close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şuarâ Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bunda bir delil var elbette ve çoğu inanmaz gene de.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz, bunda (bütün bitkilerin, meyvelerin ve çiçeklerin erkekli-dişili yaratılmasında) bir ayet (ibret ve işaret) vardır; ancak onların çoğu mü’min (iman edici) değildirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphesiz bunda insanlar için çıkarılacak bir ders vardır. Fakat onların çoğu inanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunlarda, Allah'ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Ama onların çoğu, mü'min olacak değildi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ayet vardır. Ancak onların çoğu iman etmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şüphesiz ki bu nebatları bitirmekte (Allah'ın kudretine, merhamet ve nimetinin genişliğine delâlet eden) bir alâmet vardır. Bununla beraber onların çoğu mümin olmadılar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz bunda, önemli bir ayet vardır. Fakat onların çoğu inanmadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunda nice belge var, pek çokları inanmazlar!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz bunların her birinde (Allah'ın kudretine işaret eden, merhametini gözler önüne seren apaçık) bir delil vardır. Fakat yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.
Bkz. 26/67, 103, 121, 174, 190  
Cemil Said
swap_vert close
Bunlar ’alâmâtdır lâkin insânların ekserîsi inanmıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şüphesiz bunlarda alınacak büyük bir ders vardır; ama çoğu iman etmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunda bir işaret vardır. Ama çokları inanacak değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şübhesiz ki bunda mutlak bir âyet var, hemde ekserîsi mü'min olmadı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz bunda (Allah’ın varlığına, kudretine dair nice) delil (ler) vardır, ama (bunca hakikatlere rağmen, insanların) çoğu îmân etmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunda kesinlikle bir ayet¹ vardır. Ancak onların çoğu iman etmedi.
1- Kanıt, gösterge.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki bunlardan (Hakkın kemâl-i kudretine) elbet birer, nişane vardır. (Fakat) onların çoğu îman edici değildirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz bunda, (Allah'ın kudretine) apaçık bir delil vardır. Buna rağmen onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz bunda (nebatları bitirmekte varlığıma ve kudretime delalet eden) bir ayet (delil) vardır. Fakat yine de onların çoğu inanmamaktadır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bunlarda alınacak ibretler, işaretler var. Ama onların pek çoğu inanmış değillerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte bu olayda bir belge vardır. Ancak, onların pek çoğu inanan kimseler değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bunda kudret ve Hikmet-i Bâri/ye ait bir alâmet vardır. Halbuki onların pek çoğu mümin değillerdir [⁶].
[6] İman etmeyecekleri ilm-i ezeli ile malûm olmakla böyle irat olunmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki bunlarda bir ibret [âyet] vardır. Ama birçoğu inanmamaktadır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onda (yararlı çiftlerde) bir ayet vardır; ancak onların çoğu mümin değillerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç kuşkusuz bunda, Allah’ın varlığını, rab ve ilah olarak birliğini, kudret ve merhametini gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret vardır fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta ısrar ediyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şüphesiz ki, bunda bir âyet vardır. Yine de onların çoğu mümin olmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çokları inanmasa da asıl mucize bunlarda saklıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dünyadaki olayları izleseler, yarattığımız her şeyde alınacak dersler olduğunu görecekler! Hiç düşünmüyorlar mı? Gördükleri her şey gücümüzü yansıtmaktadır. Onlar yine de inkârı seçiyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz bunda, (insanlar için) bir ibret vardır; ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.¹
1 Aynı âyet için Bk. (Şuara: 67, 103, 121, 174, 190)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Şüphesiz, bunda [insanlar için çıkarılacak] bir ders vardır; ama onlardan çoğu [buna] inanmazlar.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bunda da alınacak bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmediler. 6/35, 10/101
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbet bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır:[³¹⁷⁴]
[3174] Bir önceki âyette geçen kerîm ile buradaki “insanların çoğu” arasında zımnî bir karşıtlık vardır. Kaliteli olanın az olduğu vurgusunu taşır. Allah Rasûlü bu hakikati şöyle ifade eder: “İnsanlar develere benzer. Bazen yüzü bir arada bulunur da, içlerinden binecek bir tane bile bulamayabilirsin” (Buhârî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır!.. Fakat, müşriklerin çoğu bu ibretlerden bir ders almazlar da imana gelmezler. (Böylece ot ve diken halinde kalmakta direnirler)
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir kanıt vardır, ama yine ekserisi iman edici değillerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların ekserisi imân etmiş kimseler olmadı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunlarda 'ibret vardır. Halbuki onların ekserîsi îmân ideceklerden değildirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bunda da bir işaret vardır. Buna rağmen onların çoğu inanacak değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunda elbette bir mucize var, fakat onların çoğu mümin değiller.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregi anlaruñ mü’minler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ anda ‘ibretler vardur. Daḫı anlaruñ çoġı mü’minler degüldür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, bunda (Qur’anı və Peyğəmbəri təkzib edənlər üçün Allahın vəhdaniyyətinə, qüdrətinə dəlalət edən) bir əlamət vardır. Lakin onların əksəriyyəti iman gətirməzlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! herein is indeed a portent; yet most of them are not believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily, in this is a Sign: but most of them do not believe.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüphe-siz
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَاٰيَةًۜ
apaçık bir âyet
وَمَا كَانَ
ama olmadı
اَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
مُؤْمِن۪ينَ
iman edenler
Şüphesiz bunda (anlamak isteyenler için) bir âyet (Allah'ın kudretine bir delil ve ibret) vardır; ama onların çoğu iman etmediler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan