close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 109. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yevme-iżin lâ tenfe’u-şşefâ’atu illâ men eżine lehu-rrahmânu veradiye lehu kavlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O gün rahmanın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka hiçbir fert şefaat de edemez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O gün, Rahman (olan Allah)’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati de bir yarar vermeyecektir. (Demek ki mahşerde, Allah’ın razı olduğu ve müsaade buyurduğu kimseler şefaat edeceklerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün sınırsız rahmet sahibi Rahman'ın izin verip, sözünden hoşnut olduğu kimsenin dışında hiç kimsenin şefaati, kayırması fayda vermez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O gün, Rahmet sahibi Rahmanın şefaat edilmesine izin verdiği ve sözlerinden hoşnut olduğu kimselerden başkalarına şefaat fayda sağlamayacak; şefaat etmesine izin verdiği ve sözlerinden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/255; 21/28; 53/26; 78/38; ed-Dürrü’l-Mensûr, 8/107-108.  
Ahmet Varol
swap_vert close
O gün, kendisine Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.
Ali Bulaç
swap_vert close
O gün, Rahmanın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O gün, RAHMAN'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her şeyin rızkını veren Allah’ın izin verdiğinden ve konuşmasına razı olduklarından başkasının şefaati asla fayda vermez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“O gün, Rahmân'ın izin verdiğinden ve sözünden hoşnut olduğundan başkasının şefaati fayda vermez.”
Besim Atalay
swap_vert close
Sözünden hoşnut olup, Allahın kendisine İzin vermiş olduğundan başkasına şefaat etmek, o gün fayda vermiyecek
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse(ler)den başkasına şefaat fayda vermez.
Bkz.2/123, 255, 6/51, 70, 10/3, 21/28, 34/23 ve dipnotu, 53/26Âyet: “Rahman’ın hoşnut olduğu ve izin verdiği kimseye şefaat/yardım edilecek.” diyor. Diğer bir anlatımla şefaat edecek kimselerden değil, şefaate mazhar olacak, bağışlanacak kimselerden bahsediyor ki bunlar daha pek çok ayette de ifade edildiği gibi iman eden, imanın gereklerini yerinde getiren ve Allah’ın razı olduğu kimseler olacaktır. “Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler.” (Enbiya 21/28) Özetle ifade etmek gerekirse; bu ayette Allah’ın kimlere yardım edeceğinden ve kimlerin işlerini kolaylaştıracağından söz ediliyor. Bu ve bunun gibi ayetlerle “birileri şefaat edecektir” düşüncesiyle kimse kendisini kandırarak başkalarına kulluk etmesin ve birilerine Allah’ın niteliklerini yükleyerek şirke bulaşmasın! Şefaat bütünüyle Allah’a aittir. (Zümer 39/44) Allah’a ait olan bir şeyi yine Allah’ın gönderdiği ayetleri çarpıtarak başkalarına transfer etmeye kalkmak hem şirktir hem de küfürdür.  
Cemil Said
swap_vert close
O gün Allâh’ın şefa’at itmesine müsâ’ade iylediği ve kuluna râzı oldığı kisândan gayrısının şefa’ati fâide virmeyecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O gün -rahmânın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler müstesna- şefaatin bir yararı olmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.
Edip Yüksel
swap_vert close
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünü uygun gördüğü kimseden başkasının şefaatı (aracılığı) yarar vermez.
Kuran, sadece Tanrı'nın kararına uygun olarak konuşanlara söz verileceğini bildirerek, müşriklerin elçilere ve erdemli kişilere yüklediği "kurtarıcı" fonksiyonu reddeder. 2:48; 19:87.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmânın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimse müstesnâ
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (hesap) gün (ünde), Rahmân’ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.
Şefaat, Allah Teâlâ’nın iznine bağlıdır. Şefaat etmek ya da şefaate mazhar olmak sadece mü’mine hastır. Kâfirler şefaat edemez, şefaate mazhar da olamazlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İzin Günü, şefaat fayda vermez. Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse hariç.¹
1- Yani, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseye şefaat/yardım edilecek. Diğer bir anlatımla; ayette, “şefaat edecek” kimselerden değil, kimlere “şefaat edileceğinden” söz edilmektedir. Şefaat edilecek, yani bağışlanacak olan kimseler, yüzlerce ayette de ifade edildiği gibi “iman eden ve salihatı yapan” kimseler olacaktır. Ayette sözü edilen, “Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler,” dünya hayatlarında inanan ve salihatı yapan kimselerden başkası değildir. Diğer bir ifade ile ayette, “torpilin” olacağından değil, olmayacağından söz edilmektedir. Bu ayete, çevirilerin büyük bir çoğunluğunda: “O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.” Şeklinde anlam verilmektedir. “Birilerinin şefaat edeceği” şeklinde verilen bu anlam kesinlikle bir ön yargının sonucudur. Lafız olarak da anlam olarak da birilerinin “şefaat edeceğinden” değil; Allah'ın kimlere şefaat edeceğinden, yani işlerini kolaylaştıracağından, yardım edeceğinden söz edilmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O gün çok esirgeyici (Allahın) kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaati fâide vermez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözce kendisinden râzı olduğu(konuşmasına izin verdiği) kimseden başkasının şefâati fayda vermez.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
O gün (hesap günü hiçbir kimseye), şefaat (dünyada kendisi için yapılmış dua ve istiğfar) fayda vermez. Ancak Rahman (rahmeti sınırsız Allah), bir kimse için (muvahhid olduğundan dolayı dünya hayatında meleklere, peygamberlere ve mü’minlere dua ve istiğfarda bulunma hususunda) izin (onay) vermiş ve (o kimsenin) sözünden (inanç, tutum ve davranışlarından) hoşnut olmuşsa, o başka. *
(*) Not: 1) Burada kimin şefaat edeceğinden değil, kime şefaat edilebileceğinden söz ediliyor. 2). Bu şefaat dünya hayatında olup fayda verip vermeyeceği yer ise ahiret hayatıdır. 3) Burada şefaatten maksat dünyada iken meleklerin, peygamberlerin, mümin ve salih kulların kimlere şefaat, yani kimlere dua ve istiğfar edebileceklerinden söz ediliyor. Yani bu ayette ahiret gününde, “torpilin” olacağından değil, olmayacağından söz edilmektedir. İşte buna benzer birçok ayette yüce Allah’ın iznine bağlanan şefaat bu anlamdadır. Örneğin: Yüce Allah’ın, Hz. İbrahim’in putperest olan babasına, Hz. Nuh’un inkârcı olan oğluna ve Hz. Peygamberin de münafıklara istiğfarda/şefaatte bulunmaları için izin vermeyişi buna birer örnektir. Yani birine şefaat etme/ dua ve istiğfarda bulunma/ yeri ancak dünya hayatıdır. Çünkü iman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua, istiğfar vs. dünyada yapılmalıdır, fakat tüm bunların faydası ise ahiret hayatında olacaktır. Bu nedenle ahiret yurdu, iman, ameli salih, ibadet, kulluk, dua ve istiğfarda bulunma yeri değildir. Orada zaten herkes iman eder, ama dünyada iken iman etmemişse ona hiçbir faydası olmayacaktır. Bu yüzden ahiret yurdu sadece hesap verme ve bunun neticesinde ya mükâfat ya da ceza alma yeridir. O gün öyle bir gündür ki: يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْئًا وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ ﴿١٩﴾ ) O gün hiçbir kimse, başka bir kimseye yardım etme gücüne (şefaat etme, dua ve istiğfarda bulunma yetkisine) sahip değildir. O gün bütün yetki (iş) Allah’a aittir. (İnfitar- 19) İşte, insanı en güzel kıvam ve potansiyelde yaratan, dengeli bir fıtratla düzene koyan yüce Allah, hiçbir şefaatçi, kayırıcı ve aracıya ihtiyacı olmadan; verilen potansiyel, yeti ve melekelerle kurtulabileceğimiz idrakini bizlere İnfitâr sûresiyle sunmuştur. Bu vb. şefaatle ilgili ayetlerin doğru tefsiri bu şekilde olduğuna dair aşağıdaki açıklamalara da bakılabilir. Kur’an’a göre şefaat sadece Allah’ın tasarrufundadır. Müşrikler ise, bu tasarrufu Allah dışındakilerden de beklediklerinden bu âyetler sürekli olumsuz cümle kalıplarıyla gelmiştir. Ayrıca Kur’an’da Hz. Muhammed’in ahiret günü ümmetine şefaat edeceğinden değil, bilakis şikâyet edeceğinden söz edilmiştir. (Bkz. Furkân suresi -:30) (Kurandan Hayata) Yine eğer bazı ayetlerden ahiret gününde meleklerin şefaati/yardımı/ anlaşılıyorsa, bunun anlamı da şöyledir.‘’O gün Allah’ın, razı olduğu ve cennette girmek izini/onayı verdiği bir kimse için görevli meleklere onu alıp cennete koyun’’ diye şeklinde anlaşılmalıdır. Zira o gün bir kimsenin başkasına şefaat/yardım etmesi mümkün olamayacağı gibi, o gün, dua etme veya istiğfarda bulunma günü de değildir. Ama dünyada ise meleklerin şefaati yeryüzünde bulunanların hidayeti ve iman edenlerin bağışlanmaları için yaptıkları dua ve istiğfardır. İşte Kur’an’ın her yerinde geçen (الا من بعد اذنه) ‘’illa min ba’dı iznihi’’ şeklindeki istisnalar hem dünya hayatında meleklerin mü’min kulları için yüce Allah’ın izni ile dua ve istiğfarda bulunmaları, hem de ahiret gününde Allah’ın emirlerini icra eden melekler için geçerlidir. Bu yüzden Allah katındaki makâmı ve derecesi ne kadar yüksek (melek veya peygamber) olursa olsun, hiçbir kimse günahkârların kurtuluşu için o gün aracılık edemeyecek, cezayı hak etmiş bir suçluyu azaptan kurtaramayacaktır. Ancak yüce Allah kendi merhameti ile suçlu kullarını affederse o başka! Çünkü şefaat/yardım/ tümüyle yalnız yüce Allah’ın tasarrufundadır. ايتان فقط في كتاب الله وتعالى يمكن أن يزعم المجادلون أن فيهما قرينة تدل على يوم القيامة (وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قال ربكم) سبأ:23 ) يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا (طــه:109) ونلاحظ في هاتين الآيتين الكريمتين أن الفعل (تنفع) قد جاء بصيغة المضارع ليدل على يوم القيامة ، بينما جاءت صيغة الفعلين ( أذن، ورضي) بصيغة الماضي لتدل على الحياة الدنيا ا أي أن الشفاعة التي أذن الله سبحانه وتعالى بها للملائكة والنبيين والصالحين في الحياة الدنيا هي الشفاعة التي تنفع المؤمنين (الموحدين) يوم القيامة ، تنفع المؤمن ولا تنفع الظالم... والشفاعة في الحياة الدنيا (والله أعلم )، هي استغفار الأنبياء والصالحين والملائكة للناس والدعاء لهم والصلاة عليهم في الدنيا ، ينتفع بها المؤمن يوم القيامة ولا ينتفع بها الكافر.ويؤكد المعنى الذي ذهبنا إليه، قوله سبحانه:"الَّذِينَ يَحۡمِلُونَ الۡعَرۡشَ وَمَنۡ حوله َوۡلَهُ يُسَبِّحُونَ بحمد رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَىۡءٍ رَّحۡمَةً وَعِلۡمًا فَاغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ الۡجَحِيمِ " ( غافر : 7 ) وقوله تعالى: " تَكَادُ السَّمَاوَاتُ ِ يَتَفَطَّرۡنَ مِن فَوۡقِهِنَّ وَالۡمَلَآئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِمَن فِى الۡأَرۡضِ أَلَا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الۡغَفُورُ الرَّحِيمُ " ( الشورى : 5 ) فاستغفار الملائكة للمؤمنين في الحياة الدنيا هو شفاعة لهم في الدنيا وتنفعهم يوم القيامة بإذن ربهم، وهذا القول ينطبق أيضا على قوله تعالى "يعلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارۡتَضَى وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِ مُشۡفِقُونَ "(الأنبياء (28) وقوله تعالى: " وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى السَّمَاوَاتِ َلا تُغۡنِى شَفَاعَتُهُمۡ شَيۡئًا إِلَّا مِن بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَى " ( النجم : 26) إذا شفاعة الملائكة التي يأذن الله سبحانه وتعالى ويرضى، هو استغفار الملائكة للذين آمنوا في الحياة الدنيا، أما شفاعة النبي صلى الله عليه وسلم للمؤمنين فهي "والله أعلم" استغفاره لهم في الحياة الدنيا، وهذا الاستغفار:ينتفع به المؤمنون ولا ينتفع به المنافقون، وهذا المعنى واضح تمام الوضوح من خلال الآيات الكريمة التالية : ومَا أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذۡنِ اللّهِ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ إِذ ظَّلَمُوا۟ أَنفُسَهُمۡ جَآءُوكَ (فَاسۡتَغۡفَرُوا۟ اللّهَ وَاسۡتَغۡفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا" ( النساء: 64 ) ( يَوْمَئِذٍ لا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً ) [ طه : 20/109 ) فالعبارةُ القرآنيّةُ (يَوْمَئِذٍ لا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ ) ساحتها الآخرةُ .. والعبارةُ القرآنيّةُ ( إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً ) ساحتُها الدنيا ... المصدر : (الشفاعة في الدنيا ولا شفاعة في الآخرة... - دفاعا عن السنة المطهرة) (وقصارى ذلك - إنما تنفع الشفاعة لمن أذن له الرحمن في أن يشفع له، وكان له قول يرضى (تفسير المراغي) قَوْلُهُ تَعَالَى: {يَوْمَئِذٍ لاَّ تَنفَعُ ٱلشَّفَاعَةُ إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ}؛ أي لا تنفعُ لأحدٍ من الناس إلاّ مَن أذِنَ اللهُ أن يُشْفَعَ له فذاك الذي تنفعُ الشفاعة، (التفسير الكبير – للطبري) وقيل : المعنى ، أي إنما تنفع الشفاعة لمن أذن له الرحمن في أن يشفع له ، وكان له قول يرضى . (تفسير القرطوبي) {يَوْمَئِذٍ لاَّ تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ } أحداً {إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ } أن يشفع له {وَرَضِىَ لَهُ قَوْلاً (تفسير الجلالين) والمعنى: إنما تنفع الشفاعة لمن أذن له الرحمٰن في أن يشفع له، وكان له قول يرضى، ومثل هذه الآية قوله: { لا يَشْفَعُونَ إِلاَّ لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ } } [الأنبياء: 28]، (فتح القدير) المعنى: {لاَ تَنفَعُ ٱلشَّفَاعَةُ} أحداً من الناس {إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ} ٱأي: إلا من أذن له الله أن يشفع له {وَرَضِي لَهُ قَوْلاً} أي رضي قوله (اللباب في علوم الكتاب) ) (إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ} الاستثناء من الشفاعة أي إلا شفاعة من أذن له أو من أعم المفاعيل، أي إلا من أذن في أن يشفع له فإن الشفاعة تنفعه، (انوار التنزيل واسرار التأويل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O gün Rahmanın izin verdiği ve sözlü olarak razı olduğunu belirttiği kişilerden başkasına, şefaat fayda vermez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün hiç kimsenin kayırıcılığı işe yaramaz. Yalnız Esirgeyici’nin uygununu elde eden ile söz söylemesini istediği kimse başka.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O gün, hiçbir şefaat fayda vermeyecek, meğer ki esirgeyen Tanrı ona izin vermiş, sözünden de hoşnut olmuş bulunsun.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O gün sadece Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasına şefaat fayda vermez.²⁵
25 Maturidî’ye göre “men” kelimesi cümlede hem özne, hem de yüklem olmak üzere iki manayı da taşımaktadır. Kur’an’ın genel üslûbu gereği biz de yüklem anlamı vermeyi tercih ettik. Krş. Enbiyâ, 21/28  
Kadri Çelik
swap_vert close
O gün, Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O Gün hiç kimse, bir başkasının kurtuluşu için Allah katında aracılık edemeyecek, dolayısıyla hiç kimseye kayırmanın, arka çıkmanın ve şefaatin faydası olmayacaktır; ancak Rahmân’ın izin verdiği ve konuşmasına rıza gösterdiği kimseler —yine O’nun izin verdiği kimselere— şefaat edebilecektir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimse dışında Şefaat yarar sağlamaz”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün, sevgili Tanrı'nın müsaade ettikleri ve söz hakkı verdikleri dışında kimse kimseye şefaat edemez.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O gün Rahman’ın izin verdiği, sözünden hoşlandığından başkasının şahitliği geçmez. Hiç kimse suçluların lehine şahitlik etmeye cesaret edemez. Çünkü herkes kendi derdine düşmüştür. İman edip güzel şeyler yapanlar, yasalarımıza uyanlar onlardan ayrılmıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O gün Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğundan başkasına şefaat yarar sağlayamayacaktır. [*]
Bu ayet Enbiyâ 21:28, Zümer 39:43-44 ve Necm 53:26. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O gün, Rahman (olan Allah)’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefâati, (hiç kimseye) bir fayda vermez.
Muhammed Esed
swap_vert close
O Gün, hakkında sınırsız rahmet Sahibi’nin izin verdiği, sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasına kayırmanın, arka çıkmanın bir yararı olmayacaktır. ⁹²
92 Hesap Günü’nde şefaat ya da kayırma konusundaki Kur’ânî anlayış için bkz. 10:3 hk. 7. not. Yukarıdaki ayetin sonunda atıfta bulunulan “söz”, İbni ‘Abbâs’a dayanarak Beğavî’nin kaydettiğine göre, Kelime-i Tevhîd’dir: yani, “Allah’tan başka tanrı olmadığı”nı ifade eden söz. Söz’den kasıt da Allah’ın birliğine, eşsiz-ortaksız olduğuna ilişkin inanç. Ayrıca bkz. 19:87 ve ilgili 74. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden/iman ve ikrarından razı olduğu kimseden başkasına şefaat fayda vermeyecek. 10/3, 19/85...87, 21/26…28, 34/23, 43/86, 53/26
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O gün, kendisine O rahmet kaynağının geçit verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaatin hiçbir yararı olmayacak.[²⁶³³]
[2633] Allah’ın razı olmadığına şefaat edilmeyeceği, farzî muhal edilse bile bunun kabul edilmeyeceği ifade edilmektedir. Bu âyet 21:28; 34:23 ve 74:48 ve ilgili notlar ışığında anlaşılmalıdır (Şefaatle ilgili ayrıntılı bir sayım-döküm için bkz: 39:44, not 47).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O gün Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati asla yarar sağlamaz!
Osman Fırat
swap_vert close
O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmân kime izin verirse ve kim için söylemeğe razı olursa o müstesna.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O gün, Rahman'ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. [2, 255; 53, 26; 21, 28; 78, 38]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O gün Rahman'ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefa'ati fayda vermez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"O günde, Allâh Te'âlâ izin virmedikce ve onun şefâ'atinden razı olmadıkca hiç bir şefa'at fâide virmez. "
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O gün şefaat, sadece Rahman’ın onay verdiği ve lehine söz söylenmesini kabul ettiği kişiye fayda sağlar[*].
[*] Bunlar, günahları sevaplarından çok olduğu halde şirk günahı işlememiş olanlardır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Tartıları (sevapları) ağır gelen mutlu bir yaşayış içine girer.Kimin de tartıları (sevapları) az olursa onun da anası Haviye olur. Haviye nedir, nereden bileceksin? O, kızgın bir ateştir." Allah, şirk günahı işlememiş olanlara bağışlanma sözü vermiştir. İlgili ayetlerden biri şöyledir: "Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olan günahları, düzenine uygun gördüğü kişi için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, O'na büyük bir iftirada bulunmuş olur." (Nisa 4/48) Allah'ın koyduğu düzen günahı sevabından çok olanın ceza çekmesidir. Cehenneme gidenlerle ilgili şu iki âyet konuya son noktayı koymaktadır: "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. (Orada) Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır" (Meryem 19/86-87) Rahman'dan söz alanlar, şirke düşmemiş olanlardır. Şefaat, bunların bir süre cezalarını çektikten sonra bağışlanıp Cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilmeleridir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol gün aśśı eylemeye şafa'at illā anuñ şafa'atlı kim destūr virde aña Tañrı daħı ħoşnūd oldı aña sözdin yaña.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol günde şefā‘at aṣṣı eylemez, illā ol kimse ki destūr vire özine Tañrı Ta‘ālāve rāżī ola anuñ sözine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O gün Rəhmanın izin verdiyi və söz danışmağına razı olduğu kəslərdən başqa heç kimin şəfaəti fayda verməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
On that Day no intercession availeth save (that of) him unto whom the Beneficent hath given leave and whose He accepteth:
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
On that Day shall no intercession avail except for those for whom(2634) permission has been granted by ((Allah)) Most Gracious and whose word is acceptable to Him.
2634 Cf. 2:255 in the Verse of the Throne. Here man is in the accusative case governed by tanfa'u, and it is better to construe as I have done. That is, intercession will benefit no one except those for whom Allah has granted permission, and whose word (of repentance) is true and sincere, and therefore acceptable to Allah. Others construe; no intercession will avail, except by those to whom Allah has granted permission, and whose word (of intercession) is acceptable to Allah (Cf. 21:28 and 34:23). In that case the two different clauses have no distinct meanings.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَوْمَئِذٍ
o gün
لَا تَنْفَعُ
fayda vermez
الشَّفَاعَةُ
şefâat
اِلَّا
an- cak
مَنْ
o kim-se ki
اَذِنَ
izin verdi
لَهُ
kendi-sine
الرَّحْمٰنُ
Rahmân
وَرَضِيَ
ve razı oldu
لَهُ
kendi-sinden
قَوْلاً
sözce
O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefâati fayda vermez.
يَوْمَئِذ
Zaman zarfı
يَوْمَئِذ
O gün
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَفَعَ
Fiil-I
ن ف ع
Fayda verdi, fayda sağladı, faydası dokundu
شَفَاعَةٌ
İsim
ش ف ع
Şefâat
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp