close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İż temşî uḣtuke fetekûlu hel edullukum ‘alâ men yekfuluh(u)(s) feraca’nâke ilâ ummike key tekarra ‘aynuhâ velâ tahzen(e)(c) vekatelte nefsen fenecceynâke mine-lġammi vefetennâke futûnâ(en)(c) felebiśte sinîne fî ehli medyene śümme ci/te ‘alâ kaderin yâ mûsâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hani kız kardeşin gitmiş de onu yetiştirecek birisini bulayım mı size demişti, gözü aydın olsun, kederlenmesin diye tekrar anana kavuşturmuştuk seni ve birisini öldürmüştün de seni gamdan kurtarmıştık ve seni sınayıp durmuştuk ve yıllarca Medyen halkının içinde kalmıştın, sonra da mukadder olduğu gibi buraya geldin ey Musa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Hani kız kardeşin gezinip (suya salınan sandığı takip edip Firavun Sarayı’na giderek); ‘Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?’ demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirivermiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. (Ve yine istemeden) Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni (tutuklanmaktan ve) tasadan kurtarmış ve seni ’esaslı bir imtihandan geçirip-denemiştik.’ Ey Musa, (ayrıca gittiğin) Medyen halkı arasında da yıllarca (Benim inayet ve himayemle) kalmıştın, sonra bir kader üzerine (tekrar buraya) gelmiştin."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hani kız kardeşin gitmiş de, “O'nun bakımını üstlenecek bir ev halkını size gösterebilir miyim?” dedi. Böylece annen üzülmesin, sevinsin diye seni ona döndürdük. Ve büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman, birini öldürmüştün. Fakat biz, bu yüzden içine gömüldüğün sıkıntıdan, seni kurtarmıştık ve seni sınayıp durmuştuk. Bu olaydan sonra, yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın ve sonunda benim takdirime uyarak, işte buraya geldin ey Musa!
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- Hani ablan bilgi ve becerisini kullanarak Firavun'un sarayına gidecek: “- Ona bakacak birini size bulayım mı?” diyecekti. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun, mutlu olsun, kederlenmesin. Sen, bir de, adam öldürdün. Seni gamdan, endişeden kurtardık. Seni belâ ve musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple, yıllarca Medyen Halkı arasında yaşadın. Sonra takdire göre, peygamberlik makamına geldin, ey Mûsâ!”
bk. Kur’ân-ı Kerim, 28/12.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani kızkardeşin dolaşıp: "Ona bakacak birini size bildireyim mi?" diyordu. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene döndürdük. Sen bir can öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli şekillerde imtihan etmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın sonra da bir takdir üzere (buraya) geldin, ey Musa!
Ali Bulaç
swap_vert close
'Hani kız kardeşin gezinip; 'Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?' demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve üzülmesin. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hani kız kardeşin, (denize atılmandan sonra seni takip ederek Firavun'un sarayına) gidip (hiç bir meme kabul etmediğini işitince) diyordu ki: “Size, ona iyi bakacak birini buluvereyim mi” Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da, kederlenmesin. Hem (sen çocukken) bir adam (kıptî bir kâfir) öldürdün de seni gamdan (kısasdan) kurtardık. Seni çeşitli belâlarla imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da bir takdire göre (kırk yaşına vararak Firavun'a) geldin, ey Mûsa!
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hani kız kardeşin orda dolaşıp “Onu kendi ailesine katacak birini size haber vereyim mi?” diyordu. Böylece Biz seni annene geri çevirdik ki göz (yaşları) dinsin ve üzülmesin. Ve sen bir can aldın, Biz seni meraktan kurtardık. Seni çeşit çeşit imtihanlardan geçirdik. Medyen ahalisi içinde yıllarca kaldın. Sonra belli bir programla buraya geldin. Ey Musa!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kız kardeşin gidip, “Ona bakacak birini size göstereyim mi?” diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen, bir de adam öldürmüştün; o zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin, ey Mûsâ!
Besim Atalay
swap_vert close
Medyenliler arasında yıllarca kaldın, ey Musa! Takdirimiz üzerine, sonra geldin buraya
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidip de onlara: “Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?' demişti. Böylece seni yeniden annene kavuşturmuştuk ki onun yüzü gülsün ve (artık o) üzülmesin. Ve (büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman) birini (kazaen) öldürmüştün. Fakat biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli imtihanlardan geçirmiştik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın ve sonunda, (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa.
Bkz. 28/15-16Asiye çocuğu evlat edinmesine edinir ama daha sonra çocuğun İbrani (İsrailoğullarından) olduğu anlaşılır. Firavun bir İbranî olduğu gerekçesiyle çocuğu istemez, ancak daha sonra bu durumu kabullenir. Derken çocuğa süt annesi ararlar, bunun üzerine Musa'nın ablası onu emzirecek bir İbranî aile bildiğini söyler ve onu gerçek annesine geri götürür. Böylece Musa Firavun’un sarayında büyür. Olgunluk yaşına henüz gelmişken bir kavgaya karışarak kazaen birinin ölümüne sebep olur ve böylece Mısır’dan Medyen’e kaçmak zorunda kalır. Orada Hz. Şuayb’ in kızıyla evlenir ve daha sonra Mısır’a peygamber olarak geri döner.  
Cemil Said
swap_vert close
40,41. Bir gün hemşiren Fir’avn’a gelüb: "Bu çocuğa bir süd nine bulayım mı, ister misiniz?" didi. Biz vâliden mütesellî olsun ve artık mahzûn olmasun diyu seni vâlidene i’âde itdik [1]. Sonra sen bir kâfir öldürdün, biz seni felâketden kurtardık ve seni tecziye içün bir çok eziyetlere dûçâr itdik. Bir kaç seneler ehl-i Medyen ile berâber kaldın, sonra takdîrimiz mûcibince buraya geldin. Yâ Mûsâ! Seni nübüvvet ve risâlete intihâb iyledim."
[1] Ya’ni kız karındaşın ananı getürdi.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kızkardeşin Firavun'un sarayına giderek: "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre, Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca, çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada, ablası Meryem, Firavun ailesine, “Size, ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince, bu teklif kabul edildi. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hani kız kardeşin onlara gidip de, ‘Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?’ diyordu. Nihayet gözü gönlü şen olsun ve kederlenmesin diye seni annene kavuşturduk. Ve birisini öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış, ardından da seni ciddi sınavlardan geçirmiştik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkının arasında kaldın, sonra mukadder olduğu üzere buraya geldin, ey Mûsâ!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa!  
 Âyetin son cümlesi tefsirlerde değişik şekillerde açıklanmış olup başlıcaları şunlardır: «Sonra kader uyarınca bu ülkeye veya peygamberlik mertebesine ulaştın, ey Musa!» «Sonra peygamberlik için tayin ve takdir edilmiş olan bu güne kadar geldin, ey Musa!»  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Hani kız kardeşin gidip, 'ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O vakıt hemşiren gidiyor da diyordu: «ona iyi bakacak birini buluvereyim mi size?» Bu suretle seni anana iade ettik ki gözü aydın olsun da mahzun olmasın, hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, ve türlü mihnetlerle seni imtihan ettik bu sebeble senelerce Ehli Medyen içinde kaldın, sonra da bir kader üstüne geldin ya Musâ
Emrah Demiryent
swap_vert close
40-41. Hani, (tahta bir sandık içerisinde Nil nehrine bırakılmandan sonra seni takip eden ve Firavun’un ailesi tarafından evlatlık edinildiğini öğrenen) kız kardeşin, (beslenmek üzere, hiçbir kadının sütünü emmediğini işitince, saraya giderek) onlara: “Size, ona iyi bakacak (emzirecek) birini göstereyim mi?” demişti. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da (senden ayrı kalmakla) üzülmesin. Ve sen, (kazayla Mısır’ın yerli halkından olan Kıptîlerden) birini öldürmüştün de seni (adam öldürme üzüntüsünden) kederinden (ve kısastan) kurtarmıştık. Ve seni daha birçok sıkıntıdan da kurtarmıştık. Sonra (hicret ederek) yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın ve sonunda takdirimiz mucibince (Tûr dağına) geldin. (Sonra sana keyfiyetsiz kelâmımız ile şöyle buyurduk: “Ey Mûsâ! Ben) *seni, (emir ve yasaklarımı tebliğ etmek üzere) kendim (ve kullarım arasında elçilik vazifesi yapman) için (peygamber olarak) seçip, (üstün meziyetlerle donatıp) yetiştirdim.”
