close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekâlû rabbenâ bâ’id beyne esfârinâ vezalemû enfusehum fece’alnâhum ehâdîśe vemezzaknâhum kulle mumezzak(in)(c) inne fî żâlike leâyâtin likulli sabbârin şekûr(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbimiz dediler, gidip geleceğimiz yerlerin aralarını uzaklaştır ve kendilerine zulmettiler, derken onları masala çevirdik, paramparça ettik onları; şüphe yok ki bunda, adamakıllı sabreden ve iyiden iyiye şükreden her kişiye deliller var elbet.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır, bunları uzaklaştır)" diyerek (nankörlüğe başladılar) ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları (ibretlik felaket ve) efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip ortadan kaldırdık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ise, bu bereket, güven ve rahatlığı anlayamadılar da: “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzdaki konakları, birbirinden uzaklaştır” dediler ve böylece kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, bu yüzden dillerde dolaşan, destanlara çevirdik ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve Allah'a gönülden şükredenler için, alınacak dersler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine onlar: “Ey Rabbimiz! Seyahatlerimizde, öğle vakti ve akşamleyin konakladığımız yerler arasındaki mesafeyi uzat” dediler. Kendilerine, birbirlerine yazık ettiler. Biz de onları ibret verici kıssalar haline getirdik. Onları darmadağın ettik. Bunda, çok sabrederek mücadeleye devam eden, çok şükreden herkes için ibretler, uyarılar vardır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 16/112; 28/58.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafelerini uzaklaştır" dediler ve kendi kendilerine haksızlık ettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve çokça şükreden herkes için ibretler vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar ise: 'Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Buna karşı onlar: “-Ey Rabbimiz! (çok kâr yapabilmemiz için bulunduğumuz bu şehirle, mal getirdiğimiz o bereketli şehir arasındaki mesafeyi), seferlerimizin arasını uzaklaştır.” dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) masallara çevirdik ; ve kendilerini (başka yerlere göç suretiyle) darma dağınık ettik. Şübhesiz ki bunda, çok şükreden her sabırlı için ibretler vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat onlar: “Ey Rabbimiz! Bizi birbirimizden uzaklaştır” dediler, kendilerine zulmettiler. Biz de onları, (tarihi) efsanelere çevirdik ve onları paramparça ettik. Şüphesiz bunlarda, sabredip şükredenler için önemli belgeler vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Ey Rabbimiz! Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Tanrımız! Yolculuğun konaklarımızı, uzaklaştır sen», zulmetmiş oldular kendilerine, biz onları destan ettik, büsbütün de batırdık, her sabredip şükredene bunda belgeler vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Fakat onlar (İsyankâr bir eda ile): “Ey Rabbimiz! (Çok kâr edebilmemiz için bulunduğumuz şehirle, mal getirdiğimiz o şehir arasındaki mesafeyi), seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) masallara çevirdik ve kendilerini (başka yerlere göç suretiyle) dağıttık. Muhakkak ki bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Bkz. 16/112, 28/58Ticaretteki başarılarıyla öyle şımardılar ki; daha çok kazanma hırsıyla hem konaklama sayısını çoğaltarak oralardaki insanları soymak ve sömürmek hem de ticareti herkesin kolayca yapamayacağı bir duruma getirmek için ithalat ve ihracat yerlerinin arasındaki mesafenin daha da uzun olmasını istediler.  
Cemil Said
swap_vert close
Lâkin ânlar "Yâ rabbenâ beynimize [1] daha büyük mesâfeler vaz’ it" didiler, nefislerine zulm iylediler. Biz ânlardan sonra gelenlerin ahvâlini hikâye hâline getürmek içün bunları her tarafa dağıtdık. Bu sabırlı ve şükür iden âdemler içün bir ders-i ’ibretdir.
[1] Bu şehir ile Şam beyninde  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadağın ettik. Doğrusu bunlarda, pek sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar ise “Rabbimiz! Konak yerlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları darmadağın ederek ibret kıssaları haline getirdik. Kuşkusuz bunda, yeterince sabretmesini ve şükretmesini bilenler için ibretler vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Rabbimiz, seferlerimizin arası uzaklaştı," diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.
Bu ifade, "Rabbimiz, seferlerimiz arasını uzaklaştır" diye de okunabilir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Buna karşı onlar «ya rabbenâ, seferlerimizin arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette âyetler var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Fakat onlar (kendilerine bahşettiğimiz bunca nimetlere şükretmek yerine, nimet bolluğundan şımararak), “Ey Rabbimiz! (Çok kâr edebilmemiz için bulunduğumuz şehirle, mal getirdiğimiz o şehir arasındaki mesafeyi,) seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler (de kolaylığı bırakarak zorluğu seçtiler) ve kendi nefislerine yazık ettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini (çeşitli ülkelere göç ettirmek sûretiyle) darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Fakat onlar: “Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.¹” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis² yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler³ vardır.
1- Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler. 2- Nesilden nesile aktarılan efsane. 3- İşaretler, göstergeler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar ise (buna karşı). «Ey Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaşdır» demişler, kendilerine yazık etmişlerdi. İşte biz de onları masallara çeviriverdik. Onları darma dağınık etdik. Şübhesiz ki bunda çok sabır (ve) çok şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat (onlar:) “Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!” dediler ve kendilerine zulmettiler; nihâyet onları efsânelere çevirdik ve onları tamâmen parçalanmış olarak darmadağın ettik. Şübhesiz ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için nice ibretler vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Fakat onlar: “ Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır dediler. (Şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ülkemizi genişlet, başka ülkeleri de toprağımıza katıp emrimize ver diye kendi topraklarıyla yetinmeyip, başka topraklara da göz dikitiler ve birçok şeyin kendilerine verilmesini istediler) ve (işte bu aşırı hırs yüzünden) böylece kendilerine yazık ettiler. Ve kendilerini (başka yerlere göç suretiyle) dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ayetler vardır. (*)
(*) Yani onlar hem şımarıp böbürlendiler hem de kendilerine verilmiş topraklarla yetinmeyip, daha fazla geniş topraklara sahip olmak istediler. İşte onlar bu aşırı hırs yüzünden kendilerine yazık ettiler. Yani bunlar, kendilerine verilen mal, mülk ve nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler. [الثالث : معناه زد في عمارتنا حتى تبعد فيه أسفارنا ، حكاه النقاش . وهذا القول منهم طلبا للزيادة والكثرة (تفسير الماوردي ) .فقالوا ربنا باعد بين أسفارنا ؛ قالوا ياليتها كانت بعيدة فنسير على نجائبنا؛ ونربح في التجارات؛ ونفاخر في الدواب والأسباب؛ بطروا النعمة؛ وملوا العافية فالمعنى على القراءة المتضمنة للطلب يكون المعنى : أنهم أشروا وبطروا ; فلذلك طلبوا بعد الأسفار (الدر المصون - تفسير النسفي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dediler ki “Rabbimiz! Bizim seyahat ettiğimiz yollarımızdan, o helak olmuş toplumları uzak tut” (onları görmek istemiyoruz) diyerek kendi nefislerine zulmettiler. Bizde onları darmadağınık bir hale getirip cezalandırmak suretiyle, onları efsane haline getirdik. Bu olaylarda, sabredip şükredenler için alınacak ibret sahneleri var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Oysaki onlar: "Ey çalabımız! Konak yerlerimizin arasını uzaklaştır" dediler. Böylece kendilerine kıydılar. Biz de onların varlıklarını bir masala döndürdük. Kendilerini darmadağın ettik. Bunda çok katlanan, çok şükreden bütün insanlar için kesin belgeler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar «— Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır [³]» diyerek öz nefislerine zulüm ettiler. Biz de onları dillerde destan ettik, kendilerini büsbütün perişan eyledik. İşte bunda mihnetlere, sabır, nimetlere şükür itiyadında bulunan herkes için ibretler vardır.
[3] Yani Yemen ile Şam arasını çöl yap da herkes gidemesin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar ise, “Rabbimiz! Seferlerimizin arasındaki mesafeyi uzat!” dediler ve böylece kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsaneleştirdik/dillere destan yaptık [ehâdis]. Kendilerini darmadağın ettik. Muhakkak ki bunda çok sabreden/göğüs geren ve çok şükreden herkes için ibretler [âyât] vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunun üzerine onlar ise, “Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını aç” dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsane kıldık (dillere düşürdük) ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat onlar, aralarında zulüm ve haksızlığı yaygınlaştırarak, lisan-ı hal ile âdetâ, “Ey Rabb’imiz, yol güzergâhı üzerinde bulunan konaklarımız arasındaki mesafeyi uzat. Artık mesafeler çok kısa kalıyor. Şimdiki haliyle bunu herkes yapabilir. Biz güçlü, kuvvetli, her türlü imkana sahip insanlarız. Daha uzun mesafelere, daha büyük işlere lâyığız!” diyerek şımardılar. Büyüklük tasladılar. Kendilerine yazık ettiler. Biz de onları paramparça edip Arabistan’ın dört bir yanına dağıtarak, bir zamanlar dillere destan Sebe ülkesini, artık unutulmuş bir efsaneye dönüştürdük. Hiç kuşkusuz bunda, musîbetler karşısında isyan etmeyip sabreden ve nîmetler karşısında şımarmayıp şükreden kimseler için nice ibret dersleri vardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Rabbimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır!” dediler. Kendilerine zulmettiler; onları tarihi olaylar haline getirdik. Hepsini parça parça ederek dağıttık. Bunda, çok şükreden sabırlı herkes için elbette âyetler vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Aman ya Rab! bu sefer sayısı biraz daha az olsa " demeye başladılar. Kendilerine ettiler. Biz de bu laflarını dile düşürüp hepsini param parça ettik. Bu ticarî olay'ın, sabırlı ve şükürcü kesim için elbet bir anlamı vardır o da şudur:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar verdiğimiz nimetlerle yetinmediler. Daha uzak mesafelere gittiler. Uzak diyarların insanlarına egemen oldular. İnsanların haklarına el koyarak zulüm yaptılar. Bizde onları cezalandırarak yok ettik. Artık insanlar arasında söylenen efsaneler haline geldiler. Şüphesiz bu olaylarda düşünenler için ibretler vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunun üzerine) “Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!” demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ama onlar: “Ey Rabbimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır.”¹ diyerek kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik ve onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, çok sabreden² ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
1 Tıpkı İsrâil oğullarının, “Ey Mûsa, biz bir tür yemeğe artık sabredemeyeceğiz, bizim için Rabbine dua et de; bize yerin bitirdiği sebzesinden, kabağından, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” (Bakara: 61) dedikleri gibi bunlar da Allah’ın verdiği nimetlere nankörlük edip, kötüyü iyiye tercih etmek istediler.2 Yani çok şükredici olmak için çok sabırlı olmak lâzımdır. İşte böyle çok sabırlı olup da nimetlere kavuşmak şanından olan kimseler için bu Sebe’ kıssasında çok önemli âyetler vardır. Heva ve heveslerini zapt edip meşakkatlere tahammül ederek vazife ve ibadetlerine çalışan sabırlı kimseler memleketlerini Allah’ın inayetiyle Cennet gibi mamur eder, nimetlere ulaşırlar. Allah’ın şükreden kullarından olmak isteyenler de o nimetlerle azmayıp yine sabır ve sebat ile şükrüne devam ederek kendilerini sabır ehli içerisinde bulurlar. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Buna rağmen onlar, “Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!” dediler. ²⁷ Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları [geçmişin] efsane[lerinden biri]si haline döndürdük ve darmadağın ettik. ²⁸ Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve [Allah’a] gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.
27 Genel kabul gören kıraat şeklinde -Medine ve Kûfe’nin ilk alimlerinin çoğunlukla kabul ettikleri kıraat- yukarıdaki ifade, nidâ ismi olan Rabbenâ ve emir kipinde bâ‘id (“Ey Rabbimiz! ... mesafeleri uzat” vb.) ile okunmaktadır ki bu kıraatın tatmin edici bir açıklamasını yapmak zordur. Diğer taraftan, bazı ilk dönem Kur’an müfessirlerinin rivayetlerine dayanan Taberî, Beğavî ve Zemahşerî, sözkonusu kelimelerin başka muhtemel okunuş şekillerinden söz ederler: Rabbunâ (ismin yalın hali) ve be‘ade (haber kipi) şeklindeki bu okunuşlar, anlamı benim çevirdiğim biçimde vermektedir: “Rabbimiz ... mesafeyi uzattı”. Bana göre bu kıraat daha uygundur, çünkü (Zemahşerî’nin de işaret ettiği gibi), Sebe halkının, devletlerinin yıkılmasından, nüfusun büyük kısmının sürgüne gönderilmesinden ve neticede (büyük kervan yolları üzerindeki) birçok köy ve kasabanın terk edilmesinden duydukları gecikmiş üzüntü ve pişmanlığı dile getirmektedir.28 Güney Arabistan’daki kabilelerin, Ma’rib barajının çökmesinden sonra kitle halinde dört bir tarafa -özellikle de Merkezî ve Kuzey Arabistan’a- göç etmelerine işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Buna rağmen onlar nankörlükleri ile “Rabbimiz, seyahat ederken konakladığımız mesafeler arasını uzat!” demeye getirdiler, böylece kendilerine zulmedip yazık ettiler. Biz de onları selin ardından paramparça edip dağıttık ve geçmişin efsanelerine döndürdük. İşte bunda zorluklara direnip sabreden ve nimetlere şükreden kimseler için alınacak nice ibretler vardır. 7/101, 39/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Buna rağmen onlar “Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!” de(meye getir)diler[³⁸³⁹] ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine Biz de onları, geçmişin efsanelerine döndürdük ve paramparça edip dağıttık.[³⁸⁴⁰] Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla (O’na kullukta) direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.
[3839] Veya bir kıraatta inşâ değil haber olarak: “Rabbimiz sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı.” Tercihimiz şu anlama gelmekte: şükredecekleri yere fiilî nankörlük yaparak hal lisanıyla böyle demeye getirdiler. Üslûp bize, her nankörün nankörlüğünün “Bu nimeti benden al!” bedduası olduğunu öğretmektedir. 15. âyetle başlayan bu sembolik üslûpta, hal dilinin konuştuğu mecazî bir diyalog hakimdir. [3840] Çölleşmenin getirdiği güneyden kuzeye doğru başlayan göç dalgaları kastedilmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını uzaklaştır." (Şam ile Yemen arasını çöl yap da, herkes gelip gidemesin) dediler, böylece kendilerine yazık etmiş oldular. Biz de onları dillere destan ettik, parçaladık, darmadağın ettik.
NOT: Ayetin son bölümünün meali basılı nüshada bulunmuyor. (ÖFK)  
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsânelere çevirdik, onları darmadağın ettik Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat onlar: «Rabbimiz! Bizim seferlerimiz arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları dillere destan ettik ve onları büsbütün parçalamakla parçaladık. Şüphe yok ki, bunda herbir sabreden, şükreyleyen için elbette ibretler vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Fakat onlar: “Ya Rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ülkemizi genişlet) diye dua ettiler ve böylece kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillere destan olan, hayret ve ibretle bahsedilen masal haline getirdik, başka yerlere göç etmeleri suretiyle darmadağın ettik. Bunda elbette çok sabırlı, çok şükürlü olan kimselerin alacakları hayli ibretler vardır. [28, 581; 16, 112]
Onlar kazanç hırsıyla, fakirleri daha çok soymak için yol konaklarının aralarının uzaklaştırılmasını bilfiil temenni ettiler.İngiliz müsteşrik Muir, o zaman Yemen ile Şam arasında ticaretin çok mühim olup iki tarafı da zenginleştirdiğini anlattıktan sonra Hadramut ile Eyle arasında yetmiş konak bulunduğunu, bu konakların bugünkü konaklara uyduğunu belirtir.Sebe’lilerin darmadağın olmaları darbımesel haline geldi. Öyle ki bugün bile Araplar, bir topluluğun darmadağın olmasından bahsederken: “Sebe’liler gibi darmadağın oldu” derler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim) dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar: "Yâ Rabbî! Konak yerlerimizin aralarını uzaklaşdırdılar." Ve bu du'âlarıyla kendi nefislerine zulüm itdiler. Onları efsâne ve hikâye hâline getirdik. Köy ve kasabalarını darmadağın iyledik. Bunlarda her sabır ve şükür idici içün 'ibret ve kemâl-i kudretimize delâlet vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ama onlar, kendilerini yanlış işlere soktukları halde “Sahi Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını daha da uzat” diye dua ediyorlardı. Biz de onları darmadağın ederek sırf hikayeleri anlatılan kişiler haline getirdik. Bunda, çok sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
- Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat onlar “Rabbimiz, konaklarımızın arasını uzat” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları darmadağın edip dillere düşürdük. Çok sabredip çok şükretmesini bilen herbir kul için bunda ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eyittiler “iy çalabumuz! ıraķ eyle seferlerümüz arasında.” daħı žulm eylediler gendüzilerine pes ķılduķ anları sözler daħı ŧaġıtduķ anları dükeli ŧaġıtmaķ. bayıķ anuñ içinde nişānlardur her gey śabr eyleyiciye şükr eyleyici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: Yā Rabbenā, ıraḳ eyle bizüm seferlerümüz ortasını ve ẓulm itdiler‐idi nefsleri. Pes anları ḥikāyetler ḳılduḳ, daḫı anları ṭaġıtduḳ dükeli ṭaġıt‐maḳ. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur her ṣabr idiciye, şükr idiciye.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Lakin onlar: “Ey Rəbbimiz! Səfərlərimizin arasını (məsafəni) uzaq et!” – dedilər və öz-özlərinə zülm etdilər. Biz onları pərən-pərən salıb dillərdə dastan etdik. (Onlardan Qəssan qəbiləsi Şama, Əzd qəbiləsi Omana, Xüzaə qəbiləsi Təhaməyə, Hüzeymə qəbiləsi İraqa, Övs və Xəzrəc qəbilələri isə Mədinəyə köçdü. Onlar barəsində “Səba əhli kimi pərən-pərən düşdülər” məsələsi çəkilməyə başlandı). Həqiqətən, bunda (çətinliklərə) səbir, (ne’mətlərə) çox şükür edən hər bir kəs üçün ibrətlər vardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But they said: Our Lord! Make the stage between our journeys longer. And they wronged themselves, therefore We made them bywords (in the land) and scattered them abroad, a total scattering. Lo! herein verily are portents for each steadfast, grateful (heart).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But they said:(3817) "Our Lord! Place longer distances between our journey- stages":(3818) but they wronged themselves (therein). At length We made them as a tale (that is told),(3819) and We dispersed them all in scattered fragments. Verily in this are Signs for every (soul that is) patiently constant and grateful.
3817 Said, in this and other places in the Qur'an, "language" is used for thought or deed. The Commentators call it the "Language of actual facts" (zaban hal) as opposed to the "language of words" (zaban qal). 3818 The covetous Saba ' people, in order to get more profit from travellers' supplies by concentrating them on a few stations which they could monopolise, tended to choke off traffic and ruin the big trade. Selfishness often runs counter to true self-interest. It is a historical fact that the great Yemen-Syria route in Arabia declined with the decline of Yemen . There were no doubt physical causes, but supreme above all were the moral causes, the grasping nature of the people, and their departure from the highest standards of righteousness. 3819 The people of Saba were given every chance. They had prosperity, skill, trade and commerce, and a healthy and beautiful country. They also had, apparently, great virtues, and as long as they remained true to their virtues, i.e., to the Law of Allah, they remained happy and contented. But when they became covetous and selfish, and became jealous of other people's prosperity instead of rejoicing in it, they fell from grace and declined. It may be that the climate changed, the rainfall became scantier, perhaps on account of the cutting down of hill forests: trade routes changed, on account of the people falling off in the virtues that make men popular: behind all the physical causes was the root-cause, that they began to worship mammon, self, greed, or materialism. They fell into the snare of Satan. They gradually passed out of history, and became only a name in a story. Moral: it is only Allah's Mercy that can give true happiness or prosperity, and happiness or prosperity is only a snare unless used for the highest service of Allah and man.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَقَالُوا
fakat dediler
رَبَّنَا
Rabb- imiz
بَاعِدْ
uzak- laştır
بَيْنَ
arasını
اَسْفَارِنَا
seferlerimizin
وَظَلَمُٓوا
ve zulmettiler
اَنْفُسَهُمْ
kendilerine
فَجَعَلْنَاهُمْ
sonunda onları kıldık
اَحَاد۪يثَ
kıssalar
وَمَزَّقْنَاهُمْ
ve onları parçaladık
كُلَّ
tama- men
مُمَزَّقٍۜ
parçalan- makla
اِنَّ
muhak- kak
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَاٰيَاتٍ
elbette âyetler
لِكُلِّ
hepsi için
صَبَّارٍ
sabreden
شَكُورٍ
şükreden
Fakat onlar, "(ey) Rabbimiz! Seyahatlerimizin (aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır" dediler ve (böylece bencillik yaparak) kendilerine zulmettiler. Biz de onları, (ibret) kıssalar(ı) hâline getirdik ve onları paramparça edip dağıttık. Muhakkak ki bunda sabreden (ve) şükreden herkes için âyetler (ibret ve dersler) vardır.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
بَاعَدَ
Fiil-III
ب ع د
Uzaklaştırdı
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
اَسْفَار
İsim
س ف ر
Seferler, kitaplar
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
حَدِيث
İsim
ح د ث
Söz, haber, hikâye, laf, kıssa
مُزِّق
Fiil-II
م ز ق
Parçalandı
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
مُمَزَّق
Edilgen fiil-II
م ز ق
Parçalanma
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
صَبَّار
Sıfat
ص ب ر
Çok sabreden
شَكُور
İsim
ش ك ر
Şekûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Şükrün karşılığını veren demektir)