Egemenliğin gerçek sahibi olan Allah her şeyden (tüm beşeri niteliklerden) yücedir. Öyleyse, (herhangi bir konuda) onun vahyi sana bütünüyle ulaştırılmadan önce Kur’an’la (hüküm vermekte hemen) acele etme. Ve (daima)"Ey Rabbim, ilmimi (idrâk ve anlayışımı) artır!"de.*
(*)… İşte burada da Hz. Peygambere “Kur’an’ın sana vahyi tamamlanmadan hüküm vermekte acele etme!” buyrularak hüküm verme konusunda gelecek olan vahyi beklemesi emrediliyor. Bugün böyle bir problem olmadığına ve Kur’an’ın tamamı/vahyin bütünü elimizde olduğuna göre parçacıl bir yaklaşımla hüküm vermekte aceleci davranmamalıyız ve mutlaka Kur’an’ın bütünü üzerinden değerlendirme yapmalıyız! (C. Külünkoğlu Meal. Açıklaması) Bu âyetin 105. âyet ışığında açılımı şudur: “sana sorulan soruların cevabı ulaştırılmadan önce tez canlı davranarak görüş bildirme” (Ebu Müslim’den nkl: Râzî). (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Bu ayet -klasik müfessirlerden çoğunun belirttiği gibi- büyük bir ihtimalle, her ne kadar ilk ağızda Muhammed (s)’e hitab ediyor olsa da, aslında, bütün çağlarda Kur’an okuyan herkesi ilgilendirmektedir. Yukarıdaki ayetin ifade ettiği mesaj şöyle özetlenebilir: Kur’an Allah’ın Kelâmı, Allah’ın Sözü ve mesajı olduğuna göre, onu oluşturan parçaların hepsi -ibareler, cümleler, ayet ve sureler- bir arada birbiriyle tutarlı ve bağlantılı tam bir bütün meydana getirmektedirler. Bunun içindir ki, Kur’an mesajını tam olarak anlamak isteyen kimse, “aceleci yaklaşımlardan”, yani ayetleri ait oldukları umumî anlam örgüsünden soyutlayarak onlardan aceleci sonuçlar çıkarmaktan sakınmalı, Kur’an’ı bir bütün olarak ele almalı, münferit meseleleri bu bütün içinde değerlendirmelidir. (M. Esed Meal Açıklaması) İşte bu âyetin Hz. Peygamberle ilgili yönü vahyin inişine atıfta bulunurken, iman edenlerle ilgili yönü de Kur’ân’ın bir bütün halinde dikkate alınmasını ve iyice kavranmasını emretmektedir. Çünkü Kur’ân’ın âyetleri birbirini tamamlar ve açıklar. Bu âyetlerden bir veya ikisini alıp Kur’an’ın geri kalan kısmından soyutlayarak onlardan anlam çıkarmak, insanı ciddî yanlışlara sürükleyebilir. Not: İbn Abbas’a dayandırılan rivayete göre; ‘’Hz. Peygamber ilk dönemlerde kendisine gelen Kur’an vahyini ezberleme konusunda oldukça aceleci davranıyor, bir kelime veya harfi kaçırma korkusuyla Cebrâil vahyi henüz tamamlamadan tekrar etmeye çalışıyordu. Bu sebeple Resûlullah’a Kur’an okurken acele etmemesini emrediyor!’’ şeklinde bir rivayet vardır! Oysa İbn Abbas’a dayandırılan böyle rivayetin olması şu gerekçelerden dolayı mümkün değildir. 1. İbni Abbas, Hz. Peygamberin vahiy aldığında dilini kımıldatarak acele ettiği olaya sanki şahit olup bizzat gözleriyle görmüş gibi aktarmaktadır. Yani bunu Hz. Peygamberden veya başka birinden aktarmıyor. 2. Konumuzla ilgili Ta-ha sûresi, Kıyamet sûresi ve A’la sûresi Mekki olup bu sûreler indiği zaman İbn Abbas dünyaya bile gelmemişti. 3. Bu nedenle onun böyle bir olaya şahit olması mümkün değildir. 4. Hz. Peygamber vefat ettiğinde de İbn Abbas henüz bir çocuk idi. 5. Basit bir konuda bile bir çocuğun şahitiği kabul edilmediği hâlde, İslam ümmeti için çok önemli olan, Hz. Peygamberin vahiy hususundaki böyle bir davranışı çocuk yaşta olan birinden öğrenmek doğru mu? 6. Çok önemli bir olay dedim, çünkü İbn Abbas’a dayandırılan bu rivayet yüzünden Ta-hâ sûresi-114, Kıyamet suresi-16-19 ve Â’la suresi- 6-7. ayetlerin tefsirleri de hep yanlış yapılmaktadır. 7. İbn Abbas’a dayandırılan rivayetten farklı başka rivayetler de vardır, peki hangisi doğru? 8. Resulullahın böyle bir davranışı olsaydı, yüce Allah birkaç ayetle değil, sadece bir ayetle onun bu davranışını hemen düzeltebilirdi. İşte bu sebeplerden dolayı, İbn Abbas’a dayandırılan yukarıdaki rivayetin sahih olmadığını, bilakis ona uydurulduğunu göstermektedir.
ومعنى {من قبل أن يقضى إليك وحيه} أي من قبل أن يتم وحي ما قضي وحيه إليك، أي ما نُفذ إنزاله فإنه هو المناسب. فالمنهي عنه هو سؤال التعجيل - وعن مجاهد وقتادة أن معناه: لا تعجل بقراءة ما أُنزل إليك لأصحابك ولا تُمْلِه عليهم حتى تتبين لك معانيه. وعلى هذا التأويل يكون قضاء الوحي تمام معانيه. وعلى كلا التفسيرين يجري اعتبار موقع قوله {وقل رب زدني علماً}. (التحرير والتنوير) فيحتمل المراد من قبل أن يقضى إليك تمامه، ويحتمل أن يكون المراد من قبل أن يقضى إليك بيانه، لأن هذين الأمرين لا يمكن تحصيلهما إلا بالوحي، ومعلوم أنه عليه السلام لا ينهى عن قراءته لكي يحفظه ويؤديه فالمراد إذن أن لا يبعث نفسه ولا يبعث غيره عليه حتى يتبين بالوحي تمامه أو بيانه (مفاتيح الغيب)