Ve O ki, hesap gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.*
(*) Bu âyetlerin zâhirinden anlaşıldığı üzere Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlara veya bunların yerdeki sembolü olan putlara tapıyorlardı. Bu toplumun gökyüzündeki en büyük tanrıları güneş, yeryüzündeki en büyük tanrıları ise onun temsilcisi olan Baal adındaki put idi. Onlara göre insanların hayatını putlar yönetiyordu, yaratma ve yok etme işini de zaman yapıyordu (İbn Âşûr, XIX, 141). İşte burada Hz. İbrâhim, halkının Allah’ı bırakıp da tapmış oldukları bütün tanrıların uydurma, onlara tapanların da yanlış yolda olduklarına vurgu yapmış, bundan sonra da gerçek ve tapılmaya lâyık olan tanrının herşeyi /evreni yaratan, hidayete erdiren, yediren, bütün canlılar için gıdaları yaratan, içiren, yaşam için suyu var eden, hastalara şifa veren ve şifa için gerekli olan şeyleri var eden, ölümü gerçekleştiren, hayat veren ve hesap gününde günahları bağışlayan yüce Allah olduğuna dikkat çekmiştir.