Böylece Biz, sana şehirlerin anası (olan Mekke)¹ ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve (insanların) bir bölümünün cennette, bir bölümünün de çılgın alevli cehennemde olacağı ve hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle, onları korkutman için Arapça bir Kur’an vahyettik.
1 Ümm’ül-Kura: Bütün şehirlerin anası, merkezi demek olup, Mekke’nin diğer bir ismidir. Bu sebeple Mekke cihanın merkezidir ve tüm insanlığın kıblesidir. Yeryüzündeki ilk yerleşim yeri ve ilk mescidin yapıldığı yer de Mekke’dir ve tüm insanlık Hz. Âdem’den çoğalarak dünyaya Mekke’den yayılmıştır. Bk. (Âlu İmrân: 96) Yani Kâbe, dolayısıyla Mekke, Hz. Âdem’den itibaren baştan beri herkesin kıblesi idi. Hz. Davut (a.s.)’dan itibaren, kısa süreliğine Kudüs’teki Beyt’ül-Makdis (Mescid-i Aksa) kıble oldu. Hz. Peygamber zamanında eski haline döndü ve Kâbe-i Muazzama tekrar kıble oldu. Bugün de Mekke için “Asımet’ül Mukaddese” (Kutsal Başkent) denilmektedir. Fakat Müslümanlar, “Ortalıkta fitne kalmayıp, Allah’ın dini (yeryüzüne) egemen oluncaya kadar” savaşmakla emrolunduklarına (Bakara: 193) göre; Mekke’ye Âsımet’ül-Âlem (Cihanın Başkenti) denilse daha uygun olur. Ayrıca uyarının Mekke’nin kendisine değil, orada yaşayan halka olacağı, mecâzen anlaşılmaktadır. Bk. (En’am: 92)