Firavun’un kavmine!..[³¹⁷⁶] (Ve sor onlara):[³¹⁷⁷] Hâlâ Bana karşı sorumlu davranmayacaklar mı?”[³¹⁷⁸]
[3176] A’râf 103’te bundan farklı olarak “Firavun ve önde gelen yakın çevresine” ifadesi yer alır. Zira orada vahyin muhataplarının durumuna, burada ise vahyi iletenlerin durumuna ve özellikle “Rasul Musa”ya, Kasas sûresinde ise “insan Musa”ya vurgu yapılmaktadır.
[3177] Söz geliminden rahatlıkla çıkarılabilecek bu geçiş ibâresi, sözün delâleti açık olduğu için lafzen yer almaz (Taberî). Bu aynı zamanda, Kur’an’ın veciz/eliptik diline güzel bir örnektir.
[3178] Veya: öncesiyle birlikte “..şu bana karşı sorumluluk duymayan Firavun’un kavmine git!” Ela yettekûnun, soru olmaktan daha çok durum bildiren bir işleve sahip olduğunu söyleyen Zemahşerî’ye dayanarak. Kısa bir iki atıf hariç, muhtemelen Kur’an’da Musa kıssasının anlatıldığı ilk sûredir. Buradaki anlatımla Medenî sûrelerdeki anlatım arasındaki esaslı fark şudur: Burada ve Mekkî sûrelerde Musa’nın Firavun’a karşı verdiği tevhid mücadelesi, Medenî sûrelerde ise kendi kavmi olan İsrâiloğullarına karşı verdiği ıslah ve yeniden inşa mücadelesi ele alınır. Bu da bu sûredeki anlatımın öncelikli amacının Allah Rasûlü’nün şahsiyetini inşâ olduğunu gösterir. Anlatımın özet halinde olması, detaylarının bölge Yahudilerinden dolayı nüzul ortamında bilindiğini gösterir.