close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 87. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû mâ aḣlefnâ mev’ideke bimelkinâ velâkinnâ hummilnâ evzâran min zîneti-lkavmi fekażefnâhâ fekeżâlike elkâ-ssâmiriyy(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dediler ki: Sana verdiğimiz sözden, kendimize malik olarak caymadık biz, fakat Mısırlıların ziynet eşyalarını almıştık ya, onları, erisin diye ateşe attık, böyle telkin etti Samiri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının ve İsrailoğullarının) süs eşyalarından birtakım (kıymetli) yükler taşımaktaydık. (Samiri’nin kışkırtmasıyla) Onları (ateşe) attık, aynı şekilde Samiri de attı."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar dediler ki: “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Fakat Mısırlıların zinet eşyasından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik, onları erisin diye ateşe attık, aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Biz sana verdiğimiz sözden, isteyerek, kendiliğimizden dönmedik. Fakat mecbur olduk. Kadınlarımızın, Firavun'un kavminden, hile ile ödünç olarak aldığı süs eşyalarının günahı omuzlarımıza yüklenmişti. Günahtan kurtulmak için onları ateşe attık. Sâmirî de kendi mücevheratını böylece attı.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Ancak o kavmin süs eşyalarından bize birtakım yükler yüklenmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Sâmirî de attı."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar dediler ki: “- Biz, sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıptî) kavmin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Samirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar: “Kendi imkân ve gücümüzle sana verdiğimiz sözden caymadık. Fakat Mısırlılar’ın mücevheratından bir kısım ağırlıkları beraberimizde taşıdık, onları (ateşe) attık” dediler. Samiri onlara öylece telkinde bulunmuştu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. Ancak o ulusun süs eşyalarından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık; aynı şekilde Sâmirî de attı” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Diliyerek sözünü tutmadık, şöyle ki, halkın süs eşyasın yüklenmiş idik, ateşe attık onları, Sâmiri de böylece bırakmıştı ateşe»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dediler ki: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymadık. Fakat biz o halkın (Mısırlıların) mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları (eritmek için) ateşe attık. (Aynı şekilde) Samiri de kendi mücevherlerini attı.”
Mısırlıların mücevheratı dedikleri altınlar, Firavun ve askerlerinin denizde boğulduktan sonra elde edilen ganimetler. Yoksa söylendiği gibi İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece, “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak aldığı altınlar değildir. Kimse ülkesini terk edeceğini söyleyen ve bir daha dönme ihtimali olmayan kişilere ödünç bir şey vermez. Hele ki bunlar köleleştirilmiş ve aldığını geri veremeyecek kadar fakir olan İsrailoğulları ise hiç vermez.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar: "Biz kendiliğimizden va’dimizde halef itmedik lâkin bize zînetlerimizden bir kaç yük getürmeği emr itdiler biz cem’ iyledik Sâmirî bunları ateşe atdı
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar: "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şöyle cevap verdiler: “Sana verdiğimiz söze bilerek ve isteyerek aykırı davranmış değiliz; fakat şu kavmin (Mısır halkının) ziynet eşyalarından bir kısmını yüklenmiştik, onları (haram diye ateşe) attık; çünkü Sâmirî de aynı şekilde atmıştı.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısır'lıların) zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.  
 Sâmirî’nin telkini ile zinetleri eritmek ve buzağı yapmak için ateşe attılar.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık. O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı. Onları attık. Samiri işte böyle bir şey ortaya çıkardı," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
87,88. Biz dediler, senin va'dine kendiliğimizden hulfetmedik ve lâkin o kavmin ziynetinden bir takım ağırlıklar yüklenmiş idik, onları ateşe attık, kezalik sâmirî de bıraktı derken onlara bir dana, böğürmesi var bir cesed çıkardı, bunun üzerine dediler ki işte bu sizin ilâhınız ve Musânın ilâhı fakat unuttu
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Onlar cevaben Mûsâ’ya) dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden dönmedik. (Ancak bu hususta yanıltıldık, şöyle ki: Senin Tûr dağından geri dönmen gecikince, Sâmirî bu gecikmenin sebebinin, işlemiş olduğumuz bir günahtan ötürü olduğunu söyledi. Bizler Mısır’dan çıkarken) o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler (i) yüklenmiştik. (Onların kıymetli altın ve mücevheratlarını izinsiz olarak almıştık, işte bu günahtan kurtulmak için) onları ateşe attık, aynı şekilde Sâmirî de attı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık.¹ Fakat biz halkın ziynetlerinden² yüklenmiştik.² Sonra onları kaldırıp attık.³ Aynı şekilde Sâmirî de attı.”
1- Samiri aklımızı çeldi. 2-Mısırdan çıkarken halktan ziynet (süs ve kıymetli eşyaları) toplamıştık. 3- Onları ateşte eriterek buzağıya süs yaptık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dediler: «Biz sana verdiğimiz sözden kendimize mâlik olarak caymadık. Fakat biz o kavmin zînetinden bir takım ağırlıklar yüklenmişdik de onları (ateşe) atmışdık. Sâmiriy de (kendi zînetini) böylece atmışdı».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik; fakat biz, o kavmin (Mısırlıların) ziynet eşyâsından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik; sonra onları(eritmek üzere ateşe) attık; işte aynı şekilde Sâmirî de attı.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Musa’ya) dediler ki: "Biz seninle yaptığımız antlaşmaya kendi irademizle muhalefet etmedik. Fakat o (Kıptî) kavmin süs eşyasından birtakım ağırlıklar bize taşıtılmıştı. Biz de onları (ateşe) attık. Sâmirî de (buzağı heykelini yapmak üzere eritmek için kendi ziynetini) böylece (ateşe) bırakmıştı.’’*
(*) Evzâr, “ağırlıklar, ağır yükler” demektir. Bunlara “ağırlıklar (evzâr)” deniliş sebebi bunların hepsinin günah oluşlarıdır. Çoğul geldiği zaman hemen her yerde “günah, vebal” anlamında kullanılmıştır. Peki, İsrailoğullarının bu günahı ne idi ki ondan kurtulmak istemişlerdi? Bu ziynet ne idi? 1- Tevrat’taki anlatıma göre de, İsrailoğulları Mısır’dan ayrılmadan hemen önceki günlerde Mısırlılardan altın, gümüş, eşya ve giysiler istemiş ve almış ama bu aldıklarını geri ödeme niyeti taşımadıklarından aslında Mısırlıları bir nevi soymuşlardır. Çöl hayatında ağırlıktan başka pek de işe yaramayan ziynet eşyalarını elden çıkarma eylemi “Kaldırıp attı.” anlamına gelen ‘kazefe’ fiiliyle ifade edilirken, Sâmirî’nin eylemi ‘’Almak için attı, bıraktı.’’ anlamına gelen ‘elka’ fiiliyle ifade edilmiştir. (Kurandan Hayata) 2- Tefsirlerdeki bir diğer yorum da şöyledir: Mısırlıların mücevheratı dedikleri altınlar, Firavun ve askerlerinin denizde boğulduktan sonra elde edilen ganimetlerdi. İşte 88. ayette de belirtildiği gibi Sâmirî de ateşte eriyen bu ziynet eşyalarından bir buzağı heykelini yapıyor… - فَرَدَّ بَنو إِسرائيلِ عَلَى قَوْلِ مُوسَى هذا: إِنَّهُمْ لَمْ يُخْلِفُوا مَوْعِدَهُ بِطَوْعِهِمْ وَاخْتِيَارِهِمْ (بِمَلْكِنَا)، وَلكِنَّهُمْ كَانُوا يَحْمِلُونَ حُلِيّاً اسْتَعَارُوهَا مِنَ القِبْطِ قَبْلَ خُرُوجِهِمْ مِنْ مِصْرَ، وَخَرَجُوا بِهَا وَهُمْ هَارِبُونَ، وَهُمْ يَتَوَرَّعُونَ عَنِ الاحْتِفَاظِ بِهَا، وَعَنِ الاسْتِفَادَةِ مِنْهَا، فَأَلْقُوهَا فِي حُفْرَةٍ (فَقَذَفْنَاهَا) وَأَضْرَمُوا النَّارَ فِيهَا، وَكَذَلِكَ أَلْقَى السَّامِرِيُّ مَا مَعَهُ مِنْ حُلِيٍّ، وَصَنَعَ لَهُمْ مِنْ هذِهِ الحُلِيِّ، بَعْدَ إِذَابَتِهَا فِي النَّارِ، تِمْثَالاً عَلَى هَيْئَةِ عِجْلٍ ال قوم موسى معتذرين: لم نتخلف عن موعدك باختيارنا، ولكننا حُمِّلنا حين خرجنا من مصر أثقالا من حِلْى القوم، ثم رأينا - 88- لشؤمها علينا - أن نتخلص منها، فأشعل السامرى.النار فى حفرة ورمينا فيها هذه الأثقال، فكذلك رمى السامرى ما معه من الحلى فصنع السامرى لهم عجلا مجسماً من الذهب، يمر الريح فى جوفه فيكون له صوت يسمع كخوار البقر، لتتم الخديعة به، ودعاهم إلى عبادته فاستجابوا، وقال هو وأتباعه: هذا معبودكم ومعبود موسى (المنتخب في تفسير القرآن االكريم) (فَقَذَفْنَاهَا } في نار السامري، التي أوقدها من لحفرة وأمرنا أن نطرح فيها الحلي (الكشاف) وقيل: هي ما ألقاه البحر على الساحل بعد إغراقهم فأخذوه ولعلهم سموها أوزاراً لأنها آثام، فإن الغنائم لم تكن تحل بعد أو لأنهم كانوا مستأمنين وليس للمستأمن أن يأخذ مال الحربي. { فَقَذَفْنَاهَا } أي في النار. { فَكَذَلِكَ أَلْقَى ٱلسَّامِرِيُّ (انوار التنزيل واسرار التأويل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavmi Musa’ya “Biz seninle yaptığımız antlaşmaya kendi isteğimizle muhalefet etmedik. Ancak kavmin (toplanan) ziynetleri, yük olarak bize taşıtıldı. . Bizde taşıdığımız bu ziynetleri (kazan içine) attık, Samiri de onları alıp (ateşte eritti)” dediler
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dediler: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Biz o ulusun bezeneklerinden bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. İşte bunları ateşe bıraktık. Samari de kendininkileri bıraktı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar sana vaadimizden kendimize mâlik olarak caymadık. Fakat kıptilerin ziynetlerinden birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. İşte onları günahtan kurtulmak emeliyle ateşe attık. Samiri de bizim gibi kendinde olanı ateşe atmıştı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar da “Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. Fakat biz o kavmin/Mısır’ın ziynet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Biz onları ateşe attık,²² Sâmirî de attı” dediler.
22 Ateşe atmak, eritmek için ateşte tutmak anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik, biz onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, “Putlara taptıysak bile, bunu iyi niyetlerle yaptık. Dolayısıyla, sana verdiğimiz sözden bilerek ve isteyerek dönmüş değiliz!” dediler, “Ama hani yıllarca bize efendilik eden Mısır’daki halkın alıştırdığı, boynumuza, kulağımıza, ayağımıza takıp takıştırarak yanımızda taşıdığımız altın gümüş ve mücevher cinsinden zinet eşyaları var ya onları ne var ne yoksa hepsini ortaya koyduk. Nitekim, görüşlerine çok değer verdiğimiz saygıdeğer büyüğümüz Sâmirî de bize bu konuda önayak oldu. O da böyle yaptı.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dediler ki: “Senin vaadine kendiliğimizden aykırı davranmadık; ama Kavm’in zinetinden ağırlıklar yüklendik; onları ateşe attık; Sâmiriyy böyle attı”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halk: " Biz sana verdiğimiz sözü keyfimizden çiğnemedik. Fakat Mısır halkından alıp getirdiğimiz ziynet yüklerini ateşe atıp erittik. Nitekim Samirî de attı. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dediler ki: “Biz sana olan sözümüzden irademizle dönmedik. Fakat biz Mısırlıların altınlarından, gümüşlerinden, değerli eşyalarından bir kısmını yanımıza almıştık. Onları bir yerde erittik. Aynı şekilde Samiri de elindekileri erittiklerimizin içine attı!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Kavmi) şöyle demişti: “Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Fakat o kavmin (Mısırlıların) ziynetinden birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (bırakıp) atmıştık. Aynı şekilde Samiri de (kendi taşıdığını oraya) bırakmıştı.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Onlar da:) “Biz sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle dönmedik. Ancak o (firavun) toplumunun süs eşyalarından bir miktar almıştık, (sonra) onları (ateşe) attık, Sâmirî de (kendisindekileri ateşe) attı.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
“Sana verdiğimiz sözden biz kendi isteğimizle dönmedik; fakat [Mısır] halkı[nın kirli] zinet yükleriyle yüklüydük; ve bu yüzden onları [ateşe] attık; ⁷³ aynı şekilde Sâmirî de [kendininkini] attı.”
73 Çıkış xii, 35’de anlatıldığına göre, İsrailoğulları Mısır’dan ayrılmadan hemen önceki günlerde “Mısırlılar’dan altın ve gümüş şeyler (zinetler) ödünç aldılar”. Bu “ödünç alma” işi, açıkçası, asılsız gerekçelere dayanıyordu ve ödünç alınan zinetleri sahiplerine iade etmek gibi bir niyetle yapılmamıştı: çünkü, Tevrat’taki ifadeye göre (xii, 36) İsrailoğulları böyle yaparak “Mısırlıları soymuşlardı.” Kayda değer olan şudur ki, tahrif edilmiş muhtevasıyla bugünkü Tevrat bu davranışı mahkum etmiyor olsa da öyle görünüyor ki, bunun yol açtığı günah duygusu zaman içinde bir iç huzursuzluğu halinde İsrailoğulları’nın üstüne çökmüş ve bu yüzden günahkarca elde edilen bu zinetlerden kurtulmaya karar vermişlerdir (Beğavî, Zemahşerî ve -alternatif yorumlarından birinde- Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar da: – Sana verdiğimiz sözden kendi irademizle dönmedik. Fakat biz Mısırlıların ziynet eşyalarına konmanın vebalini taşıyorduk, biz de onları ateşe attık. Samiri de böyle yaptı, dediler. 7/148...156, 20/88...93
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar (kendilerini) şöyle savundular: “Biz sana verdiğimiz sözü kasıtlı olarak çiğnemedik; fakat (Mısır) halkının ziynet eşyalarına (haksız yere) konmanın vebalini taşıyorduk; ama biz (sorumluluktan kurtulmak için) onları kaldırıp attık,[²⁶¹¹] bunun üzerine Sâmirî de (onları alıp ateşe) attı.”[²⁶¹²]
[2611] Evzâr (t. vizr) çoğul geldiği hemen her yerde “günah, vebal” anlamında kullanılmıştır (Bkz: 6:164). Anlaşılan o ki, İsrâiloğulları kuyumculuk sanatında mahir olmaları nedeniyle Mısır yerlileri tarafından kendilerine sipariş ya da emanet edilen ziynet eşyalarını Mısır’dan çıkarken iade etmedikleri gibi, diğer ziynet eşyalarını da yağmalamışlardı (Çıkış, 3:21-22). İçine düştükleri vicdan azabından kurtulmak için onları kaldırıp attıkları, âyetten anlaşılmaktadır. [2612] Veya: “ortaya bir fikir attı”. Vicdan azabı sonucu ziynet eşyalarını elden çıkaranların eylemi “kaldırıp attı” anlamına gelen kazefe fiiliyle ifade edilirken, Sâmirî’nin eylemi elkâ fiiliyle ifade edilmiştir. Bu da iki eylem arasındaki mahiyet farkını göstermektedir ki, parantez içi açıklamamız -bağlamla birlikte- bu dilsel veriye dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar: "Ey Musa biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık!.. (Mısır'daki) o kavmin zinet eşyasından bize yükler dolusu taşıtılmıştı, biz ancak onları (Buzağı heykeli ilah olarak yapılsın diye) ateşe attık, Sâmiri'nin kendisi de zinet eşyasını ateşe attı!" diyerek özür dilemeye kalkıştılar.
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o topluluğun süs (eşyas) ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Biz sana olan vaade kendimize mâlik olarak muhalefette bulunmuş olmadık. Velâkin biz kavmin ziynetinden birtakım ağırlıkları yüklenmiştik, onları (ateşe) atıverdik. İşte Sâmirî de öyle atıverdi.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Biz, ” dediler, “kendi güç ve irademizle sana olan vâdimizden dönmedik. Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Samirî de kendi mücevheratını atıverdi.
İsrailoğulları Mısır’dan çıkmadan önce Mısırlılardan bir miktar altın ve zinet eşyaları ödünç almışlardı. Hz. Mûsâ’nın dönüşü gecikince Samirî: “Onun engellenmesinin sebebi, sizdeki bu emanetlerdir.” dedi. Bunun üzerine, altınları getirip onun önünde topladılar. Samirî de eritip buzağı şekline koydu. Sonra Cebrail (a.s.)’ın bineğinin izinden avuçladığı bir avuç bereketli toprağı sürünce, buzağı ses çıkardı. Razî’ye göre bunun sebebi ona hayat girmesi değil, heykele konulmuş olan bazı deliklere hava girmesi sonucunda buzağı heykeli ses çıkarmıştır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) süs(eşyas)ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar: "Biz kendiliğimizden sana muhâlefet itmedik. Ve lâkin Fir'avn kavminden alarak üstümüzde bulunan altun ve gümüş müzeyyinâtı Hârûn'un emri ile ateşe atdık ve Sâmirî de bizim gibi atdı."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dediler ki “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Firavun halkının süslerinden bize yükler yüklendi; biz onları (ateşe) attık[*]. Samiri de aynı şekilde attı.”
[*] Firavun'un halkı denizde boğulunca elde edilen ganimetler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar da:-Sana verdiğimiz sözden bilerek dönmedik. Fakat o kavmin süs eşyasından yük yük taşımıştık. Sonra Samiri'nin attığı gibi biz de ateşe attık, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Biz sana verdiğimiz sözden kendi irademizle caymadık,” dediler. “Biz yanımıza Mısırlıların ziynet eşyalarından bir miktar yük almıştık; onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Biz sana kendi irademizle/malımızla karşı çıkmadık. Olay şu: Bize o topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları kaldırıp attık; aynı şekilde Sâmirî de attı."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler: “ħilāf eylemedük va'deñı ķudratumuz ile lįkin biz götürdük yükler fir'avn ķavmı bezeġinden pes bıraķduķ anı pes ancılayın [167a] bıraķdı sāmirį.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: Biz senüñ va‘deñi ḫilāf eylemedük bizüm ḫaṭırumuzla. Lākingetürdük ḳavmüñ altunından, gümişinden. Pes bıraḳduḳ anları, anuñ gibibıraḳduḳ, Sāmirī daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar dedilər: “Biz sənə verdiyimiz və’də öz ixtiyarımızla xilaf çıxmadıq. Amma biz (Fir’on) tayfasının (bir bayram günü əmanət olaraq aldığımız) zinətlərindən ibarət ağır bir yüklə yüklənmişdik. Onları (“əmanətə xəyanət haramdır”-deyərək günahdan qurtulmaq məqsədilə oda) atdıq. Samiri də bizim kimi (özündə olan bəzək şeylərini oda) atdı”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said: We broke not tryst with thee of our own will, but we were laden with burdens of ornaments of the folk, then cast them (in the fire), for thus As-Samiri proposed
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "We broke not the promise to thee, as far as lay in our power: but we were made to carry the weight of the ornaments(2607) of the (whole) people, and we threw them (into the fire), and that was what the Samiri suggested.(2608)
2607 Cf. Exod. 12:35-36: the Israelites, before they left Egypt , borrowed from the Egyptians 'jewels of silver and jewels of gold, and raiment"; and "they spoiled the Egyptians" i.e., stripped them of all their valuable jewelry. Note that the answer of the backsliders is disingenuous in various ways. (1) The Samiri was no doubt responsible for suggesting the making of the golden calf, but they could not on that account disclaim responsibility for themselves ; the burden of the sin is on him who commits it, and he cannot pretend that he was powerless to avoid it. (2) At most the weight of the gold they carried could not have been heavy even if one or two men carried it, but would have been neglible if distributed. (3) Gold is valuable, and it is not likely that if they wanted to disburden themselves of it, they had any need to light a furnace, melt it, and cast it into the shape of a calf. 2608 See n. 2605 about the Samiri. If the Egyptian origin of the root is not accepted, we have a Hebrew origin in "Shomer" a guard, watchman, sentinel; allied to the Arabic Samara, yasmuru, to keep awake by night, to converse by night: samir, one who keeps awake by night. The Samiri may have been a watchman, in fact or by nickname (Cf. n. 2917).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
مَٓا اَخْلَفْنَا
dönmedik
مَوْعِدَكَ
sana olan vaadimizden
بِمَلْكِنَا
kendi irademizle
وَلٰكِنَّا
fakat biz
حُمِّلْـنَٓا
yüklenmiştik
اَوْزَاراً
birtakım ağırlıklar
مِنْ ز۪ينَةِ
ziynetinden
الْقَوْمِ
o kavmin
فَقَذَفْنَاهَا
sonra onları attık
فَكَذٰلِكَ
aynı şekilde
اَلْقَى
attı
السَّامِرِيُّۙ
Sâmiri
Onlar dediler ki: "Biz sana olan vaadimizden kendi irademizle dönmedik; fakat biz (Mısırlı) kavmin ziynet eşyasından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik sonra onları (eritmek üzere ateşe) attık, aynı şekilde Sâmiri de attı."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَخْلَفَ
Fiil-IV
خ ل ف
Döndü, caydı, muhalefet etti, halife oldu
مَوْعِد
İsim
و ع د
Vaad edilen yer veya zaman
مَلْك
İsim
م ل ك
İrade
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
حُمِّلَ
Fiil-II
ح م ل
Yüklendi, yükletildi
وِزْر
İsim
و ز ر
Günah, yük, ağırlık
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
زِينَة
İsim
ز ي ن
Ziynet, süs, ihtişam
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
قَذَفَ
Fiil-I
ق ذ ف
Koydu, bıraktı, attı, atıp tuttu, taşladı, saldı
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
سَامِرِىٌّ
Özel isim
س م ر
Sâmiri (Hz. Musa (a.s.) döneminde ziynet eşyalarını eritip onlardan buzağı heykeli yapan bir putperest)