close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 51. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kâne libeşerin en yukellimehu(A)llâhu illâ vahyen ev min verâ-i hicâbin ev yursile rasûlen feyûhiye bi-iżnihi mâ yeşâ/(u)(c) innehu ‘aliyyun hakîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve hiçbir insana söz söylemez Allah, ancak vahiyle, yahut perde ardından, yahut da bir elçi gönderir de, izniyle dilediğini vahyeder ona; şüphe yok ki o, pek yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
"Perde ardından" sözüyle ses kastedilmede ve sesin sahibinin görülmediği anlatılmadadır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’ın bir insanla (karşılıklı) konuşması olacak şey değildir. Ancak vahiyle (kalbine ilham ederek), veya perde arkasından (sinema perdesindeki veya ekrandaki görüntü misali tecelli suretinde seslenerek), veya bir resul gönderip (ona) Kendi izniyle dilediğini vahyederek (olabilir). Gerçekten O Yücedir, Hüküm ve Hikmet sahibidir. (Kasas Suresi 30. ayetinde de bu durum haber verilmektedir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah bir insanla karşılıklı konuşmaz. Ancak vahiy vasıtasıyla, yahut perde arkasından konuşur, ya da bir elçi gönderip, kendi izniyle dilediğini vahyeder. Şüphesiz O, yücelerin yücesidir ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir Rasul gönderir, ilmi, planı dâhilinde izniyle sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olanları vahyeder. O yücedir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, vahiy yoluyla yahut perde arkasından ya da bir elçi göndererek o (elçi)nin dilediğini ona vahyetmesi dışında bir insanla konuşmaz. Şüphesiz O, uludur, hikmet sahibidir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendisiyle Allah'ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile ya da perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hiç bir insan yoktur ki, Allah'ın onunla (doğrudan doğruya) konuşması olsun; ancak vahy ile, yahud perde arkasından, yahud bir peygamber gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi suretiyle olur. Çünkü O, çok yücedir, hikmet sahibidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla (direkt) veya bir perde arkasından konuşur. (Yani)(*) bir elçi (melek) gönderir, o melek Allah’ın izniyle, dilediklerini vahiy olarak bildirir. Şüphesiz O, çok yüce ve her şeyi yerli yerinde yapandır.
(*) Burada “ew”, “we” manasındadır. “We” de atf-ı tefsir içindir. Çünkü Allah, melekleri kendisine perde ederek, onlar vasıtasıyla insanlarla konuşur. Demek perdeden maksat, meleklerdir. Demek bu cümle, bir evvelki cümlenin açıklamasıdır.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak ilham yoluyla, yahut perde arkasından konuşur, yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi/Cebrail gönderir. Allah yücedir; hikmet sahibidir.[526]
[526] Vahy kelimesinin anlamı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 266-268.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ancak, O'nun izniyle vahiy yolundan, ya da perde arkasından, yahut da bir elçi göndererek dilediği kimseyi, onun gönlüne bırakmaktan başka türlü hiçbir kimse Allah ile konuşamaz, O yücedir, O bilge
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak vahiy/ilham yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Burada, Allah’ın insanla konuşmasının ancak vahiy yoluyla ya da perde arkasından duyurma veya bir elçi (Cebrâil) vasıtasıyla mümkün olabileceği anlatılıyor. Kur’an’ın muhtelif yerlerinde vahiyle ilgili ayetlere baktığımızda; Allah’ın resullere (Nisa, 4/163), meleklere (Enfal, 8/12), semaya (Fussılet, 41/12), Hz. Musa’nın annesine (Taha, 20/8 ve Kasas, 28/7), Hz. Meryem’e (A. İmran, 3/45, 46, 47), havarilere-Hz. İsa’nın arkadaşlarına- (Maide, 5/111), arıya (Nahl, 16/68) vahy ettiğini görürüz. Ancak bu vahiyler mahiyet bakımından birbirlerinden farklıdır. Ayette geçen “vahy” kelimesine “ilham etmek, bildirmek, işaret etmek” gibi manalar vermek daha doğru olur. Çünkü ıstılah anlamdaki vahiy, Allah’ın resullerine has bir keyfiyet iken, “ilham” daha umumî bir karakter taşır.  Nitekim En’am 6/112’de bu görüşü doğrulayan ifadeler bulunmaktadır. Bilimsel araştırmalarla birtakım icatlar gerçekleştirenler hep Allah’ın ilham etmesiyle bunları gerçekleştirmektedir. İşte bu ayette geçen “vahy” terimi peygamberlerin dışındaki insanlar için “ilham” anlamında kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh hiç bir insâna söz söylememişdir. Allâh kelimelerini vahiy sûretiyle veyâ perde-i hicâbdan ve yâhud istediğini vahiy iylediği rasûli mağfiretiyle îrâd ider, ’âlî ve hakîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim'dir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Herhangi bir beşer ile Allah’ın konuşması ancak vahiy ile yahut perde arkasından ya da bir elçi gönderip, izni ile, dilediğini vahyetmesi şeklinde olabilir. Muhakkak ki O çok yücedir, engin hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.  
 Vahyin geliş şekillerinin belirtildiği bu âyete göre vahiy, kalbe ilham veya Cenab-ı Hakk’ı görmeksizin perde arkasından konuşma ya da vahiy meleği (Cebrail) aracılığıyla kelâm işitmek suretiyle de gerçekleşmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O, Yücedir, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bununla beraber hiç bir beşer için kabil değildir ki Allah ona başka suretle kelâm söylesin, ancak vahyile veya bir hicab arkasından ve yâhud bir Resul gönderip de izniyle ona dilediğini vahyettirmesi müstesna, çünkü o çok yüksek, çok hakîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Zaman ve mekândan münezzeh olan) Allah, bir insanla, (o insan, uykuda ya da uyanıkken, elçi aracılığı olmaksızın, doğrudan onun kalbine ilettiği) vahiy (ya da ilham) yoluyla veya hicâb gerisinden (keyfiyetsiz kelâmı ile) tekellüm eder yahut bir elçi göndererek izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O, şanı çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Âyet-i kerîmede geçen “hicâb” ifadesi, Allah Teâlâ’nın perdelenmesi, ya da (hâşâ) perde gerisinde olması, demek değildir. Perdelenme ya da perde gerisinde bulunmak gibi cisimler için mümkün olan şeyler, bütün noksan sıfatlardan, zaman ve mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ hakkında muhaldir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın, vahiy yolu ile veya bir perde arkasından veya bir resûl göndererek izni ile dilediğini vahyetmesi dışında, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.¹
1- Bu ayete; Allah'ın bir beşere, “vahiy yolu ile”, “perde arkasından” ve “elçi göndererek” olmak üzere üç ayrı şekilde vahyi ilettiği şeklinde anlam verilebileceği gibi; vahyin tek yolla, o da: “Vahiy yolu ile; yani perde gerisinden, yani resûl göndererek.” şeklinde anlam vermek te mümkündür. Buna göre ayette, vahyedilme çeşitleri değil, vahyedilme biçimi anlatılmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elçi gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmadıkça Allahın hiçbir beşere kelâm söylemesi (vaaki) olmamışdır. Şübhesiz ki O, çok yücedir, mutlak bir hukûm ve hikmet saahibidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem bir insan için, Allah'ın kendisiyle konuşması, ancak vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir elçi gönderip de izniyle (ona) dilediğini vahyetmesiyle olur.(1) Şübhesiz ki O, Âliyy (çok yüce)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
(1)Burada geçen vahiyle konuşmaktan murâd, ilhamdır. Perde arkasından konuşmaktan murad ise, Hz. Mûsâ (as)’ın mazhar olduğu gibi, Allah’ın kelâmını işittiği hâlde Zât-ı İlâhî’yi görmemesidir. (Nesefî, c. 4, 163)“Mâdem bu cismânî âlem-i şehâdette (şu dünya hayâtında), bu kadar ziynetli ve san‘atlı hadsiz masnu‘larıyla(san‘at eserleriyle) kendini tanıttırmak isteyen ve bu kadar tatlı ve süslü ve nihâyetsiz ni‘metleriyle kendini sevdirmek isteyen ve bu kadar mu‘cizeli ve mahâretli hesabsız eserleriyle gizli kemâlâtını bildirmek isteyen ve bu arzuyu, kavilden (sözden) ve tekellümden (konuşmaktan) daha zâhir (görünür) bir tarzda fiilen isteyen ve hâl diliyle bildiren bir Zât, perde-i gayb (gayb perdesi) tarafında bulunduğu bilbedâhe (açıkça) anlaşılıyor. Elbette ve her hâlde, fiilen ve hâlen olduğu gibi, kavlen ve tekellümen dahi konuşur, kendini tanıttırır, sevdirir. (...) Gāyet kuvvetli bir tezâhürâtla (nümûnelerinin görünmesiyle) vahiylerin hakīkati, âlem-i gaybın (gayb âleminin) her tarafında her zamanda hükmediyor. Kâinâtın ve mahlûkātın (yaratılmışların) şehâdetlerinden çok kuvvetli bir şehâdet-i vücud ve tevhîd (Allah’ın varlığına ve birliğine delil olma), Allâmü’l-Guyûb (gaybları bilen Allah)’dan -vahiy ve ilham- hakīkatleriyle geliyor. Kendini ve vücud ve vahdetini (varlığını ve birliğini), yalnız masnu‘larının şehâdetlerine bırakmıyor. Kendisi, kendine lâyık bir kelâm-ı ezelî ile konuşuyor. Her yerde ilim ve kudretiyle hâzır ve nâzır (görücüdür), kelâmı dahi hadsizdir ve kelâmının ma‘nâsı onu bildirdiği gibi, tekellümü dahi, onu sıfâtıyla bildiriyor. Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevâtürleriyle ve ihbârâtlarının (haber vermelerinin) vahy-i İlâhîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev‘-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdikgerdesi (kabûl edilmiş) ve rehberi ve muktedâsı (imamı) ve vahyin semereleri ve vahy-i meşhûd (görünen bir vahiy) olan kütüb-i mukaddese ve suhuf-ı semâviyenin (mukaddes kitaplar ve sayfaların) delâil ve mu‘cizâtlarıyla, hakīkat-i vahyin tahakkuku ve sübûtu bedâhet derecesin(dedir).” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 114)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, bir beşerle ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur (iletişim kurar). Yahut bir (melek) elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, doğru hüküm verendir. *
(*) Burada geçen vahiyle konuşmaktan murâd, ilhamdır, yani insanın zihnine ve belleğine iletilen ilahi mesaj şeklidir. Mesela (Şems 91/8) buna bir örnektir. Perde arkasından konuşmaktan murad ise, Hz. Mûsâ (as)’ın mazhar olduğu gibi, Allah’ın kelâmını işittiği hâlde Zât-ı İlâhî’yi görmemesidir. Kasas, 28/30. ayetinde anlatıldığı gibi. (Nesefî, c. 4, 163) ve bir diğeri ise, bir resulü (vahiy meleğini) göndererek, onun vasıtasıyla iletişim kurmasıdır. Özetle, burada geçen “vahiy” kelimesine “ilham etmek, bildirmek, işaret etmek” gibi manalar vermek daha doğru olur. Çünkü ıstılah anlamdaki vahiy, Allah’ın resullerine has bir keyfiyet iken, “ilham” daha umumî bir karakter taşır… (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah bir insanla ancak, vahy ederek veya perde arkasından veya elçi (melek) göndererek konuşur ki, o elçi melek, Allah’ın dilediği şeyleri, O’nun izni ile vahyeder. Allah çok yüce ve her şeyin hükmünü verendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah hiçbir âdemoğluna doğrudan doğruya söz söylemiş değildir. Yalnız gönle bildirerek, ya kendini göstermeden ya da bir elçi göndererek kendi uygunuyla dilediğinin gönlüne bildirdiği olmuştur. Çünkü O yücedir, doğruyu bildiricidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vahiyle [³] veya perde ardından [⁴] olması veya bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahiy etmesi [⁵] suretlerinden başka hiçbir suretle Allah/ın konuşması hiçbir insana müyesser olamaz. Çünkü O, yüce [⁶] dir, işinde hâkimdir.
[3] Yani ilham ve rüya ile. Hazret-i İbrahim'de, Hazret-i Musa'nın validesinde olduğu gibi.[4] Bâzı kurenasına perde ardından söyleyen padişahın hâlini temsil ediyor. Yani sözünü işitir, amma kendisini görmez. Hazret-i Musa'da olduğu gibi. Veya melek vasıtasiyle işitir.[5] Umumi surette enbiya-i kiramda olduğu gibi.[6] Mahlûkatının sıfatından münezzehtir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın bir beşerle/insanla konuşması ancak vahiy yoluyladır yahut perde [hicâb] arkasından konuşur. Yahut da bir elçi göndererek izni ile ona dilediğini vahyeder²⁹. Muhakkak ki O, Aliy’dir, Hakîm’dir.
29 Ayette geçen “hicâb” kelimesi peygamberlerin Allah’ı dünya gözleriyle görmediklerini ifade eder. Krş. A’râf, 7/143; En’âm, 6/103; Nahl, 16/2; Mutaffifîn, 83/15  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ancak bir vahiy ile ya da perde arkasından veya bir elçi (melek) gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi dışında, kendisiyle Allah'ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir. Gerçekten O yücedir, hikmet sahibidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, Peygamber olarak seçtiği bir insanla ancak şu yollarla konuşur: Ya mesajını doğrudan onun kalbine ileterek, yani vahyederek, ya bir perde arkasından ona seslenerek, ya da dilediği şeyleri izniyle ona bildiren meleklerden bir elçi göndererek. Hiç kuşkusuz Allah,yüceler yücesidir, sonsuz hikmet sahibidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir vahiy olarak veya bir perde arkasından ya da bir elçi gönderip dileyeceği şeyleri kendi izniyle vahyetmesi dışında, Allah’ın bir beşerle konuşması olası değildir. O, hakîm aliyydir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, bir beşere doğrudan hitap etmez. Bu hitap, ya bir ilham, ya görünmeden seslenme, ya da bir elçi gönderip dilediğini bir aracı melekle iletme şeklinde olur. Allah, her şeye bilgi gücüyle egemendir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip elçiyle dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir. İnsanlar Allah’ın neyi nasıl yapıp yapmayacağına karışabilirler mi? Allah dilediğini dilediği şekilde yapar? Kim karışabilir?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. [*] Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.
Genel kabüle göre ayet şöyle tercüme edilmektedir: “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Ya da bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder.” Ayette [mâ] ve [illâ] edatları kullanıldığından burada “vurgulu” bir anlam kastedilmiştir. Vurgulu bir ifade varsa metinde seçenekler değil, özel bir hakikatin gerçekleşme şekli üzerinde duruluyor demektir. Ayette yer alan [fe yûhıye] ifadesi daha önce geçen [vahyen] kelimesini açıklar durum arz etmektedir. Yani ayetteki mesaj şu şekilde anlaşılabilir: İlâhi kudret vahyederken bu olay manevi bir perde arkasından gerçekleşerek vahiy elçi meleğe ulaştırılmakta, o da ilahi bildirimleri muhataplarına iletmiş olmaktadır. Bağlaçlara “yani” yerine “veya” anlamı verilen geleneksel kabule göre farklılık arz eden yaklaşımımızın gözardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Yüce Allah her konuda olduğu gibi bu konuda da gerçeği bilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın bir beşerle vahiy yoluyla veya perde arkasından yahut bir elçi göndererek izniyle ona dilediğini vahyetmesi¹ dışında konuşması asla mümkün değildir. O çok yücedir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
1 Vahiy üç çeşittir: a- Doğrudan doğruya vahiy. (Bu vahiy, Peygamberlere ve Hz. Mûsa’nın annesinde olduğu gibi diğer insanlara da yakaza halinde veya rüyada gelebilir. Bu tür vahiy gıyaben ve vasıtasızdır. Peygamberler dışında bu tür vahiyle muhatap olanlar Allah’ın sevdiği kulları olabilir ama asla ve asla peygamber olamazlar.) b- Perde arkasından gelen vahiy. (Hz. Mûsa’ya doğrudan işittirmek şeklinde, Peygamberimize de bazen çan sesi şeklinde geldiği gibi.) c- Melek vasıtası ile gelen vahiy. (Peygamberlere gelen vahiyler genellikle bu şekilde olur ve vahiy meleği de genellikle Cebrail’dir. Cebrail bazen insan veya başka şekillerde de gelebilir.) Peygamberlerden başkalarına gelen vahye genellikle “ilham” denilir ve bu ilhamlar başkaları için de kendileri için de asla “ilim sebebi ve din” olamaz. Bu sebeptendir ki, Kur’an’da kendilerine vahiy gelen Hz. Meryem ve Musa (a.s)’ın annesinden peygamber olarak bahsedilmemiştir. Bu konu bazı tasavvuf ekolleri tarafından; “birilerine gaibten sesler gelmesi, murakabe halinde bir kısım ledünnî bilgilere ulaşması ve hâşâ Allah’la konuşmaları…” şekillerinde ustaca manevralarla istismar edildiğinden buna çok dikkat edilmelidir. Zira Allah, sevdiği veya yardıma muhtaç kullarına ilham ve ikramda bulunabilir. Bu Allah’ın bir lütfu ve ikramıdır. Ancak olayın sahnedeki sihirbaz yarışlarına, hokkabaz oyunlarına benzetilmesi ve ilham alma hususunda Peygamberlere gelen vahyin mahiyetinin kat kat aşılması, ğayb’den haberler vermeye başlanmasının söylenmesi, İslam’la alakası olmayan mistik Yunan ve Hind maskaralıklarıdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham ⁵² aracılığıyla yahut bir perde arkasından [seslenerek,] yahut [vahyedilmesini] dilediği şeyi kendi izniyle vahyeden ⁵³ bir elçi göndermek suretiyle konuşur: O, şüphesiz yücedir, hikmet Sahibidir.
52 Bu karşılık, apansızlık ve iç aydınlanma kavramlarını birleştiren vahy teriminin öncelikli anlamıdır (Râğıb): Kur’ânî kullanımda, bu terim, genellikle -her zaman olmasa bile- Allah’tan gelen “vahiy” ile eş anlamlı kullanılmıştır. Yukarıdaki pasaj, Hz. Peygamber’e emanet edilen ilahî mesajdan bahseden 48. ayetin ilk paragrafı ile bağlantılıdır.53 Karş 53:10.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah bir beşer ile ancak ya vahyederek, ya perde gerisinden ya da dilediğini O’nun izniyle vahyetmek üzere elçi (melek) göndererek konuşur, Zira O, yücelerden yücedir ve her şeyi yerli yerince yapandır. 2/97.99, 4/163-164
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiçbir beşerle Allah’ın (doğrudan) konuşması olacak şey değildir;[⁴³⁵⁹] ancak O ânî ve içe tesir eden ilâhî bir ilham yoluyla[⁴³⁶⁰] veya bir perde arkasından[⁴³⁶¹] ya da[⁴³⁶²] O’nun istediği şeyi yine O’nun izniyle bildirsin[⁴³⁶³] diye bir elçi göndermek sûretiyle konuşur:[⁴³⁶⁴] Çünkü O aşkın ve yücedir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
[4359] Veya mânın soru anlamıyla: “Ölümlü insanın nesi var da, Allah kendisine (doğrudan) konuşsun?” Fakat istisna varsa soru olmaması esastır. [4360] Âyetin konusu Allah-Peygamber ilişkisi değil, Allah-insan ilişkisidir. Zira âyette “hiçbir rasul” denilmiyor, “hiçbir beşer” deniliyor. Vahy, konuluşu itibarıyla “işaret dili, söz dışı bir yöntemle hızlı iletişim” anlamına gelir (19:11). İşaret, simge, sembolik dil, yalınkat ses, yazı vahyin araçlarındandır. Vahiy, kaçınılmaz olarak iki özelliğe sahip olmalıdır: süratlilik ve gizemli bir gizlilik. ‘Konuşma’nın bu türü uyku, uyanıklık ya da ikisinin ortasında aracısız kalbe ilka edilen saf ilâhî ilhamı ifade eder (Râğıb). Vahyin bu şekli Musa’nın annesine vahiy gibi ilham ile, arıya vahiy gibi fıtrata nakş ile de gerçekleşebilir. Vahiyde lafız-mana ilişkisi ve bunların mahiyetleri etrafında farklı görüşler ileri sürülmüştür (Bunların derli toplu bir özeti için bkz: İbn Âşûr). Mâna ve lafzı birbirinden ayrı düşünmek, ruhu cesetten ayrı düşünmek gibidir. Vahiy, mâna tohumunun kalp toprağına vasıtalı ya da vasıtasız ekilmesidir. Bu tohum orada lafız halinde yeşerir ve oradan da dile dökülür. Bu anlamda vahiy, başı gökte ayakları yerde ilâhî bir hitaptır. Ama her şeyden öte vahiy, kaynağı ve mahiyeti itibarıyla gaybî bir hakikat, hedefi itibarıyla aklî bir gerçekliktir. Kaynağını mâna, hedefini lafız temsil eder. Vahye dair ayrıntılı tahliller için bkz: 53:4, not 2; 99:5, not 6. [4361] Hz. Mûsa’ya Tur’da geldiği gibi. Bu, ses ve kulak aracılığıyla alınan vahiy olsa gerektir. [4362] Buradaki bağlacın tahyir değil tefsir olması durumunda, sonraki cümle bir öncekini açıklar. Bu durumda âyette Allah’ın insanla konuşması üç değil iki şıkla açıklanmış olur. [4363] Birinci maddedeki vahyden ayırmak için üçüncüye îhâ denilmiştir. [4364] Yani: Vahiy meleği Cebrail vasıtasıyla ilâhî vahyi iletmek suretiyle... Allah Rasûlü’ne bu üç sûrette de vahiy gelmiş olmalıdır. Allah’ın konuşmasıyla ilgili bkz: 2:253; 4:164; 7:143. Birincisi görüntü ve ses olmaksızın doğrudan kalbe ilham ve ilka yoluyla, ikincisi görüntüsüz olarak ses yoluyla (bunun Cebrail’in sesi olabileceğiyle ilgili bkz: 19:24; 27:8; 28:30), üçüncüsü görüntülü ve sesli bir bildirim şeklinde anlaşılabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah bir beşerle ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphe yok ki O, yücelerin yücesidir, hüküm ve sahibidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh bir insanla konuşmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut bir perde arkasından ya da (Allah’ın) izniyle dilediğini ona vahyedecek bir (melek) elçi gönderir. O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bir beşer için sahih değildir ki, Allah onunla mükâlemede bulunsun. Ancak vahy ile veya bir hicap arkasından (kelâm ile) veyahut bir elçi göndererek kendi izniyle dilediğini vahyettirmesi ile (olan mükâleme) müstesna. Şüphe yok ki O, pek yücedir, çok hikmet sahibidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah bir insana ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından hitab eder, yahut ona Kendi izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir. Çünkü O yüceler yücesidir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur; yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir. O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir beşere Allâh Te'âlâ ancak vahiy ile yeya bir hicâb arkasından veyâhud bir melek irsâliyle istediğini vahy itmek sûretiyle tekellüm buyurur. Allah Te'âlâ 'âlî ve hakîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, bir insanla ilham yoluyla[1], perde arkasından[2] veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz[3]. Yüce olan ve doğru kararlar veren O’dur.
[1] Bu Allah'ın her insana yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham etmesidir. (Bkz. Şems 91/8) [2] Musa (a.s.) 'a Tur dağı civarından ağaç arkasından Allah tealanın seslenmesi gibi (Bkz. Kasas 28/30) [3] "Allah gizli bilgilerini sizinle paylaşmaz. Onun için uygun gördüğü bir elçisini seçer. Siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer inanıp güvenir ve kendinizi korursanız büyük bir ödülü hak edersiniz." (Al-i İmran 3/179)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok yüce ve hakimdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'ın bir beşerle konuşması ancak vahiyle veya perde gerisinden olur; yahut ona bir elçi gönderir de, Onun izniyle, Onun dilediği şeyi elçi ona vahyeder. Şüphesiz ki O pek yücedir ve sonsuz hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadı hįç ādemiye kim söyleye aña Tañrı illā vaḥy-ıla yā perde ardından mūsā peyġamber gibi yā viribiye yalavaç pes vaḥy eyleye destūrı-y-ıla anı kim diler. bayıķ ol yücedür dürüst işlü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı bir ādemīye yoḳdur ki Tañrı Ta‘ālā özine söylemek, illā vaḥy‐ile, yāḥicāb ardından, yā bir resūl gönderür ki Cebrā’īldür, vaḥy eyler iẕni bile herne dilese. Ol Tañrı yücedür, ḥakīmdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Heç bir bəşər övladına Allahla danışmaq müyəssər olmaz, çünki bəşər övladı olan peyğəmbərlər maddi aləmdə, zaman və məkan daxilində olduqları halda, Allah qeyri-maddidir, zaman və məkan xaricindədir. Allahla onlar arasında minlərlə zülmət və nur pərdəsi vardır. Buna görə də Allahın peyğəmbərlərlə bir yerdə qarşı-qarşıya durub danışması qeyri-mümkündür). Allah bəşər övladı ilə (Musanın anası ilə olduğu kimi) ancaq vəhylə (ilham və rö’ya ilə), yaxud (Musa kimi) pərdə arxasından danışar (Allahın kəlamı eşidilər, amma Özü görünməz). Və ya bir elçi (mələk) göndərər ki, o da Allahın izni ilə (göndərildiyi kimsəyə) Onun istədiyini vəhy edər. Həqiqətən, O (hər şeydən) ucadır, hikmət sahibidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And it was not (vouchsafed) to any mortal that Allah should speak to him unless (it be) by revelation or from behind a veil, or (that) He sendeth a messenger to reveal what He will by His leave. Lo! He is Exalted, Wise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is not fitting(4597) for a man that Allah should speak to him except by inspiration,(4598) or from behind a veil,(4599) or by the sending of a Messenger(4600) to reveal, with Allah.s permission, what Allah wills: for He is Most High, Most Wise.
4597 This leads us on to the higher spiritual meaning of verses 49-50, as leading up to verses 51-53. Man is but a speck in Allah's creation. His growth and family relationships are not by any means comparable to Allah's creative acts, whose various stages are referred to in n. 120 to 2:117, n. 916 to 6:94, and n. 923 to 6:98. That being so in the mysteries of man's daily life, how much more profound is the contrast between man and Allah in the apprehension of the higher spiritual problems concerned with Revelation? How can man be fit to speak to Allah? He is not fit. But there are three ways in which Allah, in His infinite Mercy, communicates with man, as described in verses 51-53. 4598 Allah is Most High, Most Wise: man is, in spite of his high destiny, often the lowest of the low (95:5). Yet Allah, out of His infinite Mercy and Grace, has bestowed His Revelation on man. How does it come about? Three ways are mentioned: (1) Wahy, Inspiration: (2) from behind a veil; and (3) by the sending of a Messenger: see the notes following. Wahy, Inspiration, is interpreted to be of two kinds: (1) a suggestion thrown by Allah into the heart or mind of man, by which man understands the substance of the Message, whether it is a command or prohibition, or an explanation of a great truth; and (2) verbal or literal inspiration, by which the actual words of Allah are conveyed in human language. (R). 4599 Behind a veil: not of course a material veil, but the mystic veil of Light. (R). Sahih Muslim relates a tradition that the Prophet said: "His veil is Light: were He to withdraw it, then would the august splendors of His countenance surely consume everything that comes within His Sight." (R). 4600 Messenger: Rasul the angel Gabriel, through whom the revelations were given to the Prophet. These spiritual visions, conveying the message of Revelation, are the basis of the Qur'an.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا كَانَ
ve olmadı
لِبَشَرٍ
bir insan için
اَنْ يُكَلِّمَهُ
kendisiyle konuşması
اللّٰهُ
Allah'
ın
اِلَّا
an- cak
وَحْياً
bir va- hiy ile
اَوْ
veya
مِنْ وَرَٓائِ۬
arkasından
حِجَابٍ
bir perde
اَوْ
yahut
يُرْسِلَ
gönder- mesiyle
رَسُولاً
bir resul
فَيُوحِيَ
ve vahyetmesi
بِـاِذْنِه۪
izniyle
مَا
o şe- yi ki
يَشَٓاءُۜ
diler
اِنَّهُ
muhak- kak O
عَلِيٌّ
Âliyy'dir
حَك۪يمٌ
Hakîm'dir
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir resul (elçi) gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Muhakkak ki O, Âliyy'dir, Hakîm'dir (anlaşılamayacak kadar yüceliğe, hikmete ve hayra sahip olandır).
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
كَلَّمَ
Fiil-II
ك ل م
Konuştu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
وَحْىٌ
İsim
و ح ي
Vahiy
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَرَاء
İsim
و ر ي
Arka, ardı, arkasında, gerisinde, ötesinde
حِجَاب
İsim
ح ج ب
Perde
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلِيّ
İsim
ع ل و
Âliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar yüceliğe sahip olan demektir), çok yüce
حَكِيم
İsim
ح ك م
Hakîm (Allah'ın esması, ismidir. Her işinde hikmet ve hayr olan demektir), hikmet dolu, hikmetli