3 , 4. Ve (Allah’ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde varlık amaçlarına uygun bir hâl içinde bulunmaları neticesinde adeta hâl diliyle) zikri (Allah’ın yüceliğini) okuyanlara yemin ederim ki, hiç şüphesiz sizin ilahınız tektir. (*)
(*) Şuursuz varlıkların Allah’ı tesbih etmesi demek, Allah’ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde, varlık amaçlarına uygun bir hâl içinde bulunmaları demektir. Bu bağlamda evrende olan tüm canlı ve cansız varlıklar Allah’ı adeta hâl diliyle zikir ve tesbih etmektedirler. Hâl diliyle ortaya konan bu gerçeklik, aslında Allah’ın tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasını ifade etmektedir. Saffat, zacirat ve taliyat ifadeleriyle bulut ve ruzgârları anlamak da mümkündür. Bu nedenle her üç ayetin meali bu şekilde uygun görülmüştür. (الله اعلم) ‘’ Ama en doğrusu yüce Allah bilir.’’Bu konuda aşağıya alınan İmam Nablüsi’nin (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية ) adlı eserine ait metne de bakılabilir… Ayrıca Ebu Müslim’e göre, melekler dişi olmadıklarından dolayı kendileri için والصافات – فَالزَّاجِرَاتِ - فَالتَّالِيَات ذكرا) ‘’ vessaffati, fezzacirat, fettaliyat ‘’şeklindeki dişiler için kullanılan bu tür ifadelerin melekler için kullanılması söz konusu olamaz. Ayrıca eğer tefsirlerde geçtiği gibi, bunlardan maksat melekler ise (ki onlara göre bulutları havada sürüp sevk eden meleklerdir,) bu ayet, Fatır-9. ve Rûm-48. ayetlerle tamamen çelişir hâle gelir. Oysa Fatır-9 ve Rûm 48. ayetlere göre havada bulutları sürüp sevk eden rûzgârlardır, melekler değil. İşte Fatır-9. ayet şöyledir. (والله الذي أرسل الرياح فتثير سحاباً فسقناه إلى بلد ميت فأحيينا به الأرض بعد موتها كذلك النشور) فاطر -9 ‘’ Ve (zatım olan) Allah o dur ki, rüzgârları (oluşturup) gönderir, onlar da (buhar yüklü) bulutları (okyanus, deniz ve göllerden kaldırıp) hareket ettirir. Derken biz onu (susuzluktan bitki örtüsü kuruyup adeta) ölmüş bir bölgeye sürükleriz ve onunla (yağmurla) ölümünden sonra yeri (yeşertir) canlandırırız. İşte (kıyamet günündeki) dirilişte böyle olacaktır.’’ İşte burada görüldüğü gibi bulutları sürüp sevk eden rüzgârlardır, bu aynı zamanda bilimseldir. Zaten her şey yüce Allah’ın evren ve tabiat için koymuş olduğu kanunlara göre hareket etmektedir. Bkz: ((موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية
وبعضهم قال: الصافَّات هذه السحب التي اصطفَّت إلى جانب بعضها بعضاً، والزاجرات تلك الرياح التي تسوق السحب إلى مواقع القطر، والتاليات ذكرا هذه الآية ؛ آية السحاب، وآية الرياح، تتلو علينا شيئاً عن عظمة الله عزَّ وجل، كأنها تتلو علينا بلسان الحال لا بلسان المقال يعني وإن شئت أن تقول: هي السحب قد اصطفت، والرياح قد زجرت، ولسان حال السحب والرياح تتلو علينا شيئاً عن عظمة الله عزَّ وجل، فهذا صحيح (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية) وقال أبو مسلم : لا يجوز حمل هذه اللفظ ( أي الصافات) وكذا ما بعدها على الملائكة لأن اللفظ مشعر بالتأنيث والملائكة مبرؤن عن هذه الصفة .......(تفسير الالوسي ) أن الله عزَّ وجل إذا أقسم بذاته فمن أجل أن يجذب نظرنا إلى أسمائه الحسنى وصفاته الفضلى، أما إذا أقسم بآياته فليلفت نظرنا إلى هذه الآيات فإن لم يقسم فبالنسبة إلى ذاته، وإن أقسم فبالنسبة إلينا، وإذا أقسم بمخلوقاته فهذا يعني جلب نظرنا إلى هذه الآية والزاجرات: السحاب (اللباب في علوم الكتاب)