close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû subhâneke ente veliyyunâ min dûnihim(s) bel kânû ya’budûne-lcin(ne)(s) ekśeruhum bihim mu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Melekler, tenzih ederiz seni derler, sensin bizim sahibimiz ve yardımcımız, onlar değil. Hayır, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı, çoğu, onlara inanıyordu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Melekler veya Melikler ise) Derler ki: "Hâşâ, Sen Yücesin! Bizim Velimiz (yöneticimiz ve sahibimiz) Sensin, onlar değil. Hayır, onlar (tuzağına kapıldıkları şeytani) cinnlere tapıyorlardı ve çoğu onların (yalanlarına) inanmışlardı."
[Not: Cinnlerin, içine girip konuştukları bu putlara tapan veya şeytani kuruntularını Allah’ın özel ilhamı sanan bazı sahtekârlara körü körüne bağlanan insanlardı.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Melekler de: “Sen kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler. “Onlara karşı bize yakın olan koruyucumuz yalnız sensin, onlar değil. Hayır, onlar bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı” diyecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Melekler de, “Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz, koruyucumuz, işlerimizi havale edeceğimiz hâmimiz, emirlerini dinlediğimiz otorite sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyecekler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/117.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Derler ki: "Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı."
Ali Bulaç
swap_vert close
(Melekler) Derler ki: 'Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Melekler şöyle) diyecekler: “-(Senden başkasına ibadet edilmekten) seni tenzih ederiz. Bizim sığınacak velimiz onlar değil, sensin. Doğrusu onlar cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Melekler: Seni tenzih ederiz. Dostumuz onlar değil, Sen’sin. Belki onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Çünkü onların çoğu, cinlere inanıyordu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Melekler, “Hâşâ! Seni tenzih ederiz. Sen bizim velimizsin, onlar değil. Tam aksine, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu onlara inanıyorlardı” diyecekler.
Besim Atalay
swap_vert close
Melekler de derler ki: «Sen kutsalsın, sensin onlardan ayrı bizim dostumuz; hayır onlar, cinlere taparlardı, inanırdı pek çoğu da onlara!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Melekler de:) “Senin şanın yücedir. Bizim koruyucumuz onlar değil, sensin. Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu” diyecekler.
Cemil Said
swap_vert close
Melekler "Subhânek (Şân ve şeref sanadır) Sen bizim Allâhımızsın hiç ’âbid ma’bûd olur mı? Ânlar cinlere tapıyorlardı ekserîsi cinlere inanırlar" diyu cevâb virecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Melekler: "Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Sen yüceler yücesisin. Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dediler ki, "Sen yücesin, velimiz (dostumuz) onlar değil, Sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyordu."
Şeytanların öğretisini izlemek onlara tapmak demektir. Bir kişi, Allah'a taptığını söylese bile, O'nun sözlerine aykırı öğretileri izliyorsa şeytana tapıyordur. Şeytanın hipnozundan kurtulmanın biricik yolu dini sadece Allah'a has kılmaktır (15:39-42). Peygamberlerden, evliyadan veya meleklerden şefaat için medet uman veya onları Allah’ın dininin ikinci kaynağı olarak kabul eden müşrikler aslında o peygamberlere, evliyaya veya meleklere tapmıyorlar. Zira, tapınma karşılıklı kabulu gerektirir. Allah’tan başkasına kulluğu şiddetle reddedenlere tapmak çelişkili bir tavırdır ve aslında Şeytanı memnun ederek ona tapınmaya dönüşür. Ahiret günü, putlaştırılan erdemli kişiler kendilerine olan tapınmaya rıza göstermediklerini ilan ederek kendilerine tapanları reddederler (19:82; 46:6).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Demişlerdir: “Zât-ı Sübhânına arz-ı tenzih ederiz, Sensin onlara karşı bizim sığınacak velîmiz.” Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, ekserîsi onlara inanmışlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Melekler: “Ey Rabbimiz! Biz asla onlara bize tapmalarını emretmedik, böyle bir şey söylemek bizim ne haddimize! Rabbimiz,) Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz. Bizim (bu iftiralar karşısında sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne) dostumuz sensin. (Esasında) onlar (bize değil, vesveselerine/yalanlarına inandıkları ve melek olduklarını zannettikleri) cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, (insanların) çoğu, onlara inanıyordu,” diyecekler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar: “Seni tenzih¹ ederiz. Bizim velimiz² onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere³ kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı.” derler.
1- Eş koşulanların ve eş yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma. 2- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. 3- Duyuları ile kavrayamadıkları uydurulmuş, gizemli, hayali varlıklara.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Melekler de): «Seni (ortakdan) tenzîh ederiz. Bizim yârimiz onlar değil, Sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara îman edicilerdi» diyecekler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Melekler:) “Seni tenzîh ederiz; bizim velîmiz onlar değil, sensin! Hayır! (Onlar,)cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı. Onların çoğu, onlara inanan kimselerdi” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar da (Rabbimiz! Haşa, ne haddimize!) “Sen, (sınırsız ilim ve kudretinle) her türlü eksiklikten (noksanlıktan) uzaksın (yücesin)! Onlar (ın bu iftiraların)a karşı bizim (sığınacağımız) yegâne velimiz (sahibimiz ve koruyucumuz) yanlızca sensin! Aslında onlar (bize değil, farkında olmadan) cinlere (şeytanlara uydukları için adeta onlara) tapıyorlardı; hatta pek çoğu onlara inanmıştı. ’derler.(*)
(*) Allah’tan başkasına kulluğu şiddetle reddedenlere tapmak çelişkili bir tavırdır ve aslında şeytanı memnun ederek ona tapınmaya dönüşür. Ahiret günü, melekler, kendilerine olan tapınmaya rıza göstermediklerini ilan ederek kendilerine tapanları reddederler. Yani melekler’’rızamız olmadan onlar, kendi iradeleriyle şeytanı vesveselere uymakla bize değil, adeta o cinni şeytanlara tapıyorlardı’’derler. بل كانوا بأفعالهم الاختيارية الموجبة للشرك يعبدون الجن أي إبليس وذريته الذين زينوا لهم عبادتنا من غير رضانا [بذلك، (نظم الدرر في تناسب الآيات والسور)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Melekler “Sen her şeyden yüce ve eksikliklerden uzaksın. Bize kulluk edenlerin dışında, bizim sahibimiz (velimiz) yalnızca sensin. Hâlbuki onların çoğu, görmedikleri varlıklar olan cinlere (biz meleklere), inanarak kulluk ediyorlardı” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Melekler de diyecekler: "Seni ulularız. Bizim koruyucumuzsun. Bizim onlarla ilişiğimiz yoktur. Onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, pek çokları bu cinlere inanıyorlardı."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Melekler «— Aman Yâ Rab! Seni ondan tenzih ederiz, yârımız ve mâbudumuz sensin, hiç âbit mâbut olur mu? Bizim onlarla işimiz yok. Hayır onlar perilere taparlar [¹], pek çokları ona inanırlardı» diyecekler.
[1] Yani vesvese-i şeytaniyeye tâbi olurlardı veya hakikaten perilere taparlardı. Onlarca periler Allah'ın melekleriydi. Meleklerse Allahın kızlarıydı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar da, “Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizim dostumuz, onlar değil, Sen’sin. Bilakis onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu da cinlere inanıyordu” diye cevap verirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Melekler) Derler ki: “Sen yücesin! Bizim velimiz sensin; onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapmaktaydı ve çoğu onlara iman etmiş kimselerdi.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Melekler, “Hâşâ, ne haddimize!” diyecekler, “Sen, sınırsız kudretinle her türlü eksiklikten, noksanlıktan uzaksın, yücesin! Onların bu iftiralarına karşı bizim sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne dostumuz Sensin! Aslında onlar bize değil, farkında olmadan cinlere tapıyorlardı; hattâ pek çokları, cinlere tapmak gerektiğine ciddî ciddî inanıyorlardı.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dediler ki: -“Seni tenzih ederiz; bizim veliyymiz onlar değil sensin! Aksine, Cinnler’e kulluk ediyorlardı. Onların çoğu onlara inanmışlar’dır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Melekler: " Fesüphanellah! diyecekler. Bizim sahibimiz hep sen idin, onlar değil. Bilakis onlar, cinlere / şeytanlara tapıyorlardı. Evet evet, çoğu onlara inanıyorlardı."
Mehmet Çoban
swap_vert close
Melekler şöyle cevap verirler: "Ey Rabbimiz sende hiç bir eksiklik görmeyiz. Bizim dostumuz senden başka ilah edinenler değildir. Bizim dostumuz sensin! Ey Rabbimiz! Onlardan bazıları uydurdukları inançlarla tanımadıkları bilmedikleri varlıklara ibadet ediyorlar. Hatta onlardan bazıları Melekleri ilah koşuyordu. Bizim onlarla ilgimiz yok!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Melekler [*] de) “Sen yücesin; bizim dostumuz onlar değil, sensin. Aslında onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyeceklerdir. [*]
Meleklerin sorgulanması onları şirklerine konu edinenleri yalanlamak içindir.,Sorgulanma esnasında yaşanacaklarla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Melekler de): “Sen eksikliklerden yücesin, bizim sahibimiz onlar değil Sensin. Tam tersine onların çoğu cinlere îman edip, onlara tapıyorlardı.” diyecekler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Melekler: “Sen, kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler, “Bize yakın olan [yalnız] Sensin, onlar değil! ⁵¹ Hayır, onlar [bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında] duyuları ile kavrayamadıkları güçlere [körcesine] tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı”. ⁵²
51 Meleklerin, yalnızca Allah’a yapılması gereken ibadetin kendilerine yöneltildiğini asla kabul etmediklerine işaret eder.52 Cinn teriminin, bu örnekte, birincil anlamı olan “(insanların) duyuları ile kavrayamadıkları şey” anlamında kullanıldığına (bkz. Ek III), böylece, “tabiat” olarak tanımladığımız şeyde mevcut olduğu düşünülen, gerçek veya hayalî, bütün bilinmeyen varlık türlerini ihtiva ettiğine inanıyorum. Bu sebeple, meleklerin cevabı, günahkarların onlara sözde ibadet etmesinin, tabiatın görünmeyen güçlerine karşı duydukları korkudan ve bilinmeyenin verdiği daha derin bir korkunun bilinçaltı yansımasından başka bir şey olmadığına işaret etmektedir; bu korku, eninde sonunda, Allah’ın varlığına inanmayı reddedenleri ve dolayısıyla insan hayatında herhangi bir amaç veya anlam görmeyenleri kuşatır. (Bkz. ayrıca 10:28’in son cümlesi ve ilgili not 46.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Melekler: – Hâşâ sen yücesin, zatını tenzih ederiz, bizim velimiz onlar değil sensin. Bilakis onlar cinlere kulluk ediyorlardı, zira onların çoğu cinlere inanıyordu, derler. 4/116, 17/39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Melekler): “Aşkın olan zatını tenzih ederiz ki onlar değil, Sensin bizim velimiz![³⁸⁶⁰] Hayır, onlar öteden beri cinlere tapıyorlardı; bunların çoğu onlara iman etmişti!” diyecekler.[³⁸⁶¹]
[3860] Zımnen: İbadet, ibadet edenle ibadet edilen arasındaki velayet ilişkisidir. [3861] Kur’an’da cin kavramının çok anlamlı kullanıldığına çarpıcı bir önek. Buradaki cinle “ins” ile birlikte kullanılan “cin” arasında fark olsa gerektir. Buradaki “cin” hakikî, vehmî, izafî ve mecazî tüm çağrışımlara sahiptir. Nüzul ortamı insanının görünmeyen ve bilinmeyene dair tapınma derecesindeki korku ve o korkudan kaynaklanan perestişi dile getirilmektedir. Değilse şehirli Arapların taptığı envai çeşit put arasında hassaten cinleri temsil eden bir put bilinmemektedir. Bazıları cinlere tapınma uygulamasının şehirlerde olmadığını, sadece bedevi Araplar arasında yaygın olduğunu söyler. Âyet bu tür rivayetleri teyit eder görünmektedir. Dikkat çekici bir başka nokta da sorunun meleklere soruluyor olmasıdır. Bu, nüzul ortamı insanının görünmeyen ve bilinmeyen konusunda kafasının hayli karışık ve evhamının esiri olduğunu gösterir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Melekler de: "Seni tenzih ederiz!.. (Sen ortağı olmaktan, noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur) Bizim yegâne koruyucumuz, dostumuz onlar değil Sensin!.. (Sen bilirsin ki) Onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu, (cin ve periye melek vasıflar yakıştırmak suretiyle) cinlere iman etmiş bağlanmıştı.
(Nitekim Nisa 117. de "O'nu bırakıp da yalnız dişi putlara tapıyorlar, aslında onlar, inatçı şeytandan başkasına tapmıyorlar" buyurulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
(Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Melekler de (diyeceklerdir ki, Yarabbi!) «Seni tenzih ederiz. Bizim velîmiz, onlar değil Sen'sin. Hayır. Onlar cinlere tapar olmuşlardı. Onların birçokları onlara imân ediciler idi.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar: “Müşriklerin iddialarından Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz, koruyucumuz onlar değil, sadece Sensin! Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyor ve ekserisi onlara inanıyorlardı. ” diye cevap verirler. [4, 117]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Melekler) derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyorlardı."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Melekler de: "Biz seni takdîs ve tenzîh ideriz. Bizim ma'bûdımız ve sâhibimiz sensin, onlar değil. Belki onlar şeytâna 'ibâdet iderler ve ekserîsi ona îmân itmişlerdi" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Melekler: "Biz sana içten boyun eğeriz, dostumuz onlar değil, sensin. Onlar bize değil, görünmez varlıklara[*] kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu" derler.
[*] Tercüme ettiğimiz kelime الْجِنَّ=cin'dir. Cin, görünmeyen varlık demektir. Melekler de görünmeyen varlıktır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Melekler “Seni tenzih ederiz,” derler. “Onlarla bizim hiçbir ilgimiz yok; bizim velimiz Sensin. Onlar bize değil, cinlere tapıyordu; çoğu onlara inanıyordu.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Velî'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler “arulıġuñ sensin dostumuz dilegümüz anlardan ayruk. belki ŧaparlardı perrįlere eyregi anlaruñ anlara inanıcılardur.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyideler: Yā Allāh, münezzehsin sen, bizüm işümüze mütevellīsin anlar‐dan özge. Bel ki anlar şeyṭānlara ṭaparlardı, anlaruñ çoġı anlarainanurlardı, diyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Mələklər: ) “Sən paksan, müqəddəssən. Bizin ixtiyar sahibimiz onlar deyil, Sənsən! Xeyr, onlar (bizə yox) cinlərə (şeytanlara) ibadət edirdilər. (Müşriklərin, kafirlərin) əksəriyyəti onlara (cinlərə) iman gətirmişdi”, - deyə cavab verəcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They will say: Be Thou glorified. Thou art our Protector from them! Nay, but they worshipped the jinn; most of them were believers in them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They will say, "Glory to Thee! our (tie) is with Thee - as Protector(3851) - not with them. Nay, but they worshipped the Jinns:(3852) most of them believed in them."
3851 Wali in Arabic may mean Friend either in the sense of Protector and Benefactor or in the sense of the Beloved. The tie of benevolence, confidence, and friendship is implied, either active or passive. The angels first proclaim their dependence on Allah and their need of His protection, and then disclaim any idea of their having protected or encouraged the false worshippers to worship beings other than Allah. They go further, and suggest that when men pretended to worship angels, they worshipped, not angels, but Jinns. See next note. 3852 Jinns: see 6:100 and n. 929. The false worshippers pretended to worship the bright and radiant angels of good, but in reality worshipped the dark and hidden forces of evil-the devils hidden within themselves or in the life around them. They trusted and believed in such forces of evil, although such forces of evil had really no power.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
سُبْحَانَكَ
Sen Subhân'sın
اَنْتَ
Sen
وَلِيُّنَا
bizim Veliyy'miz
مِنْ دُونِهِمْۚ
onlardan baş- kası olarak
بَلْ
bila- kis
كَانُوا
idiler
يَعْبُدُونَ
âbd oluyorlar
الْجِنَّۚ
cinlere
اَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
بِهِمْ
onlara
مُؤْمِنُونَ
iman etmiş kimselerdi
(Melekler) "Sen Subhân'sın (her türlü noksanlıktan münezzehsin), bizim Veliyy'miz (gerçek ve hakiki dostumuz) onlar değil (sadece) Sensin. Bilakis, onlar cinler(den olan şeytanlar)a âbd ol(up kulluk ed)iyorlardı. Onların çoğu buna iman etmiş kimselerdi" derler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
جِن
İsim
ج ن ن
Cin
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan