Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp-esirgeyen O yüceler yücesidir! ⁷⁹
79 Her biri bu iki ayetle noktalanan sekiz kıssa burada böylece tamamlanmaktadır. Bu kıssalar ister Allah’ın varlığını, eşsiz ortaksız olduğunu, ister mal mülk, nüfûz ve şöhret gibi dünyevî bağlılıkların boş ve değersiz olduğunu; ve isterse yeryüzündeki bütün canlılara karşı koruyucu ve şefkatli davranmanın insanın temel yükümlülüklerinden biri olduğunu belirtici yönde olsun, bütün tezahürleri ve boyutlarıyla manevî/ahlakî gerçeğin ya da gerçekliğin hemen her çağda insanlığın büyük çoğunluğu tarafından reddedildiğini, bilinç ve duyarlık olarak körleşmiş, sağırlaşmış yığınların inatçı tepkileriyle geri tepildiğini dile getirmektedirler. Bu kıssalarda -yahut, daha doğru bir ifadeyle, Kur’an’da sıkça anlatılan bu kıssaların bu suredeki şekillerinde- tekrarlanan cümleler, ifadeler ve karşılıklı konuşmalar bize, insanlık durumunun, yahut insanın temel yaklaşımının gerçekte hiç değişmediğini ve sonuç olarak da, hakkı tebliğ eden kimselerin her çağda insanın hırs ve tamah duygularına karşı, nüfûz ve iktidar tutkusuna karşı, insanın kendini beğenmişliğine karşı mücadele vermek zorunda olduklarını vurgulamaktadır.