Bazıları ⁶⁶ da Allah ile bütün görünmez varlık türleri ⁶⁷ arasında bir yakınlık uydurdular; oysa bu görünmez varlıklar [da] pekala bilir ki, onlar, [bu şekilde Allah’a isnadda bulunanlar,] mutlaka [Hesap Günü O’nun huzurunda] yargılanacaklardır: ⁶⁸
66 Lafzen, “onlar”.67 Bkz. Ek III. Birçok klasik müfessir, el-cinne teriminin burada meleklere işaret ettiği, çünkü meleklerin -bu kategoriye giren bütün varlıklar gibi- insan duyularının kavrayış alanı dışında bulundukları görüşünde oldukları halde, ben, yukarıdaki ayetin doğrudan görülemiyen, ama kendilerini etkileriyle hissettiren görünmez tabiat güçlerine işaret ettiğini düşünüyorum: bu varlıkların, burada, esas olarak “[insanın] duyularının ötesinde bulunan” anlamına gelen el-cinne çoğul ismi ile adlandırılmasının sebebi budur. Allah’a inanmayı reddeden insanlar, bu aslî varlıkları bilinçli bir yaratıcı güçle esrarlı bir şekilde donatılmış olarak görme eğiliminde olduklarından (karş. Bergson’un élan vital kavramı), Kur’an bunları kutsayanların sözkonusu varlıklar ile Allah arasında bir “yakınlık” uydurduklarını, yani onlara Allah’a ait bazı vasıflar ve güçler yakıştırdıklarını söyler.68 “Bilgi”nin tabiatın maddî güçlerine, buradaki gibi, mecazî bir yolla atfedilmesi konusunda bkz. 164-166. ayetler ve ilgili not 71.