close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Em lehum şurakâu şera’û lehum mine-ddîni mâ lem ye/żen bihi(A)llâh(u)(c) velevlâ kelimetu-lfasli lekudiye beynehum(k) ve-inne-zzâlimîne lehum ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yoksa Allah'ın emir ve izin vermediği bir dini onlara kuran ortaklar mı var? Azabın, mukadder bir zamana geciktirilmesi takdir edilmemiş olsaydı çoktan aralarında hükmedilirgiderdi ve şüphe yok ki zalimleredir elemli azap.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yoksa onların, Din(le ilgili meseleler)den; Allah’ın izin vermediği (İslam’a aykırı) şeyleri, kendileri için şeriat (Anayasa ve kanun) olarak belirleyen (veya İslam şeriatına aykırı fetvalar veren) ortakları (ve Cenab-ı Hakka şirk koştukları Tağutları) mı vardır?.. Eğer o fasıl kelimesi (imtihan süreci ve iyilerle kötülerin ayrılıp seçilmesi) olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilmiş (ve işleri bitirilmiş) olacaktı. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır. (Çünkü; Allah’ın Şeriatını bozmak ve İslam’ın temel esaslarını yok saymak veya yozlaştırmak, Allah’ın asla izin vermediği bir davranıştır, bu şirk ve zulüm sayılmıştır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yoksa Allah'ın emir ve izin vermediği bir dini onlara meşru kılıp, ortaya koyan ortakları mı var? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin bir söz geçmemiş olsaydı, çoktan aralarında iş olup biterdi. Şüphe yok ki, yaratılış gayesi dışında yaşayanlara can yakıcı bir azap vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın dinde, şeriatta ruhsat vermediği şeyi, kendilerine meşrû kılacak mâbutları mı var? Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfaata nâil olanla cezaya müstehak olanların ayırt edileceği ile ilgili Allah'ın koyduğu-kurduğu mühlet verilen bir düzen olmasaydı, elbette müşriklerle mabut saydıkları putlar arasında acilen yargı gerçekleştirilir, icra edilirdi. Kesinlikle inkârda, isyanda, şirkte ısrar eden, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler için, can yakıp inleten müthiş cezalar vardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediklerini kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer ayırım sözü olmasaydı aralarında hüküm verilmiş olurdu. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yoksa o kâfirlerin bir takım şeytanları (putları) var da, onlara, dinden Allah'ın izin vermediği şeyleri meşrû kıldılar, öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi (azabın tehir edildiği ve amellerin ayırd edildiği kıyamet günü takdir edilmiş) olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilir, işleri (helâkleri) bitiriliverirdi. Şübhe yok ki, zalimler için acıklı bir azab vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği yasaları onlar için din olarak yasallaştıran putları mı var? (Ki Allah’ın yasalarını kabul etmiyorlar.) Eğer her şeyin birbirinden ayırtedileceği vakit için verilmiş bir söz olmasaydı, yargılanıp işleri bitecekti. Ve zalimler için elem verici bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimlere can yakıcı bir azap vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Ortakları var da, dinden Allahın izin vermediğini onlara anlatır mı? Ayrım sözü olmasaydı aralarında hükmolunurdu, zalimlere ağrıtıcı azap var!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'a ortak bazı rableri var da haklarında Allah'ın izni olmayan bazı (hukuki ve) ahlaki yükümlülükleri kendileri için din adına takip etmeleri gereken bir yol olarak mı tespit etmişler? (Bundan dolayı mı diledikleri şekilde hüküm veriyorlar?) Eğer (Allah'tan, insanların yeryüzünde belli bir vakte kadar kalacaklarına dair) konulmuş kesin bir hüküm olmamış olsaydı, aralarında karar çoktan verilmiş ve işleri bitirilmiş olacaktı. Ama bilsinler ki; zalimleri (ahirette) can yakıcı bir azap beklemektedir.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’a şerîk koşdukları ma’bûdlar ile mi Allâh’ın izin virmediği dîni telkîn idecekler? Eğer Allâh ’azâbı te’hîr itmemiş ola idi çokdan zâlimler mahkûm olur idi çünki ânlara ’azâb-ı elîm mukarrerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hükmedilirdi. Doğrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yoksa onların ortak koştukları tanrıları var da Allah’ın izin vermediği kuralları bunlar için din mi yapıyorlar? Nihaî hükümle ilgili söz (hesabın âhirete bırakılması) olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, iş bitirilirdi. Ama o zalimler için can yakıcı bir azap var!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.  
 Âyette, kâfirlere Allah’a ortak koşmak, dirilmeyi inkâr etmek ve dünyaya tapmak gibi sakat düşünceleri telkin eden şeytanlara ve Allah’tan başka din koyanlara uymalarının sebebi sorulmakta ve bu ortaklara uymanın sonuçlarına dikkat çekilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
Günümüz "Müslümanlarının" bildiği ve uygulamaya çalıştığı İslam, yüzyıllar boyu, din adamlarının uydurdukları kurallarla öylesine bozulmuştur ki Muhammed'in bildirdiği islam diniyle ilgisi kalmamıştır. "Ulema" geçinen din adamları, o kadar çok şeriatlar, haramlar, çarşaflar, peçeler, gıdasal yasaklar, sakallar, sarıklar, istincalar, istibralar, misvaklar, sağ ayaklar, sol ayaklar, hadisler, sünnetler, şefaatler, hazretler, efendiler, kerametler, melanetler, evliyalar, şerifler, seyyitler, hırka-i şerifler, kıl-ı şerifler, takiyyeler, takkeler, tespihler, tekkeler, mezhepler, tarikatlar, şatahatlar, muskalar, istihareler, hülleler, hileler, türbeler, nafileler, mekruhlar, menduplar, sevaplar, müstehaplar, fetvalar ve palavralar uydurmuşlardır ki İslam dinini yaşanması felaket getiren bir şirk dine çevirmişlerdir. Müslüman halkların dünyanın bu kadar gerisinde kalmalarının en önemli sorumluları bu müşrik dinadamları ve onları kullanan politikacılardır. Tanrı bu durumu düzeltmek ve mesajını hurafe ve bidatlerden arındırmak için "büyüklerden biri" diye nitelediği mesajı gönderdi bize (74:30-35). Bak 9:31; 33:67.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yoksa onların şerikleri var, onlara dinden Allahın izin vermediği şeyleri meşru' kıldılar öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi olmasa idi aralarında huküm icra edilir, bitirilirdi ve şübhesiz ki zâlimler için elîm bir azâb vardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
*Yoksa (o kâfirlerin), Allah’ın dinde izin vermediği bir şeyi, onlara meşru kılacak ortakları mı var? Şâyet Rabbinin (onlar hakkındaki azap hükmünün, âhirete tehirine dair) önceden takdir ettiği bir süre olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmişti (de kâfirler derhal helâk edilmişti). Şüphesiz, zâlimler (kâfirler) için (âhirette), elem dolu bir azap vardır.
* “Yoksa (o kâfirlerin), Allah’ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı var?”; Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Allah Teâlâ’nın, kâfirlere yöneltmiş olduğu bu tür sorular, onlardan cevap bekleme sorusu değil, esasında onları azarlama ve kınama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer “ayırma kelimesi”¹ olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.
1- Hesap sorma gününde her kesin yaptıklarına göre ayrıştırılacağına dair takdir edilmiş hüküm.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yoksa onların Allahın izin vermediği şeyleri (o fâsid) dîn (lerin) den kendilerine şerîat (çıkarıb) yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı aralarında mutlakaa (dünyâda icra) edilmiş (işleri bitirilmiş) di bile. Şübhesiz ki o zaalimler için hakkı çetin bir azâb vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yoksa onların, dinden Allah'ın kendisine izin vermediği şeyleri, kendilerine meşrû' kılan ortakları mı var? Hâlbuki (haklarında âhirette hüküm verileceğine dâir önceden söylenmiş) ayırma sözü olmasaydı, aralarında elbette hüküm verilmiş (işleri çoktan bitirilmiş)olurdu. İşte şübhesiz o zâlimler yok mu, onlar için, (pek) elemli bir azab vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yoksa onlar, (bu dünyadan başka bir şeyi önemsemeyenler,) Allah’ın asla izin vermediği şeyleri kendileri için (hukuki ve) dini bir yükümlülük hâline sokan sözde ulûhiyet ortağı güçlere inanırlar. Ve eğer nihai hüküm ile ilgili (zatım olan Allah’ın) bir kararı bulunmasaydı, onlar arasında her şey (bu dünyada) hükme bağlanmış olurdu, oysa şüphesiz zalimler için (öteki dünyada) acı bir azap vardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yoksa onların ortakları varda Allah, dininde hiçbir kimseye izin vermediği halde, o ortaklar dinde, onların uymaları gerekli hükümler ve kurallar (şeriat) mı belirlediler? Allah’ın doğru ile yanlışı ayırma sözü olmasaydı, onların arasında hüküm verilirdi. Hiç şüphe yok ki, zalimler için çok acıklı bir azap vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yoksa Allah’ın uygun bulmadığı bir dini onlara yol olarak gösteren ortakları mı var? Eğer o ayırt gününe bırakma sözü olmasaydı onların araları çoktan yargılanmış olurdu. Gerçekten kıyıcılar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksa müşriklerin, Allah/ın izin vermediği bir şeyi kendileri için din gösteren mâbutları mı vardır? Eğer kestirme söz geçmemiş, olsaydı aralarında iş olup biterdi. Zalim olan kâfirler için acıklı bir azap vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği yolu/yasayı [şera’û] kendileri için din olarak kabul eden ortakları mı var? Eğer Allah’ın geçmişteki hükmü [fasl] olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Muhakkak ki zalimler için can yakıcı bir azap vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediği bir şeyi yasayan ortakları mı var? Eğer (azabın ertelenmesine dair) kesin bir hüküm olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yoksa onların; inanç, ahlâk ve temel hukuk prensipleri, yani din konusunda Allah’ın izin vermediği kanunlar koyarak kendileri için bir inanç sistemi belirleyen ve sınırsız egemenliğinde O’na ortak olan sözde ilâhları mı var? Bu o kadar büyük bir suçtur ki, eğer bu dünyanınimtihân diyarı olduğuna, asıl ceza ve mükâfâtın ancak âhirette verileceğine dâir Rabb’in tarafından ezelden verilmiş bir karar olmasaydı, aralarında çoktan hüküm verilmiş ve işleri bitirilmiş olurdu. Fakat Allah, onları hemen helâk etmiyor, son ana kadar fırsat veriyor; ta Hesap Günü gelip çatıncaya kadar: Hiç kuşkusuz zâlimleri, can yakıcı bir azap bekliyor!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şimdi, Allah’ın izin vermediği, Din’den onlar için şeriat / yasa koymuş ortakları mı var? Fasl” (Ayırım) sözü olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Zâlimler’e gelince; onlar için acıveren bir azap vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yoksa onların, herhangi bir din olabilir savını dayatan işbirlikçileri mi var? Allah kullarına böyle bir hak vermemiştir. Eğer Allah'ın, " sorgulama kıyamette " sözü olmasaydı bu gibilerin işi çoktan bitmişti. Başkalarını aptal yerine koyan böylesi saygısızları, kıvrandıran acılar bekliyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz yasalarıma uyun diye çağrı yapıyoruz. İnsanlardan bazıları sanki Allah’tan başka daha güçlü ilahlara tapıyorlarmış gibi yasalarıma karşı çıkıyorlar. İlahlaştırdıkları insanların yasalarına uyuyorlar. Onlara yaptıkları bu yanlıştan dönmeleri için bir süre verilmeseydi; verdikleri yanlış hükümler nedeniyle anında cezalandırırdık. Onları hemen cezalandırmadığımız için Allah’ı güçsüz mü zannediyorlar? Hayır! Biz onlara zaman tanıyoruz. Belki düşünüp öğüt alırlar. Düşünüp öğüt almayanlara, yasalarımıza uymayanlara elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri kendilerine dinî bir hüküm olarak belirleyen ortakları mı var! [*] Ayırıcı söz [*] olmasaydı elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere elem verici bir azap vardır.
Bu cümle dinin bütünüyle sahibinin Yüce Allah olduğunu vurgulamaktadır. Bkz. Zümer 39:2, 3, 11, 14. Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed’e karşı çıkışlarının hiçbir gerekçesi yoktur; çünkü ilâhî kaynaktan beslenen bir dayanakları bulunmamaktadır. Dolayısıyla dünya hayatına ve ahirete yönelik kanaatlerinin herhangi bir tutar tarafı ve değeri yoktur.,[Kelimetü’l-fasli] tamlaması “karar verme sözü”, yani “nihai yargılamanın, hüküm vermenin mahşer gününe erteleneceği sözü” demektir. Bu tamlama “cezayı erteleme hükmü, kararı”, “ayrıntılı hesabın yapılması hükmü” gibi anlamlar içermektedir. Burada kastedilen ise azabın belirli bir süreye ertelenmesine dair önceden kararlaştırılmış olan “kelime”nin geçmiş olması demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri kendilerine din yapan bir takım ortakları mı var?¹ Eğer (onlarla Allah’a ortak koştuklarının) aralarının açılacağı (kıyamet günü için önceden verilmiş bir) söz olmasaydı, onların hesabı (dünyada) görülürdü. Gerçekten zâlimler için acıklı bir azap vardır.
1 Yani, onların önünde müşriklik, İslâm dışı sistemlere uymak, âhireti inkâr, zulüm, aslı astarı olmayan ibâdet ve inançlar, kutsal kişiler, günler, mekânlar icat etmek gibi Allah’ın ve Peygamberinin meşru kılmadığı bir takım şeyleri emreden ve diledikleri gibi din yapan birileri mi var?  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yoksa onlar, [bu dünyadan başka bir şeyi önemsemeyenler,] Allah’ın asla izin vermediği şeyleri kendileri için (hukukî ve) ahlakî bir yükümlülük haline sokan ²⁵ sözde uluhiyet ortağı güçlere mi inanırlar? ²⁶ Nihaî hüküm ile ilgili [Allah’ın] bir kararı ²⁷ bulunmasaydı, onlar arasında her şey [bu dünyada] hükme bağlanmış olurdu: ²⁸ ama zalimleri [öteki dünyada] acı bir azap beklemektedir.
25 Yani onları, adeta manevî bir coşku ile kendilerini kaybederek Allah’ın tasvip etmediği -tamamen materyalist hedeflerin ardında koşmak ve bütün manevî ve ahlakî değerleri görmezden gelmek gibi şeylere- sarılmaya zorlayan. Din’in bu bağlamda taşıdığı “ahlakî yükümlülük” anlamı konusunda bkz 109:6, not 3.26 Lafzen, “yoksa onlar [Allah’ın] ortaklarına mı sahipler” -yani “onlar, servet, güç, ‘şans’ vb. gibi arızî olguların kendileri üzerinde ilahî bazı etkilere sahip olduklarını mı zannederler?” Sonuçta böyle “güçler”e inanmanın insanın yalnızca dünyevî hedefler peşinde koşmasının temelinde yatan olgu olduğu anlatılmaktadır. (Şürekâ’ teriminin -lafzen, [Allah’ın] “ortakları” veya “eşler”i- yukarıdaki açıklayıcı çevirisi için bkz. 6:22, not 15.)27 Lafzen, “karar verme sözü”, yani O’nun nihaî yargılamasının/hükmünün Mahşer Günü’ne erteleneceği sözü (bkz. bir sonraki not).28 Yani, Allah, öteki dünyayı özlemle bekleyenler ile dünyevî başarıdan başka bir şeyi önemsemeyenler arasında, birincilere sınırsız bir mutluluk bahşetmek, ötekileri ise sıkıntıya uğratmak suretiyle, bu dünyada kesin bir ayrım yapmış olacaktı: Ama insanın hayatı ancak öteki dünyada gerçekten ikmal edilmiş olacağından Allah, bu ayrımı o zamana kadar ertelemeyi dilemiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın din hususunda onaylamadığı bazı inanç ve uygulamaları kendilerine dini kurallar olarak benimseten bir takım otoriteleri mi varmış? Şayet daha önce cezanın belli bir süre ertelenmesiyle ilgili Rabbinin bir hükmü olmasaydı onların işi çoktan bitirilmiş olurdu. Hiç kuşku yok ki Allah’ın dışında dini kurallar koyan zalimler için can yakıcı bir azap vardır. 10/59, 16/61, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri kendileri için dinin koyduğu şer’î bir kural haline getiren (Allah’a) ortak yaptıkları güçler mi var?[⁴³³⁰] Eğer konulmuş kesin bir yasa olmasaydı, haklarındaki hüküm hemen infaz edilirdi: şu kesin ki, zalimlerin hakkı, (âhirette) elem verici bir azaptır.
[4330] Böyle bir şey yaptıktan sonra hâlâ Allah’a inandığını iddia etme çelişkisine ne demeli? Zira bu tanrısının âmiri olmak anlamına gelir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yoksa onların, Allah’ın dinde izin vermediği (haram) şeyleri helal kılacak ortakları mı var? (O bir takım bâtıl inançları, putlara tapınmayı, dünyadan başka hiçbir şey düşünmemeyi, kıyamet gününü inkâr etmeyi o kâfirlere o ortakları mı kabul ettirdi) Eğer -cezalarının kıyamet gününe dek ertelenmesi sözü olmasaydı-, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphe yok ki zalimlere ahirette, çok çetin bir azap vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Yoksa onların, kendilerine, Allâh’ın izin vermediği, din(İslam) hakkında kaideler koyan ortaklar mı var? Eğer (bir süre fırsat verilmesi hakkında) bir söz olmasaydı derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Kuşkusuz zâlimler için acı bir azâb vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yoksa onlar için şerikler var da onlar için dinden kendisiyle Allah'ın izin vermediği şeyleri meşrû mu kıldılar? Ve eğer o fâsıl kelimesi olmasa idi elbette aralarında hüküm icra edilmiş olurdu ve şüphe yok ki o zalimler için elîm bir azab vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yoksa Yüce Allah'ın izin vermediği birtakım şeylerikendilerine din diye kabul ettirmek isteyen putları mı var? Şayet Allah'ın cezayı ertelemeye dair hükmü olmasaydı işleri çoktan bitirilmişti. Zalimlere elbette gayet acı bir azap vardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoksa onların, kendilerine, Allah'ın izin vermediği dini koyan ortaklar mı var? Eğer (bir süre fırsat verilmesi hakkında) karar olmasaydı derhal aralarında hüküm verilir(işleri bitirilir)di. Kuşkusuz zalimler için acı bir azab vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'dan başka, Allâh'ın izin vermediği şeyi onlara dîn olarak vaz' iden ma'bûdları mı vardır? Eğer 'azâblarının yevm-i kıyâmete te'hîri içün hükm-ü Bârî sebk itmemiş olsa idi aralarında hükm-ü kazâ cârî olurdı. Tahkîk zâlimlere elemli 'azâb vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yoksa bu dinde onlar için, Allah’ın onaylamadığı kurallar koyan ortakları mı var? Eğer hesabın mahşere bırakıldığı sözü olmasaydı hemen yargılanırlardı. Yanlış yapanlar için acıklı bir azap vardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yoksa onların hakimiyette ortakları mı var ki, Allah'ın din hususunda izin vermediği şeyleri kendileri için kanun yapıyorlar? Eğer “aralama“ sözü olmasaydı hemen aralarında iş bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı,(10) onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
(10) Allah ödül ve cezanın kıyamet gününe bırakılmasına hükmetmiş olmasaydı.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yoksa onların, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için yasalaştıran ortakları mı var? Kesin ayrıma ilişkin söz olmasaydı, aralarında hüküm mutlaka verilirdi. O zalimler var ya, onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlaruñ ortaķları mı var kim beyān eylediler anlaruñ içün dinden anı kim destūr virmedi aña Tañrı? daħı eger degülmisse ayırmaķ sözi hükm olına-y-dı aralarında. daħı bayıķ žālimler anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā anlaruñ şerīkleri mi vardur ki şerī‘at itdiler anlara dīnde Tañrı Ta‘ālābuyurmaduġı nesneyi ve eger ḳıyāmet ve ‘alāmeti olmasa‐y‐dı,ḥükm olurdı aralarında. Taḥḳīḳ vardur ẓālimlere ulu ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yoxsa (müşriklərin) Allahın dində izin vermədiyi bir şeyi onlar üçün qanuni (halal) edən şərikləri vardır. Əgər (cəzanın qiyamətə saxlanılması barədə) qəti söz (və’d) olmasaydı, aralarında hökm artıq icra edilmiş olardı (hamısı elə dünyada ikən əzaba düçar edilərdi). Şübhəsiz ki, zalımları şiddətli bir əzab gözləyir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or have they partners (of Allah) who have made lawful for them in religion that which Allah allowed not? And but for a decisive word (gone forth already), it would have been judged between them. Lo! for wrong doers is a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
What! have they partners(4556) (in godhead), who have established for them some religion without the permission of Allah. Had it not been for the Decree of Judgment, the matter would have been decided between them (at once). But verily the Wrong- doers will have a grievous Penalty.
4556 Nothing can exist without the permission of Allah. Can people, who indulge in false worship say: "Why does Allah permit it?" The answer is: "a certain latitude is allowed with the grant of a limited form of free will. When the time for Judgement comes, the Punishment is sure." See n. 1810 to 13:6. Decree (or Word) of Judgement. See n. 1407 to 10:19.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَمْ
yok- sa
لَهُمْ
onların var mı
شُرَكٰٓؤُ۬ا
ortakları ki
شَرَعُوا
meşru kıldılar
لَهُمْ
kendi- lerine
مِنَ الدّ۪ينِ
dinden
مَا
o şey- leri ki
لَمْ يَاْذَنْ
izin vermedi
بِهِ
kendi- sine
اللّٰهُۜ
Allah
وَلَوْلَا
ve eğer olmasaydı
كَلِمَةُ
sözü
الْفَصْلِ
ayrım
لَقُضِيَ
derhal hü- küm verildi
بَيْنَهُمْۜ
aralarında
وَاِنَّ
muhak- kak ki
الظَّالِم۪ينَ
o zalimler ki
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediklerini kendilerine meşru kılan (Allah'a şirk koştukları) ortakları mı var? Eğer ayrım (günü olan kıyamet için aralarında hüküm verileceğine dair Rabbinin erteleme) sözü olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Muhakkak ki (o gün) zalimlere elem verici (iç yakan) bir azap vardır.
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
شَرِيك
İsim
ش ر ك
Ortak, şirk koşma
شَرَعَ
Fiil-I
ش ر ع
Şeriat kıldı, meşru kıldı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
فَصْل
İsim
ف ص ل
Ayrım, ayırt edici, ayıran
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici