“Gerçek şu ki Ben, evet Ben Allah’ım! Benden başka ilâh yoktur: artık sadece Bana kulluk et ve adımın anılıp şanımın yücelmesi[²⁵⁵⁸] için tüm destek ve çabanı seferber et.[²⁵⁵⁹]
[2558] Zikr, hem “anmak” hem de “şanını yüceltmek, namını yürütmek” mânasına gelir (Bkz: 21:10, not 13).
[2559] Salatın türetildiği kök anlam olan es-salâ, insanın baş kökünden kuyruk sokumuna kadar dik durmasını ve oturmasını sağlayan omurgasına veya oyluklarına verilen isimdir (Lisân ve Tâc). Kur’an’da salât çokanlamlı bir kelimedir (Msl: 5:12,58,106; 11:87; 19:59 vd.) Salât, hem derinlik açısından oldukça zengin bir çağrışıma (“destek, yardım, yardım çağrısı, davet” gibi), hem de biri diğerinin içerisinde yer alan anlam katmanlarına (“dua, namaz, ibadet, dindarlık” gibi) sahiptir. Ekım emri “kalktı” anlamına gelen kâme kökünden türetilmiş geçişli bir fiildir ve “kaldır, istikamet ver, yükselt” lafzî anlamlarının yanında “dirilt, gücünü seferber et” gibi mecazî anlamlara da sahiptir. Adının yüceltilmesi için kulun desteğini seferber etmesi emri, Muhammed sûresinin 7. ve Âl-i İmran sûresinin 52. âyetleri çerçevesinde anlaşılmalıdır. Zaten salât’ın sık kullanıldığı anlamlardan biri olan “namaz” da, Allah’ın adını yüceltmek için desteğini seferber edecek olan mü’minin inanç sisteminin omurgasıdır ve mü’min Allah karşısındaki has ve esas duruşunu bu ‘omurga’ sayesinde gerçekleştirebilir. Sözün özü namaz: İnsanın Allah karşısındaki esas duruşudur. Tercih ettiğimiz anlamı, bir sonraki âyet doğrudan destekler.