close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şuarâ Sûresi 190. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Gerçekten bunda bir ayet (ve ibret) vardır, ama onların çoğu iman etmiş (ve edecek) değillerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu kıssada da, insanlar için bir ders vardır, insanların çoğu inanmasalar da…
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunlarda da, kesinlikle Allah'ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, bütün insanlar için ibretler, alınacak dersler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu bunda, (onlara yaptığımız bu helâk işinde), kendilerinden sonra gelenler için büyük bir ibret var, öyle iken çoğu mümin olmadı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz bunda önemli bir ayet ve mucize vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Çoğu inanmamış olsa da bunda kesinlikle bir ders vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunda bir belge vardır, pek çokları inanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmediler.
Bkz. 26/8, 67, 103, 121, 174  
Cemil Said
swap_vert close
Bu bir ders-i ’ibret idi lâkin ekserîsi inanmadılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Doğrusu almak isteyenler için bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz bunda (insanlar için alınacak, nice) ibret (ler) vardır, ama (bunca hakikatlere rağmen insanların) çoğu îmân etmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz bunda¹ bir ayet² vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
1- Şuayb'in kıssasında. 2- İbret. Gösterge, kanıt.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz bunda mutlak bir âyet vardır. (Fakat) onların çoğu îman ediciler değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki bunda apaçık bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz, bunda (insanlar için) bir ayet (ibretli mesaj) vardır, oysa onların çoğu iman etmiş değilerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu anlatılanlarda alınacak ibretler var. Ancak onların pek çoğu inanıcı değiller.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten bu olayda kesin bir belge vardır. Ancak onların pek çoğu inanmaz kimselerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bunda bir ibret vardır. Halbuki onların pek çoğu mü/min değildir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki bunda bir ibret [âyet] vardır fakat onların pek çoğu mü’min değildir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz bunda (iman edenler için) bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dinle, ey insan; hiç kuşkusuz bütün bu anlatılanlarda,ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret var fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şüphesiz ki, bunda bir âyet vardır. Yine de onların çoğu mümin olmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Çokları inanmasa da bu bulut olayında şuna işaret vardır:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Muhakkak ki bu olaylarda ibret vardır. Ama çoğunluk inanmaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz bu (Şuayb kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu hâlâ) inanmadılar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu [kıssada da insanlar için] bir ders vardır; insanların çoğu [buna] inanmasalar da...
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır ama onların çoğu yine de iman etmediler. 18/54
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbet bu (Şuayb kıssası)nda da alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Muhakkak ki bu kıssada da bir ibret vardır!.. Ama (sonraki nesiller bundan hiç ders almadı, içlerinden) çoğu imana gelmedi.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret var
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların ekserisi mü'min kimseler olmadı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Elbette bunda alınacak ibret vardır. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunda kudret-i bâliğamıza delâlet ider âyet vardır. Onların ekserîsi îmân ider değildiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bu olayda da bir ibret vardır, fakat onların çoğu yine de inanmış değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunda elbette bir ibret var ama onların çoğu inanan kişiler değildi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregi anlaruñ inanıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ anda ‘ibretler vardur. Daḫı anlaruñ çoġı mü’minler degüldür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, bunda (Şüeybin bu hekayətində) bir ibrət vardır. Halbuki onların əksəriyyəti iman gətirmədi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! herein is indeed a portent; yet most of them are not believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily in that is a Sign: but most of them do not believe.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp-hesiz
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَاٰيَةًۜ
elbette bir âyet
وَمَا كَانَ
ama olmadı
اَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
مُؤْمِن۪ينَ
iman edenler
Şüphesiz bunda (anlamak isteyenler için) bir âyet (Allah'ın kudretine bir delil ve ibret) vardır; ama onların çoğu iman etmediler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan