Süleyman’a da (yolculuk ve taşımacılık yapmak üzere denizlerde gemileri yüzdürmek için) rüzgârı musahhar kılmıştık (onun istifadesine vermiştik). Sabah (esen rüzgârın) gidişi (hızı) bir aylık ve akşam dönüşü (hızı da) bir aylık (mesafe) idi. (Hem rüzgâr enerjisiyle çalışan gemilerle hem de esen rüzgâr sayesinde denizde seyreden yelkenli gemilerle kısa bir zamanda uzun mesafeleri katederdi.) Ve onun için bakır madenini sel gibi akıttık (ona bol bol bakır vb. yeraltı madenleri çıkarma imkânı verdik). Ve (sadece kendisinin görebildiği) cinlerden bir kısmı, Rabbinin izniyle onun emri altında çalışıyordu. Ve onlardan kim emrimizden çıkarsa, ona çılgın ateşin azabından tattıracağız’’(demiştik.) (*)
(*] Süleyman’na, çağdaşlarının ancak bir ayda katedebildikleri mesafeyi ‘riha’/rüzgâr gücü ve enerjisi sayesinde denizde yüzen gemilerle kolayca katetmesi teknikleri öğretilmiş, yine bu tekniklere uygun tekne tasarım ve imalatı ile mevsim rüzgârları ve hava tahmini gibi ileri teknik konularda bilgilendirilmiş olması, bu ve ilgili diğer ayetlerden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıssanın günümüze mesajı şöyle algılanmalıdır: “Hz. Süleyman’ın gemiler inşa edip, rüzgârlardan faydalanarak ticarette ilerlemesi, zırh ve Arap atları ile teçhiz edilmiş kuvvetli bir orduya sahip olması, bakır madenini işleme sanatını geliştirmesi ve inşaat sanatını ilerleterek elde ettiği göz alıcı binalar sayesinde kurduğu medeniyet bizlere ibrettir... İyi değerlendirilen yeraltı ve yerüstü servetleri ve iyi yapılan ticaret sayesinde ekonomik olarak hem kavmini refaha ulaştırmak ve hem de zalim ve azgın diğer kavimlere egemenlik sağlamak mümkün olabilir. İslam bunu yaparken insanlara adalet ve refah götürür. Fakat günümüzde ise aynı imkânlara sahip emperyalist Batı ülkeleri kendi refah ve zenginliklerini, diğer milletlerin sömürülmesine, aç kalmasına, yokluk ve sefalet içinde kalmasına dayandırmaktalar. Kaynak: (Hz. Süleyman Kıssanın Kur’an Perspektifinde Mufassallaştırılması - Cengiz Duman). Rüzgârın, Süleyman’ın istifadesine sunulması, klasik tefsirlerde geçtiği gibi onu ve ordusunu havada taşımak için değil, belki hem memleketine yağmur yüklü bulutların sevki hem de denizdeki gemilerin yüzdürülmesi içindir. Hz. Süleyman deniz yoluyla gitmek istediği yere doğru rüzgârın esmesi için yüce Allah’a dua eder, yüce Allah’ta onun duasını kabul ederek istediği yöne güçlü rüzgârları estirirdi. İşte böylece rüzgâr sayesinde gemilerlerle istedikleri yere kolaylıkla ulaşımları sağlanırdı. Ayrıca Kur’an’da rüzgarın onları havada taşıdığına dair hiçbir ibare de yoktur... Yani esen rüzgârlar tamamen deniz taşımacılığı için idi, hava taşımacılığı için değildi. İşte konuyla ilgili bazı meal açıklamaları da şöyledir: 1) Bu ayette anlatılmak istenen, Hz. Süleyman’ın halı üzerinde rüzgârla çok hızlı seyahat ettiği, bir aylık yolu bir anda katettiği değildir. Bu anlayış mitolojik bir anlayış olup Kur’an’la hiçbir ilgisi yoktur. Hâlbuki söz konusu ayette kastedilen, Hz. Süleyman’ın meşhur ticaret gemilerinden oluşan filosudur. Güçlü rüzgârlarla hiç ara vermeden gemilerle uzun mesafeleri kısa sürede katettiğidir. Bir diğer ifadeyle, hayvan sırtında bir ayda gidilebilen mesafelere bu şekilde o bir günde gidebiliyordu demektir. Bu yoruma biz de katılıyoruz. Bu anlatımlar sembolik bir üslûp içerir. (İ. Yakıt Meal Açıklaması) 2) Hz. Süleyman, yaşadığı dönem itibariyle deniz yolculuklarını ve deniz taşımacılığını sürdürdüğü için Yüce Allah onun bu yolculuklarını estirdiği rüzgâr sayesinde normalde “kara yolculuğu olarak” gidişi bir ay, dönüşü de bir ay sürecek mesafeleri kısa sürede katettiğini bildirmiş olmaktadır. Ayrıca burada geçen cinlerin de bilinen anlamda insanlar ve meleklerden farklı olarak üçüncü bir yaratık türü olabileceği gibi, “asi ve yabancı kavimlere mensup insanlar, “bilinmeyen tanınmayan insanlar” olduğu da ifade edilmektedir. (M. Okuyan Meal Açıklaması) Arapça bilenler aşağıdaki tefsir metinlerine de bakabilirler.
اي ان الريح كانت مسخرة للسليمان مسيرة شهر من غدو و شهر من الرواح أي ذهاب و ايابا لكي تاتي بالسحاب و تسوقها للممكلة سليمان و الله يقول َهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَاباً ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاء الخ} الأعراف -57 . وأمر سليمان دعاؤه الله أن يجري الريح كما يريد سليمان : إما دعوة عامة كقوله وهب لي ملكا لا ينبغي لأحد من بعدي فيشمل [ ص: 124 ] كل ما به استقامة أمور الملك وتصاريفه ، وإما دعوة خاصة عند كل سفر لمراكب سليمان فجعل الله الرياح الموسمية في بحار فلسطين مدة ملك سليمان إكراما له وتأييدا إذ كان همه نشر دين الحق في الأرض (التحرير والتنوير ) . ومعنى تسخيره الريح : خلق ريح تلائم سير سفائنه للغزو أو التجارة ، فجعل الله لمراسيه في شطوط فلسطين رياحا موسمية تهب شهرا مشرقة لتذهب في ذلك الموسم سفنه ، وتهب شهرا مغربة لترجع سفنه إلى شواطئ فلسطين كما قال تعالى ولسليمان الريح تجري بأمره إلى الأرض التي باركنا فيها في سورة الأنبياء (التحرير والتنوير ).وَلِسُلَيْمَانَ) سخّرنا (الرِّيحَ) لتسيير السفن في البحر (غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ) يعني ذهابها من فلسطين الى لبنان وهي مسافة شهر للسفن الشراعية ، فكانت تقطعها بيوم واحد بواسطة الرياح التي تسوقها ، وكذلك رجوعها من لبنان إلى فلسطين تقطعها بيوم واحد بسبب تلك الرياح (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل ) أي أنعمنا على سليمان بالرياح التي كانت تجري بأسطوله البحري في مختلف الجهات بما فيها مناطق الشام وفلسطين يتضح من الموسوعة التوراتية أن سليمان ؏ كان يبعث أسطوله من خليج العقبة إلى شرق الجزيرة العربية لجلب الذهب، وكان ينتفع به انتفاعًا عظيمًا) فقوله (بِأَمْرِهِ) لا يعني أنها كانت تجري بأمر من سليمان، بل المعنى أنها كانت تجري من أجل أعماله ومنافعه (ومن يزغ منهم عن أمرنا ) يقول : ومن يزل ويعدل من الجن عن أمرنا الذي أمرناه من طاعة سليمان ( نذقه من عذاب السعير ) في الآخرة ، وذلك عذاب نار جهنم الموقدة (تفسير الطبري ) قوله. نذقه من عذاب السعير أي في الآخرة ، قاله أكثر المفسرين ) (تفسير القرطبي ) (مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ) يعني أباح الله لسليمان أن يسخّر الجن وهيأ له ذلك ، ولكن لم يرهم أحد من الناس إلا هو كان يراهم ويأمرهم بما يريد فيعملون له ( المتشابه من القران)