close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 79. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veedalle fir’avnu kavmehu vemâ hedâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve saptırdı kavmini Firavun ve doğru yola sevketmedi onları.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte bu) Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırıyor ve onları doğruya (hidayet ve istikamet yoluna) yöneltmiyordu. (Bu yüzden belayı hak etmişti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü Firavun, halkını saptırmış ve onlara doğru yolu göstermemişti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Firavun kavmini, başlarına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağladı. Allah'ın peygamberi vasıtasıyla öğrettiği doğru, hak yolu da göstermedi, öğretmedi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/98.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Firavun kavmini saptırdı ve onları doğru yola yöneltmedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böylece Firavun, kavmini sapıklığa sürükledi, hidayete götürmedi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Firavun milletini saptırdı. Çıkış yolu da bulamadı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Firavun, toplumunu saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Firavun da, ulusu da sapmıştı, doğru yolu bulmadılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Firavun, halkını saptırdı, onların doğru yolu bulmasına engel oldu.
Cemil Said
swap_vert close
78, 79. Fir’avn ’asâkiri ile ânları ta’kîb itdi. Ve denizin sularında hepsi gâib oldılar çünki Fir’avn kavmini dalâlete sevk itdi, hidâyete sevk itmedi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Firavun kavmini saptırmış, doğru yolu göstermemişti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Firavun, kavmini saptırdı, doğru yola sevketmedi.  
 Peygamberin davetine kulak verecek yerde onu ve müminleri cezalandırmaya kalkışan Firavun, Allah’ın kudreti ile müminlere açılan deniz yolunun Firavun ve ordusu üzerine kapanmasıyle helak oldu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Firavun, halkını saptırdı, doğru yola iletmedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Velhasıl Firavn kavmini dalâlete sürükledi, hidayete götürmedi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Firavun (kendisine uyan) kavmini saptırdı ve onları doğru yola iletmedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Firavun halkını sapkınlıkta bıraktı; onları doğru yola yöneltmedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fir'avn, kavmini sapdırdı (ğı gibi onları) doğru yola (da) iletemedi,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte Fir'avun, kavmini dalâlete düşürdü ve hak yola sevk etmedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (böylece) Firavun, toplumunu saptırmış ve doğru yola yöneltmemişti.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun kendi toplumunu saptırmış ve kendisi de doğru yolda değildi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çünkü Firavun ulusunu eğri yola saptırmıştı, ona doğru yolu göstermemişti.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Firavun kavmini yoldan çıkarmış, doğru yola götürmemişti. Belki helake düşürdü.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Firavun kavmini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Firavun, bir lider olarak halkını doğru yola ileteceği yerde, onları büsbütün sapıklığa sürükledi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Firavun da kendi kavmini saptırdı; doğru yola eriştirmedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Fıravun halkını yanılttı, kendi de battı...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Firavun toplumunu saptırdı, yokluğa düşürdü. İnsanları doğru yola iletmedi. Kendi bencilliği, kendi çıkarları için toplumunu kullandı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Çünkü) Firavun, kavmini saptırmış ve (onlara) doğru yolu göstermemişti. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:90-91; Şu‘arâ 26:60-66.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Firavun, kendi toplumunu saptırdı ve onları hak yola iletmedi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Çünkü Firavun halkını saptırmış ve [onlara] doğru yolu göstermemişti.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Firavun halkını saptırmış ve onlara doğru yolu göstermemişti. 40/28...46
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
bir kez Firavun halkını yoldan çıkarmıştı; bir daha da doğruyu bulamadı.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Evet) Firavun, kavmini (dünyada) doğru yoldan saptırdı.
(Peşinden sürükleyerek deryada helak olmalarına sebep oldu. Bunun gibi. "O, kıyamet gününde kavmine öncülük eder ve onları cehenneme götürür, orası ne kötü bir son duraktır. -Hud/98)  
Osman Fırat
swap_vert close
Fir’avn toplunu saptırdı ve onları doğru yola iletmedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Fir'avun, kavmini sapıklığa düşürdü ve onları doğru bir yola götüremedi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece Firavun halkını kurtuluşa değil, yanlış yola, çıkmaza götürdü. [11, 98]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fir'avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Fir'avn, kavmini hidâyet itmeyüb şaşırtdı. [¹]
[1] Sâhirlerle imtihândan sonra Mûsâ 'aleyhisselâm Benî İsrâîl ile Mısır'dan çıkdı. Deniz kenarına geldikleri zamân 'asâ ile denize urması vahy olundı. 'Asâ ile denize urdığında deniz yarılub kurı yol oldı. Sular iki tarafda dağ gibi duruyorlardı. Benî İsrâîl oradan denizi geçdiler. Arkalarından gelen Fir'avn ve cemâ'ati onları ta'kîb içün o yola girdiklerinde sular iki tarafdan üzerlerine devrilüb cümlesini gark itdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Firavun halkını yoldan çıkarmış, doğru yolu göstermemişti.
Şaban Piriş
swap_vert close
Firavun, kavmini saptırmış doğru yolu göstermemişti.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Firavun kavmini doğru yola çıkarmamış, saptırmıştı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Firavun kendi toplumunu saptırmıştı; kılavuzluk edemedi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı azdurdı fir'avn [166b] ķavmını daħı ŧoġru yol göstermedi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Azdurdı Fir‘avn ḳavmini, hidāyet daḫı virmedi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Fir’on (mənəm sizin ən böyük rəbbiniz, deyərək) öz tayfasını yoldan çıxartdı və (onları) doğru yola aparmadı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Pharaoh led his folk astray, he did not guide them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Pharaoh led his people astray instead of leading them aright.(2600)
2600 It is the duty of kings and leaders to give the right lead to their people. Instead of that, the evil ones among them lead them astray, and are the cause of the whole of a people perishing (Cf. 6:123 and 37:24-33).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَضَلَّ
ve dalâlete sürükledi
فِرْعَوْنُ
Firavun
قَوْمَهُ
kavmini
وَمَا هَدٰى
ve hidâyete götürmedi
Firavun, kavmini dalâlete sürükledi, hidâyete götürmedi.
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti