close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlike-lleżî yubeşşiru(A)llâhu ‘ibâdehu-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihât(i)(k) kul lâ es-elukum ‘aleyhi ecran illâ-lmeveddete fî-lkurbâ(k) vemen yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ(en)(c) inna(A)llâhe ġafûrun şekûr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu, Allah'ın, inanan ve iyi işlerde bulunan kullarını müjdelemesidir işte. De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma sevgidir ve kim güzel ve iyi bir iş yaparsa onun güzelim mükafatını arttırırız; şüphe yokki Allah, suçları örter, iyiliğe, mükafatla karşılık verir.
Yakınlardan maksat, Hasen, Cübâi ve Ebu-Müslim'e göre insanı Tanrıya yaklaştıran iyilikler ve ibadetlerdir. İbn-i Abbas, bu âyeti tefsir ederken Kureyş'in hiçbir boyu yoktur ki Hz. Peygambere yakınlığı olmasın demiş, bu sûretle yakınlardan bilhassa Kureyş'in kastedildiğini söylemiştir (al-Tecrid, 2, 116). Katâde ve Mücâhid'le bir topluluk da bu anlayıştadır. Aliyy-ibn-il Huseyn, Said-ibn-i Cübeyr, Amr-ibn-i Şuayb ve bir topluluksa Hz. Peygambere yakın olanların yani Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasen ve Hz. Huseyn'in kastedildiğini söylemişlerdir. İmam Muhammed-ül-Bâkır'la oğlu İmam Câ'fer-üs-Sâdık (a.s)'tan da böyle rivâyet edilmiştir. Said-ib-i Cübeyr, İbn-i Abbas'tan, bu âyet inince, sevmemiz emredilen kimlerdir diye sorduklarını, Hz. Peygamberin de Ali, Fâtıma ve onların evlâdı diye cevap verdiğini rivâyet etmiştir. Bu son anlayışı belirten daha birçok hadisler vardır (Mecma, 2, 388-389). Bu anlayışa göre âyetteki güzel ve iyi iş de Ehl-i Beyt'i sevmektir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan (her işini Hakka, hayra ve halka uygun yapan) kullarına böyle müjde vermektedir. (Ey Nebim!) De ki: "Ben buna (İslam’a çağrıma) karşılık, yakın akrabalıktaki sevgi ve destek (Ehl-i Beyt’ime ve manevi varislerime muhabbet ve meveddet) dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim (çalışıp çabalayarak) bir iyilik ve güzellik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği ve güzelliği arttırırız. Gerçekten Allah Bağışlayandır, şükredene karşılığını fazlasıyla verendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah, o cenneti, iman edip, doğru ve yararlı işler yapan kullarına bir müjde olarak vermektedir. De ki ey Muhammed: “Ben sizden, peygamberlik görevime karşılık bir ücret istemiyorum. İstediğim ancak akrabalık sevgisidir. Kim güzel bir iş yaparsa, biz onun bu husustaki sevabını kat kat artırırız. Şüphesiz ki Allah, suçları bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte Allah, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen kullarını bununla müjdeliyor. “Ben tebliğ görevime karşılık, sizden bir ücret istemiyorum. Yalnızca aramızdaki yakın ilişkilere saygıyla riayeti, sevgiyle itaat ederek Allah'a yaklaşmanızı, beni, yakınlarımı, ashabımı, benim yolumdan gidenleri, İslâm'ın hizmetkârlarını, sizlerin, müminlerin birbirinizi sevmenizi, desteklemenizi istiyorum.” de. Kim bir iyilik yaparsa, onun sevabını, kendisine artırarak veririz. Allah samimi kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır. Şükrün kıymetini bilir, bol bol verir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/40.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte bu Allah'ın, iman edip salih ameller işleyen kullarını müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna karşılık sizden yakınlıktan dolayı olan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa biz onun ondaki iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını bolca verendir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: 'Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiç bir ücret istemiyorum.' Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte bu sevabdır ki, Allah iman edib salih ameller işliyen kullarını (onunla) müjdeliyor. (Ey Rasûlüm, tebliğde bulunmakta olduğun kimselere) de ki: “- Ben, (bu tebliğimden dolayı) sizden Allah'a ibadet ve yakınlıkta, sevgiden başka bir mükâfat istemiyorum.” Kim iyi bir amel kazanırsa, biz onun bu iyiliğinin sevabını artırırız. Muhakkak ki Allah Gafûr'dur= çok bağışlayandır, Şekûr'dur= az amele çok sevab verendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte Allah’ın, iman edip de yararlı işler yapan kullarına verdiği müjde budur. De ki. “Ben, akrabalara olan sevgiden başka, bu görevime karşı sizden bir ücret istiyor değilim. Artık kim bir iyilik işlerse, onun sebebiyle iyiliğini arttırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve çok iyi karşılık verendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın, inanıp yararlı işler yapan kullarına müjdesi budur. De ki: “Ben, buna karşılık sizden bir karşılık istemiyorum; ancak, Allah'a yaklaştıran sevgiyi istiyorum.” Kim bir iyilik yaparsa onun iyiliğini arttırırız. Şüphesiz Allah affedendir; iyiliğe karşılık verendir.[521]
[521] Tebliğin karşılığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 215-218.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnanarak, yararlı iş gören kullarını işte Allah böylecene müjdeler, diyesin ki: «Hısımlar arasında, ancak sevgi isterim, kim bir iyilik ederse, iyiliğin artırırız», Allah bağışlayıcı, Allah iyiliğe karşılık verir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte bu, Allah'ın, inandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapan kullarına müjdelediği şeydir. (Ey Resul!) de ki: “Ben bu tebliğ hizmetinden ötürü, sizden Allah'a yaklaştıran sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Bkz. 6/90, 23/72, 25/57, 34/47, 36/21, 38/86  
Cemil Said
swap_vert close
İşte Allâh îmân idüb a’mâl-i sâlihada bulunanlara bunları tebşîr idiyor. Ânlara di ki: "Size olan teblîgâtım içün ücret olarak yalnız Kur’ân’a muhabbetinizi istiyorum" A’mâl-i hasenede bulunanların hasenâtını tezyîd ideceğiz. Allâh gafûr ve hasenâta karşu şekûrdür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte bu, Allah’ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın, iman edip dünya ve âhirete faydalı işler yapan kullarına verdiği müjde işte bu! De ki: “Sizden akrabalık sevgisinden başka bir karşılık istemiyorum.” Kim çaba harcayıp bir iyiliği gerçekleştirirse bu konuda ona daha büyük güzellikler bahşederiz. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır ve iyiliği asla karşılıksız bırakmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte Allah'ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.  
 Âyette geçen akrabalık sevgisi «Sizden akrabamı sevmenizi istiyorum» veya «Akrabanız olarak beni sevip desteklemenizi istiyorum» şeklinde açıklanmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH, inanıp erdemli davranan kullarını böyle müjdeler. De ki "Ben sizden, akrabalık sevgisi dışında herhangi bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik işlerse onun iyilğini arttırırız. ALLAH Bağışlayandır, takdir edendir.
Herkesin kendi akrabalarını gözetmesini öğütleyen bu ayeti çarpıtıp, Muhammed peygamberin akrabalarına özgü kılanlar; ehl-i beyt, seyyidler ve şerifler diye Hindu Brahmanlar gibi imtiyazlı bir asalak sınıf oluşturmuşlardır. Bak 33:33  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte Allah iman edip salih amel işleyen kullarını bununla müjdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalıkta sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte bu müjdedir ki Allah iyman edip iyi iyi işler yapan kullarına tebşir buyuruyor, de ki buna karşı sizden yakınlıkta sevgiden başka bir ecir istemem ve her kim çalışır bir güzellik kazanırsa ona onda daha ziyade bir güzellik veririz, çünkü Allah gafurdur şekûrdur
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte bu, Allah’ın, îmân edip sâlih ameller işleyen kullarını müjdelediği şeydir. (Habibim! Kureyş içerisindeki müşriklere) de ki: “Ben buna (yaptığım tebliğe) karşılık sizden, akrabalık sevgisinden başka bir karşılık beklemiyorum. (Size akrabalık sevgisini ve haklarını hatırlatırım. Hiç olmazsa akrabanız olduğum için, yapmış olduğum tebliğe engel olmayın da bana eziyet etmeyin!)” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, kendi rızası için yapılan az bir taate, âhirette çok büyük mükâfatlar/dereceler verendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte bu, Allah'ın, iman edip salihâtı yapan kullarına müjdelediği şeydir. De ki: “Ben bu çağrıya karşılık “yakınlıkta sevgiden”¹ başka sizden bir ücret istemiyorum. Her kim bir iyilik yaparsa, onun için iyilikleri artırırız. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Şükreden'dir.²
1- Allah'a giden yolda yakınlık kurmanızdan, birbirinizi sevmenizden. 2- Yapılan Şeyin Karşılığını Veren'dir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte bu, Allahın — îman edib de iyi iyi amel (ve hareketlerde bulunan — kullarına müjdelemekde olduğu (seâdet) dir. (Habîbim) de ki: «Ben bu (teblîğıma) karşı akrıbalıkda sevgiden başka hiçbir mükâfat istemiyorum». Kim bir güzellik kazanırsa biz onun bu hususdaki güzelliğini artırırız. Çünkü Allah çok yarlığayıcıdır. (Güzel amellere karşı güzel sevab ve) mükâfat ile mukaabele edicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte Allah'ın, îmân edip sâlih ameller işleyen kullarına müjdelediği (mükâfât), budur!(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “(Ben) sizden buna (size olan teblîğ vazîfeme) karşı, akrabâlıkta (âl-i beytime) muhabbetten başka bir ecir istemiyorum!”(1) Kim bir iyilik yaparsa, kendisine onda bir iyilik artırırız. Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Şekûr(iyiliklere çok mükâfât veren)dir.
(1)“ * اِلَّا الْمَوَدَّةِ فِي الْقُرْبٰي [Akrabâlıkta (âl-i beytime) muhabbetten başka] (meâlindeki) âyetinin bir kavle göre ma‘nâsı: ‘Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vazîfe-i risâletin icrâsına (peygamberlik vazîfesine) mukābil (karşılık) ücret istemez, yalnız âl-i beyte (kendi pâk neslinden gelen zâtlara) meveddeti yani muhabbeti ister.’ Eğer denilse; bu ma‘nâya göre karâbet-i nesliye (nesil i‘tibârıyla yakınlık) cihetinden gelen bir fâide gözetilmiş görünüyor? Hâlbuki: اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَاللّٰهِ اَتْقٰيكُمْ [Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır] sırrına binâen, karâbet-i nesliye değil, belki kurbiyet-i İlâhiye (Allah’a yakınlık) noktasında vazîfe-i risâlet cereyân ediyor? El-cevab: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ (gizlilikleri gören) nazarıyla görmüş ki; âl-i beyti, Âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nûrâniye (nûrlu bir ağaç) hükmüne geçecek ve Âlem-i İslâm’ın bütün tabakātında kemâlât-ı insâniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazîfesini görecek zâtlar, ekseriyet-i mutlaka ile âl-i beytten çıkacak. (...) Nasıl ki millet-i İbrâhîmiyede ekseriyet-i mutlaka ile nûrânî rehberler Hazret-i İbrâhîm (as)’ın âlinden (âilesinden) ve neslinden olan enbiyâ(peygamberler) olduğu gibi; ümmet-i Muhammediyede de (asm) vezâif-i azîme-i İslâmiyet’te (İslâmiyetin çok büyük vazîfelerinde) ve ekser turuk ve mesâlikinde (tarîkat ve yollarda) Enbiyâ-i Benî İsrâil (İsrâiloğulları peygamberleri) gibi, aktâb-ı âl-i beyt-i Muhammediyeyi (asm) (Peygamberimizin neslinden gelen kutubları)görmüş. Onun için: قُلْ لَٓا اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَ De ki: ‘(Ben) sizden buna (size olan teblîğ vazîfeme) karşı, akrabâlıkta (âl-i beytime) muhabbetten başka bir ecir istemiyorum!’] demesiyle emrolunarak, âl-i beytine karşı ümmetin meveddetini (muhabbetini) istemiş.” (Lem‘alar, 4. Lem‘a, 17)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte Allah, iman edip salih (iyi, güzel ve yararlı) işler yapmış olan (erdemli) kullarına böyle müjde vermektedir. (Resulüm!) De ki: ‘’Ben bunun (bu yaptığım tebliğ) için sizden bir karşılık (makam, mavki) istemiyorum. Ancak (iman ve salih amellerle Allah’a) yakınlaşmayı arzu ediyorum.’’ Ve (ey insanlar, bilin ki) kim bir iyilik yaparsa biz onun ondaki iyiliğini artırırız. Şüphesiz (zatım olan) Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını bolca verendir. *
(* ) Yakınlardan maksat, Hasen, Cebâi ve Ebu-Müslim’e göre insanı Allah’a yaklaştıran iyilikler ve ibadetlerdir. Kimisine göre de akrabalık bağıdır. Yani sizden herkesin kendi akrabalarını gözetmesini istiyorum. Ayrıca Yüce Allah’ın dinini yaymak ve insanlara ulaştırmak için yapılan tebliğ faaliyetlerinin karşılığında ücret alınmaması gerektiği anlaşılmaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın, iman edip doğru ve yararlı işler yapan kullarına verdiği müjdeler böyledir. Onlara deki “Bu size verdiğim öğütlerden dolayı sizden bir ücret istemiyorum, ancak yakın akrabayı sevmenizi istiyorum.” Kim güzel bir şey yapıp kazanırsa bizde onun yeryüzünde iyiliğini artırırız. Allah bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Allah’ın inanıp da iyilik işliyen kullarına müjdelediği karşılık budur. De ki: «Ben sizden hiçbir karşılık beklemiyorum. İstediğim, yalnız yakınlarınıza karşı sevgidir.» Herkim güzel bir iş işlerse Biz de onun güzelliğini artırırız. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, şükrü karşılayıcıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlar, Allah/ın, iman getirip iyi amel işleyen kullarına müjdelediği mükâfatlardır. De ki risaletimin tebliği hususunda akrabamı sevmenizden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum l. Her kim iyilik kazanmışsa onun mükâfatını artırırız, Allah yarlıgar, şükreder [²].
[1] «Mal için peygamberliğe kalkıştın demesinler» diye böyle varit olmuştur. Nitekim her bir peygamber böyle demiştir. Diğer peygamberler ücretlerini Allah'tan istedikleri halde peygamberimiz ücret yerine akrabasının sevilmesini istedi, yahut onların akrabası olduğundan dolayı kendisinin sevilmesini istedi. Yani size yabancılardan ziyade bana ita'at etmek düşer. Şâyet ita'at etmeyecek iseniz bana eza ve cefa etmeyin, akrabalık hakkını gözetin. Veya muhabbetinizi Allah'a, yakınlığa hasretmenizi isterim, bu yolda istemeler hakikat halde ücret değildir. Yahut ben sizden ücret istemem, ancak size akrabamı sevmenizi veya beni sevmenizi veya Allah'a tekarrübü sevmenizi size beyan ediyorum.[2] Yani iyilik edenlerin mükâfatını artırır veya az bir ameli kabul eder.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte bu; Allah’ın, inanıp iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapan kullarına müjdelediği şeydir. (Ey Peygamber!) De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Sizden sadece (Allah’a) yakınlaşma hususunda güçlü bir sevgi ve çaba [mevedde] istiyorum.” Kim zorluk çekerek [yakterif]¹⁵ bir güzelliği ortaya çıkarırsa onun güzelliğini daha da artırırız. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Şekûr’dur.¹⁶
15 Çok zorlanarak hatta bedel ödeme de dâhil güzel işi yapmak demektir. Zira “ikterefe” fiili “ağacın kabuğunu soymak” demek olup semantik olarak hem zorlanmayı hem de kapalı bir şeyi ortaya çıkarmayı ifade eder. 16 Eş-Şekûr: İyiliklerin mükâfatını fazlasıyla verendir. Şükredenlerin şükürlerini kabul edendir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte Allah, iman edip de salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: “Ben, buna (peygamberliğe) karşılık yakınlıkta (Ehl-i Beyt'ime duyulan) sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği (sevabı) arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.
(Keşşaf-i Zemahşeri, Zehair’ul Ukba, Fusul’ul Mühimme, İhya’ul Meyyit, Sevaik’ul Muhrika vb. Ehl-i Sünnet kaynaklarında ayette geçen “yakınlık” ifadesinden maksadın Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olduğu hakkında birçok rivayet yer almıştır. Örneğin H. 5. asrın meşhur müfessirlerinden olan Hâkim Heskani, Şevahid’ut Tenzil adlı kitabında Said b. Cübeyr’den, o da İbn-i Abbas’tan şöyle nakletmektedir: “Bu ayet nazil olunca ashap şöyle sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın bizlere sevmeyi emrettiği bu kimseler kimlerdir?” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ali, Fatıma ve çocuklarıdır.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın iman edip güzel davranışlar gösteren kullarına müjdelediği şey işte budur. O hâlde, ey Müslüman! Hak dini insanlığa tebliğ ederekde ki: “Bakın, ben bu tebliğ ve öğütler karşılığında, sizden herhangi bir mükâfât bekliyor değilim, çünkü benim mükâfâtımı verecek olan yalnızca Allah’tır; ancak komşu, akraba ve yakınlara saygı ve sevgi gösterip insanlar arasında dostluk ve kardeşlik ilişkilerini geliştirmenizi elbette isterim!” Unutmayın ki, kim bir iyilik yaparsa, onun iyiliğini kat kat artırırız. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, her iyiliğin karşılığını verendir.Bütün bu açıklamalardan sonra, Kur’an’a inanmamak için hâlâ kayda değer bir şüphe, bir itiraz öne sürülebilir mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte Allah bunu, iman etmiş ve Salih Ameller’i işlemiş (İyi İşler’i yapmış) kullarına müjdeliyor. De ki: “Buna karşı sizden, Yakın (Akraba)lar arasında Karşılıklı Sevgi’den başka bir ücret / ödül istemem”. Kim bir iyilik-güzellik kazanırsa, bunda ona iyilikleri / güzellikleri artırırız. Allah, şekûr gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zaten bunlar, inanıp yararlı etkinliklerde bulunan kullarına Allah’ın müjde edegeldiği güzelliklerdi. Resulüm de ki: " Ben, bu yaptığım işten dolayı sizden bir ücret istemiyorum. İstediğim tek şey, sımsıcak bir yakınlık. " Biz, işini güzel yapanı güzelliklere boğarız. Çünkü engin hoşgörü sahibi olan Allah, teşekküre teşekkürle karşılık vermeye bayılır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte bu; inanıp güzel işler yapanlara Allah’ın müjdelediği şeydir. De ki: "Ben yaptığım elçiliğe karşılık olarak akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Yasalarına uyarak güzel işler yapanlara karşılığını hemen verendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği ödül budur. De ki: “Ben buna karşılık (Allah’a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum.” [*] Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir.
Bu ayette özellikle “yakınlıkta sevgi” ifadesi ile kastedilenin ehl-i beyt sevgisi olduğu iddia edilse de bu doğru olamaz; çünkü davet kime ise yakınlık isteği de ona olmalıdır ki kastedilen Yüce Allah’tır. Ayrıca Yüce Allah’ın dinini yaymak ve insanlara ulaştırmak için yapılan tebliğ faaliyetlerinin karşılığında ücret alınmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Ecir beklenen işten ücret alınmamalı, ücreti alınan şeyin ecri beklenmemelidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:90; Yûnus 10:72; Hûd 11:29, 51; Yûsuf 12:104; Furkân 25:57; Şu‘arâ 26:109, 127, 145, 164, 180; Sebe’ 34:47; Yâsîn 36:21; Sâd 38:86; Tûr 52:40; Kalem 68:46.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte Allah’ın, (kendisinin istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayan kullarına müjdelediği nîmet budur. (Ey Muhammed!): “Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden¹ başka bir karşılık beklemiyorum” de. Kim bir iyilik işlerse Biz, onun güzelliğini arttırırız. Şüphesiz Allah hem çok bağışlayandır hem de şükrün karşılığını hemen verendir.
1 Bu ifâdeyi üç şekilde anlamak mümkündür: a- Aramızdaki akrabalık hukukuna riâyet edin de söylediklerimi dinleyin, düşmanlık etmeyin. b- Benim akrabalarımı sevin. (Bazıları bunu, “Ali ve Fatıma evlâdını sevin” şeklinde de anlamışlardır.) c- Güzel amellerle Allaha yaklaşmayı sevin. Buradaki (الْقُرْبٰى) nesep yakınlığı değil, kurbet, yani Allah’a yakınlık manasınadır. Ve bu mana hem daha geneldir hem de bu anlam âyetin üstüne ve altına göre daha uygundur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah onu iman edip doğru ve yararlı işler yapan kullarına bir müjde olarak vermektedir. De ki, [ey Muhammed]: “Bu [mesaj] karşılığında sizden yol arkadaşlarınızı sevmenizden ²⁹ başka bir şey beklemiyorum”. Kim güzel bir iş yap[ma erdemine ulaşır]sa ona daha büyük güzellikler bağışlarız: ve gerçek şu ki Allah, çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verendir.
29 Lafzen, “yakın olanları (kurbâ) sevmekten”. Bazı müfessirler bunu “bana yakın olanlar,” yani Muhammed (s)’in akrabaları şeklinde anlarlar; oysa böyle “kişisel” bir talebin, “sizden hiçbir şey istemiyorum” şeklindeki önceki beyan ile çeliştiği açıktır; ayrıca, kurbâ terimi ile ilgili olarak hiçbir mülkiyet zamirinin bilerek kullanılmaması bunun herhangi bir kişisel ilişki ile sınırlı olmadığını, tersine bütün insanlık için geçerli olan ortak bir ilişkiye işaret ettiğini göstermektedir: yani, kardeşlik/dostluk ilişkisine -bir başkasının maddî ve manevî iyiliğini düşünmeyi öngören temel ahlakî varsayıma işaret eden bir ilişki.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bu, Allah’ın, iman edip iyi ve güzel işler yapan kullarına verdiği müjdedir. De ki: – Ben bu tebliğ vazifesine karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, sadece Allah’a yakınlaşma konusunda bir sevgi ve anlayış istiyorum. Kim bir iyilik gerçekleştirirse biz de ona iyiliği artırırız. Gerçekten de Allah, bağışı bol ve şükredenlere karşılığını kat be kat verendir. 10/7, 25/56-57, 6/160
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte bu, Allah’ın iman eden ve o imana uygun eylem üreten kullarına verdiği müjdedir. De ki (ey Rasul): “Bu davete karşılık sizden bir ücret istemiyorum; sadece (Allah’a) yakınlık hususunda tam bir ilgi ve sevgi (uyandırmak) istiyorum!”[⁴³³²] Her kim bir güzelliği bedel ödeyerek gerçekleştirirse,[⁴³³³] Biz ona, o güzelliğe ilaveten, daha ziyade bir güzellik bahşederiz: şüphesiz Allah emsalsiz bir bağışlayıcıdır, iyiliği karşılıksız bırakmayan tek otoritedir.[⁴³³⁴]
[4332] Veya: “(Allah’a) yakın olmayı sevip arzuluyorum”. Veyahut da müşriklere hitaben: “tüm isteğim, yakın akrabalık bağlarının gözetilmesidir”. İbn Abbas bu alternatif mânayı tercih etmiştir (İbn Âşûr). İbare, mü’minlere hitaben “yakın akrabalarımı gözetin” şeklinde de anlaşılmıştır (Taberî). Âyetteki el-kurbâ, bazı Sünni müfessirin ve Şia’nın ekseriyeti tarafından “Ehl-i Beyt” olarak yorumlanmıştır. Sûre Mekkî’dir. Âyetin bulunduğu pasajın ilk muhatapları Mekkelilerdir. Âyet içi muhatap mü’minler gibi görünmektedir. Her iki hitap çevresi için de, Allah Rasûlü’nün davetine karşılık mücerret olarak akrabalarının gözetilmesini istemesi, cümlenin ilk yarısı olan “sizden bir bedel istemiyorum” ifadesiyle çelişir. Tercihimiz Hasan el-Basrî’nin ibareye getirdiği açılıma dayanır (Âlûsî). [4333] İkterafe: “Sahibini zora koşan suç, günah” gibi olumsuz anlamıyla sık kullanılsa da (Krş: 6:113) kelime “zor elde etme, ağır bedel ödeten gelir” gibi nötr bir mânaya sahiptir. Aslen ağaç kabuğu soymaya denir. Türkçe’de de zor işler için “Kabuğumu kavlattı” denilir. [4334] Şekûr kalıbına verdiğimiz bu anlam için bkz: 64:17, not 22. Ğafûr da aynı kalıptandır ve bu kalıp fiil üzerinde otorite ve güç sahibi olmayı ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte Allah’ın, iman edip sâlih ameller işleyen kullarına müjdelediği en büyük lütuf budur. (Ey Muhammed) De ki: "(Ey iman edenler) Ben buna -verdiğim bu müjdeye- karşı sizden akrabalık sevgisinden (“mümin müminin kardeşidir" düsturuna riayet ederek birbirinizi sevmenizden ve birbirinizi sâlih amel yapmaya teşvik ederek, Rabbinizin o en büyük lütfuna ermenizden) başka bir şey istemiyorum. (*) (Ey iman eden kullarım) Kim bir iyilik işlerse, onun sevabını fazlasıyle veririz, şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını fazlasıyle verendir.
(*) Nitekim Furkan suresinin 57. ayetinde: "Ey Muhammed, de ki: Ben buna karşı sizden bir ücret değil, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum" buyurulmuştur.  
Osman Fırat
swap_vert close
İşte bu, Allah’ın, iman edip salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, (bana ) yakın olmaktan doğan sevgiden başka bir şey istemiyorum." Kim güzel bir işten kazanırsa, onun kazancını artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte bu, o (haber)dir ki, Allah imân eden ve sâlih sâlih amellerde bulunan kullarına tebşir eder. De ki: «Ben bunun üzerine sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.» Ve kim bir güzellik kazanırsa onun için onda bir güzelik arttırırız. Şüphe yok ki Allah gafûrdur. şekûrdur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte bu, Allah'ın iman edip makbul ve güzel işler yapan kullarına verdiği mutluluk müjdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden akrabalık sevgisinden başka beklediğim hiçbir karşılık yoktur. İşte kim böyle bir sevgi olsun, başka iyi işler olsun gerçekleştirirse, Biz de onun o iyiliğinin sevap ve mükâfatını kat kat artırırız. Çünkü Allah gafurdur, şekûrdur (çok affedicidir, kullarının az işlerini fazlasıyla ödüllendirir). [4, 40]
Buradaki akrabalık sevgisi şu şekillerde olabilir: 1.Hz. Peygambere (a.s.) şöyle demesi emrediliyor: “Sizden hiçbir ücret istemiyorum, sadece size olan akrabalığım sebebiyle, bu yakınlığın hukukunu gözetmenizi, bundan ötürü, bana bir sevgi göstermenizi temenni ediyorum.” 2.“Sizden sadece benim en yakın akrabalarıma (Ali, Fâtıma ve evlatlarına) sevgi beslemenizi istiyorum.” 3.Allah’a güzel davranışlarla yaklaşmayı arzu etmenizi istiyorum.” Bu son mâna hem daha genel, hem de âyetin öncesine ve sonrasına daha uygundur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın, inanan ve iyi işler yapan kullarını müjdelediği (büyük lutuf). De ki: "Ben bunu karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak (Allah'a) yaklaşmayı arzu ediyorum." Kim bir iyilik yaparsa onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah bağışlayan, (iyiliğe) karşılık verendir.
Âyetteki ÅäÇñî ÇäÂèîÏñîÉî áğé ÇäòâïÑòÈîé ya şu mânâlar da verilir: "Sizden yalnız akrabâmı sevmenizi istiyorum"; "Sizden yalnız Allah'a yaklaşmayı sevmenizi istiyorum"  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ'nın îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyen kullarına tebşîr iylediği budur. (Yâ Muahammed) Kavmine di ki: "Size teblîğ-i risâletim ve mağfiret-i mevlâyı tebşîrim içün ücret istemem. İstediğim şey ancak karâbete ri'âyet ve meveddetdir." Buna ri'âyetle bir sevâb kazanana biz, sevâblarını artırırız. Allâh Te'âlâ mağfiret idici ve şükre mukâbele iyleyicidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’ın inanıp güvenen ve iyi işler yapan kullarını sevindireceği şey işte budur. De ki “Sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim beklediğim şey, Allah’a daha çok yaklaştıracak şeylere ilgi duymanızdır.” Kim güzel bir iş yaparsa ona güzellik ekleriz. Çünkü Allah çok bağışlar ve üzerine düşeni eksiksiz yapar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın, iman eden ve doğruları yapan kullarına müjdelediği işte budur. De ki:-Buna karşılık sizden, yakınlık arzu etmekten başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik kazanırsa, ona iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışı bol ve şükredenlere karşılığını verendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bu, iman eden ve güzel işler yapan kullarına Allah'ın müjdelediği şeydir. De ki: Tebliğime karşılık sizden yakınlık sevgisi(11) dışında birşey istemiyorum. Kim bir iyilik yaparsa, Biz onun güzelliğini daha da arttırırız.(12) Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır; iyilikleri ise fazlasıyla ödüllendirir.
(11) Bu deyim birkaç şekilde yorumlanmıştır: (1) Akrabaya sevgi. (2) İbni Abbas’tan rivayet edilen bir yoruma göre, Allah’a ve güzel davranışlarla Onun yakınlığına sevgi beslemek. (Müstedrek, 2:481, no. 3659.) (3) Hz. Peygamberin Ehl-i Beytini sevmek. (4) Yine İbni Abbas’ın yorumuna göre, Peygamberimizle akrabalıkları yönünden, Kureyşlilere hitaben: “Aramızdaki akrabalığın hakkını verin.” (Buhârî, Tefsir 42:1; Tirmizî, Tefsir 42:1.)(12) Hem iyiliğine kat kat sevap veririz, hem de bundan daha güzel işler yapmaya onu muvaffak ederiz.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol oldur kim muştılar Tañrı ķullarına anlar kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler. eyit “dilemezin size anuñ üzere kiri lįkin dostlıķ dilerin ħıśımlıķ içinde.” daħı her kim kesb eyler ise eyü iş arturavuz anuñ-içün ol eyü iş içinde görklüdür. bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur müzd viricidür şükre
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Oldur Tañrı Ta‘ālā ḳullarına muştılaġan. Anlar kim īmān getürdiler ve‘amel‐i ṣāliḥ işlediler. Eyit yā Muḥammed: Ben sizden anuñ üstine ücret iz‐demezin. Lākin muḥabbet ḳarābetdedür. Daḫı kim ki yaḫşılıḳ ḳazansa anuñyaḫşılıġın arturur‐biz. Tañrı Ta‘ālā günāhlar baġışlayıcıdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah iman gətirib yaxşı əməllər edən bəndələrinə bununla müjdə verir. (Ya Peyğəmbər!) De: “Mən sizdən bunun (risaləti təbliğ etməyimin) müqabilində qohumluq məhəbbətindən (əhli-beytə sevgidən) başqa bir şey istəmirəm. Kim bir yaxşı iş görərsə, onun yaxşılığının savabının (mükafatını) artırarıq!” Həqiqətən, Allah bağışlayandır, qədirbiləndir! (Şükrün və itaətin, gözəl əməllərin əvəzini verəndir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
This it is which Allah announceth unto His bondmen who believe and do good works. Say (O Muhammad, unto mankind): I ask of you no fee therefor, save loving kindness among kinsfolk. And whoso scoreth a good deed we add unto its good for him. Lo! Allah is Forgiving, Responsive.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That is (the Bounty) whereof(4559) Allah gives Glad Tidings to His Servants who believe and do righteous deeds. Say: "No reward do I ask of you for this except the love of those near of kin."(4560) And if any one earns any good, We shall give him an increase of good in respect thereof: for Allah is Oft-Forgiving, Most Ready(4561) to appreciate (service).
4559 Heaven may be pictured to our minds in various forms. This is one of the highest, and Allah announces it freely to the righteous. 4560 No sort of tangible reward does the man of God ask for proclaiming the Glad Tidings of Allah. But at least he has the right to ask that his kith and kin should not persecute him and put all sorts of obstacles in his way, as did the Quraysh against the Prophet. The love of kindred may be extended to mean the love of our common humanity, for all mankind are brothers descended from Adam. Everyone can understand the ordinary love of kindred. (R). 4561 Cf. 35:29-30, and notes 3915 (for increase) and 3917 (for Allah's appreciation of service).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكَ
işte bu
الَّذ۪ي
o şey ki
يُبَشِّرُ
müjdeler
اللّٰهُ
Allah
عِبَادَهُ
kullarına
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَعَمِلُوا
ve işlediler
الصَّالِحَاتِۜ
sâlih ameller
قُلْ
de ki
لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ
sizden istemiyorum
عَلَيْهِ
ona karşı
اَجْراً
bir ücret
اِلَّا
an- cak
الْمَوَدَّةَ
muhabet
فِي الْقُرْبٰىۜ
yaklaşmakta
وَمَنْ
ve kim
يَقْتَرِفْ
kazanırsa
حَسَنَةً
bir güzellik
نَزِدْ
artı- rırız
لَهُ
ona
ف۪يهَا
onda
حُسْناًۜ
bir güzellik
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
شَكُورٌ
Şekûr'dur
İşte bu, iman edip sâlih ameller işleyen kullarına Allah'ın müjdelediği (nimet)tir. (Resulüm!) De ki: "Ben buna (Allah'ın âyetlerini size tebliğ etmeme) karşılık sizden (herhangi) bir ücret istemiyorum. Ancak (Allah'a) yaklaşmayı (O'nun rızasını, yakınlığını ve) muhabbetini (arzu ediyorum)." Kim bir güzellik yaparsa Biz onun güzelliğini (katımızdan bir güzellik vererek daha da) artırırız. Muhakkak ki Allah, Ğafûr'dur, Şekûr'dur (her türlü günahı mağfiret eden ve şükrün karşılığını verendir).
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
بَشَّرَ
Fiil-II
ب ش ر
Müjdeledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَوَدَّة
İsim
و د د
Sevgi, muhabet
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِقْتَرَفَ
Fiil-VIII
ق ر ف
Kazandı, işledi
حَسَنَة
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حُسْن
İsim
ح س ن
Güzellik
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
شَكُور
İsim
ش ك ر
Şekûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Şükrün karşılığını veren demektir)