close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Men kâne yurîdu harśe-l-âḣirati nezid lehu fî harśih(i)(s) vemen kâne yurîdu harśe-ddunyâ nu/tihi minhâ vemâ lehu fî-l-âḣirati min nasîb(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kim, ahiret kazancı isterse kazancını arttırırız ve kim, dünya kazancını isterse ona da dünyaya ait şeylerin bir kısmını veririz ve ahiretten bir nasibi yoktur onun.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kim ahiret sevabını (ve ticaretini) isterse onun sevabını artırırız. (Dünyada da kendisine izzeti ve bereketi tattırırız.) Kim de (sadece) dünya (menfaatini ve) ekinini ister (dinini bile dünyevi beklentileri için istismar eder)se, ona da ondan (geçici makam ve çıkardan) veririz. Fakat ahirette ona hiçbir nasip yoktur (eli boş kalacaktır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kim öteki dünyada kazanç elde etmeyi isterse, onun kazancında bir artış sağlarız. Bu dünyada bir kazanç isteyene ise, ondan birşeyler verebiliriz, fakat böyle biri öteki dünyanın nimetlerinden hiçbir pay alamayacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kim âhiretin, ebedî yurdun tarlasında çalışmayı, kazancını, sevabını isterse, onun tarlasındaki gayretini de, mahsulü de artırırız. Kim de dünyanın tarlasında çalışmayı, kazancını isterse, ona da, onun mahsulünden bir miktar veririz. Ama onun âhirette, ebedî yurtta hiçbir nasibi olmaz.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/201, 17/21.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kim ahiret kazancınını isterse onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse ona ondan veririz. Ama onun ahirette bir payı yoktur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kim ahiret ekinini isterse, Biz ona kendi ekininde arttırmalar yaparız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan veririz; ancak onun ahirette bir nasibi yoktur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kim ahiret sevabını isterse, onun sevabını artırırız. Kim de dünya menfaatini isterse, ona da ondan veririz; fakat ahirette ona hiç bir nasib yoktur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kim ahiret gelirini istiyorsa, onun gelirini arttırırız. Kim dünya gelirini istiyorsa, ona da ondan veririz. Fakat ahirette ona hiçbir nasip yoktur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kim âhiret sevabını isterse, onun sevabını arttırırız. Kim de dünya nimetini isterse, ona da onu veririz. Artık onun âhiret sevabından hiçbir payı olmaz.
Besim Atalay
swap_vert close
Ahret sevabını istiyen için, artırır sevabın, dünya sevabını istiyene verir O, ahretteyse O'nun için pay yoktur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kim ahiret kazancını elde etmek isterse, onun bu alandaki yatırım (şevkini) arttırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat (sadece dünyayı isteyenin) ahirette hiçbir payı yoktur.
Bkz. 11/15-16, 17/18  
Cemil Said
swap_vert close
Âhiret tarlasına ekenlerin tarlalarını büyülteceğiz, dünyâ tarlasına ekenler de rızka nâil olacaklardır. Fakat ânların âhiretde nasîbi yokdur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız; dünya kazancını isteyene de ondan veririz; ama ahirette bir payı bulunmaz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kim âhiret kazancını isterse onun bu kazancını arttırırız; kim dünya kazancını tercih ederse ona da bundan veririz; ama onun âhirette hiçbir nasibi olmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.  
 Âyette ahiret kazancı, iyi niyet ve davranışlar karşılığında alınan sevaplar olarak belirtilmiştir. Allah, sevabı ekine benzetmiştir. Çünkü sevap, sâlih amelle kazanılan bir faydadır. Bu yüzden «Dünya, ahiretin tarlasıdır» denilmiştir. Kazancın arttırılmasına gelince bu, sevabın bire karşı ona, yedi yüze ve daha fazlasına çıkarılması ve bu artışın dünya işlerine de yansıması demektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kim ahiret ödülünü isterse onun ödülünü arttırırız. Dünya ödülünü isteyene de onu veririz; ancak onun ahiretten bir payı olmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her kim Âhıret ekimi isterse ona ekinini artırırız, her kim de Dünya ekimi isterse ona da ondan veririz amma Âhırette ona hiç nasîb yoktur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kim, (îmân ederek, yapmış olduğu sâlih ameller ile) âhiret kazancını (Rabbinin rızasını) istiyorsa, (biz) onun (yapmış olduğu amellerin, sevap) kazancını (kat kat) arttırırız. Kim de (âhireti inkâr edip, sadece) dünya kazancını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun âhirette (hiç) bir nasibi olmaz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kim ahiret ekinini¹ isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
1- Kazancını.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kim âhiret ekimi dilerse onun ekinini artırırız. Kim de (sâde) dünyâ ekimini isterse ona da (yalınız) bundan veririz. Âhiretde ise onun hiçbir, nasıybi yokdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kim âhiret ekinini (kazancını) isterse, ona o ekininde (kazancında) ziyâdelik veririz(artırırız). Kim de (sâdece) dünya ekinini (kazancını) isterse, ona (da) ondan veririz; ama (bu takdirde) onun âhirette, hiçbir nasîbi olmaz.(2)
(2)“Dünya mâdem fânîdir! Hem mâdem ömür kısadır! Hem mâdem gāyet lüzumlu vazîfeler çoktur! Hem mâdem hayât-ı ebediye burada kazanılacaktır! Hem mâdem dünya sâhibsiz değil! Hem mâdem şu misâfirhâne-i dünyanın gāyet Hakîm, Kerîm (ikrâm edici) bir Müdebbiri (idârecisi) var. Hem mâdem ne iyilik ne fenâlık, cezâsız (karşılıksız) kalmayacaktır. (...) Hem mâdem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır (tercîh edilir). Hem mâdem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. Elbette en bahtiyâr odur ki, dünya için âhiretini unutmasın, âhiretini dünyaya fedâ etmesin, hayât-ı ebediyesini hayât-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni (lüzumsuz) şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misâfir telakkī edip (kabûl edip) misâfirhâne sâhibinin emirlerine göre hareket etsin; selâmetle kabir kapısını açsın; saâdet-i ebediyeye (Cennete) girsin!” (Mektûbât, 16. Mektûb)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kim ahiret kazancını isterse (onun için gayret sarf ederse), onun kazancını artırırız. Kim de (yalnız) dünya kazancını isterse (onun için gayret sarf ederse), ona da istediğinden veririz, fakat (sadece dünyayı isteyenin) ahirette hiçbir payı yoktur. (*)
(*) …Aynı âyette gerek dünya gerekse âhiret hayatıyla ilgili yönelişler “kim isterse” şeklinde belirtilerek eylemlerimizde niyet ve iradenin önemine dikkat çekilmiştir. 19. âyette işaret edildiği üzere, karşılaşacağımız sonuçları meydana getiren üstün irade yüce Allah’a ait olmakla beraber, bize de bu sonuçlarla ilgili bir tercih imkânı ve irade gücü verilmiştir. Şu hâlde bizim sorumluluğumuz açısından önemli olan o sonuçları gerçekleştirmek değil, istemek ve o yönde çaba sarf etmektir. (Kur’an Yolu) Yani istemek kula, yaratıp vermek ise Allah’a aittir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun ahiret kazancını artırırız. Kimde dünya kazancını istiyorsa, ona da dünya kazancını veririz. Ama onun ahirette hiçbir alacağı kalmaz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Herkim öbür dünya ekimini dilerse onun ekimini artırınz. Herkim de bu dünya ekimini dilerse ona da bu berikinden veririz. Ancak, onun öbür dunyadakinden hiçbir payı yoktur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kim ki âhiret ekinini isterse biz, onun ekinini artırırız. Bilâkis her kim dünya ekinini isterse ona da ondan veririz [³], fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
[3] Yani herkim âhiret sevabını isterse onun mükâfatını artırırız. Herkim dünyayı isterse ona da ondan veririz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kim ahiret kazancını [hars]¹⁴ isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancı [hars] isterse, ona da ondan veririz ama onun ahirette bir nasibi olmaz.
14 Hars, kelime olarak, ekin, ekilen yer, tarla, hâsılat ve gelir, kazanç hatta kültür anlamındadır. Kazanç anlamını tercih ettik. Krş. Âl-i İmrân, 3/145.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kim ahiret ekinini isterse, biz ona kendi ekininde arttırmalar yaparız. Kim de dünya ekinini isterse, ona da ondan veririz; ancak onun (bu durumda) ahirette bir nasibi yoktur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kim âhiret kazancını ister ve bu yolda gayret gösterirse, onun kazancını dünyada da âhirette de kat kat artırırız. Kim de âhireti bırakıp dünya kazancını isterse, ona belkiondan bir parça veririz fakat o, âhiretteki nîmetlerden hiçbir pay alamayacaktır.Hal böyleyken, bunlar ne cesaretle Allah’ın hükümlerine alternatif kanunlar, kurallar koyabiliyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kim Âhiret’in ekinini istiyorduysa, ona ekininde artış yaparız. Kim de Dünya’nın ekinini istiyorduysa, ona da ondan veririz. Âhiret’te onun için hiçbir nasip / pay yoktur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz ahiretini mamur etmek isteyenin hayrını çoğaltırız. Dünyasını mamur etmek isteyenin de nasibibini veririz ama bu sefer, ahiretteki nasibinden olur...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kim yasalarımıza uyarak ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de yasalarımıza aykırı davranarak dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz. Dünyada mal mülk zenginlik verdiklerimiz; ihtiyaç sahiplerinin hakları olarak emrettiklerimizi vermezlerse, ahiret hayatında cezalandırılır. Çünkü dünyada verdiğimiz her şeyin karşılığı imtihandır. İmtihanın esası ise yasalarımıza göre verdiklerimizi değerlendirmektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona da ondan (bir şeyler) veririz. Fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kim âhiret kazancını¹ isterse Biz, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kazancını isterse ona da ondan bir şeyler veririz. Fakat onun âhirette (ayrıca) bir kazancı olmaz.²
1 Hars: kelimesi, aslında yeri sürüp tohum atmak, ekilen tarla ve onda yetişen ekin demektir. İstiare yoluyla, ileride kazanmak için yapılan çalışmalar ve bu çalışmaların sonunda elde edilen kazanç ve sonuçları için de kullanılır. Yukarıdaki tercüme bu anlamıyla yapılmıştır.2 Zîrâ Allah olmanın şânı, kullarının istediklerini, çalıştıklarından aşağı olmamak üzere vermektir. Bu âyet bize, dîn işi ucunda hasılat elde etmek maksadıyla yapılan bir ekim işidir. Bu da niyet olunan maksatla uygundur. Bu sebeple “hars” iki kısımdır: Birisi; ahiret gayesi, ahiret sevabı, diğeri de; Dünya menfaati için yapılanıdır. Her kim dîn namına yaptığı ameli sırf ahiret sevabına niyet ederek yaparsa, Biz onun hasılatını artırırız, yani ahirette kat kat fazlasıyla vereceğimiz gibi Dünyasından da verir, o lütuf ve rızkı o suretle artırırız. Her kim de Dünya harsını murat ederse, yani ölmezden evvel Dünyada ulaşacağı bir gaye için çalışırsa ona da yaptıklarının karşılığı bu dünyada fazlasıyla verilir. Ama istediği kadar değil, amelinin değerinden aşağı olmamak üzere, Allah’ın dilediği kadar verilir. Fakat ona ahirette hiçbir nasip yoktur. Bunu, “onların hepsinin bütün arzuları yerine getirilir” şeklinde anlamamalıdır. Ayrıca bu âyet İsrâ: 15 ile nesh edilmiştir diyenler varsa da haber içeren âyetlerde nesh olmayacağı için burada nesh düşünmek mümkün değildir. Aslında bu konudaki bu üç âyetin anlam yönüyle birbirlerinden çok farkları da yoktur. Bk. (Hûd: 15, İsrâ: 18)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kim öteki dünyada kazanç elde etmeyi isterse onun kazancında bir artış sağlarız: bu dünyada bir kazanç isteyene ise ondan bir şeyler ver[ebil]iriz fakat böyle biri, öteki dünya[nın nimetlerin]den hiçbir pay alamayacaktır. ²⁴
24 Yani, dürüst ve erdemlice yaşayan ve davranışlarını manevî hedeflere yöneltenler öteki dünyada ümit ettiklerinden daha fazlasını göreceklerine emin oldukları halde, özellikle dünyevî ödüllerin peşinde koşanlar hedeflerinin yalnızca bir kısmını gerçekleştirebilirler, öteki dünyada dürüst ve erdemlileri bekleyen “nimetlerden bir pay” alacaklarını ümit etmeleri için de hiçbir sebep yoktur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kim ahiret yurdunun nimetlerine yatırım yapmak isterse onun bu yatırımına katkıda bulunuruz. Kim de sırf dünya nimetlerine yatırım yapmak isterse ona da yatırımından bir pay veririz. Fakat onun ahiret nimetlerinden hiç bir nasibi olmaz. 2/200, 11/15, 17/18-19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kim âhiret hâsılatını elde etmek isterse, onun bu alandaki yatırım (şevkini) bir miktar artırırız;[⁴³²⁸] kim de bu dünya kazancını elde etmek isterse, ona da ondan bir miktar veririz: ama onun âhirette hiçbir payı olmaz.[⁴³²⁹]
[4328] Veya: “onun kazancını artırırız”. Hars “ekim yapmak” anlamına gelse de, ekilen yeri, yetişen ekini ve elde edilen hasılat ve kazancı da kapsar (Râğıb). [4329] Âhiret kazancını önceleyenlere dünya da verilebilir (Bkz: 3:145, 148). İnsan için gerçekte neyin ihtiyaç ve iyi olduğunu Allah bilir. O’nun kime, neyi, ne kadar vereceği bilgisine sığınarak istemek, iyiyi istemektir. Tıpkı şu âyette talim edildiği gibi: “Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver, âhirette de”. İyi olan istediğimizin verilmesi değil, hakiki ihtiyacımızın verilmesidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Fakat) Kim ahiret kazancını dilerse, onun kazancını artırırız, kim de dünya kazancını dilerse, ona dünya nimetlerinden veririz ama, onun ahirette bir nasibi olmaz.
Osman Fırat
swap_vert close
Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de sadece dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Her kim ahiret ekinini dilerse onun için ekininde ziyâdelik vücûda getiririz ve her kim dünya ekinini dilerse ona da ondan veririz. Onun için ahirette bir nâsip yoktur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kim âhiret mahsülü isterse, onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama âhirette onun hiç nasibi olmaz. [17, 21; 2, 201]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âhiret sevâbını isteyene sevâbını artırır ve fazla ideriz. Ve dünyâ sevâbını isteyene de ondan viririz. Ona âhiretde hiç nasîb yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kim ahiret için yatırım yapmak isterse onun yatırımına katkıda bulunuruz. Kim de dünya için yatırım yapmak isterse, ona da onun gelirinden veririz ama onun ahirette alacağı bir şey kalmaz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kim ahiret ekinini isterse, onun ekinini artırırız. Kim dünya ekinini isterse ona da ondan veririz. Onun ahirette bir nasibi yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kim âhiret kazancını isterse, Biz onun kazancını arttırırız. Dünya kazancını isteyene de ondan veririz; fakat onun âhirette bir nasibi olmaz.(9)
(9) Peygamberimizin bu âyetle ilgili olarak şöyle buyurduğu bildirilmiştir: “Yüce Allah buyuruyor ki: Ey Âdem oğlu! Kendini ibadetime ver ki gönlünü zenginlikle doldurayım, ihtiyacını gidereyim. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, ihtiyacını da gidermem." (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme: 30; İbni Mâce, Zühd: 2; Müstedrek, 2:481, no. 3657.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Âhiret ekini isteyenin o ekinini artırırız; dünya ekini isteyene de ondan veririz. Ama böylesi için âhirette bir nasip yoktur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
her kim diler ise āħiret ekinin arturavuz anuñ-içün ekininde daħı her kim diler-ise [259a] dünye ekinin virevüz aña andan daħı yoķdur anuñ āħiretde hįç ülü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kim ki āḫiret ẟevābın isterse arturur‐biz anuñ ẟevābını ve kim ki naṣībin dünyāda virürüz, aña istegen dünyāyı. Daḫı anuñ āḫiretde hīç naṣībi yoḳdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz axirət qazancını (savabını) istəyənin qazancını artırar, dünya mənfəti istəyənə də ondan verərik. Onun axirətdə heç bir payı yoxdur.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Whoso desireth the harvest of the Hereafter, We give him increase in its harvest. And Whoso desireth the harvest of the world, We give him thereof, and he hath no portion in the Hereafter.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To any that desires the tilth of the Hereafter, We give increase in his tilth, and to any that desires the tilth of this world, We grant somewhat thereof, but he(4555) has no share or lot in the Hereafter.
4555 The parable is from the efforts of the husbandman, who ploughs and prepares the soil, saws the seed, weeds in due season, and reaps the harvest. You reap as you sow. But Allah will add manifold advantages for spiritual tilth. To those who are only engrossed in the vanities of this world, something may accrue in this world, but the spiritual world is closed to them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَنْ
kim
كَانَ
oldu
يُر۪يدُ
istiyor
حَرْثَ
ekinini
الْاٰخِرَةِ
âhiret
نَزِدْ
artı- rırız
لَهُ
ona
ف۪ي حَرْثِه۪ۚ
ekininde
وَمَنْ
ve kim
كَانَ
oldu
يُر۪يدُ
istiyor
حَرْثَ
ekinini
الدُّنْيَا
dünya
نُؤْتِه۪
ona veririz
مِنْهَا
ondan
وَمَا لَهُ
fakat onun için yoktur
فِي الْاٰخِرَةِ
âhirette
مِنْ نَص۪يبٍ
hiçbir nasip
Kim âhiret (için) ekin (eker gibi dünyada sâlih ameller ekip onun kazanc)ını isterse, onun ekinini(n kazancını âhirette) onun için arttırırız. Kim de dünya ekinini (kazancını) isterse ona da ondan (bir şeyler) veririz. Fakat onun âhirette hiçbir nasibi yoktur.
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَصِيب
İsim
ن ص ب
Nasip, pay, parça