O onların bildiklerini de, bilmediklerini de biliyor;[²⁶³⁴] fakat insan bilgi (kapasitesinin sınırlılığı) sebebiyle O’nu asla kavrayamaz.[²⁶³⁵]
[2634] Lafzen: “önlerinde olanı da, arkalarında kalanı da”. Açıktır ki bu deyimsel ibâre “insanın bildiklerine ve bilemediklerine”, bir başka açıdan “geçmişine ve geleceğine” bir atıftır.
[2635] Veya: “insan, bilgi bakımından O’nu asla kuşatamaz”. Bizim tercihimiz, insanın “Allah’ın âyette ifade edilen sınırsız bilgisinin niteliğini kavramaktan âcizliğini” ifade ederken, alternatif anlam insanın “Allah’ın zâtını kavramaktan âcizliğini” ifade etmektedir (Krş: 2:225 ve 21:28).