close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şuarâ Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veneze’a yedehu fe-iżâ hiye beydâu linnâzirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Elini de (cebinden) çekip çıkardı, bir de (baktılar ki) o, seyredenler için ’parlayıp aydınlanıvermiş’ (ve bembeyaz kesilmişti).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz ışık saçan bir lamba gibi oluvermiş.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, ışıl ışıl göründü.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 27/12; 28/32.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de elini çekti çıkardı; o da, bakanlara bembeyaz (nur saçan bir el) kesiliverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Elini koynundan çıkardı, bakanlar için bembeyaz ışık saçan (bir lamba gibi) oluverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.
Besim Atalay
swap_vert close
Elini gösterince, bakanlara hemen akpak göründü !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve elini (koynundan) çekip çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar bembeyaz (olmuş)!
Bkz. 7/108, 28/32  
Cemil Said
swap_vert close
Sonra elini koynuna sokub uzatdı. Tekmîl hâzırûn beyaz oldığını gördiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.[399]
Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi, âyet, 108; Kasas sûresi, âyet, 32.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra elini çıkardı; o da bakanlara beyaz ışık saçan bir şey oluvermiş!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Edip Yüksel
swap_vert close
Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bem beyaz oluverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve (bir de) elini (koynuna sokup) çıkardı, (bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli) bakanlara (hayranlık verecek derecede bembeyaz olmuş ve nurlar saçar bir hâlde) parıl parıl parlıyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temâşâ edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve elini (koynundan) çıkardı; bir de gördüler ki o, bakanlara bembeyaz (parlayan, ışık saçan bir el)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve elini (koyduğu koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, (ışıl ışıl) göründü.*
(*) Eski Mısır inancında Firavun hem kral hem de tanrının oğlu ve dolayısıyla tanrı sayılıyordu. Bu sebeple, onun tanrılığını kabul etmemek veya tanrısallığına karşı meydan okumak mevcut dine karşı çıkmak anlamına geliyordu (Firavun hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/103); Allah tarafından seçilerek gönderilmiş bir peygamberin, Firavun’un tanrılığını kabul etmesi ise söz konusu olamazdı. Hz. Mûsâ’nın getirdiği deliller karşısında çaresiz kalan Firavun, kaba kuvvete başvurarak onu zindana atmakla tehdit etti. Bununla birlikte Mûsâ aleyhisselâm Firavun’un iman edeceği ümidiyle ona tatlı dille konuştu, Allah da mûcizeler gönderdi. bk. A‘râf -107-108; Tâhâ 22/22, 56-76): Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elini çıkarınca, Musa’nın eli bakanlara bembeyaz göründü.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa elini de kaldırdı. Derken eli görenlerin gözüne bembeyaz göründü.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa elini koltuğu altından çıkardı, eli derhal temaşa edenlerin gözlerini kamaştıracak surette bembeyaz oldu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elini de çıkarttı. Bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz olmuş.
Kadri Çelik
swap_vert close
Elini de çekip çıkardı, (bir de ne görsün) bakanlara bembeyaz oluverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve elini koynuna sokup çıkardı; bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli, görenlere hayranlık verecek derecede ışıl ışıl, bembeyaz!Böylece ne Firavunun, ne de adamlarının, Mûsâ’nın doğru söylediğine dâir en ufak bir şüpheleri kalmadı. Fakat kibir ve ihtirâsları, onları imandan alıkoydu. Bu yüzden, Mûsâ’nın dâvetini etkisiz kılmak amacıyla plânlar kurmaya başladılar:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Elini çekip çıkardı; hemen o Bakanlar için bembeyaz!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Seyircilerin gözü önünde elini çıkardı. Aaa! Bembeyaz bir el.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa aklını kalbini Allah’ın ayetleriyle arındırarak benliğini temizlemişti. Onun için hiçbir korkusu yoktu. Konuşmalarına devam ederek; "Ben Rabbimin hidayetiyle karşılaştım. Rabbimin hidayetiyle inançlarımı, düşüncelerimi, davranışlarımı değiştirdim. Bilgilerim tertemiz. İnançlarım tertemiz. Düşüncelerim tertemiz. Cehaletin bütün pisliklerini terk ettim. O’nun için yalanlar üzerine kurduğun iktidarınla beni korkutamazsın. Zindanlarınla beni korkutamazsın. Ben Rabbimin cezalandırmasından korkarım. Andolsun ki; sen beni öldürsen de, cezalandırsan da, ben yine Rabbime inanır, senin iktidarını, senin yasalarını tanımam!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü). [*]
Bu ayet A‘râf 7:107-108, Tâhâ 20:22 ile okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sonra) elini (koynundan) çıkardı. Bir de baktılar ki; o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.¹
1 Aynı âyet için Bk. (A’raf: 108)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı. ¹⁹
19 Bkz. 7:107-108 ve ilgili 85. not; ayrıca 20:22, 27:12 ve 28:32.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa elini koynuna sokup çıkardı fakat o da ne! Bakanların gözünü kamaştıran bir beyazlık! 28/30...32
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıracak) kadar beyaz![³¹⁹⁵]
[3195] Bizim değerlendirmemiz şudur: Bu beyazlık tam anlamıyla “kusursuzdu” (Bkz: 27:12; 28:32). Yed-i beyzâ (beyaz el), arınmayı ve tevbeyi temsil ediyordu. O el bir zamanlar istemeden cinayetle sonuçlanan bir kazaya sebep olmuştu. Fakat o elin sahibi öyle bir tevbe etti ki, o tevbe sadece eli pırıl pırıl ve tertemiz yapmakla kalmadı, aynı zamanda etrafını aydınlatan bir el yaptı. Zaten tevbe “onarmak ve tekrar kazanmak” anlamını içerir. Mesaj açıktır: Elleriniz yaptıklarınızla kirlenebilir. Fakat samimi ve bedeli ödenmiş bir tevbeyle yıkarsanız pırıl pırıl, ap ak olur. “Peki, sonunda pırıl pırıl olacaktı da niçin kirlendi?” sorusunun cevabı bellidir: Elleri temizlemek için önce bir ele sahip olmak gerek; olmayan el kirlenmez de, temizlenmez de. Ölümlü kaza, Musa’ya elin gücünü fark ettirdi. Herkes ellerine baksın!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Elini koynundan çıkardı; Bir de ne görsün!.. Onun eli, bembeyaz nurlu bir hale gelmemiş mi?
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de elini koynundan çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar parlak mı parlak! [27, 12; 28, 32]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve elini koltuğı altından çıkardı. Görenlerin gözlerini kamaşdıracak derece beyaz ve nevvâr idi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Elini çekip çıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ŧarttı elini yaķasından [196b] pes ol vaķt ol aķdur ya'nį nurlu baķıcılara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı çıḳardı elini ḳoynından, pes ol güneş gibi gözükdi gözeden kişilere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra əlini (qoltuğunun altından, yaxud qoynundan) çıxarar-çıxartmaz o, baxanlara ağappaq göründü (parlar bir nur kəsildi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he drew forth his hand and lo! it was white to the beholders.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!(3157)
3157 Cf. 7:107-8. See the whole passage there, and the notes thereon.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنَزَعَ
ve çekip çıkardı
يَدَهُ
elini
فَاِذَا
hemen birden
هِيَ
o
بَيْضَٓاءُ
bembeyaz
لِلنَّاظِر۪ينَ۟
bakanlar için
Ve elini (koynundan) çıkardı. Birdenbire o da bakanlar için bembeyaz (nûr saçan bir el olarak görünüverdi)!
نَزَعَ
Fiil-I
ن ز ع
Çekip aldı, soydu, söküp attı
يَد
İsim
ي د ي
El
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
اَبْيَض
İsim
ب ي ض
Bembeyaz, beyaz
نَاظِر۪ين
Etken fiil
ن ظ ر
Bakanlar, gözetleyenler