. İşte en büyük kurtuluş, budur!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Muhacirler’den ve Ensar’dan İlk (Önde) Yarışanlar’a ve güzellikle onlara tâbi’ olmuş kimselere gelince; Allah onlardan razı oldu; onlar da O’ndan razı oldular. Onlara, içinde ebedî kalacakları, altından Irmaklar akan cennetler hazırladı. Bu Çok Büyük Başarı’dır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Medine’ye gelen ilk göçmenler, onlara kucak açan yerliler, yerlilerin güzel geleneklerini devam ettiren yeni kuşaklar!!! Evet Allah onları, onlar da Allah’ı sevdiler. Allah, onlar için çağlayanlı bahçelerde neler hazırladı neler! Hem de sonsuza kadar. İşte zaferse zafer.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İslâm’ı ilk önce kabul ederek Mekke’den Medine’ye hicret eden Muhacirler ve Medine’de onları misafir eden Ensar ile onlara uyanlar var ya; Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Müslüman olmada) öne geçen ilk [muhacir]ler ve [ensar] ile onlara güzellikle uyanlar var ya, Allah kendilerinden razı, onlar da O’ndan memnun olmuşlardır. (Allah) onlara, içinde [ebedî] kalacakları, alt taraflarında ırmaklar akan cennetler hazırlamış (olacak)tır. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Mehmet Türk
swap_vert close
Muhâcir ve Ensar’dan, İslâm’a ilk önce girenlerin önde gelenleri¹ ve (inandıkları) iyi işleri yaşayarak onların ardınca gidenler var ya; Allah onlardan râzı oldu, onlar da Allah’tan râzı oldular. Allah onlara (âhirette) içerisinde ebedî ve hiç ölmemek üzere kalacakları, zemîninden ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte en büyük kurtuluş da budur.
1 Bunlar; Mescid-i Kıbleteyn’de namaz kılmış ve Bedir savaşına katılmış olanlar yahut Hudeybiye’de Beyat’ür-Rıdvan’da bulunan Müslümanlardır. Yukarıdaki meal (الْمُهَاجِر۪ينَ مِنَ)’deki (مِنَ)’e “ba’ziyye” anlamı verilerek yapılmıştır. Eğer “beyaniyye” anlamı verilirse ayetin baş tarafının meali; “Muhacirler’le Ensar’dan (ibaret bütün ashabın) tamamına uyup, onlar gibi güzel işler yapanlar ve (inandıkları) iyi işleri yaşayarak onların ardınca gidenler var ya; Allah onlardan râzı oldu, onlar da Allah’tan râzı oldular…” şeklinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Zulüm ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenler ile Din’e sahip çıkan ve koruyanların ¹³² ilklerine, önde gelenlerine ve bir de iyilik/doğruluk [yolun]da onları izleyenlere gelince, Allah onlardan hoşnuttur; onlar da Allah’tan. Ve O, onlar için içlerinde yerleşip sonsuza kadar yaşayacakları, derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçeler hazırlamıştır: İşte en büyük bahtiyarlık budur!
132 Yukarıdaki anlam örgüsü içinde bizim “zulüm ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenler” ifadesiyle aktardığımız muhâcirûn (bkz. 2. sure, 203. not ve 4. sure, 124. not) terimi öncelikle, Mekke’nin henüz İslam düşmanlarının elinde olduğu dönemlerde, oradan, o günlerde hâlâ Yesrib diye bilinen Medine’ye göç eden (hâcerû) Hz. Peygamber’in Mekkeli arkadaşlarına matuftur; “onların ilkleri, önde gelenleri” ifadesi, bu göçmenlerin ilk kafilelerine, yani Miladî takvime göre 622 yılı içinde (ki bu tarih İslamî Hicrî takvimin de başlangıcıdır) yahut bu tarihten önceki ve sonraki birkaç yıl içinde Medine’deki Müslüman cemaatinin henüz güçlü Mekkeli müşriklerin tehdidi altında bulundukları dönemde Mekke’yi terk eden müminlere işaret etmektedir. Benzer şekilde ensâr (lafzen, “yardımcılar”) terimi de, bu anlam örgüsü içinde, din kardeşlerine kucak açıp onları barındıran, onlara yardım ve destek veren (nasarû) Medine halkından ilk mühtedîlere matuftur. Onların “ilklerinden, önde gelenleri”nden kasıt da, Hz. Peygamber ve Arkadaşlarının Medine’ye hicretinden önce ve bu tarihten az sonra İslam’ı benimseyenler ve özellikle de, Hz. Peygamber’le Yesribli Evs ve Hazrec kabilelerine mensup temsilciler arasında Mekke yakınlarında bulunan Akabe vadisinde, ilki yaklaşık Hicret’ten bir yıl önce, ikincisi birkaç ay önce yapılan ve Akabe Biatleri olarak bilinen iki görüşmede hazır bulunan kimselerdir. Bütün bunlarla beraber, muhâcirûn ve ensâr terimleri, bu tarihsel çağrışımlarını aşarak Kur’an’da daha genel ve kuşatıcı bir anlam yüklenmişler ve çok defa “zulüm ve kötülüğün egemen olduğu ortamdan” kendini ahlaken uzak tutan ve “Dîn’e sahip çıkan ve koruyan” kimseleri ifade eder olmuşlardır (bkz. 8. sure 78. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Muhacir ve ensarın iman ve sadakatte öncü olan ilklerinden ve iyilik yolunda onların izini takip eden müminlerden Allah razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır ve onlara tabanından ırmakların çağladığı ve içinde ebedi olarak kalacakları cennetler hazırlanmıştır. İşte budur büyük kurtuluş. 4/114, 30/38-39, 58/22, 98/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Muhacirler’in ve Ensar’ın önderlik yapan ilklerine[¹⁵²¹] ve iyilik yolunda onların izini takip edenlere gelince: Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razı olmuştur;[¹⁵²²] ve onlar için zemininden ırmaklar akan ebedî kalacakları Cennetler hazırlamıştır: işte budur büyük başarı.[¹⁵²³]
[1521] Muhacir: İmkanların tükendiği yerden imkânların üretileceği yere göç eden Mekkeli müminler. Ensar: Göçmen din kardeşlerini bağırlarına basıp yardım eden Medineli mü’minler. Muhacir ve Ensar tarihte kalmış olsa da, muhacirlik ve ensarlık İslâm cemaatinin yaşadığı tüm zamanlarda ve mekânlarda var olmayı sürdürecektir. [1522] Veya ikinci cümlenin başındaki vav’ın “hal” vurgusuyla: “Onlar Allah’tan razı ve memnun olduğu hâlde Allah da onlardan razı olmuştur.” Zira Allah’ın insandan razı olması, insanın Allah’tan razı ve memnun olmasının sonucudur. [1523] Mutluluk tatmine, tatmin aklın gelişimine bağlıdır. Gerçek anlamda gelişmiş akıllar, cennetten aşağısıyla tatmin olmazlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Muhacirlerden (Allah yolunda yurtlarından hicret edenlerden) ve Ensar'dan (hicret edenlere yurt veren ve onlara yardım edenlerden) en ileri ve önde gelenler ile onlara güzellikte (salih amel işlemekte) tâbi olanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, -içinde sonsuza dek kalacakları- (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük bahtiyarlık budur.
Osman Fırat
swap_vert close
Muhacirlerden ve Ensârdan (İslâm’a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlardan Allah râzı olmuştur, onlar da O’ndan (Allah’dan) râzı olmuşlardır. (Allah) onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhacirler ile Ensârdan ilk evvel (İslâmiyet'i kabul ile başkalarına) sabkedenler ve (onlara) ihsan ile tâbi olanlar var ya! Allah Teâlâ onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı oldular. Ve onlar için altından ırmaklar cereyan eden cennetler hazırladı. İçlerinde ebedîyyen baki olacaklardır. İşte bu, en büyük bir necâttır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İslâm'da birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve Ensar ile onlara güzelce tâbi olanlar yok mu? Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan râzı oldular. Allah onlara içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırladı. Onlar oralara devamlı kalmak üzere gireceklerdir. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı! [5, 119; 59, 9]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Muhacirlerden ve Ensardan (İslam'a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar... Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. (Allah) onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cennete ilk girecekler muhâcirlerden ve ensârdan evvelkiler ve onlara iyilikde tâbi' olanlardır. Allâh onlardan razı oldı ve onlar da Allâh'dan razı oldılar. Ve onlara ağaçları altından nehirler akan cennetleri hazırladı ki orada ebedî olarak kalırlar. Bu büyük bir fevz ve felâhdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Muhacirlerin[1] ve Ensârın[2] ilkleri ile onlara güzellikle uyanlar var ya, Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah, içinden ırmaklar akan cennetleri onlar için hazırlamıştır. Orada ölümsüz olacaklardır. En büyük kurtuluş işte budur.
[1] Mekkeden hicret edenler müslümanlar [2] Medineli müslümanlar  
Şaban Piriş
swap_vert close
Muhacir, Ensar ve onlara iyi yolda tabi olanlardan ilk önce koşanlardan Allah hoşnut olmuştur. Onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük mutluluk budur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İslâma girmekte öne geçen Muhacir ve Ensar ile onları güzellikle izleyenlerden Allah hoşnut olmuştur;2423 onlar da Allah'tan hoşnutturlar. Allah onlara, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Muhacirlerden ve Ensar'dan ilklerle, güzel düşünüp güzel davranmada onları izleyenler var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O'ndan razıdırlar. Onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Sürekli orada kalacaklardır. Büyük kurtuluş işte budur!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[101b] daħı ilerü geçiciler öñdüngiler yirlerinden ayrılmışlardan daħı arķa viricilerden daħı anlardan kim uydılar anlara eylük eylemek ile ħoşnūd oldı Tañrı anlardan daħı ḥoşnūd oldılar andan. daħı yaraķladı anlaruñ içün kim uçmaķlar aķar altından ırmaķlar ebed ķalıcılar iken anlaruñ içinde hemįşe. şol žafer bulmaķdur ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı barça ḫalḳdan ilerü Müselmān olanlar, muhācirlerden daḫı enṣārlar‐dan, daḫı ol kişiler ki eyitdiler anlara yaḫşılıḳ bile. Tañrı Ta‘ālā rāżī oldı öz‐lerinden, özleri daḫı rāżī oldılar Tañrı Ta‘ālādan. Yaraḳladı anlara TañrıTa‘ālā uçmaḳları ki aḳar aġaçları altından dürlü dürlü ırmaḳlar. Ebedī ḳalurlaranda. Ol ulu sa‘ādete yitişmekdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(İslamı) ilk əvvəl qəbul edib (bu işdə başqalarından) irəli düşən mühacirlərə və ənsara, həmçinin yaxşı işlər görməkdə onların ardınca gedən kimsələrə gəldikdə, Allah onlardan, onlar da Allahdan razıdırlar. (Allah) onlar üçün əbədi qalacaqları, (ağacları) altından çaylar axan cənnətlər hazırlamışdır. Bu, böyük qurtuluşdur (uğurdur)!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the first to lead the way, of the Muha'jirin and the Ansar, and those who followed them in goodness Allah is well pleased with them and they are well pleased with Him and He hath made ready for them Gardens underneath which rivers flow, wherein they will abide for ever. That is the supreme triumph.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The vanguard (of Islam)(1348)- the first of those who forsook (their homes) and of those who gave them aid, and (also) those who follow them in (all) good deeds,- well- pleased is Allah with them, as are they with Him: for them hath He prepared gardens under which rivers flow(1349), to dwell therein for ever: that is the supreme felicity.
1348 The vanguard of Islam—those in the first rank—are those who dare and suffer for the Cause and never flinch. The first historical examples are the Muhajirs and the Ansar. The Muhajirs —those who forsook their homes in Makkah and migrated to Madinah, the Holy Prophet being among the last to leave the post of danger, are mentioned first. Then come the Ansar, the Helpers, the citizens of Madinah who invited them, welcomed them, and gave them aid, and who formed the pivot of the new Community. Then are mentioned all who follow them in good deeds: not only the early heroes and ordinary men and women who had been Companions of the Prophet or had seen him, but men and women in all ages who have lived noble lives. In spite of all their sacrifices and suffering they rejoice in the precious gift of the Good Pleasure of Allah, and their Salvation is the Supreme Felicity which such Good Pleasure gives, symbolised by the Gardens of Heaven. 1349 Note the description of the final accomplishment of the destiny of man. In mathematical science it would be like a letter or formula which would sum up a long course of reasoning. In this very Surah it occurs before in 9:72 and 9:89, where see n. 1341. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالسَّابِقُونَ
ve öne geçenler
الْاَوَّلُونَ
ilk olanlar
مِنَ الْمُهَاجِر۪ينَ
muhacirlerden
وَالْاَنْصَارِ
ve ensardan
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
اتَّبَعُوهُمْ
onlara tabi oldular
بِاِحْسَانٍۙ
güzellikle
رَضِيَ
razı ol- muştur
اللّٰهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا
ve  razı olmuşlardır
عَنْهُ
O'ndan
وَاَعَدَّ
ve hazırla- mıştır
لَهُمْ
onlara
جَنَّاتٍ
cennetler
تَجْر۪ي
akar
تَحْتَهَا
altlarından
الْاَنْهَارُ
ırmaklar
خَالِد۪ينَ
devamlı kalıcıdırlar
ف۪يهَٓا
orada
اَبَداًۜ
ebedi olarak
ذٰلِكَ
işte budur
الْفَوْزُ
kurtuluş
الْعَظ۪يمُ
büyük
(İmanda, amelde ve hayırda yarışıp) Öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, (onlar da) O'ndan razı olmuşlardır. (Allah) Onlara, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş (ve saadet) budur.
سَابِق
Etken fiil
س ب ق
Öne geçen, yarışan, öndeki
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُهَاجِر
Etken fiil-III
ه ج ر
Hicret edenler, muhacirler
نَصِير
İsim
ن ص ر
Nasîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kulundan yana olup hayırda kuluna her daim yardım eden demektir), yardımcı, ensâr
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اِحْسَانِ
Fiilimsi-IV
ح س ن
Güzellikle davranmak, iyilik etmek, ihsanda bulunmak
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَعَدَّ
Fiil-IV
ع د د
Hazırladı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَبَدًا
Zaman zarfı
ا ب د
Hiçbir zaman, ebediyen, sürekli, asla
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
فَوْز
İsim
ف و ز
Kurtuluş, kazanmak
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam