close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-şşeyâtîne kulle bennâ-in ve ġavvâs(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Şeytanlardan bütün mimarları ve dalgıçları da ram etmiştik ona.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şeytanlardan; (cinn halkından) her (çeşit yapı, sanat ve) bina ustasını ve dalgıç olanı da (denizlerden balık, inci ve mercan çıkaran cinnleri de Süleyman’ın emrine bıraktık).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şeytanları, her türlü yapı ustalarını ve dalgıçları
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şeytanları, her tür bina ustalarını ve dalgıçlarını onun hizmetine verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bütün bina ustası ve dalgıç şeytanları da (onun emrine verdik).
Ali Bulaç
swap_vert close
Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıçı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şeytanları da onun emrine bağlı kıldık. O şeytanlardan kimi bina ustası, kimi de dalgıçtı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şeytanları da usta ve dalgıç olarak ona musahhar kıldık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bütün usta ve dalgıç şeytanları da emrine verdik.
Besim Atalay
swap_vert close
Şeytanları da, yapı yapanları da, dalgıçları da buyrumuna vermiştik!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Her biri bina inşa etsin ve (kıymetli taşlar çıkarmak için) dalgıçlık yapsın diye şeytanları (cinleri) de (emrimiz altında hizmetine verdik).
Cemil Said
swap_vert close
Ânın emrine bir takım şeytânlar da virdik ki bir kısmı mi’mâr, bir kısmı inci çıkaran dalgıç idi.(*)
(*) İkinci baskıda metnin ikinci kısmı sehven ("murâd viricisin!" didi) şeklinde yer aldığı görülüyor.(ÖFK)  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
37,38. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
35-38. “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
36, 37, 38. Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Şeytanları da, yapı ustaları ve dalgıçlar olarak...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şeytanları da: bütün benna' ve gavvas
Emrah Demiryent
swap_vert close
37-38. Bina ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve zincirlerle birbirlerine bağlanmış olan (şeytanlardan) daha nicelerini (Süleymân’ın emrine verdik).
Cin taifesinden mü’min olanlara cin, kâfir olanlarına şeytan denilir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve şeytanları.¹ Her türlü yapı ustasını ve dalgıçları²
1- Haktan uzak olan kimseleri, halkı saptıran, bozgunculuk yapanları. İsyankâr tutsakları. Şeytan: Hakk'a aykırı hareket eden, her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. 2- Onun emrine verdik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şeytanları (onlardan) her bina ustasını, her dalgıcı,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
37,38. Her binâ yapan ve dalgıçlık eden şeytanları (cinleri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirlerine bağlı olan diğerlerini de (ona boyun eğdirdik).(1)
(1)“*مُقَرَّن۪ينَ فِي الْأَصْفاَدِ*[Zincirlerle birbirlerine bağlı olanlar] (...) (meâlindeki) âyetiyle diyor ki: Yerin, insandan sonra, zîşuûr (şuur sâhibi) olarak en mühim sekenesi (sâkinleri) olan cin, insana hizmetkâr olabilir. Onlarla temâs edilebilir. Şeytanlar da düşmanlığı bırakmaya mecbûr olup, ister istemez hizmet edebilirler ki, Cenâb-ı Hakk’ın evâmirine musahhar olan (emirlerine itâat eden) bir abdine (kuluna), onları musahhar etmiştir. Cenâb-ı Hakk, ma‘nen şu âyetin lisân-ı remziyle (işâretiyle) der ki: Ey insan! Bana itâat eden bir abdime cin ve şeytanları ve şerîrlerini (şerli olanlarını) itâat ettiriyorum. Sen de benim emrime musahhar olsan, çok mevcûdât (varlıklar), hattâ cin ve şeytan dahi sana musahhar olabilirler.” (Zülfikār, 25. Söz, 82-83)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
36, 37, 38. Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı onun istifadesine verdik; onun emriyle (denizde rüzgâr gücü ve enerjisiyle çalışan yelkenli yolcu ve ticari gemileri) istediği yöne doğru (rahatlıkla yüzdürebilmesi için emrimiz gereği) tatlı tatlı eserdi. Ve her (türlü) yapı ustası ve dalgıç olan şeytanları (insanları saptırmaya çalışan, hakka ve akla aykırı hareket eden, azgın, asi, kötü ve kibirli kişileri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlere vurulmuş (kontrol altına alınmış) diğerlerini de. *
(*) Hz. Süleyman’a rüzgârın musahhar kılınmasının anlamı hakkında doğru açıklama aşağıdaki ‘’ et-tahrir vet-tenvir ile Kitabul müteşabih minel kur’an’’ adlı tefsir metinlerinde yapılmıştır. Buna göre rüzgâr onun emriyle esmiyordu, bilakis Allah’ın emriyle Süleyman’ın gideceği yöne doğru esiyordu. Ayrıca rüzgâr Hz. Süleyman’ı havada da taşımıyordu, Allah’ın emriyle esen rüzgârlar Hz. Süleyman’a ait gemilerin denizde istediği yöne rahatlıkla gidebilmesini sağlardı. Ayrıca rüzgârın Süleyman peygamberin emrinde olması, o’nun rüzgârı binit olarak kullanması veya ordusunu bir yerden bir yere rüzgârla sevk etmesi demek değildir. Rüzgârın o’nun emrinde olması, rüzgâr marifetiyle hızla hareket edebilen yelkenli gemilere sahip olması ve bu gemilerle deniz aşırı ülkelere gidebiliyor olmasıdır. Nitekim Ana Britannica ansiklopedisi de, Süleyman peygamberin denizcilikte ulaştığı noktayı şu cümlelerle anlatmaktadır: Hiram ile Hz. Süleymân’ın ortak deniz ticaret filosu, o çağda bilinen denizlerin neredeyse en uç noktasına ulaştı. Düzenli seferlerin bazıları gidiş dönüş üç yıl sürüyordu. Kaynak: (Ana Britannica; c. 28, s. 435.) Not: Maalesef mevcut meallere göre Hz. Süleyman bir doğa kanunu olan/ sünnetullah’a rüzgâra haşa emir veriyordu. Yani rüzgâra es dediği zaman hemen esiyordu ve istediği yöne rüzgârı yönlendiriyordu. Oysa doğa olaylarını oluşturan ve doğa kanunlarının tasarrufunu elinde bulunduran sadece yüce Allah’tır. Yani yüce Allah’tan başka hiçbir güç veya kimse bir doğa kanununa/ rüzgâra emir veremez, onu kendi buyruğu altına alamaz. Zira Kur’an’ı Kerim’in ilgili bütün ayetlerinden de konu böyle anlaşılıyor. Yani Hz. Süleyman’ın deniz üzerindeki gemilerinin gidecekleri yöne doğru rahatlıkla yüzdürülebilmeleri için Allah tarafından rüzgâr eserdi. Bu nedenle haşa ne Hz. Süleyman rüzgârlara emir verebilir, ne de onun böyle bir gücü ve yetkisi vardı. Ayrıca ayette ‘’şeyatin’’ ise: Hakk’a aykırı hareket eden, her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Yani bizim bildiğimiz cinni şeytanlar değildi. Yine âyette geçen (مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ) zincire vurulmuş ifadesi, onların bildiğimiz zincirlere bağlandığı anlamına gelmez. Bu ifade, onların kontrol altında tutulduklarından kinâyedir. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi ayetteki (شياطين - الاصفاد)’’şeyatin ve asfâd’’kelimeleri mecaz ve kinaye anlamında da olabilir. Bu nedenle buradaki şeyatin gözle görülmeyen ve cin türünden olan şeytanlar değil, belki şeytan karakterli, azgın, asi, kibirli kimseler olabilir, yani bu tip şeytan karakterli insanlar da Hz. Süleyman’a musahhar kılınmışlardı. Asfâd ifadesi de onların kontrol altında tutulduklarından kinâye olabilir. Buradaki şeyatin den maksat cinni şeytanlar olmadığına dair benzer bir örnek de Bakara sûresi 14. aytte geçiyor. Zira orada da (واذا خلوا الي شياطينهم)’’ve iza halev ila şeyatinihim’’ O ikiyüzlüler, (kendilerini saptıran) liderleriyle başbaşa kaldıklarında ise, biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.’’ İşte burada da ‘’şeyatin’’onları saptıran münafık liderlerdir. Yani cinni şeytanlar değil. Çünkü Kur’an’a göre cinni şeytanlar olduğu gibi şeytan karakterli insi şeytanlar da var. Yani Hz. Süleyman’a musahhar olanlar da şeytan karakterli kimselerdir. تسخير الرياح لتجري بأمره -1- أما الرياح فقد سخره الله للانسان عامة وهو سبحانه لم يجعل تسخير الرياح وفقا علي سليمان وحده لافي زمنه ولا من بعده ! انطروا الي سورة ابراهيم الاية – 32 – والي سورة لقمان الاية – 20 ... فيقولون التراثيون : ان تسخير الرياح لسليمان كان يختلف عن تسخير الرياح للا نسان فقد كانت الرياح تجري بأمره حيث يشاء .. أي أنه كان يأمر الرياح أن تهب في هذا التجاه أوفي ذاك ونحن نسأل .. من أين أتو بهذا التفسير الا سطوري وكأنه قد تحول فصار كأحد الهة اليونان القديمة التي كانت في زعم القدامي من أهل اليونان تسيطر علي الريهح وعلي قوي الطبيعة الاخري.؟ ان الله تعالي يقول ان الريح كانت ( تجري بأمره ولم يقل انها كانت تجري طاعة لامره ) والفرق بين التعبرين كبير . التعبير الثاني يدل علي أن الريح كانت تأتمر بأوامره, وأما تعبير الاول , وهو التعبير القراني فيعني أن الريح كانت تجري بما يعمل علي تحقق أموره وتحصل أغراضه . انك حين تقول ان الام تقوم بأمر طفلها لا تعني أن الام كانت تتلقي الاوامر من طفلها أو أنها كانت تطيع أوامره وانما تقصد أن الام كانت تعمل علي تحقيق ما يلزم طفلها من أمور وتأدية ما فيه مصلحة ... كما يقول يعص الفسرين كل مافي الامر أن الريح كانت تسير من قبل الله وفق مصلحة سفنه وتجارته وأسفاره تسيرها بأشرعتها وفق قوانين الله ومصلحة نبيه وليس في الامر بساط ريح : المصدر (سليمان عليه السلام - 1- تسخير الرياح لتجري بأمره ... -) ورواحها شهر في سورة النمل - والأمر في قوله بأمره مستعار للرغبة أو للدعاء بأن يدعو الله أن تكون الريح متجهة إلى صوب كذا حسب خطة أسفار سفائنه ، أو يرغب ذلك في نفسه ، فيصرف الله الريح إلى ما يلائم رغبته وهو العليم بالخفيات (التحرير والتنوير ) (فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ) لتسوق السفن الشراعية في البحر (رُخَاءً) أي ريحاً ليّنة ليست بعاصفة (حَيْثُ أَصَابَ) من المواد الإنشائية لبناء بيت المقدس، يعني كانت الرياح تسوق السفن الشراعية إلى حيث وجد شيئاً من الأخشاب أو الأحجار أو غير ذلك فيحملونه في السفن لبناء بيت المقدس .( كتاب المتشابه من القران) وتسخير الريح : تسخيرها لما تصلح له ، وهو سير المراكب في البحر ، والمراد أنها تجري إلى الشام راجعة عن الأقطار التي خرجت إليها لمصالح ملك سليمان من غزو أو تجارة بقرينة أنها مسخرة لسليمان فلا بد أن تكون سائرة لفائدة الأمة التي هو ملكها - وأمر سليمان دعاؤه الله أن يجري الريح كما يريد سليمان (سورة الأنبياء - قوله تعالى ولسليمان الريح عاصفة تجري بأمره) والتسخير الإلجاء إلى عمل بدون اختيار ، وهو مستعار هنا لتكوين أسباب تصرف الريح إلى الجهات التي يريد سليمان توجيه سفنه إليها لتكون معينة سفنه على سرعة سيرها ، ولئلا تعاكس وجهة سفنه ، وتقدم في قوله تعالىولسليمان الريح غدوها شهر -- الشياطين المذكورون، إما مردة الإنس وأشداؤهم، وإما مردة الجن لظاهر اللفظ (تفسير القاسمي ) فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه.- فيجوز أن يكون معنى: {مُقَرَّنينَ في الأصفَادِ} حقيقة، ويجوز أن يكون تمثيلاً لمنع الشياطين من التفلت. (التحرير والتنوير) وقال فى بحر العلوم والاقرب ان المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالتقرين فى الصفد يعنى ان قولهم لا يمكن تقييده بالاصفاد والاغلال حقيقة مسلم ولكن ليس الكلام محمولا على حقيقته لانهم لما كانوا مسخرين مذللين لطاعته عليه السلام بتسخير الله اياهم له كان قادرا على كفهم عن الاضرار بالخلق فشبه كفهم عن ذلك بالتقرين فى الاصفاد فاطلق على الكف المذكور لفظ التقرين استعارة اصلية ثم اشتق من التقرين يعنى المعنى المجازى لفظ مقرنين فهو استعارة تبعية بمعنى ممنوعين عن الشرور (روح البيان في تفسير القرآن).وقد جُوِّز أن يكون الإقرانُ في الأصفادِ عبارة عن كفِّهم عن الشُّرورِ بطريق التَّمثيل (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم – أبو سعود) ويحتمل أنه لم يقيدهم فى الاصفاد بل كفهم عن الشر وزجرهم عنه فعبر عن ذلك بالتقرين في الاصفاد (تفسير هميان الزاد إلى دار المعاد / اطفيش) وقيل: الأقرب أن المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالإقران في الصفد وليس هناك قيد ولا تقييد حقيقة.( روح المعاني – تفسير الالوسي) و{الشياطين} جمع شيطان، وحقيقته الجنّي، ويستعمل مجازاً للبالغ غاية المقدرة والحذق في العمل الذي يعمله. ومنه قوله تعالى: { وكذلك جعلنا لكل نبي عدواً شياطين الإنس والجن } [الأنعام: 112]، فسخر الله النوع الأول (أي الجن) لسليمان تسخيراً خارقاً للعادة على وجه المعجزة فهو مسخر له في الأمور الروحانية والتصرفات الخفية وليس من شأن جنسهم إيجاد الصناعات المتقنة كالبناء، وسخر النوع الثاني (أي شياطين الانس) له تسخير إذلال ومغلوبية لعظم سلطانه وإلقاء مهابته في قلوب الأمم فكانوا يأتون طوعاً للانضواء تحت سلطانه كما فعلت بلقيس وقد تقدم في سورة سبأ. فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه (التحرير والتنوير) الأَمْر : الحال والشأْن : القيامة (تعريف و معنى الامر في معجم المعاني الجامع) اذا قوله (تجري بأمره) أي تجري بأمر من الله حسب حال سليمان وشأنه أو حسب رغبته بسبب دعائه - قال السعدي رحمه الله في قوله تعالى :( وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ) :"باردة وحارة، وجنوباً وشمالاً وشرقا ودبوراً وبين ذلك، وتارة تثير السحاب، وتارة تؤلف بينه، وتارة تلقحه، وتارة تدره، وتارة تمزقه وتزيل ضرره، وتارة تكون رحمة، وتارة ترسل بالعذاب" . فتصريفها تقلُّبها بين هذه الأمور (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bina yapan ve su altında çalışabilen bozguncu güçleri (şeytanları),
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yapı yapan, denize dalan şeytanlara da onun için boyun eğdirdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
37, 38. Dülger, dalgıç şeytanlarını da [⁷], bukağılara bağlı olarak başkalarını da [⁸] ona müsahhar kıldık.
[7] Dülgerlikte, dalgıçlıkta gayet mahir ustaları.[8] Âsi ve serkeş olanlarını.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları da¹⁵
15 Krş. Enbiyâ, 21/82; Sebe’, 34/12-13  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bina ustalarını ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları da (emrine verdik).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ayrıca, inşaat ustalığı ve dalgıçlık yapan cinleri ve şeytanları da onun emrine boyun eğdirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şeytanlar’ı da, sürekli bina yapanların ve sürekli derine dalanların / dalgıçların hepsini de (ona verdik).
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kimi yapı ustası kimi dalgıç şeytanları da onun emrine verdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ülkesinde çok zeki, her şeyin altından kalkan, akılları toplumun seviyesinden çok fazla çalışan bina ustaları, dalgıçlar, gemiciler vardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Ayrıca), şeytanları yani her tür (maharetli) bina ustalarını [*] ve dalgıçları,
Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:81-82; Sebe’ 34:12.  
Mehmet Türk
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
bütün bozguncu güçleri de [o’nun hizmetine verdik], her tür yapı ustasını ve dalgıcı;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Becerikli bina ustalarını ve dalgıçları da onun emrine verdik. 21/81-82
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
yine şeytanlar (gibi dik başlı) güçlerden, her biri birer yapı ustası ve dalgıç olan kimseleri de (ona âmâde kıldık);[⁴⁰⁷⁸]
[4078] Lafzen “şeytanları”. Bu şeytanlar 6:112’de geçen türden “insan şeytanları”dır. Aksini iddia edenlerin, şeytanların zincirlerle nasıl bağlandığını (38) izah etmeleri gerekir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(İnsan ve cinden) Şeytanları da (onlardan) her bina ustasını ve dalgıcı da,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve bütün bina ustası ve dalgıç şeytanları da..?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şeytanları da, herbir bina yapıcı ve dalgıç olanı da (musahhar kıldık).
Suat Yıldırım
swap_vert close
37, 38. Bina yapan, dalgıçlık yapan her şeytanı, bukağılarla bağlı olan başkalarını da onun hizmetine verdik. [21, 82]
Bukağılarla bağlamaktan maksat, kötülük ve bozgunculuklara meydan verilmeyecek bir şekilde sıkı bir kontrol ve takip altına alınmış olmalarıdır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve şeytanları; her bina ustasını ve dalgıcı,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şeytânları da emrine tâbi' kıldık kibunlar binâ yaparlar ve denize dalub inci ve cevher çıkarırlardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bina yapabilen ve denize dalabilen bütün şeytanları.[*]
Şaban Piriş
swap_vert close
Her biri yapıcı ve dalgıç olan şeytanları...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Binalar kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şeytanları da onun emrine verdik. Hepsi bina ustası ve dalgıçtı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı şeyŧān ları her yapıcıyı daħı śuya dalıcıyı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Cinnīlerden musaḫḫar itdük özine, her yapıcı ve her deñize ṭalıcı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Biz) şeytanlardan olan hər bir bənnanı və qəvvası,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the unruly, every builder and diver (made We subservient),
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As also the evil ones,(4194) (including) every kind of builder and diver,-
4194 Cf. 21:82. and n. 2738. Cf. also 34:12-13 and notes there: in the latter passage the spirits mentioned are called Jinns. The divers were probably those employed in pearl fisheries.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالشَّيَاط۪ينَ
ve şeytanları
كُلَّ
her
بَنَّٓاءٍ
bina yapan
وَغَوَّاصٍۙ
ve dalgıçlık eden
Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan (cinlerden) her bir şeytanı,
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
بَنَّٓاء
İsim
ب ن ي
Bina yapan
غَوَّاص
İsim
غ و ص
Dalgıçlık eden