close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eni-’mel sâbiġâtin vekaddir fî-sserd(i)(s) va’melû sâlihâ(an)(s) innî bimâ ta’melûne basîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Zırhlar yap dedik ve onları ne ince, ne kalın, tam münasip bir metanette ör ve iyi işlerde bulunun; şüphe yok ki ben ne yaparsanız hepsini görürüm.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Ey Davud!) Geniş zırhlar imal et; (onları) düzenli bir biçime sok (ölçülü şekilde üret) ve hepiniz böyle salih (hayırlı ve yararlı) ameller işleyin. Gerçekten Ben, sizin yaptıklarınızı Görenim" (diye vahyettik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Geniş zırhlar yap dedik. Zırh örerken halkaları ölçülü biçimde kullan. Ey Davud hanedanı! İyi işler yapın, çünkü ben bütün yaptıklarınızı görürüm.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Bütün bedeni koruyacak geniş ve uzun zırhlar imal et. Zırh parçalarını ve halkalarını üretirken, birbirine eklerken, plana, ölçüye, hesaba riayet et, zırh imalâtındaki çalışma süreni de belirleyecek bir program yap” dedik. “Siz de ey Muhammed ümmeti, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olun, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyin. Ben sizin yaptıklarınızı biliyor, görüyor, takip ediyorum.”
bk. Kur’an-ı Kerim, 21/80; Tefsîru Ebüssuûd, 7/125.  
Ahmet Varol
swap_vert close
"Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü biçimde yap ve (hepiniz) salih ameller işleyin. Şüphesiz ben sizin yaptıklarınızı görmekteyim" diye (bildirdik).
Ali Bulaç
swap_vert close
'Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, yaptıklarınızı görenim' (diye vahyettik).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Geniş zırhlar yap ve dokuma hususunda ölçü kullan diye, kendisine emrettik. Siz de ey Davud ailesi! Salih amel işleyin; çünkü ben bütün yaptıklarınızı görürüm.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
10, 11. Andolsun! Biz Davud’a, kendimizden bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve ey kuşlar!! Onunla beraber tesbihatlarını tekrar edin!” dedik. Ona: “Geniş zırhlar yap, ölçülü doku!” Ve ordusuna: “(Bunlarla) yararlı işler yapın! Şüphesiz Ben, yaptıklarınızı görmekteyim..” diye onun için demiri yumuşattık. (O, demirden, çok ince silahlar ve sanayiler yaptı ve yaptırdı.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap! Ey Dâvûd hanedanı, iyi işler yapınız. Şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim” dedik.
Besim Atalay
swap_vert close
«Uzun zırhlar yapasın, kalkanları ölçesin, yararlı iş göresin, ben görürüm yaptığınız bir şeyi»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ona: “İnsan vücudunu iyice saracak geniş zırhlar yap ve zırhların parçalarını birbirine ölçülü biçimde tak” dedik. “(Ey Davut hanedanı!) İyi işler yapın! Çünkü ben yaptıklarınızı görüyorum” diye (vahyettik).
Bkz. 21/80  
Cemil Said
swap_vert close
10,11. Biz Dâvud’a kendimizden bir hâssa virdik (güzel ses) "Ey dağlar ve kuşlar tegannîde Dâvud ile hem-âhenk olunuz" didik. Ânın altında demiri yumuşatdık ve "Bundan zırh gömleği yap halkalarının tenâsübüne dikkat it, ma’iyyetin ile berâber ’amel-i sâlih işle ben sizin yapdıklarınızı göriyorum" didik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
10,11. "Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın" diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk; "geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut" diye ona demiri yumuşak kıldık. Yararlı iş işleyin; doğrusu Ben yaptıklarınızı görenim.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Ona şöyle buyurduk:) “Geniş zırhlar imal et, örgüsünü ölçülü yap.” Siz de (ey müminler) dünya ve âhirete faydalı işler yapın; şüphesiz ben yaptıklarınızı ¬görmekteyim.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Davud hanedanı!) İyi işler yapın. Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı görmekteyim, diye (vahyettik).
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ölçüsü ve dokumasıyla kusursuz zırhlar yap. Erdemli davranın. Ben, yaptığınız her şeyi Görenim."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bol bol zırhlar yap ve biçimlemede ölçüyü gözet dedik. Siz de iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bol bol zırhlar yap ve iyi biçime yatır diye. Siz de salâh ile çalışın, daha iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ona buyurduk ki:) “Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap!” (Yine,) “(Ey Dâvûd ailesi!) Sâlih ameller işleyin, şüphesiz ben yaptıklarınızı hakkıyla görmekteyim” (diye vahyettik).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Sâlihatı¹ yapın. Ben, yaptıklarınızı bütün gerçeğiyle görenim.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«(Bütün bedeni örtecek) uzun zırhlar yap, (onları) dokumada intizaamı gözet» diye (buyurduk). «(Ey Dâvuud haanedânı) iyi amel (ve hareketler) de bulunun. Çünkü hakıykat ben, ne yaparsanız tastamam görenim».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
10,11. Şânım hakkı için, Dâvûd'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar! Onunla berâber tesbîh edin!” (dedik). Ve “Geniş zırhlar yap!” diye demiri ona yumuşattık.(1) “Hem dokumasında ölçüyü gözet (güzel ve yeteri kadar yap) ve (ehlinle birlikte) sâlih amel işleyin! Çünki ben ne yaparsanız hakkıyla görenim” (diye vahyettik).
(1)“Mu‘cizât-ı Enbiyâ (peygamberlerin mu‘cizelerine dâir olan) âyetleri, birer hikâye-i târihiye olarak değil, belki onlar çok meâni-i irşâdiyeyi (yol gösterici ma‘nâları) tazammun ediyorlar (içine alıyorlar). Evet, mu‘cizât-ı Enbiyâyı zikretmesiyle fen ve san‘at-ı beşeriyenin nihâyet hudûdunu (son sınırlarını) çiziyor. En ileri gāyâtına (gāyelerine) parmak basıyor. En nihâyet hedeflerini ta‘yîn ediyor. Beşerin arkasına dest-i teşvîki(teşvik elini) vurup o gāyeye sevk ediyor. (...) Evet telyîn-i hadîd, yani demiri hamur gibi yumuşatmak ve nühâsı (bakırı) eritmek ve ma‘denleri bulmak, çıkarmak; bütün maddî sanâyi‘-i beşeriyenin aslı ve anasıdır ve esâsı ve ma‘denidir. İşte şu âyet işâret ediyor ki: ‘Büyük bir resûle, büyük bir halîfe-i zemîne (yeryüzünün halîfesine), büyük bir mu‘cize sûretinde, büyük bir ni‘met olarak; telyîn-i hadîddir ve demiri hamur gibi yumuşatmak ve tel gibi inceltmek ve bakırı eritmekle, ekser sanâyi‘-i umûmiyeye medâr (vesîle) olmaktır.’ Mâdem bir resûle, hem halîfe yani hem ma‘nevî hem maddî bir hâkime, lisânına hikmet ve eline san‘at vermiş. Lisânındaki hikmete sarîhan (açıkça) teşvîk eder. Elbette elindeki san‘ata dahi tergîb (rağbetlendirme) işâreti var.” (Zülfikār, 25. Söz, 79-81)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Davud!) Geniş zırhlar yap ve onların yeterli ölçü ve sağlamlıkta olmasına dikkat et ve hepiniz yararlı bir iş yapın (kötü işleri yapmaktan da sakının). Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim" (diye vahyettik).
(*) 11. âyetin sonunda açıkça ifade edildiği üzere, bütün bu anlatımlardan çıkarılması istenen sonuç, “kişinin ilâhî kontrol altında bulunduğu bilincini koruyarak daima iyi ve yararlı işler yapma çabası içinde olması gereğidir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yaptıklarını süreklilik (devamlı) içinde yap ve düzenli bir şekilde planla. Doğru ve yararlı işler yapın. Elbetteki ben, yaptıklarınızı her zaman görenim.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Geniş etekli zırhlar yap, baklalarını iyice düzenle. İyilik işleyin. Çünkü Ben yaptıklarınızı görücüyüm."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dedik ki geniş etekli zırhlı yap, halkalarını da bir düzüye getir. Ey Davut ailesi! İyi amel işleyin, çünkü ben işlediklerinizi görür, ona göre ceza veririm.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ona, “Rahat/geniş zırhlar yap, yapımında ölçü kullan, iyi ve yararlı iş [sâlih] yapınız. Çünkü Ben sizin ne yaptığınızı hakkıyla görüyorum”⁶ (dedik).
6 Krş. Enbiyâ, 21/79-82  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü kıl ve hepiniz salih amellerde bulunun. Gerçekten ben, sizin yapmakta olduklarınızı görenim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ey Davud!” demiştik, “Demiri özenle, ilmek ilmek dokuyarak sizi savaşta koruyacak sapasağlam zırhlar imal et! Ve siz, ey inananlar, güzel ve yararlı işler yapın! Unutmayın ki Ben, yaptığınız her şeyi görmekteyim.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şöyle ki; “Geniş zırhlar yap, Dokuma’da ölçülü ol, salih amel işleyin (iyi iş yapın)!”. Ben, işleyeceğiniz şeyleri görmekteyim.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" demirden koruyucu gömlekler yap, beden ölçülerini de güzel ayarla " dedik. Sizler de işinizi sağlam yapın, çünkü ben, yaptıklarınızı görüyorum...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonra; “Geniş zırhlar imal et! Dokumasını ölçülü yap! İyi işler yapın! Kuşkusuz ben yaptıklarınızı görmekteyim!” diye vahyettik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Geniş zırhlar yap; dokumasında ölçülü davran!” [*] diye ( vahyetmiştik). (Siz de) iyi işler yapın! Şüphesiz ki ben yaptıklarınızı görenim.
Benzer mesaj: Enbiyâ 21:80.  
Mehmet Türk
swap_vert close
10,11. Yemin olsun Biz, Dâvût’a tarafımızdan, “ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte (Beni anmak için) çınlayın” diyerek, lütufta¹ bulunduk.² Ve: “Zırhlar yap ve (onları) düzenli bir biçime sok.” diyerek, demiri de (Dâvût’un) emrine verdik.³ (Ey îman edenler!) Hepiniz, (îman ettiğiniz) iyi işleri yapın. Gerçekten Ben bütün yaptıklarınızı hakkıyla görürüm.
1 Dâvut (a.s)’a dokuz adet lütuf verilmişti. Bunlar da; Peygamberlik (Nisâ: 163), Zebûr (Nisâ: 163), ilim (Neml: 15), kuvvet (Sad: 17), dağların emrine verilmesi (Sebe’: 10), bağışlanma (Sad: 25), adaletle hüküm verme (Sad: 26), demircilik ve güzel sestir.(Sebe’: 10) 2 Güzel sesle nağmeler Hz. Davud’un özel bir üstünlüğü, kuşları dahi başına toplayan bir mucizesi idi. Bu mânâ iledir ki, “Davudî ses” meşhur olmuştur. Bu güzel sanatı, İslam’da kesin olarak kınanmış bir sanat zannedenler olmuştur. Fakat bilmek gerekir ki, kınanmış olan, fasıklığa yol açan nağmelerdir. Yoksa Kur’ân okunurken, tertil (Kur’ân’ı usulüne göre okuma) ve sesini güzelleştirme emrolunan bir şeydir. Bu konuda sahih hadis kitaplarında birçok hadis vardır. Birçokları musikînin etkisini ruhanî zannederler. Böyle bir zan, ruhu hava zannetmektir. Ses bir hava titreşimi olduğu için, müziğin doğrudan doğruya verdiği etki ve heyecan, bir öpücük zevki gibi cismanî bir etkidir. “Teğanni” yani bir parçayı makamla okuma, ancak bir kelimenin, bir sözün mânâsını ruha duyurmaya hizmet etmesi itibarıyladır ki ruhanî bir değer alabilir. Fasıklar hep şehvete yönelen konularla cismanî heyecan aradıkları için, mânâyı öldürerek sadece sinirlere basan kuru nağmelerle cismanî etki ararlar. Bu ise ruhanî şuuru terbiye değil yok eder. Belki fasık için tamamıyla kendinden geçip hiçbir şey hissetmeyerek mest olmak bir zevktir. Fakat dinin, şeriatın vermek istediği zevk bu değil, güzel mânâlı, mukaddes, şuurlu bir hayat yaşatmaktır. Şeriat, Kur’ân okunurken ses güzelleştirilsin, makamla okunsun, ancak ifadenin metnini bozarak, mânâyı unutturarak kuru ses izleyen fasıkların bestesiyle ve nağmeleriyle değil, sözlerin tecvidini, fasihliğini bozmayarak mânâsının, belağatının incelikleriyle duyurarak şuurlu bir hayat yaşatacak olan bir seda ile okunsun ister. Bu, kırâat ilminde “Tecvid” diye tarif olunmuştur. Bu suretle biz Kur’ân okunurken Hz. Davud’un mucizesini yaşamış oluruz. Hz. Davud’un dağları boyun eğdiren, uçan kuşları durduran mucizesi de kuru bir ses oyunundan ibaret, kuru bir terennüm değil, ruhtan kopup Allah’a arz olunan tesbihler idi. (Elmalılı)3 Hz. Dâvut’a demirin nasıl işleneceğini, zırhın nasıl yapılacağını, ona nasıl şekil vereceğini bizzat Allah öğretmiştir. Yoksa insanlar, bunu kendi akıllarıyla bilemezlerdi. Zâten Peygamberler, insanlara bu bilgileri de vermişlerdir. İslâm’a göre bilginin kaynağı, vahiydir. Peygamberlerin mucizelerini inkâr veya tahfif etmeyi alışkanlık haline getirenler, Hz. Davut (a.s.) için “sert bir karakteri” olduğu iftirasını mucizeye tercih etmişler ve bu konuda Müslümanlardan gelen rivayetleri hiçe saymışlardır. Aksine, Eski Ahid olduğu iddia edilen uyduruk kitabın rivayetlerine sarılmayı bir maharetmiş gibi göstererek güya âlimlik taslamışlarsa da bu rivayetler buraya alınacak bir değere sahip olmadığı için zikredilmemiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[ve o’na şu telkinde bulunduk:] “Güzel işleri çokça, hiçbir sınır gözetmeden yap ve onların düzenli akışına derin bir anlam kazandır”. ¹³ Ve [böylece ey müminler, hepiniz] doğru ve yararlı işler yapınız: çünkü Ben bütün yaptıklarınızı görürüm!
13 Sâbiğ (müennesi sâbiğah) sıfatı, “kapsamlı”, “bol” ve “tam” (mükemmel anlamında) olan şeyi ifade eder. Çoğul şekli sâbiğât ise, isim işlevini görür ve lafzen, “tam/eksiksiz ve detaylı” yahut “mükemmel” şeyleri (veya işleri)”, yani sınırsız şekilde ve çokça yapılan güzel işleri gösterir: karş. 31:20’de geçen aynı muhtevadaki başka bir örnek -“(Allah) nimetlerini önünüze alabildiğine serdi (esbeğa)”. Serd ismi ise, “birbiri ardısıra yapılan” veya parçaları (yahut safhaları) “birbirini düzenli bir şekilde izleyen”, yani devam eden ve tekrarlanan şey anlamına gelir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böylece “O demirden ne ince ne kalın vücut yapısına uygun zırhlar yap ve ey Davud ailesi siz de iyi ve güzel işler yapmak için çalışın!” Diye emrettik. Zira ben yaptıklarınızı görmekteyim. 21/80, 23/51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“işleri en güzel, en ideal bir şekilde hakkını vererek yap ve onlar arasındaki ölçü ve uyumu gözet!”[³⁸¹⁸] Bakın, hepiniz ıslah edici iyilikler yapın! Çünkü Ben, yaptığınız her işi görmekteyim.
[3818] Metindeki sâbiğât (t. sabiğah) “ideal, mükemmel, bol, tam, kapsamlı, dökümlü, o işin hakkını vererek yapmak” anlamına gelir ve çoğul kullanımda genellikle isim işlevine sahiptir (Lisân ve Külliyât). İ‘mel sâbiğâtin ibâresini, hemen arkadan gelen i‘melû sâlihan ibâresinin ışığında i‘mel sâlihâtin çağrışımıyla anlamak gerekir. Serd, “bir bütünü oluşturan parçaların birbiriyle uyumlu ilişkisi” anlamına gelir (Lisân). Bu ibâre “zırh imali” gibi zanaatla ilgili maddî bir içeriğe sahip olmaktan daha çok (aynı durum Enbiya 80 için de geçerlidir), vahyin eksenini oluşturan ahlâkî davranış kalıplarıyla ilgili mânevî bir içeriğe sahip olsa gerektir. Hemen ardından gelen “sâlih amel” talimatı da bunu teyit etmektedir. Âyetin sonu, hayatı dengeli yaşama çağrısıdır. Kur’an bu çağrıyı farklı yerlerde farklı formlarla yapar (31:19; 2:143).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Davut) Bol ve uzun zırhlar yap ve (onları) dokumada özen göster! (Ey Davud hanedanı) "Salih ameller işleyin, ben, yaptıklarınızı elbette görenim" diye vahyettik.
Osman Fırat
swap_vert close
(Vücudu kaplayacak) Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü yap ve salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Geniş, uzun zırhlar yap ve zırh halkalarını güzelce tanzim et ve iyi amel işleyin. Şüphe yok ki, Ben ne yapar olduklarınızı görücüyüm.
Suat Yıldırım
swap_vert close
10, 11. Biz Davud'a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: “Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah'ın yüceliğini terennüm edin. ” dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) “Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum. ” buyurduk. [21, 80] {KM, Mezmurlar 96, 11-12; 97, 5; 114, 4}
Demir madenini işletmeyi eskiden yalnız Hititliler ve Filistinliler biliyor ve bunun sırrını saklıyorlardı. Davud (a.s.) zamanında İsrailoğulları da işletmeye başlayıp, büyük bir kuvvet elde ettiler.Bu âyetten itibaren, Cenab-ı Allah, bazı peygamberlere lütfettiği birtakım mûcizelerden bahsetmektedir. Kur’ân’ı Kerim’in âyetlerinin, birden fazla irşad vecihleri ihtiva ettiği, müfessirlerin ittifakiyle sabittir. Dolayısıyla bu âyetlerin bildirdikleri çeşitli mânalar arasında bir de, bilimsel ve teknolojik gelişmelere teşvik işareti sezilmektedir.Peygamberler hidâyet rehberi olarak gönderildikleri gibi, onları yaptıkları her işte örnek almaya çalışıp, rehberliklerinden yararlanmak da müminlere düşen bir görevdir. Allah Teâlâ Peygamberlere mûcize olarak verdiği nimetlerle onların nübüvvetlerini ispat etmenin yanısıra, kâinata koyduğu bilimsel kanunlardan istifade işinde de onların örnek alınmalarını, işaret yoluyla teşvik etmektedir. Hatta denebilir ki manevî kemalat gibi maddî kemalatı da, beşeriyete ilkin mûcize eli hediye etmiştir. Bu gerçeğe bir işaret olarak geleneksel san’atlar, peygamberlerden birini san’atlarının piri ve önderi saymışlardır: (gemiciler Hz. Nuh’u: saatçılar Hz. Yusuf’u: terziler Hz. İdris’i gibi (aleyhimü’s-selâm).Davud (a.s.)’ın dağları konuşturmasında gramafon, plak, teyp tekniğine; demirin yumuşatılması ve erimiş bakırın sel gibi akıtılmasında, madenleri işletip sanayii geliştirmeye; Süleyman (a.s.)’ın bir günde iki aylık mesafeyi havaya binerek kat etmesinde uçak teknolojisine, Mûsa (a.s.)’ın değneği ile taştan, topraktan su çıkarmasında artezyene, İbrâhim (a.s.)’i, ateşin yakmamasında ateşe dayanıklı maddelerden elbise yapmaya, Îsâ (a.s.)’ın felçlileri hatta ölmüşleri tedavi edip diriltmesinde tıbbî tedavinin en ileri noktalarına; Süleyman (a.s.)’ın ilimde ileri gitmiş vezirinin, takrîben iki bin km. uzaklıktan Belkıs’ın tahtını getirmesinde televizyona hatta daha ileri seviyelere teşvik sezilmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim. diye (vahyettik).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
10,11. Biz taraf-ı ilâhiyemizden Dâvûd'a fazl ve rüchân virdik. Ve: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla berâber tesbîh idin" didik ve ona demiri balmumı gibi yumuşak itdik. "Geniş ve uzun etekli zırhlar i'mâl it, işler iken takdîr iyle (halkaları kıt'ada, kalınlık ve incelikde müsâvî ve münâsib olsun)" buyurduk. Ey Dâvûd ve hânedanı! A'mâl-i sâliha işleyin, ben sizin işlediğiniz şeyleri göririm diye emr itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
"Vücudu tümüyle örten zırhlar yap, dokumasını sağlam tut" dedik. Ey insanlar! Siz de iyi işler yapın. Ben ne yaptığınızı görürüm.
Şaban Piriş
swap_vert close
Geniş zırhlar yap, dokumasını da sağlam tut; diye. İyi çalışın, çünkü ben yaptıklarınızı görürüm.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Dokusu düzenli, bol zırhlar yap,” dedik. “Güzel işler yapmaya bakın; çünkü Ben sizin yaptıklarınızı görüyorum.”(3)
(3) Birçok peygamber mucizesi gibi, burada sayılanlar da, peygamberlerin, insan medeniyetlerinde önemli bir yer tutacak birer sanatta insanlara öncülük ettiklerini gösteriyor.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Geniş ve uzun zırhlar yap! Dokumasında titiz davran! Siz de hayra ve barışa yönelik iş yapın. Kuşkusuz, ben, yaptıklarınızı görüyorum.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
10-11. daħı bayıķ virdük dāvud’a bizden fażl “iy ŧaġlar dönüñ anuñ-ile” “daħı iy ķuşlar!” daħı yumşaķ eyledük aña demüri kim “eyle giñ zırıḥlar daħı endāze eyle zırıḥ ulandurmaķda.” “daħı işleñ eyü iş bayıķ ben anı kim işlersiz göriciven.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ki zırhlar işle didük. Daḫı endāz‐ıla biri birine geçürmekde ve ‘amel‐i ṣāliḥişleñ, didük. Ben siz işlegeni görici‐men.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Biz Davuda belə buyurduq: ) “Geniş, uzun (insanın bədənini örtən) zirehlər düzəlt, (onları) toxuduğun zaman ölçüyə riayət et! (Zirehin həlqələri bir-birinə uyğun gəlsin, biri böyük, biri kiçik olmasın!) Və (siz də ey Davud ailəsi!) yaxşı işlər görün. Həqiqətən, Mən sizin etdiyiniz əməlləri görürəm!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Saying: Make thou long coats of mail and measure the links (thereof). And do ye right. Lo! I am Seer of what ye do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Commanding), "Make thou coast of mail, balancing well(3801) the rings of chain armour, and work ye righteousness;(3802) for be sure I see (clearly) all that ye do."
3801 Coats of chain armour have to be made with cunning art, if the chains are to fit into each other and the whole garment is to be worn in comfort in fierce warfare. 3802 Note the transition from the singular, "make them coats of mail", to the plural "and work ye righteousness". The first is addressed to David, who was the artificer of defensive armour: and the second is addressed to him and his whole people. He made the armour, but it was to be worn not only by him but all the warriors. But he and his people were to be careful to see that they did not deviate from the paths of righteousness. Fighting is a dangerous weapon and may well degenerate (as it so often does) into mere violence. They were to see that this should not happen, and they were told that Allah was watching over them all with personal solicitude implied in the singular pronoun "I".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَنِ
diye
اعْمَلْ
yap
سَابِغَاتٍ
çokça
وَقَدِّرْ
ölç biç
فِي السَّرْدِ
en ince ayrın- tısına kadar
وَاعْمَلُوا
ve işleyin
صَالِحاًۜ
sâlih ameller
اِنّ۪ي
kuşku- suz Ben
بِمَا
o şey- leri ki
تَعْمَلُونَ
yapıyorsunuz
بَص۪يرٌ
görenim
(Ve ona) "Çokça (güzel işler) yap, (bu işleri yaparken de) en ince ayrıntısına kadar ölç biç ve (hepiniz) sâlih ameller işleyin. Kuşkusuz Ben, yaptıklarınızı görmekteyim" diye (vahyettik).
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
سَابِغَات
İsim
س ب غ
Çokça
قَدَّرَ
Fiil-II
ق د ر
Takdir etti, ölçtü biçti, tayin etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَرْد
İsim
س ر د
En ince ayrıntı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِح
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih kimse, sâlih olan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü