10, 11. Bir vakit de Rabbin Mûsâ'ya: “Haydi! o zulme batmış olan topluma, yani Firavun'un halkına gidip, “hakkı inkârdan ve azgınlıktan sakınma zamanı gelmedi mi? de! ” diye nida etti. [20, 47]
Hz. Mûsâ (a.s.)’ın durumu Hz. Muhammed (a.s.)’ın durumundan daha çetin idi. Zira o Firavun’un köleleştirdiği bir millete mensup idi. Hz. Mûsâ Firavun’un sarayında büyütülmüştü. Dünyanın en güçlü bir hükümdarını hakka dâvet etmekle görevli idi. Hz. Peygamber ise muhataplarına göre eşit konumda olup, Kureyş’in dünyevî güçleri, Firavun sultanlığı ile kıyas bile edilemezdi. İşte bu kıssa ile Kur’ân Kureyş’e ve herkese şu dersi vermek istiyor: “O zor şartlarda bile hak din galip geldi. Mekke kâfirlerinin bu dâveti engellemesi mümkün değildir.”