close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şems Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-ssemâ-i vemâ benâhâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve göğe ve onu kurana.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Göğe ve onu (bu denli muhteşem ve mükemmel) bina edene,
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
gökyüzünü ve onu yapana veya gökyüzünün harika yapısına,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun gökyüzüne ve Allahın, göğü kurarken koyduğu kanunlara ve kullandığı tekniğe!
Ahmet Varol
swap_vert close
Göğe ve onu kurana,
Ali Bulaç
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Göğe ve yapılışına,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7,8. Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]
[762] Şems sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 147.[763] Yemin edilen 11 varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 149-156.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gökyüzüne, gökleri yaratana
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gökyüzüne ve onu bina edene,
Cemil Said
swap_vert close
ve semâ ile ânı binâ iden,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göğe ve onu yapana,
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene andolsun,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Göğe ve onu kuran kudrete;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Göğe ve onu kurana,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve göğe ve onun bina edene
Emrah Demiryent
swap_vert close
Göğe ve onu yaratana,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve göğe ve onu düzenleyene,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
göğe ve onu bina edene,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve göğe, hem onu binâ edene!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Semaya (uzay ve içinde bulunan gök cisimlerine) ve onu (semayı mükemmel bir sistem çerçevesinde) yapan (zatım)a,
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gökyüzüne ve onun bina edilişine,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
gök, onu kuran hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gök ve onu yapan hakkı için,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun göğe ve onu bina edene,
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve göğe ve onu bina edene.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Andolsun, sayısız yıldızlarla dolu uçsuz bucaksız gökyüzüne ve onu mükemmel bir sistem çerçevesinde düzenleyen yüce Kudrete!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Göğe ve onu bina edene!
Mehmet Çakır
swap_vert close
5,6. göğe ve onu yapana // yere ve onu döşeyene,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gökyüzüne ve onu yapana,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene,
Mehmet Türk
swap_vert close
Gökyüzüne ve onun yaratılışına,
Muhammed Esed
swap_vert close
Gökyüzünü ve onun hârika yapısını ³ düşün,
3 Lafzen, “ve onu inşa edeni” -yani, görünen âlemin (ki semâ’nın bu bağlamdaki karşılığıdır) uyumunu ve bütünlüğünü sağlayan olağanüstü vasıfları. Benzer şekilde, müteakiben yeryüzü ile ilgili olarak lafzen “onu yayanı” şeklinde yapılan atıf da, göründüğü kadarıyla, onun genişliğinin güzelliğini ve çok yönlülüğünü sağlayan vasıflara bir telmîhtir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gökyüzüne ve onu ayakta tutan sisteme. 11/7, 18/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Gökyüzü ve onu ayakta tutan (nizam) şahit olsun;
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bu olayların cereyan ettiği) Göğe ve onu bina edene; (âlemlerin Rabbine)
Osman Fırat
swap_vert close
Gökyüzü ve onu binası,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve göğe ve onu bina edene.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gök ve onu bina eden,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göğe ve onu yapana andolsun.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Semâ ve onı binâ iden
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gök ve onu bina eden,
Şaban Piriş
swap_vert close
Göğe ve onu bina edene.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve gökyüzüne ve onu bina edene,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göğe ve onu kurana,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı gök ḥaķķı-y-içün daħı anuñ ḥaķķı-y-içün kim yaptı gögi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı gökler ḥaḳḳı‐çun ve anları yapan ḥaḳḳı‐çun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun göyə və onu yaradana;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the heaven and Him who built it,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
By the Firmament(6150) and its (wonderful) structure;(6151)
6150 The next contrasted pair is the wonderful firmament on high, and the earth below our feet, stretching away to our wide horizons. The sky gives us rain, and the earth gives us food. Yet both work together: for the rain is moisture sucked up from the earth, and the food cannot grow without the heat and warmth of the sun. There are many other contrasts under this head; yet they all point to unity. 6151 The ma masdariyah in Arabic, in this and the subsequent clauses, is best translated in English by nouns. Thus what would literally be "and the (wonderful) making or construction of it" or "the fact of its (wonderful) construction" is, idiomatically, "its (wonderful) structure." "The (wide) spreading out" of the earth is rendered "its (wide) expanse," and so on.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالسَّمَٓاءِ
ve göğe andolsun
وَمَا بَنٰيهَاۙۖ
ve onu bina edene
Ve göğe (gönülleri bürümesine) ve onu bina edene (bütün bunları yapan Allah'a) andolsun,
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَنٰى
Fiil-I
ب ن ي
Bina etti, inşa etti, yaptı