close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 72. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ sevveytuhu venefaḣtu fîhi min rûhî feka’û lehu sâcidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onu tamamlayınca ve ona, ruhumdan üfürünce karşısında yerlere kapanıp secde etmişlerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Onu tesviye edip düzelttiğimde (insan şekline getirdiğimde) ve Ruhumdan ona üflediğimde (ise); derhal ona secdeye kapanın."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ona en uygun biçimi verip, kendi ruhumdan üfürdüğüm zaman, onun önünde yere kapanın!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdiğim, rahmetimle varettiğim, düzenin bir bölümü olan ruhumdan nûrânî dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdiğim, onu bilinçlendirdiğim zaman: “Derhal secdeye kapanarak ona saygı gösterin” dedim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ben ona şeklini verdiğim ve içine ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye varın".
Ali Bulaç
swap_vert close
'Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onun yaratılışını tamamlayıb da tarafımdan ona ruh verdiğim zaman, hemen ona (hürmet için) secdeye kapanın.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Onu tesviye edip ruhumu içine üflediğimde, ona hemen secde edin!” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Onu şekillendirip ruhumdan üflediğimde, derhal ona secdeye kapanınız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Düzenleyip, ben ona ruhumdan üfleyince, hemen ona secde edin!», diye söylemiş idi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin!”
Bkz. 2/34 ve açıklaması, 15/29  
Cemil Said
swap_vert close
71,72,73. Allâh meleklere: "Ben insânı balçıkdan halk ideceğim ve istediğim şekle sokdukdan sonra âna rûhumı nefh iyleyeceğim siz de âna secde ideceksiniz" didi. Meleklerin kâffesi ânın önünde secde itdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
71,72. Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona tam şeklini verip ruhumdan da üflediğim vakit hemen onun için secdeye kapanın.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!
Edip Yüksel
swap_vert close
"Onu düzenlediğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onu tesviye ettim de ruhumdan ona nefheyledimmi derhal ona secdeye kapanın
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ben, (kudretim ile) onu (sûretini/bedenini şekillendirip) düzenlediğim ve (o bedene) yaratmış olduğum rûh ile can verdiğim zaman, (hürmet kastı ile) hemen ona secde edin.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim¹ zaman derhal ona secdeye kapanın!²
1- Ruh sözcüğü; “can”, vücuda hayat veren cevher” demektir. 2- Onun saygınlığını kabullenin. Ona saygınızı sunun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Artık onu (n hilkatini) tamamlayıb içerisine de ruuhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Bu yüzden onu (insan sûretinde yaratıp) düzelttiğimde ve ona (yarattığım)rûhumdan üflediğimde,(1) hemen ona secde ediciler olarak yere kapanın!”
(1)Buradaki “(Kendi yarattığım) rûhumdan üflediğim” ta‘bîriyle Cenâb-ı Hakk’ın rûhu ve üflemeyi kendine nisbet etmesi, rûhun şeref ve i‘tibârını yüceltmek içindir. Beytullah (Allah’ın evi), Nâkatullah (Allah’ın devesi)lafızlarında olduğu gibi. (Nesefî, c. 4, 84; Celâleyn Şerhi, c. 6, 405)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve ben onu (canlı bir beşer olarak yarattıktan sonra ruhen) tesviye ettiğim ve ona ruhumdan (manevi ruh ve hayat veren vahiy, akıl, bilgi, duygu, vicdan, sorumluluk ve irade gibi özelliklerden) üflediğim (onu diğer canlı türlerinden ayıran bu tür özelliklerle donatıp mevcut beşer türü arasından halife seçtiğim) zaman siz de onun için (bana) secde edin. *
(*) Buradaki “ruh üflemeyi, ona başta irade olmak üzere, kendi özelliklerimden, sıfatlarımdan sınırlı düzeyde verdiğim zaman” şeklinde anlamak mümkündür. Bir canlıyı iradeli varlık düzeyine yükselten cevher, bu ilahi ruh olarak adlandırılmıştır. Yani bu ruh insanı diğer canlı türlerinden ayıran özalliklerdir. Bakara-30-34.ayetlerden de anlaşıldığı gibi “Âdem’e üflenen ilahi özellik (ilahi ruh), isimleri bilmek ve bununla eşyayı tanımlayabilmektir.” İnsanlar kelimelerle düşünürler. Kısacası Âdem’e üflenen ilahi ruh entelektüel düşünebilme, akıl edebilme ve sorumluluk taşıyabilme yeteneğidir. Ona ilahi ruhun üflenmesiyle sorumlu ve iradeli bir varlık hâline gelmiştir. Ruhtan maksat vahiydir, güçtür, kudrettir, emirdir, iradedir, akıldır, sorumluluktur vb. (Doğrusunu yüce Allah bilir.) Ayrıca üflenince beşeri insan eden cevher: Secde 9, Hıcr 29, Sâd 72, tevile yer olmaksızın Âdem’e üflenen ruh için kullanılır. Enbiya 91 ve Tahrim 12’de Meryem için kullanılır. Üflenen ruh, yaratılış amacı olan insanlığa ulaştırmak için, beşerin akıl, irade ve vicdanla donatılması olayıdır. İlahi ruhun diğer canlılara üflenmesinden hiç söz edilmezken, sadece insana üflenmesinden söz edilmesi, bu ruhun insanı canlı kılan şey değil, canlılar içinden seçilip onu akıllı ve iradeli bir varlık kılan öz olduğunu gösterir… Bu ilahi Ruh üflenmeden önce insan, Allah’a muhatap değildi. Zira aklı, iradesi, vicdanı ve sorumluluk duygusu yoktu. Bunlara sahip olmayan bir canlı varlık, Allah’a muhatap olamazdı…(Tabiat ve Kur’an Ayetleri Işığında İlk İnsanın Yaratılışı) "Ruh" kelimesinin geleneksel anlamı Kur’an’daki anlamıyla pek uyuşmaz. Kur’an’ı Kerim ayetlerini incelediğimizde "ruh"un vahiy, bilgi ve emir anlamlarına geldiğini görürüz. Âdem’e üflenen ruh hakkında detaylı bilgi aşağıdadır. Not: Ayetlerde geçen secde, Âdem’i bu özelliklerle yaratan Allah’adır, Âdem’in şahsına değil. Detaylı bilgi için Bakara-34. ayet açıklamasına bkz فإذا": الفاء عاطفة ((اعراب القران) افهذه الآية تدلّ على أنّ الروح التي نفخت في آدم لم تكن تلك الروح التي نريد منها النفس، وإنّما هي نوع من النبوّة (أوالوحي) التي جعلت الملائكة يسجدون لآجل خلقية ادم خليفة. وإلاّ فإنّ الإنسان ليس بأفضل من الملائكة إلاّ بالإيمان؛ والإيمان لا يتأتى إلاّ بالنبوّة. ولذلك فإنّ الروح التي هبطت على آدم وربط الله سبحانه وتعالى بينها وبين سجود الملائكة لم تكن إلاّ روح القدس التي هي النبوّة (معنى الروح في القرآن الكريم الروح بمعنى (الوحي)، ومنه قوله تعالى: {وكذلك أوحينا إليك روحا من أمرنا} (الشورى:52)، قال ابن كثير: يعني القرآن. ونحوه قوله سبحانه: {ينزل الملائكة بالروح من أمره} (النحل:2)، (قال القرطبي: الروح: الوحي الروح في التنزيل الحكيم هي واسطة تنزيل المعلومات والأوامر إلى الإنسان (الوحي) وهي المعرفة والتشريع اللذان لا وجود موضوعي لهما خارج الإنسان، والله تعالى اصطفى آدم من بين مجموعة من البشر لينفخ فيه من روحه، وآدم هنا هو مرحلة وسيطة بين الإنسان والبشر وليس شخصاً واحداً، وبنفخة الروح حدثت له طفرة إدراكية ترافقت مع تطور بيولوجي الخ --إذن: نحتاج إلى تربة بين بين، بحيث تمسك الماء بالقدر الذي يتيح للنبات أنْ يستفيد منه ويمتص عناصر الغذاء، ثم يتسرَّب الباقي فلا يضر بالجذور كما توصل العلماء إلى أن عناصر جسم الإنسان عبارة عن 16 عنصراً، تبدأ بالأكسوجين بنسبة 67% وهي أعلى نسبة وتنتهي بالمنجنيز. وأن الطين يحتوي على نفس هذه العناصر الستة عشر، وهذا يثبت صدْق الحق سبحانه في خلْق الإنسان من الطين (خواطر محمد متولي الشعراوي) وبهذا الشكل إنتهت عملية خلق الإنسان، وذلك بعد إمتزاج روح الباريء عزّوجلّ الطاهرة مع التراب. فخُلق موجود عجيب لم يسبق له مثيل، ولم توضع لرقيّه وإنحطاطه أيّة حدود. الموجود الذي زوّده الباريء عزّوجلّ بإستعدادات خارقة تجعله لائقا للخلافة، ...(تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل » ص) (ثُمَّ قُلْنا لِلْمَلائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ) أي وبعد أن سويناه ونفخنا فيه من روحنا وصار مستعدا لأن يكون خليفة في الأرض، وعلمناه الأسماء كلها، قلنا لجماعة الملائكة اسجدوا لآدم.(تفسير المراغي – سورة الاعراف – 11) {إِنّى خَـٰلِقٌ بَشَراً مّن طِينٍ } أي: خالق فيما سيأتي من الزمن {بَشَرًا } أي: جسماً من جنس البشر  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Ben onu şekillendirip, ona (ruhumdan üflediğim de) benim diriliğim den verip, canlandırdıktan sonra, o yarattığım insan için bana secde edin” demişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Artık onu düzene koyup da içine kendi tinimden üfürünce hepiniz birden onun için secde edin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onu yapıp ona ruhumdan üfürdüğüm gibi yere kapanıp secde edin» demişti.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onu şekillendirip [sevveytuhu] ruhumdan üfürdüğümde, ona derhâl secdeye kapanın.”²⁵
25 Krş. İsrâ, 17/85  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman da siz onun için hemen secdeye kapanın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ben ona muntazam bir insan kıvamında şekil verip de, kendisini yeryüzünün halîfesi konumuna yüceltmek üzere hayat ve üstün yetenekler bahşeden Ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secde ederek saygıyla boyun eğeceksiniz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Onu düzenleyip şekillendirdiğim, ona benim rûhumdan üflediğim zaman onun için secdeye kapanın!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Son şeklini verip canımdan can üfledim mi, ona eğilerek saygı göstereceksiniz " deyince
Mehmet Çoban
swap_vert close
"O’na biçim verip ruhumdan üflediğim zaman, yarattığıma saygı duyun! O’nu yüceltin! Çünkü O Rabbinizin yarattığı varlıktır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona düzgün şekil verip kendisine [rûh]umdan üflediğim zaman, onun için (bana) secde edin!”
Mehmet Türk
swap_vert close
71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan¹ yaratacağım. Onu biçimlendirip² ona rûhumdan üflediğim zaman³ derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.⁴
1 Beşer: Bir şeyin güzelliğiyle ortaya çıkması, görünmesi demektir. İnsana beşer denmesi, hayvanların aksine üzerinde yün, kıl ve tüy gibi şeylerin bulunmayıp derisinin olduğu gibi görünmesindendir. Yani beşer: İnsan, insanoğlu, âdemoğlu demektir. Aynı kökten gelen “beşere”: üst deri, derinin üst tabakası, “beşîr”: güzel yüzlü, müjdeleyici, “beşâre”: güzellik anlamına gelir. Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere “beşer” tabiri, insan hakkında, onun maddî yönü ve dış görünüşüyle ilgili olarak kullanılır. Burada beşerin maddî yönü ve şekli, bedeni söz konusu edilmektedir. İnsan yalnız beşerî yönüyle değil, vahiy alan yönüyle de insandır. Topraktan yaratılan insanın beşeriyet yanı, Kur’an’ın ifadeleriyle unutkanlığının, nankörlüğünün, aceleciliğinin, tartışmayı pek sevmesinin, bilgisizliğinin, zalimliğinin ve zayıflığının sembolüdür. 2 Biçimlendirme yaratmaktan sonra olduğuna göre, demek ki insan çamurdan yaratıldıktan sonra, bir de insan şeklini almak ve insanlık seviyesine gelmek için bir süre de biçimlendirilmeye tabi tutulmuştur. 3 Yani bu, “kendi rûhumun bir kısım özelliklerini taşıyan bir rûh verdiğim zaman” demektir. Yoksa kendi rûhumdan bir parça demek değildir. Ayrıca bu ifâde insana şeref için de olabilir.4 Âdem (a.s)’ın yaratılışıyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 30, Hicr: 28)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ona en uygun biçimi verip Kendi ruhumdan kattığım zaman onun önünde yere kapanın!” ⁵⁶
56 Bkz. 15:29 ile ilgili not 26.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ben onu (akıl ve iradeyle) belli bir düzeye getirip vahyimden bir pay verince onun emrine amade olun. 7/11...23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirmeyi tamamlar da kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) âmâde olun!”[⁴⁰⁹⁵]
[4095] Aynı metin ve detaylı açıklamalar için bkz: 15:29, not 26, 27.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Onun yaratılışını tamamlayıp, içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secdeye kapanın" diye emretti.
Osman Fırat
swap_vert close
Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«İmdi O'nun yaradılışını tamamladığım ve içerisine ruhumdan üfürdüğüm zaman hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onu iyice biçimlendirip ona Rûhumdan üfleyince hep birden, secde ediniz. ” [2, 34; 7, 11; 15, 29]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Onı tesviye idüb cesedine rûhumdan üflediğim zamân ona secde ider oldığınız halde yere kapanın" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Onu tamamlayıp içine ruhumdan üfleyince onun için secdeye kapanın.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Onu düzenlediğim ve ona can verdiğim zaman hemen onun için secdeye kapanın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Ben ona güzel ve düzgün bir biçim verip ruhumdan üflediğim(9) zaman, onun önünde secdeye kapanın.”
(9) 15:29’un açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“pes ol vaķt kim tamām yarattum anı daħı ürdüm anuñ içine canımdan pes düşüñ aña secde eyleyiciler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan anı düzetsem ve anuñ içine ürsem cānı, pes düşüñüz aña secdeeyleyüp.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mən onu tamamlayıb (insan şəklinə salıb) Öz ruhumdan (Özümün yaratdığı ruhdan) üfürən (can verən) kimi ona (hörmət əlaməti olaraq) səcdə edin!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when I have fashioned him and breathed into him of My spirit, then fall down before him prostrate,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit,(4227) fall ye down in obeisance unto him."
4227 See n. 1968 to 15:29, where the spiritual significance of this is explained.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
o za-man ki
سَوَّيْتُهُ
onu dü-zenledim
وَنَفَخْتُ
ve nefhettim
ف۪يهِ
ona
مِنْ رُوح۪ي
rûhumdan
فَقَعُوا
hemen kapanın
لَهُ
ona
سَاجِد۪ينَ
secde edici-ler olarak
"Nihayet onu (bir insan suretinde yaratarak ona bir şekil verip) düzenlediğim ve ona rûhumdan nefhettiğim (üflediğim) zaman hemen onun için secdeye kapanın!"
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
سَوّٰى
Fiil-II
س و ي
Düzenledi, düzene koydu, dümdüz etti
نَفَخَ
Fiil-I
ن ف خ
Üfledi, nefhetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
وَقَعَ
Fiil-I
و ق ع
Düştü, ortaya çıktı, vuku buldu, vaki oldu, gerçekleşti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
سَاجِد
Etken fiil
س ج د
Secde eden