Bunun üzerine âsâsını bıraktı;[³¹⁹³] fakat o da ne, bu besbelli ki kocaman bir yılan![³¹⁹⁴]
[3193] Elkâ fiili “kaldırıp atmak” değil “almak için atmak”tır (Bkz: 20:87, not 69). Asâ bir çoban değneğidir ve Hz. Musa onu çobanlığı sırasında kullanmıştır. Sembolik olarak Firavunların ünlü kamçısına karşılıktır. Firavunlar günümüze kadar gelen heykellerinin istisnasız tümünde, göğüslerine çaprazlama kavuşturdukları ellerinden birinde kamçı, diğerinde güneşi sembolize eden halkalı haçla resmedilmişlerdir. Zımnî anlamı şudur: Gücünü Allah’tan alan bir çobanın asâsı, Firavun’un kamçısını yener.
[3194] Su‘bân, “kalın ip” anlamına gelir. Büyük yılanlara bu ad verilir. Fakat Kasas 31’de “çevik ve kıvrak ince yılan” anlamına gelen cânn kullanılır. Şu da var ki, bu kelimenin geçtiği cümle bir benzetme cümlesidir: “sanki o, küçük çevik ve kıvrak bir yılan gibiydi”. Bu iki farklı tasviri bir araya getirdiğimizde çıkan sonuç şudur: görünüşte büyük fakat harekette küçük bir yılan kadar çevik (Bkz: 20:20, not 19).