Tekrar et: “Şüphe yok ki, isteyen kullarına rızkı açmayı da, onun lehine sınırlandırmayı da dileyen benim Rabbimdir;[³⁸⁵⁶] ama siz her ne infak ederseniz O onun yerini hemen doldurur;[³⁸⁵⁷] zira O rızık verenlerin en hayırlısıdır.[³⁸⁵⁸]
[3856] Buradaki lehu, metne parantez içindeki yan anlamı kazandırır. Bu, parçayı gören insanın, bütünü ve parçanın o bütün içerisindeki gerçek yerini gören Allah’a teslim olma îmâsını içerir (Krş: 2:216). Men yeşa’ formunu bu şekilde çevirimiz için 10:25 ve 24:21 ile ilgili notlara bkz. 36. âyette rızık olarak farklı iki kişiden, bu âyette ise bir kişinin rızık açısından iki farklı durumundan söz edilmektedir (Krş: Elmalılı).
[3857] Yani: “verilen şeyin azalacağı” önyargısı her zaman ve her şey için geçerli değildir. Akılcı bir bakış açısını aşan, azalma ve çoğalmanın tek ölçütünün rakamlar olmadığını anlar. Ve Allah’ın, kendi rızası için verilenin yerini bereketle, huzurla, iç enerjiyi artırarak doldurduğunu görür. Âhirette göreceği ise dile dahi getirilemez. Rasyonel matematikte 40’tan bir çıkarsa 39 kalır, iman matematiğinde 40’tan bir çıkarsa 400 kalır. Bunun adı “bereket”tir. Bunu anlamak için akıl tek başına yetmez, iman da gereklidir: “Allah faizin bereketini alır ve (emanete sadâkat için) yapılan hayrı (kattığı bereketle) artırır” (2:276).
[3858] Bu durumda yalnızca eldekinin çoğalması değil, eldekinin azalması da rızık olmaktadır. Mal azalınca sabır artıyorsa, gelir azalınca kanaat artıyorsa, servet azalınca cennet artıyorsa, bu durumda rızık nedir? Daha da önemlisi, böylesi bir durumda kayıptan söz edilebilir mi?