Peygamberlik makamı, Allah Teâlâ’nın kuluna ihsanıdır/lütfudur, kulun, gayreti ile elde edileceği bir makam değildir. * “… seni, (emir ve yasaklarımı tebliğ etmek üzere) kendim (ve kullarım arasında peygamberlik vazifesi yapman) için (resûl olarak) seçip, (üstün meziyetlerle donatıp) yetiştirdim”; Rabbimizin ilminde, önceden bilinmeyip sonradan tercih edilen/seçilen bir şey olmaz. Âyet-i kerîmedeki ifadeden anlamamız gereken mana; Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Rabbimizin, peygamberlik ihsan ettiği kuluna, o anda vazifesini bildirmesidir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani kız kardeşin gidip, “Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?” demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Mûsâ!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani hemşiren gidib (şöyle) diyordu. «Ona bakacak bir kimse (te'min etmek üzere) size delâletde bulunayım mı»? Böylece seni tekrar annene verdik ki gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüşdün de biz seni o gamdan kurtarmışdık. Seni türlü türlü ibtilâlarla imtihaan etmişdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da (hakkındaki) takdire göre (buraya) geldin ey Musa.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Hani kız kardeşin (Fir'avun'un sarayına) gidip: 'Ona bakacak bir kimse için size rehberlik edeyim mi?' diyordu. Böylece seni annene iâde ettik ki, gözü aydın olsun, üzülmesin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
“Hani o zaman kız kardeşin (suya atıldıktan sonra seni takip ederek Firavun ailesine) gidiyor ve “Size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazaen) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, ardından da seni (her bakımdan tam kemale ermen için sıkı ve çeşitli) denemelerden geçirdik. (Bu sebeple) Medyen halkı içinde yıllarca kaldın ve nihayet ey Musa, gerekli kıvama ve senin için takdir buyurulan konuma geldin.*
(*) Hz. Mûsa’nın ablası, annesinin isteği ile yüzen tabutu takip etmiştir. “Ve onun ablasına: "Onu takip et." dedi. Böylece onlar farkında değilken, onu uzaktan gözetledi.”(Kassas:11) Sonra Hz. Mûsa süt emmediği için ağlamaya başlamıştır. Bu durumu gören kız kardeşi çocuğa bakacak birini getireceğini şöyle beyan etmiştir: “Ve daha önce ona (başka) süt annelerini haram kıldık. (ablası, Firavun’un ailesine):"Ona kefil olacak (bakımını üstlenecek) bir aileye sizi ulaştırmak için yardım edeyim mi? Ve onlar, onu (bebeği) iyi yetiştirir." dedi. Böylece onu annesine geri verdik, gözü aydın olsun ve mahzûn olmasın ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye. Ve lâkin onların çoğu bilmezler. (Kassas:12-13) Kur’an; kıssaları, önemli noktalara değinerek parçacı, atlamalı ve farklı detayları farklı bağlamlarda kullanarak anlatır. Böylece aynı kıssayı farklı sûrelerde anlatmasına rağmen okuyucusuna sürekli yeni detaylar sunarak mesajını zenginleştirir. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kız kardeşin, suya bırakılan sandığı takip etmek için peşinden yürüyordu. “O çocuğa (süt verip) bakacak birisini size gösterebilir miyim?” Dedi. Ve böylece annenin gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Sonra sen bir nefsi öldürmüştün de, seni onun üzüntüsünden kurtarmıştık ve birtakım sebeplerle denemiştik. Sonra sen Medyen halkı arasında uzun seneler kalmıştın ve sonra bizim planladığımız görevi yapacak hale geldin ya Musa!
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kız kardeşin de gidip şöyle demişti: buna bakacak birini sağlık vereyim mi size? Böylelikle seni anana geri vermiş olduk, gözü aydın olsun, kaygılanmasın diye. Birini de öldürmüştün de Biz seni o tasadan da kurtarmıştık. İşte Biz seni türlü sınamalarla sınamıştık. Bundan dolayı yıllarca medyenliler arasında kaldın. Sonra senin alın yazın buraya gelmekti, ey Musa.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
40, 41. Hani kız kardeşin Firavun/un sarayına gidip demişti: Bu çocuğa süt verecek birini size sağlık vereyim mi? Bunun üzerine seni anana geri verdik ki gözü aydın olsun, sevinsin, mahzun olmasın, Sen bir kimseyi öldürmüştün. Biz seni gamdan kurtarmıştık. Seni mihnetten mihnete uğratmıştık. Medyen ahalisi arasında senelerce eğleştin. Sonra takdirimizle [³] buraya geldin. Musa! Seni kendim için risaletime ayırdım.
[3] Hicret, ahbaptan mufarekat, yayan yürümek, yolda azıksız kalmak gibi hallerle.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Hani kız kardeşin gidiyordu ve ‘Ona bakacak birini size göstereyim mi?’ diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki, gözü aydın olsun, üzülmesin.⁸ Sen de (büyüdüğünde) bir adam öldürmüştün⁹. Seni o zaman da üzüntüden kurtarmıştık. Seni imtihandan imtihana sokmuştuk. Bunun üzerine sen Medyen halkının arasında yıllarca kalmıştın. Sonra sen belirlenen bir yaşa/peygamberlik verilecek bir yaşa geldin [ala kaderin] ey Musa!
8 Musa’ya sütanne ararlar. Bunu duyan kız kardeşi, annesinin adını verir. Musa annesinden başkasının memesini emmeyince annesi sütanne olarak saraya yerleşir. 9 Bir Mısırlı ile kavga eden bir İsrâilli Hz. Musa’dan yardım ister. O da kavgayı ayırırken Mısırlı’ya bir yumruk atar. O da ölür.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Hani kız kardeşin giderek, “Onu üstlenecek birini size haber vereyim mi?” demişti de böylece, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın diye seni annene geri çevirmiştik. Sen (elinde olmaksızın) bir insan öldürmüştün de biz seni tasadan kurtarmış ve seni iyiden iyiye denemiştik. Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra da bir (sürü imtihanlardan elde ettiğin liyakatini gösteren) ölçü üzere gelmiş oldun ey Musa!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani sen, Firavunun hanımı tarafından nehirde bulunduğunda, hiçbir kadının sütünü emmemiştin. Bu sırada, olup bitenleri uzaktan izleyen kız kardeşin onların yanına gelmiş ve “Bu çocuğu emzirecek ve onun bakımını üstlenecek birini size göstereyim mi?” demişti. Böylece, yüreği sevinçle dolsun ve artık üzüntü çekmesin diye, seni tekrar annene kavuşturmuştuk. Hani gençliğinde, yanlışlıkla bir adam öldürmüştün; işte o zaman da seni kaygı ve tasalarından kurtarmış ve daha nice imtihânlardan geçirerek sabır, olgunluk, doğru ve yerinde karar verebilme gibi özelliklerle dereceni yükseltmiştik. Derken, yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın ve sonunda, ta ezelden belirlenmiş bir yazgıya göre buraya kadar geldin, ey Mûsâ!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Hani, kız kardeşin yürüyordu; ‘Sizi, ona bakacak kimseye götüreyim mi?’ diyordu. Onun gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene geri döndürdük”. Bir adam öldürdün; seni Üzüntü’den kurtardık. Seni denemek üzere sınadık. Medyen ahâlisi arasında yıllarca kaldın. Sonra bir kader üzere geldin, ey Musa!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nitekim ablan, Fıravunlara usulca varıp: " size bebeğe bakacak birini bulayım mı ? " demiş, bu şekilde gözü arkada kalmasın üzülmesin diye seni tekrar annene bile kavuşturmuştuk. Bir defasında sen, bir adam öldürmüştün. Seni o dertten kurtarırken de denemiştik. Medyen halkı içinde yıllarca piştin. Sonunda kader seni buralara kadar getirdi be Musa…
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Seni uzaktan takip eden kız kardeşin onların yanına gelip, “O’na bakacak birini göstereyim mi?” dedi. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun! Üzülmesin! Aradan yıllar geçmiş, sen büyümüş ve Mısır’da yükselmiştin. Hatırla! Mısır’da yaşarken bir adam öldürdüğünü zannetmiştin. Bundan dolayı büyük sıkıntılar çektin. Biz böyle yaparak seni tasadan sıkıntılardan kurtararak imtihan ettik. Medyan halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin! Ey Musa!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani kız kardeşin (ablan, Firavun ailesine) gidip, “Ona bakacak birini size göstereyim mi?” demişti. Böylece, gözü aydın olsun ve (artık) üzülmesin diye seni annene geri vermiştik. [*] (Gençken) birini öldürmüştün; seni endişeden kurtarmıştık; böylece seni iyiden iyiye denemiştik. (Bu nedenle), Medyen halkı arasında senelerce kalmıştın. Ey Musa! Sonra da bir plana göre (bu makama) gelmiştin.
Bu ayetler Kasas 28:7-13. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Devamla): “Ey Mûsa! Bir zamanlar kız kardeşin takip ederek seni (bulanlara): ‘Ona iyi bakacak birisini size buluvereyim mi?’ diyordu. (Biz de) derhal seni sevinsin ve üzülmesin diye annene kavuşturduk. (Bir de) sen bir insanı öldürünce,¹ (o zaman da) Biz seni sıkıntıdan kurtardık ve seni (bir kısım şeylerle) imtihan ettik. Medyen halkı arasında da yıllarca kaldın. Sonra da (Peygamberlik görevini yüklenecek) bir yaşa geldin.”
1 Bk. (Kasas: 15)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kız kardeşin [Firavun ailesine] gidip de onlara: ‘Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?’ ²³ dediği zaman [bunun böyle olmasını Biz takdir etmiştik]. Ve böylece seni yeniden annene kavuşturduk ki onun yüzü gülsün ve [artık] üzülmesin. ²⁴ Ve [büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman] ²⁵ birini öldürmüştün: Fakat Biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli sınamalardan geçirmiştik. ²⁶ (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın; ²⁷ ve sonunda, [Benim] takdir(im)e uyarak işte [buraya] geldin ey Musa:
23 Daha ayrıntılı bir anlatım için bkz. 28:12.24 Hem burada, hem de 28:12-13’de îma edildiği üzere, Hz. Musa’ya kendi öz annesi mürebbiyelik, süt-annelik yapmıştır.25 Karş. 28:14.26 Hz. Musa’nın hayatında bir dönüm noktası oluşturan bu önemli olay hakkında ayrıntı için bkz. 28:15-21.27 Bkz. 28:22-28.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani kız kardeşin seni izleyerek gitmiş ve: – Onun bakıcılığını üstlenecek birini size göstereyim mi? demişti. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene tekrar kavuşturmuştuk. Derken büyüyünce bir adam öldürmüştün. Biz seni bu sıkıntıdan da kurtarmıştık ve seni pek çok sınavdan geçirerek yetiştirmiştik. Ardından Medyenlilerin arasında senelerce yaşadın. Nihayet takdirim gereği işte buradasın ey Musa! 28/7...27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O zaman kız kardeşin de takip etmiş ve onlara “Size, ona bakabilecek birini göstermemi ister misiniz?” demişti. En sonunda seni annene kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin… Derken (erişkin biri olunca) tuttun bir cana kıydın;[²⁵⁷³] fakat Biz seni bu tasadan da kurtarmıştık; yani[²⁵⁷⁴] seni bir sınavdan diğerine deneyip durmuştuk. Daha sonra yıllarca Medyenliler arasında yaşadın;[²⁵⁷⁵] en sonunda takdirimiz gereği (bu noktaya) geldin ey Musa!
[2573] Hz. Musa’nın nübüvvetle noktalanan sürecini başlatan ölümlü kaza için bkz: 28:15-21. [2574] Vav’ın ‘beyaniyye’ vurgusuyla. [2575] Saraydan sürüye, prenslikten çobanlığa geçerek, Hz. Şuayb’in hocalığında 10 yıllık özel eğitimin ibret verici kıssası için bkz: 28:22-28.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Musa, sen bu arada, hiçbir süt annenin memesini emmiyordun) Kız kardeşin saraya giderek "Size münâsip bir sütanne bulayım mı?" önerisinde bulunmuş, onlar da bunu kabul etmişti. Böylece gözün aydın olsun, üzülmeyesin diye seni anana da kavuşturmuştuk. Ey Musa hatırla ki. (Delikanlı olduğunda) sen bir cana kıymıştın. Seni o üzüntüden de biz kurtarmıştık. (Olgunlaşman için) Seni çeşitli sıkıntılara maruz bırakmış denemelerden geçirmiştik!.. sonra da Medyen halkı arasında yıllarca yerleşip kalmıştın, Ey Musa, şimdi de bir kader üzerine (Peygamberlik görevini yüklenesin diye) buraya geldin.
Osman Fırat
swap_vert close
"Hani kız kardeşin (sepetle beraber) yürüyordu ve (Musa için) "size onun bakımını üstlenecek bir kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. Ve sen bir cana kıydın da biz seni o kederden kurtardık ve seni bir denemeden geçirdik, Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra takdir edilmiş bir zamanda (geri) geldin ey Mûsâ!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«O vakit ki, hemşiren gidip de diyordu ki: «O'na bakacak bir kimse için size delâlet edeyim mi?» Artık seni validene döndürdük ki gözü aydın olsun da mahzun olmasın. Ve sen bir şahsı öldürdün. Sonra seni o gamdan kurtardık ve seni fitneden fitneye uğratmıştık. Sonra Medyen ahalisi arasında senelerce eğleştik. Sonra da ey Mûsa! Mukadder olduğu üzere (bu muayyen zamana) geliverdik.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kız kardeşin, denizden seni alanların yanına varıp: “Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi? ” diyordu. Böylece seni annene kavuşturduk ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Derken sen büyüdün, bir adam öldürdün de Biz seni o sıkıntıdan kurtardık. Seni, ey Musâ, türlü türlü imtihanlarla sınayıp yetiştirdik. Bu yüzden de yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da takdirimizle, buraya geldin! [28, 12]
Hz. Mûsâ, kasıtlı olmaksızın kazaen bir kıbtinin ölümüne sebeb olmuştu. [28,15-16]  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa!
(229) Verilen hiçbir memeyi tutmayan bebek Mûsâ'ya bir süt annesi gerekti. Mûsâ'nın sonucunu merak edip gizlice onu araştırmakta olan kızkardeşi, onun için bir süt annesi arandığını öğrenince Fir'avn âilesine sokulup, Mûsâ'ya bakacak bir süt annesi tanıdığını söyledi ve annesinin adresini verdi. (230) Bir Mısırlı ile dövüşen İsrailli bir adam senden yardım isteyince, vurduğun bir yumrukla Mısırlı'yı öldürmüştün.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Şunı da derhâtır it ki: Kız kardaşın onların (Fir'avn 'âilesinin yanına gidüb: 'Ona bakub besleyecek birini size delâlet ideyim mi' didi. Ve gözi aydın olsun ve mahzûn olmasun içün seni vâlidene i'âde itdik ve bir nefs katl itdiğin zamân da gamdan kurtardık ve bir çok imtihânlara çekdik. [¹] Ve senelerce Medyen'de kaldın, sonra takdîrimiz mûcibince buraya geldin. Yâ Mûsâ!"
[1] Mûsâ 'aleyhisselâmı vâlidesi doğurdukdan sonra bir sandığa koyarak Nil nehrine atmış ve sular o sandığı Fir'avn'un bağçesine götürdiğinden Fir'avn onı alub büyütmeğe 'azim itmişdi. Çocuk celb olunan süd ninelerinin memesini kabul itmiyordı. O sırada müşârunileyhin hemşiresi 'âile-i Fir'avn'ın yanına gidüb ona süd nine olmak üzere vâlidesini tavsiye itmiş ve bu sûretle Cenâb-ı Mûsâ vâlidesinin eline geçmişdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kız kardeşin (arkadan) takip ediyordu. (Onlar seni alınca) şöyle demişti: “Buna bakacak birini size göstereyim mi?” Bu yolla seni anana geri vermiştik ki gözü aydın olsun, kaygılanmasın. (Sonra) birini öldürmüştün de seni o tasadan da kurtarmıştık. Seni çeşitli imtihanlardan geçirmiştik. Nihayet yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra bir plan dâhilinde buraya geldin, ey Musa.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kızkardeşin gitmiş ve:-O'na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni bir çok sınavdan geçirdik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da kader üzerine geldin ey Musa!
Ümit Şimşek
swap_vert close
“O zaman kızkardeşin gidip de 'Ona bakacak birini size göstereyim mi?' demişti. Gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene seni böylece kavuşturduk. Birisini öldürdüğün zaman da seni o tasadan kurtarmış, sonra da türlü imtihanlarla sınamıştık. Derken yıllarca Medyen ahalisi arasında kaldın; sonra da, ey Musa, takdirimizle bugünlere geldin.(5)
(5) Bu âyetlerde anlatılan olaylar Kasas Sûresinin (28) başından itibaren daha ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Hani, kızkardeşin gidiyor, şöyle diyordu: "Onun bakımını üstlenecek kişiyi size göstereyim mi?" Nihayet, seni annene geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman seni gamdan kurtarmıştık. Seni iyice bir imtihana çekmiştik. Bunun ardından sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte/bir kadere göre geliverdin, ey Mûsa!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt kim yürür-idi ķız ķarındaşuñ pes eydür-idi “iy yol gösterdeyin mi size ol kimse üzere kim ala gendüzine mūsā’yı?” pes döndürdük seni añaña degin tā yaķtulu ola gözi anuñ daķı ķayġurmaya. daħı depeledüñ bir gişiyi pes ķurtarduķ biz seni ķayġudan daħı mihnet içine bıraķduķ seni biribiri ardınca mihnet içine bıraķmaķlıķ. pes dölendüñ yıllar medyen ķavmı içinde ya'nį şu'ayb ķalında andan geldüñ ŧaķdırlanmış vaķtin ol ķırķ yaşdayıdı iy mūsā !
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳtı ki gezerdi senüñ ḳız ḳarındaşuñ, işüñ iderdi. Size bildüreyin mi olkimseyi kim size anı bisleye vire? didi. Pes dönderdük seni anaña, ḥattā kisenüñle gözi aydın ola, ḳayurmaya daḫı. Bir nefs daḫı öldürdüñ‐idi, pes seniḳurtarduḳ ḳayġudan. Daḫı seni ṣınaduḳ ṣınamaḳ. Nice yıllar oturdı‐senMedyen ehlinde, andan ṣoñra geldi‐sen vaḥy olacaḳ vaḳtda yā Mūsā.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O zaman bacın (sənin ardınca guya yad bir adam kimi saraya) gedib (oradakılara) deyirdi: “Sizə ona baxa biləcək (süd verəcək) birisini göstərimmi?” (Onlar razılıq verdilər, anan saraya gəldi). Artıq (salamat qalmağına görə) gözü aydın olsun və kədərlənməsin deyə, səni anana qaytardıq. Sən (on iki yaşında ikən tayfadan olan bir yəhudi ilə mübahisə edən) bir nəfəri (bir qibtini) vurub öldürdün. Sonra Biz səni (Mədyənə qaçırtmaqla) o qəmdən qurtardıq. Biz səni bir çox sınaqlardan keçirtdik (cürbəcür bəlalara, möhnətlərə düçar edib hamısından salamat qurtardıq). İllərlə Mədyən əhli içində (Şüeybin yanında) qaldın. Sonra da müəyyən olunmuş vaxta (qırx yaşına) gəlib çatdın, Ya Musa!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When thy sister went and said: Shall I show you one who will nurse him? and We restored thee to thy mother that her eyes might be refreshed and might not sorrow. And thou didst kill a man and We delivered thee from great distress, and tried thee with a heavy trial. And thou didst tarry years among the folk of Midian. Then comest thou (hither) by (My) providence, O Moses,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Behold! thy sister goeth forth and saith, ´shall I show you one who will nurse and rear the (child)?´(2561) So We brought thee back to thy mother, that her eye(2562) might be cooled and she should not grieve. Then thou didst slay(2563) a man, but We saved thee from trouble, and We tried thee in various ways. Then didst thou tarry a number of years with the people of Midian.(2564) Then didst thou come hither as ordained, O Moses!
2561 We may suppose that the anxious mother, after the child was floated on the water, sent the child's sister to follow the chest from the bank and see where and by whom it was picked up. When it was picked up by Pharaoh's own family and they seemed to love the child, she appeared like a stranger before them, and said, "Shall I search out a good wet nurse for the child, that she may rear the child you are going to adopt?" That was exactly what they wanted. She ran home and told her mother. The mother was delighted to come and fold the infant in her arms again and feed it at her own breast, and all openly and without any concealment. 2562 The mother's eyes had, we may imagine, been sore with scalding tears at the separation from her baby. Now they were cooled: a phrase meaning that her heart was comforted. 2563 Years passed. The child grew up. In outward learning he was of the house of Pharaoh. In his inner soul and sympathy he was of Israel . One day, he went to the Israelite colony and saw all the Egyptian oppression Under which Israel laboured. He saw an Egyptian smiting an Israelite, apparently with impunity. Moses felt brotherly sympathy ard smote the Egyptian. He did not intend to kill him, but in fact the Egyptian died of the blow. When this became known, his position in Pharaoh's household became impossible. So he fled out of Egypt , and was only saved by Allah's grace. He fled to the Sinai Peninsula , to the land of the Midianites, and had various adventures. He marries one of the daughters of the Midianite chief, and lived with the Midianites for many years, as an Egyptian stranger. He had many trials and temptations, but he retained his integrity of character. 2564 See last note. After many years spent in a quiet life, grazing his father-in-law's flocks, he came one day to the valley of Tuwa underneath the great mountain mass of Sinai, called Tur (in Arabic). The peak on the Arabian side (where Moses was) was called Horeb by the Hebrews. Then was fulfilled Allah's Plan: he saw the fire in the distance, and when he went up, he was addressed by Allah and chosen to be Allah's Messenger for that age.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذْ
o va-kit
تَمْش۪ٓي
yürüyordu
اُخْتُكَ
kız kardeşin
فَتَقُولُ
sonra diyordu
هَلْ اَدُلُّكُمْ
size rehberlik edeyim mi
عَلٰى مَنْ
o kimseyi ki
يَكْفُلُهُۜ
ona bakacak
فَرَجَعْنَاكَ
derken seni geri verdik
اِلٰٓى اُمِّكَ
annene
كَيْ
için
تَقَرَّ
aydın olması
عَيْنُهَا
gözü
وَلَا تَحْزَنَۜ
ve üzülmesin
وَقَتَلْتَ
ve öldürdün
نَفْساً
bir canlı
فَنَجَّيْنَاكَ
ve seni kurtardık
مِنَ الْغَمِّ
kederden
وَفَتَنَّاكَ
ve seni imti-han ettik
فُتُوناً۠قف
imtihan-larla
فَلَبِثْتَ
nihayet kaldın
سِن۪ينَ
yıllarca
ف۪ٓي
için- de
اَهْلِ
halkı
مَدْيَنَ
Medyen
ثُمَّ
son- ra
جِئْتَ
geldin
عَلٰى
üzere
قَدَرٍ
bir takdir
يَا
ey
مُوسٰى
Mûsâ
"O zaman kız kardeşin (Firavun ailesine) gidip, 'ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Derken, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri verdik. (O sana baktı, seni büyüttü) Ve (sonra kazara) bir cana kıydın da Biz seni (o) kederden kurtardık. Biz seni (ağır) imtihanlarla imtihan ettik (sonra Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra da bir takdir üzere (bu Tûr Dağı'na) geldin ey Mûsâ!"
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
مَشَى
Fiil-I
م ش ي
Yürüdü, gezip dolaştı
اُخْت
İsim
ا خ و
Kız kardeş
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
دَلَّ
Fiil-I
د ل ل
Tenezzül etti, rehberlik etti, gösterdi, delil oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَلَ
Fiil-I
ك ف ل
Himayesine aldı, baktı, bakımını üstlendi
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
كَى
Masdar harfi
كَى
Ki, için, ta ki
قَرَّ
Fiil-I
ق ر ر
Aydın oldu, oturdu
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
نَجّٰي
Fiil-II
ن ج و
Kurtardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
غَمّ
İsim
غ م م
Keder, ızdırap
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
فُتُون
İsim
ف ت ن
İmtihan
لَبِثَ
Fiil-I
ل ب ث
Kaldı, gecikti, durakladı
سِنِين
İsim
س ن و
Yıllar, seneler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
مَدْيَن
Özel isim
مَدْيَن
Medyen (Hz. Şuayb (a.s.)'ın kavmi)
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَدَر
İsim
ق د ر
Miktar, ölçü, takdir, kader
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)