O Allah ki, kitabı (evrensel ilahi mesajları içeren Kur’an’ı ve diğer bütün ilahi kitapları) ve (hukuk, adalet ve dengeli bir hayat için) mizanı (adalet kanununu, ölçü ve prensiplerini) hak ile indirmiştir. Ve (ey insan!) O son saatin (kıyametin) elbet yakın olduğunu sana bildiren nedir? (Doğrusu onun zamanı sana bildirilmemiştir.) *
(*) Kur’an, insan için hakça düzeni gerçekleştirecek kuralları içeren, iyiyi ve güzeli öğütleyen, kötü ve zararlı olan şeyleri yasaklayan bir kitaptır. İnsan için temel davranış kurallarını en uygun şekilde ortaya koyan, hayatın pratik sorunlarını en zararsız şekilde çözen, mana ve anlam yumağı olan İslâmiyet’in temel kaynağıdır Kur’an... Ayrıca ayette geçen “adalet/ölçü” anlamındaki “mizan” kelimesinden de anlıyoruz ki; hayatımızın temel değerini belirleyecek, adaleti, dengeyi, hakkaniyeti, ölçüyü, disiplini yerleştirecek ilkeler Kur’an’dadır. Ayetin son cümlesinde Kur’an’la bağlantılı olarak “hesap gününe” yapılan atıf, Allah’ın nihaî yargılaması ile ilgili itirazda bulunanlara hesap gününün yaklaştığına dair bir hatırlatmadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayette geçen (الْكِتَابَ)[el-Kitab] kelimesi ise, son ilahî mesaj olması bakımından “Kur’an” ve evrensel anlamda “bütün ilahî mesajlar”dır. Çünkü Kur’an, bütün ilahi mesajları içeren diğer ilahi kitapların da özetidir. Bu nedenle (el-Kitap) denildiği zaman başta evrensel ilahi mesajların özetini içeren Kur’an olmak üzere bütün ilahi kitapları da kapsamaktadır. Ayrıca Allah mizanı (adalet kanunu) indirmiştir demek, bu evrende adalet ve dengenin evrensel bir yasa olarak konduğunun işaretidir. Şu hâlde her işimizde, şahsi, ailevi, sosyal, hukuki ve devlet işlerinde daima adaleti, eşitliği ve dengeyi gözetmemiz gerekmektedir. Aksi takdirde Allah’ın indirdiği ile hükmetmemiş oluruz. Ayrıca neredeyse bütün meallerde (وَمَا يُدْرِيكَ) cümlesi, ’’Ne bilirsin veya sen nereden bileceksin’’şeklinde çevrisi yapılmıştır. Hâlbuki ‘’ve ma yüdrike lea’lles- saate karibün’’un anlamı, (وأيّ شيء يدريك ويعلمك، الخ ...(تفسير الطبري،) ’’Oysa o son saatin elbet yakın olduğunu sana bildiren nedir?’’şeklindedir. Ayrıca ((لعل َ edatının Kur’ân’daki anlamları şu şekillerde gelir 1. Tereccî, 2. Ta‘lîl, 3. Teşvik,4. İstifhâm, 5. Nehiy ve 6. Tahkîk: İşte (لعل) edatı ayetin siyak ve sibakına göre bu anlamlardan birini alır. Bu nedenle kimi dilciler, ((لعل َ edatının, kendisinden sonra gelen cümle için tahkîk/ kesinlik anlamı taşıdığını belirtmişlerdir. Kaynak: (Radî, Şerhu’r-Radî ale’l-Kâfiye, IV, 333) Ve yine aynı doğrultuda bazı müfessirler, terecci anlamında olan (لعل)’’edatının yüce Allah için düşünüldüğünde tahkik/ kesinlik ifade ettiğini söylüyorlar. Kaynak: (Begavî, Meâlimu’t-Tenzîl, III, 219; Hâzin, Lübâbü’t-Te’vîl, I, 30; Semîn el-Halebî, ed-Dürrü’l-Masûn, VIII,) Bu nedenle (أدري - يدري)’’edrâ ve yüdrî’’ fiillerinin ardında gelen (لعل) yi tahkik edatı olarak algılanması ayetin siyak ve sibakıyla uyumlu olduğu görülmektedir. Bu yüzden bu ayete buna göre meal vermeyi uygun bulduk. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ (لعلّ الساعة قريب) في محلّ نصب مفعول يدريك (موسوعة إعراب القرآن الكريم : إعراب سورة الشورى) قال ابن الأَثير.. وعَسَى ولعلَّ من الله تحقيق (تعريف و معنى لعل في قاموس لسان العرب. قاموس عربي عربي ) وذكر التنوخي أن (لعل ) تفيد توكيد ذلك : المصدر (معترك الأقران في إعجاز القرآن 1-3 ج2 - جلال الدين عبد الرحمن بن أبي بكر/السيوطي - المصدر (الاتقان في علوم القرآن للسيوطي) قوله ٱللَّهُ ٱلَّذِيۤ أَنزَلَ ٱلْكِتَابَ } يعني القرآن وسائر الكتب المنزلة { بِٱلْحَقِّ { وَٱلْمِيزَانَ } أي العدل (الجامع لاحكام القرآن)