İŞTE BÖYLECE ⁹⁶ bu [vahyî mesajı] Biz sana Arap diliyle (ifade edilmiş) bir hitabe olarak indirdik; ⁹⁷ ve onda her türden uyarıyı apaçık dile getirdik ki, insanlar Bize karşı sorumluluk bilinci taşısınlar; yahut bu (kitap) onlarda yepyeni bir bilinç uyanıklığı meydana getirsin. ⁹⁸
96 Bu pasajla bağlantılı olan yukarıda 99. ayette olduğu gibi, burada da kezâlike (“böylece”) zarfı Kur’an’ın ifade tarzına ve amacına işaret eden bir atıf durumundadır.97 Lafzen, “Arapça bir hitabe (kur’ân) olarak”. Bkz. özellikle, 12:2, 13:37, 14:4, 19:97 ve ilgili notlar.98 Lafzen, “Bilinçli ve duyarlı olsunlar ve bu (kitap) onlarda bir hatırlama/bir uyanma meydana getirsin”. Burada “hatırlama” Allah’tan yana bir hatırlama anlamınadır. Ehdese fiili “[bir şeyi] var etti”, yani “yeniden yahut ilk defa meydana getirdi” demektir; zikr ismi ise “hatırlama/hatıra”, yahut “bir şeyin akılda tutulması” veya “akla getirilmesi” (Râgıb), yani “bilinç düzeyine çıkması/çıkarılması” demektir.