close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlû mâ hâżâ illâ raculun yurîdu en yasuddekum ‘ammâ kâne ya’budu âbâukum ve kâlû mâ hâżâ illâ ifkun mufterâ(an)(c) vekâle-lleżîne keferû lilhakki lemmâ câehum in hâżâ illâ sihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara, apaçık ayetlerimizi okuduğun zaman bu adam derler, sizi atalarınızın kulluk ettiği şeylerden vazgeçirmek isteyen birisi ancak ve bu derler, uydurulmuş düzme bir şey ancak ve kafir olanlar, onlara gerçeğe ait bir şey geldi mi, bu derler, apaçık bir büyü ancak.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Çünkü) Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu (Peygamber), sizi babalarınızın taptıkları (ilahlar)dan (ve onların yolundan) alıkoymak (ve yeni-adil bir düzen kurmak) isteyen bir adamdan başkası değildir" deyip (Ona karşı çıkmışlardı). Ve yine: "Bu (Kur’an), düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir" diyerek (elçileri engellemeye kalkışmışlardı). O küfre (ve nankörlüğe) yönelen kimseler ise; kendilerine geldiği zaman, Hakk (Kur’an ve Resulüllah) için: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" diyerek (sapıtmışlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: “Bu sizi, babalarınızın taptığı tanrılardan çevirmek isteyen bir adamdan başka biri değildir.” Ve dediler ki: “Bu Kur'ân insan tarafından uydurulmuş, safsatadan başka birşey değildir!” Ve son olarak da, Allah'tan gelen gerçekleri inkâr eden bu kimselere, gerçek olan Kur'ân geldiğinde: “Bu apaçık bir büyüden başka birşey değildir” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara ayan beyan âyetlerimiz okunduğu zaman: “Bu sadece sizi, atalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Yine: “Bu Kur'ân da, sadece uydurulmuş bir yalandır” dediler. Hakkı inkârda ısrar edip küfre saplananlar da, kendilerine hak kitap Kur'ân, İslâm, Allah'ın Rasulüne peygamberlik, peygamberin mucizeleri geldiği zaman: “Bunlar kesinlikle açık açık büyüleyerek aklı etki altına alan sözler” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda: "Bu sizi atalarınızın tapmakta olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" derler. Yine: "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir düzmeceden başka bir şey değildir" dediler. İnkâr edenler, hak kendilerine gelince onun için: "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara, apaçık ayetlerimiz okunduğunda: 'Bu, sizi babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir' dediler. Ve dediler ki: 'Bu uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir.' İnkâr edenler de, kendilerine geldiği zaman hak için: 'Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir' dediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Karşılarında açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, dediler ki: “- Bu kimse, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı putlardan alıkoymak istiyen bir adamdır.” (Kur'an hakkında da): “-Bu başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftiradır.” söylediler. O kâfirlere Kur'an gelince de: “- Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Çünkü ayetlerimiz apaçık olarak onlara okunduğu zaman: “Bu adam, babalarınızın taptığı sistemden sizi saptırmak istiyor.” dediler. Ve “Bu ancak uydurulmuş bir yalandır.” dediler. Ve hak kendilerine geldiğinde, o kâfirler: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, “Bu, sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir” dediler. “Bu, sırf uydurulmuş bir yalandır” dediler. İnkâr edenler, kendilerine gerçek geldiğinde, “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” dediler.”
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim açık âyetlerimiz, onlara okunduğunda: «Bu adam ancak atalarımızın taptıkları şeylerden, sizi döndürmek ister, bu iftira olunan bir yalandan başka bir şey değildir» demektedirler, kâfir olanlara hak gelince: «Bu, yalnız açık bir büyüdür!» dediler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğu zaman: “Bu adamın tek istediği şey, sizi atalarınızın taptığı putlardan vazgeçirmektir” ve (yine): “Bu (Kur'an), düzmece bir yalandan başka bir şey değil” dediler. İnkârcılar, kendilerine ulaşan hakikat için, “bu açıkça büyüleyici bir sözden başka bir şey değildir” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Bizim âyâtımız ânlara okundığı zamân "Bu âdem bize ecdâdımızın tapdığı ma’bûdlardan yüz çevirtmek istiyor, Kur’ân kendi ihtirâ’ itdiği bir yalandır" diyorlar. Hakîkat gözlerine zâhir görindiği vakit ise küfür idenler "Bu âşikâr bir sihirdir" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: "Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor" derlerdi. "Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir" derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: "Bu apaçık bir büyüdür" demişlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda “Bu, başka değil, sizi atalarınızın taptıklarından vazgeçirmek isteyen biri” demişler ve eklemişlerdi: “Bu da ancak düzmece bir yalan.” İnkâr edenler kendilerine hakikat ulaştığında onun hakkında, “Bu, besbelli bir büyüdür” demişlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, "Bu, kesinlikle, sizi atalarınızın tapınma yolundan saptırmak isteyen bir adamdır." Dahası, "Bu uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir," dediler. İnkarcılar, kendilerine gelen gerçek için, "Besbelli, bu bir büyüdür," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Karşılarında açık beyyineler halinde âyetlerimiz tilâvet olunduğu zaman o zalimler: «bu başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı ma'budlardan men'etmek isteyen bir adam» dediler ve «bu (Kur'an) başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira» dediler ve o küfredenler hak kendilerine geldiği vakıt bu apaâçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, babalarınızın (atalarınızın) tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’ân), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: “Bu, ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir.” dediler. Ve dediler ki: “Bu, uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir.” Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine gerçek gelince: “Bu, ancak apaçık bir büyüdür.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara karşı açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «Bu, atalarımızın tapmakda devam etdikleri (putlardan) sizi mütemâdiyen vaz geçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir» ve dediler: «Bu (Kur'an) düzülüb uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir». Hakka küfreden onlar, (bu hak) kendilerine gelince de (şunu) söylediler): «Bu, apâşikâr büyüden başka bir şey değildir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Çünki onlara âyetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman: “Bu ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi çevirmek isteyen bir adamdır” dediler. Bir de: “Bu (Kur'ân), uydurulmuş bir iftirâdan başka bir şey değildir” dediler. İnkâr edenler, kendilerine o hak(Kur'ân) gelince de (onun için): “Bu, ancak apaçık bir sihirdir”(1) dedi(ler).
(1)“Kureyş’in rüesâsından (reislerinden) müdakkik bir belîğ (dikkatli ve güzel sözden anlayan birisi)müşrikler tarafından, Kur’ân’ı dinlemek için gitmiş. Dinlemiş, dönmüş, demiş ki: ‘Şu kelâmın öyle bir halâveti(tatlılığı) ve tarâveti (tâzeliği) var ki, kelâm-ı beşere (insan sözüne) benzemez. Ben şâirleri, kâhinleri biliyorum. Bu onların hiç sözlerine benzemez. Olsa olsa etbâımızı (bize uyanları) kandırmak için, sihir demeliyiz!’ İşte Kur’ân-ı Hakîm’in en muannid (inadcı) düşmanları bile fesâhatinden (açık ve güzel ifâdesinden)hayrân oluyorlar.” (Zülfikār, 25. Söz, 13)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlara açıklayıcı ayetlerimiz okunduğu (aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: “Bu (Muhammed), sizi babalarınızın taptığı şeylerden (ilahlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir!” demişlerdi. Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr etmiş olanlar ise “Bu (Kur’an) apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi. *
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara açıklayıcı ayetlerimiz okunduğunda “Bu adam sizi atalarınızın kulluk ettiği ilahlardan uzaklaştırmak istiyor” derler. Sonra “Onun bize okudukları uydurulmuş yalandan başka bir şey değil” dediler. Gerçek doğrular kendilerine geldikten sonra, doğruları inkâr edenler “Bu söyledikleri apaçık aldatmacadan (sihirden) başka bir şey değil” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlara açıklayıcı ayetlerimiz okununca dediler: "Bu, olsa olsa sizi atalarınızın tapmış olduklarından alıkoymak istiyen bir kimse olacak." Bir de dediler: "Bu da olsa olsa uydurulmuş bir yalandır." Tanımazlık edenler de doğru kendilerine gelince: "İşte bu, olsa olsa apaçık bir büyü" dediler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara açık âyetlerimiz okundu mu «— Bu babalarımızın taptıklarından alıkoymak isteyen adamdan başka bir şey değildir», Kur/an hakkında ise «— Bu, düzme bir yalandan başka bir şey değildir» derler. Kâfirler kendilerine hak Kur/an gelince ona «— Bu, apaşikâr bir büyüden başka bir şey değildir» demişlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara apaçık okunduğu zaman, “Bu adam babalarınızın/atalarınızın taptıklarından sizi çevirmeye çalışan bir adamdan başkası değildir” dediler. (Ayrıca) Bu (Kur’an) da, “Uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir” dediler. (Nihayet), Hak kendilerine geldikten sonra onu inkâr edenler de, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda dediler ki: “Bu sizi, babalarınızın tapmakta olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir” ve (Aynı şekilde), “Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalandan başka bir şey de değildir” dediler. Küfre sapanlar da, kendilerine geldiği zaman hak (olan Kur'an) için, “Bu, apaçık olan bir büyüden başka bir şey değildir” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkârcılar halka seslenerek, “Muhammed’in güzel sözlerine aldanmayın! Aslında bu adamın tek amacı, atalarınızın kulluk ettiği şeylerden sizi vazgeçirmektir!” derler. Bu şekilde halkı kandıramayacaklarını anlayınca, “Bu Kur’an, insan tarafından uydurulmuş bir safsatadan başka bir şey değildir!” derler. Fakat hakîkat kendilerine ulaşıp da, Kur’an gönülleri fethetmeye başlayınca, kâfirler onun kitlelerce benimsenmesini engellemek için, “Hepimizi acze düşüren, vicdanları sarsıp derinden etkileyen bubüyüleyici sözler, apaçık bir sihirden başka bir şey olamaz! Çünkü okuma yazma bilmeyen bir insan, böylesine harikulade sözler söyleyemez!” derler. Böylece, Kur’an’ın insanüstü bir kaynaktan geldiğini itiraf ederek, hidâyetin tam eşiğine kadar gelirler. Fakat kibir ve inatçılıkları, iman etmelerine engel olur.Peki bu zâlimler, hangi delile dayanarak Kur’an’ı reddediyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Açık belgeler olarak onlara bizim âyetlerimiz okunduğu zaman: -“Bu, atalarımızın kulluk ediyor olduğu şeylerden bizi vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değil!” dediler. “Bu, uydurulmuş bir iftiradan başkası değil!” de dediler. Onlara geldiğinde inkâr etmiş olanlar Hakk için dedi ki: -“Bu ancak açıkça bir sihir!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü, vaktiyle ayetlerimiz kendilerine açık seçik okunurken onlar: " Bu adam, sizi atalarınızın tapındığı putlardan ayırmak istiyor. Söyledikleri de tamamen uydurma şeyler " derlerdi. Gözlerinin içine kadar sokulan gerçeği göremeyenler ise: " Kesin kes büyü! " deyip geçerlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimiz açıkça onlara okuduğunda; "Bu sadece atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır. Bu Kitap uydurulmuş yalandır. Sadece insanları etkileyen büyülü sözlerden ibarettir.” dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: “Bu, sizi babalarınızın taptığı (ilahlardan) [*] çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir!” demişlerdi. Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler “Bu (Kur’an) apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi.
Ataları taklitle ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; A‘râf 7:28; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62, 87; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22, 23.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara bütün açıklığıyla okunduğunda onlar: “Bu adam, kesinlikle sizi babalarınızın taptıkları şeylerden alıkoymak istiyor” dediler. Ve (devamla): “Bu, (Kur’an da) sadece uydurulmuş bir safsatadır.” dediler. Kâfirler ise kendilerine gelen hak bilgi için: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Mesajlarımız onlara bütün açıklığıyla aktarıldığında, [hakikati inkara şartlanmış olanlar birbirlerine,] “Bu [Muhammed] sizi atalarınızın taptıklarından vazgeçirmeye çalışan biridir sadece!” derler. Ve “Bu [Kur’an, insan tarafından] uydurulmuş bir safsatadan başka bir şey değildir!” d(iye ekl)erler. Ve [son olarak,] hakikati inkara kalkışanlar, hakikat kendilerine ulaştığında, onun için, “Bu, büyüleyici güzel bir sözden ⁵³ başka bir şey değil!” derler.
53 Lafzen, “sihir” veya “büyü” -bu terim, genellikle “büyüleyici güzellikte bir söz” anlamında kullanılır (karş. Kur’an’ın nüzul kronolojisindeki ilk örnek olan 74:24).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Çünkü onlar, apaçık ayetlerimiz kendilerine aktarıldığında: – Bu adamın amacı sizi atalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymaktan başka bir şey değildir. Ayrıca bu Kuran da Allah kelamı değil düzme saçma sözlerdir, demişlerdi. Evet, bu kâfirlere hak olan Kuran anlatıldığında; “Bu düpedüz bir sihirden başka bir şey değildir” dediler. 10/78, 23/47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve âyetlerimiz onlara açık ve seçik olarak aktarıldığında dediler ki: “Bu sizi öteden beri atalarınızın taptıklarından uzaklaştırmaya çalışan birinden başkası değil.” Bir de şunu eklediler: “Bu (Kur’an) uydurulmuş düzme koşma bir (mesajdan) ibârettir.” Nihayet inkârda direnenler ayaklarına kadar gelen hakikat için, “Yok daha neler; bu basbayağı bir sihir yahu!” dediler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlara karşı açık açık, ayetlerimiz okunduğu zaman; "Muhammed sizi, atalarınızı taptığı putlardan vazgeçirmek isteyen bir adamdan başka bir şey değildir" ve "Kur'an da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir. " dediler. Ayrıca o kâfirler kendilerine gelen hak söz (Kur’an) için, "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" de demekten çekinmediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunup anlatıldığında; "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Ne zaman ki hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, "Bu, ancak apaçık bir sihirdir" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara karşı bizim açık açık âyetlerimiz okunduğu vakit, dediler ki: «Bu, bir adamdır ki, sizi atalarımzın ibadet ettikleri şeyden menetmek istiyor.» Ve dediler ki: «Bu (Kur'an) başka değil, sırf uydurulmuş bir iftiradır.» Ve kâfir olanlar, hak içinde kendilerine geldiği vakit dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden başka değil.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine parlak deliller halinde âyetlerimiz okunduğunda o zalimler: “Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın ibadet ettiği tanrılarınızdan uzaklaştırmak isteyen bir adam! ” dediler. Ve yine dediler ki: “Bu Kur'ân başka değil, sırf bir iftira! ”Ve yine kâfirler, gerçek kendilerine geldiğinde “Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil! ” dediler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: "Bu, sadece sizi babalarınızın taptığı(tanrılar)dan çevirmek isteyen bir adamdan başka bir şey değildir." Ve o nankörler dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir." Ve kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür, başka bir şey değildir" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Her ne vakit ki bizim beyân idici âyetlerimiz onlara tilâvet olunsa: "Bu Muhammed ancak sizi babalarınızın 'ibâdet iylediği şeylerden men' itmek isteyen bir adamdır, Kur'ân diye okudığı şey bir iftirâ ve isnâddır" didiler. Küfür idenler, kendilerine geldiği zamân hak içün bu: "Ancak âşikâr bir sihirdir" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara açık ayetlerimiz okunduğunda "Bu adam sizi, babalarınızın kulluk ettiği şeyden uzaklaştırmak istiyor" derler ve şunu eklerlerdi: "Bu Kitap, uydurulmuş bir saçmalıktan başkası değildir.” Onlara gelen gerçekleri kendini kapatanlar da şöyle derlerdi: “Bu, açık bir sihirden başka bir şey değil.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman:-Bu, sadece bizi atalarımızın kulluk ettiklerinden vazgeçirmek isteyen bir adam, dediler. Bu Kur'an, düpedüz bir uydurmadan başka nedir?! dediler. Kafirler, hak kendilerine geldiği zaman:-Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda, “Bu adam, atalarınızın taptıklarından sizi çevirmeye çalışıyor” demişlerdi. Yine demişlerdi ki, “Bu uydurulmuş bir yalandan başka birşey değil.” Kendilerine hak geldiği zaman, o kâfirler, “Bu düpedüz büyü!” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimiz açık-seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen birinden başkası değil." Şunu da söylerler: "Bu, düzenlenmiş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir." Hakkı inkâr edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: "Açık bir büyüden başka şey değil bu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim oķınur anlaruñ üzere āyetlerümüz bellüler eyittiler “degül uşbu illā bir er diler kim döndüre sizi andan kim oldı ŧapar-idi atalaruñuz.” daħı eyittiler “degül uşbu illā yalan büḥtan yalan baġlanmış.” daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar ḥaķķa geldi anlara “degül uşbu illā cādūlıķ bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan oḳunsa anlar üstine bizüm beyān idici āyetlerümüz, eydürler:Bu degüldür, illā bir kişi diler ki men‘ ide atalaruñuz ṭapduġı ma‘būddan.Daḫı eyitdiler: Bu degüldür, illā düzme, yalan. Daḫı eyitdi kāfirler ḥaḳḳakendülere geldügi vaḳt: Bu degüldür, illā bellü cāẕūluḳ, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimiz onlara (müşriklərə) açıq-aşkar olaraq oxunduğu zaman: “Bu ancaq sizi atalarınızın ibadət etdiklərindən (bütlərdən) döndərmək istəyən bir adamdır!” deyər, (Qur’an haqında isə: ) “Bu, uydurma yalandan başqa bir şey deyildir!” söyləyərlər. Kafir olanlara haqq (Qur’an) gəldikdə onun barəsində: “Bu yalnız açıq-aşkar bir sehrdir!” – deyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if Our revelations are recited unto them in plain terms, they say: This is naught else than a man who would turn you away from what your fathers used to worship; and they say: This is naught else than an invented lie. Those who disbelieve say of the truth when it reacheth them: This is naught else than mere magic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Clear Signs are rehearsed to them, they say, "This is only a man who wishes to hinder you from the (worship)(3854) which your fathers practised." And they say, "This is only a falsehood invented!" and the Unbelievers say of the Truth when it comes to them, "This is nothing but evident magic!"
3854 Apart from the worship of Evil in the guise of the Powers of Light, there is another form of false worship, which depends on ancestral tradition. "Why" it is said "should we not do as our fathers did?" They reject a new prophet of Truth simply because his teaching does not agree with the ways of their ancestors. The answer to this is given in verse 44 below. But meanwhile the rejectors' objection to new Truth is stated in three forms: (1) our ancestors knew nothing of this: (2) The story of inspiration is false; it is merely an invention; we do not believe in inspiration: (3) when in some particular points, the new Truth does work wonders in men's hearts, they account for it by saying it is magic. The third objection is merely traditional. What is magic? If it is merely deception by the fact that the Messenger who comes with new spiritual Truth is acknowledged to be truthful in other relations of life: why should he be false where his preaching brings him no gain but much sorrow and persecution? For the ancestral objection see next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o vakit ki
تُتْلٰى
okundu
عَلَيْهِمْ
onlara
اٰيَاتُنَا
âyetle- rimiz
بَيِّنَاتٍ
apaçık olarak
قَالُوا
dediler
مَا هٰذَٓا
bu değildir
اِلَّا
an- cak
رَجُلٌ
bir adam
يُر۪يدُ
istiyor
اَنْ يَصُدَّكُمْ
sizi alıkoymak
عَمَّا
o şeyler- den ki
كَانَ
idi
يَعْبُدُ
tapıyor
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ
atalarınız
وَقَالُوا
ve dediler
مَا هٰذَٓا
bu değildir
اِلَّٓا
an- cak
اِفْكٌ
bir iftira
مُفْتَرًىۜ
uydurulmuş
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لِلْحَقِّ
hak için
لَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَهُمْۙ
kendileri- ne geldi
اِنْ هٰذَٓا
bu değildir
اِلَّا
an- cak
سِحْرٌ
bir sihir
مُب۪ينٌ
apaçık
Çünkü onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman onlar, "bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "bu (kıyamet hakkında söyledikleri), uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir" dediler. (Resulüm!) Hak (olan bu Kur'ân) kendilerine geldiği zaman kâfirler de, "bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" dediler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
رَجُل
İsim
ر ج ل
Erkek, adam
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
صَدَّ
Fiil-I
ص د د
Alıkoydu, yüz çevirdi, men etti, şamata etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِفْك
İsim
ا ف ك
İftira, yalan
مُفْتَرَى
Edilgen fiil-VIII
ف ر ي
Uydurulmuş
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan