close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve âḣarîne mukarranîne fî-l-asfâd(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve bir başka kısmı da bukağılarla bağlanmıştı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış (olan) diğerlerini de (ona hizmetkâr yaptık).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ve kötülük yapmamaları için zincirlerle birbirine bağlanmış başkalarını da O'na boyun eğdirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Demir halkalarla, zincirlerle bağlı diğer yaratıkları da onun hizmetine verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bukağılara vurulmuş halde birbirlerine yaklaştırılmış olan daha başkalarını da.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Diğerleri de zincirlere vurulmuştu. (insanlara zarar vermekten alıkonmuşlardı).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Diğer şeytanları da birbirine kelepçeli olarak ona musahhar kıldık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Zincirlere vurulmuş başkalarını da.
Besim Atalay
swap_vert close
Bukağılarla bağlı başkalarını da
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirine bağlanmış (cinler gibi) başkalarını da (onun emrine verdik).
“Başkalarını” ifadesi, isyancı kabileler için kullanılmış olabilir.Protestoya ve bozgunculuğa meydan verilmemesi için zincirlerle bağlanarak kontrol altına alınmışlar.  
Cemil Said
swap_vert close
Bir kısmı da zincir ile biri birine rabt olunmuşdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
37,38. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
35-38. “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
36, 37, 38. Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve zincirlerle birbirine bağlı bekleyen yedekleri de...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve daha diğerlerini bendlerde çatılı çatılı
Emrah Demiryent
swap_vert close
37-38. Bina ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve zincirlerle birbirlerine bağlanmış olan (şeytanlardan) daha nicelerini (Süleymân’ın emrine verdik).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve zincirlerle bağlanmış olan¹ diğerlerini de.
1- Kontrol altına alınmış olan. İsyancı kabileleri.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Yine onlardan) bukağılarla bağlanmış olan diğerlerini de (emrine râm etdik).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
37,38. Her binâ yapan ve dalgıçlık eden şeytanları (cinleri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirlerine bağlı olan diğerlerini de (ona boyun eğdirdik).(1)
(1)“*مُقَرَّن۪ينَ فِي الْأَصْفاَدِ*[Zincirlerle birbirlerine bağlı olanlar] (...) (meâlindeki) âyetiyle diyor ki: Yerin, insandan sonra, zîşuûr (şuur sâhibi) olarak en mühim sekenesi (sâkinleri) olan cin, insana hizmetkâr olabilir. Onlarla temâs edilebilir. Şeytanlar da düşmanlığı bırakmaya mecbûr olup, ister istemez hizmet edebilirler ki, Cenâb-ı Hakk’ın evâmirine musahhar olan (emirlerine itâat eden) bir abdine (kuluna), onları musahhar etmiştir. Cenâb-ı Hakk, ma‘nen şu âyetin lisân-ı remziyle (işâretiyle) der ki: Ey insan! Bana itâat eden bir abdime cin ve şeytanları ve şerîrlerini (şerli olanlarını) itâat ettiriyorum. Sen de benim emrime musahhar olsan, çok mevcûdât (varlıklar), hattâ cin ve şeytan dahi sana musahhar olabilirler.” (Zülfikār, 25. Söz, 82-83)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
36, 37, 38. Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı onun istifadesine verdik; onun emriyle (denizde rüzgâr gücü ve enerjisiyle çalışan yelkenli yolcu ve ticari gemileri) istediği yöne doğru (rahatlıkla yüzdürebilmesi için emrimiz gereği) tatlı tatlı eserdi. Ve her (türlü) yapı ustası ve dalgıç olan şeytanları (insanları saptırmaya çalışan, hakka ve akla aykırı hareket eden, azgın, asi, kötü ve kibirli kişileri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlere vurulmuş (kontrol altına alınmış) diğerlerini de. *
(*) Hz. Süleyman’a rüzgârın musahhar kılınmasının anlamı hakkında doğru açıklama aşağıdaki ‘’ et-tahrir vet-tenvir ile Kitabul müteşabih minel kur’an’’ adlı tefsir metinlerinde yapılmıştır. Buna göre rüzgâr onun emriyle esmiyordu, bilakis Allah’ın emriyle Süleyman’ın gideceği yöne doğru esiyordu. Ayrıca rüzgâr Hz. Süleyman’ı havada da taşımıyordu, Allah’ın emriyle esen rüzgârlar Hz. Süleyman’a ait gemilerin denizde istediği yöne rahatlıkla gidebilmesini sağlardı. Ayrıca rüzgârın Süleyman peygamberin emrinde olması, o’nun rüzgârı binit olarak kullanması veya ordusunu bir yerden bir yere rüzgârla sevk etmesi demek değildir. Rüzgârın o’nun emrinde olması, rüzgâr marifetiyle hızla hareket edebilen yelkenli gemilere sahip olması ve bu gemilerle deniz aşırı ülkelere gidebiliyor olmasıdır. Nitekim Ana Britannica ansiklopedisi de, Süleyman peygamberin denizcilikte ulaştığı noktayı şu cümlelerle anlatmaktadır: Hiram ile Hz. Süleymân’ın ortak deniz ticaret filosu, o çağda bilinen denizlerin neredeyse en uç noktasına ulaştı. Düzenli seferlerin bazıları gidiş dönüş üç yıl sürüyordu. Kaynak: (Ana Britannica; c. 28, s. 435.) Not: Maalesef mevcut meallere göre Hz. Süleyman bir doğa kanunu olan/ sünnetullah’a rüzgâra haşa emir veriyordu. Yani rüzgâra es dediği zaman hemen esiyordu ve istediği yöne rüzgârı yönlendiriyordu. Oysa doğa olaylarını oluşturan ve doğa kanunlarının tasarrufunu elinde bulunduran sadece yüce Allah’tır. Yani yüce Allah’tan başka hiçbir güç veya kimse bir doğa kanununa/ rüzgâra emir veremez, onu kendi buyruğu altına alamaz. Zira Kur’an’ı Kerim’in ilgili bütün ayetlerinden de konu böyle anlaşılıyor. Yani Hz. Süleyman’ın deniz üzerindeki gemilerinin gidecekleri yöne doğru rahatlıkla yüzdürülebilmeleri için Allah tarafından rüzgâr eserdi. Bu nedenle haşa ne Hz. Süleyman rüzgârlara emir verebilir, ne de onun böyle bir gücü ve yetkisi vardı. Ayrıca ayette ‘’şeyatin’’ ise: Hakk’a aykırı hareket eden, her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Yani bizim bildiğimiz cinni şeytanlar değildi. Yine âyette geçen (مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ) zincire vurulmuş ifadesi, onların bildiğimiz zincirlere bağlandığı anlamına gelmez. Bu ifade, onların kontrol altında tutulduklarından kinâyedir. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi ayetteki (شياطين - الاصفاد)’’şeyatin ve asfâd’’kelimeleri mecaz ve kinaye anlamında da olabilir. Bu nedenle buradaki şeyatin gözle görülmeyen ve cin türünden olan şeytanlar değil, belki şeytan karakterli, azgın, asi, kibirli kimseler olabilir, yani bu tip şeytan karakterli insanlar da Hz. Süleyman’a musahhar kılınmışlardı. Asfâd ifadesi de onların kontrol altında tutulduklarından kinâye olabilir. Buradaki şeyatin den maksat cinni şeytanlar olmadığına dair benzer bir örnek de Bakara sûresi 14. aytte geçiyor. Zira orada da (واذا خلوا الي شياطينهم)’’ve iza halev ila şeyatinihim’’ O ikiyüzlüler, (kendilerini saptıran) liderleriyle başbaşa kaldıklarında ise, biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.’’ İşte burada da ‘’şeyatin’’onları saptıran münafık liderlerdir. Yani cinni şeytanlar değil. Çünkü Kur’an’a göre cinni şeytanlar olduğu gibi şeytan karakterli insi şeytanlar da var. Yani Hz. Süleyman’a musahhar olanlar da şeytan karakterli kimselerdir. تسخير الرياح لتجري بأمره -1- أما الرياح فقد سخره الله للانسان عامة وهو سبحانه لم يجعل تسخير الرياح وفقا علي سليمان وحده لافي زمنه ولا من بعده ! انطروا الي سورة ابراهيم الاية – 32 – والي سورة لقمان الاية – 20 ... فيقولون التراثيون : ان تسخير الرياح لسليمان كان يختلف عن تسخير الرياح للا نسان فقد كانت الرياح تجري بأمره حيث يشاء .. أي أنه كان يأمر الرياح أن تهب في هذا التجاه أوفي ذاك ونحن نسأل .. من أين أتو بهذا التفسير الا سطوري وكأنه قد تحول فصار كأحد الهة اليونان القديمة التي كانت في زعم القدامي من أهل اليونان تسيطر علي الريهح وعلي قوي الطبيعة الاخري.؟ ان الله تعالي يقول ان الريح كانت ( تجري بأمره ولم يقل انها كانت تجري طاعة لامره ) والفرق بين التعبرين كبير . التعبير الثاني يدل علي أن الريح كانت تأتمر بأوامره, وأما تعبير الاول , وهو التعبير القراني فيعني أن الريح كانت تجري بما يعمل علي تحقق أموره وتحصل أغراضه . انك حين تقول ان الام تقوم بأمر طفلها لا تعني أن الام كانت تتلقي الاوامر من طفلها أو أنها كانت تطيع أوامره وانما تقصد أن الام كانت تعمل علي تحقيق ما يلزم طفلها من أمور وتأدية ما فيه مصلحة ... كما يقول يعص الفسرين كل مافي الامر أن الريح كانت تسير من قبل الله وفق مصلحة سفنه وتجارته وأسفاره تسيرها بأشرعتها وفق قوانين الله ومصلحة نبيه وليس في الامر بساط ريح : المصدر (سليمان عليه السلام - 1- تسخير الرياح لتجري بأمره ... -) ورواحها شهر في سورة النمل - والأمر في قوله بأمره مستعار للرغبة أو للدعاء بأن يدعو الله أن تكون الريح متجهة إلى صوب كذا حسب خطة أسفار سفائنه ، أو يرغب ذلك في نفسه ، فيصرف الله الريح إلى ما يلائم رغبته وهو العليم بالخفيات (التحرير والتنوير ) (فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ) لتسوق السفن الشراعية في البحر (رُخَاءً) أي ريحاً ليّنة ليست بعاصفة (حَيْثُ أَصَابَ) من المواد الإنشائية لبناء بيت المقدس، يعني كانت الرياح تسوق السفن الشراعية إلى حيث وجد شيئاً من الأخشاب أو الأحجار أو غير ذلك فيحملونه في السفن لبناء بيت المقدس .( كتاب المتشابه من القران) وتسخير الريح : تسخيرها لما تصلح له ، وهو سير المراكب في البحر ، والمراد أنها تجري إلى الشام راجعة عن الأقطار التي خرجت إليها لمصالح ملك سليمان من غزو أو تجارة بقرينة أنها مسخرة لسليمان فلا بد أن تكون سائرة لفائدة الأمة التي هو ملكها - وأمر سليمان دعاؤه الله أن يجري الريح كما يريد سليمان (سورة الأنبياء - قوله تعالى ولسليمان الريح عاصفة تجري بأمره) والتسخير الإلجاء إلى عمل بدون اختيار ، وهو مستعار هنا لتكوين أسباب تصرف الريح إلى الجهات التي يريد سليمان توجيه سفنه إليها لتكون معينة سفنه على سرعة سيرها ، ولئلا تعاكس وجهة سفنه ، وتقدم في قوله تعالىولسليمان الريح غدوها شهر -- الشياطين المذكورون، إما مردة الإنس وأشداؤهم، وإما مردة الجن لظاهر اللفظ (تفسير القاسمي ) فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه.- فيجوز أن يكون معنى: {مُقَرَّنينَ في الأصفَادِ} حقيقة، ويجوز أن يكون تمثيلاً لمنع الشياطين من التفلت. (التحرير والتنوير) وقال فى بحر العلوم والاقرب ان المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالتقرين فى الصفد يعنى ان قولهم لا يمكن تقييده بالاصفاد والاغلال حقيقة مسلم ولكن ليس الكلام محمولا على حقيقته لانهم لما كانوا مسخرين مذللين لطاعته عليه السلام بتسخير الله اياهم له كان قادرا على كفهم عن الاضرار بالخلق فشبه كفهم عن ذلك بالتقرين فى الاصفاد فاطلق على الكف المذكور لفظ التقرين استعارة اصلية ثم اشتق من التقرين يعنى المعنى المجازى لفظ مقرنين فهو استعارة تبعية بمعنى ممنوعين عن الشرور (روح البيان في تفسير القرآن).وقد جُوِّز أن يكون الإقرانُ في الأصفادِ عبارة عن كفِّهم عن الشُّرورِ بطريق التَّمثيل (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم – أبو سعود) ويحتمل أنه لم يقيدهم فى الاصفاد بل كفهم عن الشر وزجرهم عنه فعبر عن ذلك بالتقرين في الاصفاد (تفسير هميان الزاد إلى دار المعاد / اطفيش) وقيل: الأقرب أن المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالإقران في الصفد وليس هناك قيد ولا تقييد حقيقة.( روح المعاني – تفسير الالوسي) و{الشياطين} جمع شيطان، وحقيقته الجنّي، ويستعمل مجازاً للبالغ غاية المقدرة والحذق في العمل الذي يعمله. ومنه قوله تعالى: { وكذلك جعلنا لكل نبي عدواً شياطين الإنس والجن } [الأنعام: 112]، فسخر الله النوع الأول (أي الجن) لسليمان تسخيراً خارقاً للعادة على وجه المعجزة فهو مسخر له في الأمور الروحانية والتصرفات الخفية وليس من شأن جنسهم إيجاد الصناعات المتقنة كالبناء، وسخر النوع الثاني (أي شياطين الانس) له تسخير إذلال ومغلوبية لعظم سلطانه وإلقاء مهابته في قلوب الأمم فكانوا يأتون طوعاً للانضواء تحت سلطانه كما فعلت بلقيس وقد تقدم في سورة سبأ. فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه (التحرير والتنوير) الأَمْر : الحال والشأْن : القيامة (تعريف و معنى الامر في معجم المعاني الجامع) اذا قوله (تجري بأمره) أي تجري بأمر من الله حسب حال سليمان وشأنه أو حسب رغبته بسبب دعائه - قال السعدي رحمه الله في قوله تعالى :( وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ) :"باردة وحارة، وجنوباً وشمالاً وشرقا ودبوراً وبين ذلك، وتارة تثير السحاب، وتارة تؤلف بينه، وتارة تلقحه، وتارة تدره، وتارة تمزقه وتزيل ضرره، وتارة تكون رحمة، وتارة ترسل بالعذاب" . فتصريفها تقلُّبها بين هذه الأمور (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Zincirlerle bağlı diğer köleleri Süleyman’ın emrine verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kangallarla biribirlerine bağlanmış olan öbürlerini de.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
37, 38. Dülger, dalgıç şeytanlarını da [⁷], bukağılara bağlı olarak başkalarını da [⁸] ona müsahhar kıldık.
[7] Dülgerlikte, dalgıçlıkta gayet mahir ustaları.[8] Âsi ve serkeş olanlarını.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bukağılara/zincirlere bağlı olarak diğerlerini de.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam bukağılarla birbirine bağlanmış diğerlerini de (onun emrine verdik).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve zincirlerle birbirlerine bağlanmış olan daha nicelerini…
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Zincirler’e vurulmuş diğerlerini de!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatta yedekte tutulan şeytanları bile vardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sanki hepsi zincirle bağlanmış görevliler gibi Süleyman’ın emrindeydiler. Hâlbuki görünürde hiçbir zincir yoktu. Süleyman’ın adil davranışları, hakkı adaleti sağlayışı onları gönülden bağlamıştı. Süleyman’a tutkuları, bağlılıkları, zincirlerle bağlanmış kölelerden daha üstündü. Bütün hükümdarlar onları gördükçe kıskanırdı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Zincirlerle birbirlerine bağlanmış diğerlerini de (hizmetine sunmuştuk).
Mehmet Türk
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve zincirlerle birbirlerine bağlanmış ³⁶ diğerlerini.
36 Yani, baskı altına alınmış ve etkisiz hale getirilmiş: Şeyâtîn’in bu bağlamda “bozguncu/baş eğmeyen güçler” olarak çevrilmesi konusundaki açıklama için bkz. 21:82, not 76.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zincire vurulmuş diğerlerini de. 34/13-14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve zincirlerle birbirine bağlanmış daha başkalarını da…
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Karşı gelenleri de) Demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve yan yana getirilerek bağlı diğerlerini de..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Başkalarını da bukağılarda bağlı oldukları halde (musahhar kıldık).
Suat Yıldırım
swap_vert close
37, 38. Bina yapan, dalgıçlık yapan her şeytanı, bukağılarla bağlı olan başkalarını da onun hizmetine verdik. [21, 82]
Bukağılarla bağlamaktan maksat, kötülük ve bozgunculuklara meydan verilmeyecek bir şekilde sıkı bir kontrol ve takip altına alınmış olmalarıdır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve zincirlerle birbirine bağlanmış başka (şeytan)ları.
Yani cinleri veya isyancı kabîleleri ona boyun eğdirdik.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir takımı da (kâfir ve mu'ânid olduklarından) çift çift olarak zincirlere bağlı idiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kelepçelerle birbirlerine bağlanmış olanlarını da emrine verdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Zincire vurulmuş diğerlerini de...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Zincirlere vurulmuş daha başkalarını da onun emrine verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve demirlerle birbirine bağlı diğerlerini...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ayruķları baġlanmışlar bendlerde.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı özgeler ki baġlanmışlardur bendler içinde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Eləcə də başqalarını (digər şeytanları) zəncirlənmiş halda (onun ixtiyarına verdik)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And others linked together in chains,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As also others bound(4195) together in fetters.
4195 Cf. 14:49 . where the same expression "bound together in fetters" is applied to Sinners on the Day of judgement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاٰخَر۪ينَ
ve diğerlerini ki
مُقَرَّن۪ينَ
birbirlerine bağlıdırlar
فِي الْاَصْفَادِ
zincirlerle
(Ayrıca) Zincirlerle bağlı olarak diğerlerini de (onun emrine verdik).
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
مُقَرَّنِين
Edilgen fiil-II
ق ر ن
Birbirlerine bağlı kimseler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَصْفَاد
İsim
ص ف د
Zincirler