close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 36. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feseḣḣarnâ lehu-rrîha tecrî bi-emrihi ruḣâen hayśu esâb(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ona rüzgarı ram etmiştik de emriyle dilediği yere hafif hafif esip giderdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece Biz, onun emriyle istediği yere (havada) kolayca akıp giden rüzgârı (özel olarak yaptığı hava gemisi benzeri araçlarını taşımak, Hz. Süleyman’ı ve yakın adamlarını kısa zamanda hedeflerine ulaştırmak üzere) onun buyruğu altına verdik. (Hava gücünü ve akımını ona tâbi kıldık.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgarı O'nun emrine verdik ki, O'nun emriyle istediği yöne doğru, tatlı tatlı eserdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine, biz rüzgârı onun faydalanması için koyduğumuz kurala boyun eğdirdik. Onun yaptığı plan dahilinde, ulaşması gereken hedefe doğru kolayca akar giderdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece rüzgarı emrine verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgârı onun emrine bağlı kıldık; emriyle istediği yere rahatça akar giderdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine ona rüzgârı musahhar kıldık. Nereye gitmek istese, onun emriyle rüzgâr o tarafa eserdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine biz, rüzgârı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı esiyordu.
Besim Atalay
swap_vert close
Yeli, buyrumuna verdik, istediği yerde onun dilemesiyle, yumuşak eserdi !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı hizmetine sunduk. Rüzgâr, O'nun emri altında ve dilediği yere tatlı tatlı eserdi.
Cemil Said
swap_vert close
Biz rüzgârı ânın emrine tâbi’ kıldık rüzgârlar ânın emriyle istediği tarafa gidiyordı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
35-38. “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
36, 37, 38. Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunun üzerine komutuyla hareket eden rüzgarı onun emrine verdik. Dilediği yere yağmur yağdırırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine ona rüzgârı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, (Süleymân’ın duasına icabet ettik de) rüzgârı ona boyun eğdirdik. Onun emri ile onun istediği yere, tatlı tatlı eserdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgârı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine biz de ona rüzgârı müsahhar etdik ki bu, onun emriyle, onun dilediği yere yumuşacık akar giderdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgârı ona boyun eğdirdik; onun emriyle istediği yere yumuşak olarak akıp giderdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
36, 37, 38. Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı onun istifadesine verdik; onun emriyle (denizde rüzgâr gücü ve enerjisiyle çalışan yelkenli yolcu ve ticari gemileri) istediği yöne doğru (rahatlıkla yüzdürebilmesi için emrimiz gereği) tatlı tatlı eserdi. Ve her (türlü) yapı ustası ve dalgıç olan şeytanları (insanları saptırmaya çalışan, hakka ve akla aykırı hareket eden, azgın, asi, kötü ve kibirli kişileri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlere vurulmuş (kontrol altına alınmış) diğerlerini de. *
(*) Hz. Süleyman’a rüzgârın musahhar kılınmasının anlamı hakkında doğru açıklama aşağıdaki ‘’ et-tahrir vet-tenvir ile Kitabul müteşabih minel kur’an’’ adlı tefsir metinlerinde yapılmıştır. Buna göre rüzgâr onun emriyle esmiyordu, bilakis Allah’ın emriyle Süleyman’ın gideceği yöne doğru esiyordu. Ayrıca rüzgâr Hz. Süleyman’ı havada da taşımıyordu, Allah’ın emriyle esen rüzgârlar Hz. Süleyman’a ait gemilerin denizde istediği yöne rahatlıkla gidebilmesini sağlardı. Ayrıca rüzgârın Süleyman peygamberin emrinde olması, o’nun rüzgârı binit olarak kullanması veya ordusunu bir yerden bir yere rüzgârla sevk etmesi demek değildir. Rüzgârın o’nun emrinde olması, rüzgâr marifetiyle hızla hareket edebilen yelkenli gemilere sahip olması ve bu gemilerle deniz aşırı ülkelere gidebiliyor olmasıdır. Nitekim Ana Britannica ansiklopedisi de, Süleyman peygamberin denizcilikte ulaştığı noktayı şu cümlelerle anlatmaktadır: Hiram ile Hz. Süleymân’ın ortak deniz ticaret filosu, o çağda bilinen denizlerin neredeyse en uç noktasına ulaştı. Düzenli seferlerin bazıları gidiş dönüş üç yıl sürüyordu. Kaynak: (Ana Britannica; c. 28, s. 435.) Not: Maalesef mevcut meallere göre Hz. Süleyman bir doğa kanunu olan/ sünnetullah’a rüzgâra haşa emir veriyordu. Yani rüzgâra es dediği zaman hemen esiyordu ve istediği yöne rüzgârı yönlendiriyordu. Oysa doğa olaylarını oluşturan ve doğa kanunlarının tasarrufunu elinde bulunduran sadece yüce Allah’tır. Yani yüce Allah’tan başka hiçbir güç veya kimse bir doğa kanununa/ rüzgâra emir veremez, onu kendi buyruğu altına alamaz. Zira Kur’an’ı Kerim’in ilgili bütün ayetlerinden de konu böyle anlaşılıyor. Yani Hz. Süleyman’ın deniz üzerindeki gemilerinin gidecekleri yöne doğru rahatlıkla yüzdürülebilmeleri için Allah tarafından rüzgâr eserdi. Bu nedenle haşa ne Hz. Süleyman rüzgârlara emir verebilir, ne de onun böyle bir gücü ve yetkisi vardı. Ayrıca ayette ‘’şeyatin’’ ise: Hakk’a aykırı hareket eden, her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Yani bizim bildiğimiz cinni şeytanlar değildi. Yine âyette geçen (مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ) zincire vurulmuş ifadesi, onların bildiğimiz zincirlere bağlandığı anlamına gelmez. Bu ifade, onların kontrol altında tutulduklarından kinâyedir. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi ayetteki (شياطين - الاصفاد)’’şeyatin ve asfâd’’kelimeleri mecaz ve kinaye anlamında da olabilir. Bu nedenle buradaki şeyatin gözle görülmeyen ve cin türünden olan şeytanlar değil, belki şeytan karakterli, azgın, asi, kibirli kimseler olabilir, yani bu tip şeytan karakterli insanlar da Hz. Süleyman’a musahhar kılınmışlardı. Asfâd ifadesi de onların kontrol altında tutulduklarından kinâye olabilir. Buradaki şeyatin den maksat cinni şeytanlar olmadığına dair benzer bir örnek de Bakara sûresi 14. aytte geçiyor. Zira orada da (واذا خلوا الي شياطينهم)’’ve iza halev ila şeyatinihim’’ O ikiyüzlüler, (kendilerini saptıran) liderleriyle başbaşa kaldıklarında ise, biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.’’ İşte burada da ‘’şeyatin’’onları saptıran münafık liderlerdir. Yani cinni şeytanlar değil. Çünkü Kur’an’a göre cinni şeytanlar olduğu gibi şeytan karakterli insi şeytanlar da var. Yani Hz. Süleyman’a musahhar olanlar da şeytan karakterli kimselerdir. تسخير الرياح لتجري بأمره -1- أما الرياح فقد سخره الله للانسان عامة وهو سبحانه لم يجعل تسخير الرياح وفقا علي سليمان وحده لافي زمنه ولا من بعده ! انطروا الي سورة ابراهيم الاية – 32 – والي سورة لقمان الاية – 20 ... فيقولون التراثيون : ان تسخير الرياح لسليمان كان يختلف عن تسخير الرياح للا نسان فقد كانت الرياح تجري بأمره حيث يشاء .. أي أنه كان يأمر الرياح أن تهب في هذا التجاه أوفي ذاك ونحن نسأل .. من أين أتو بهذا التفسير الا سطوري وكأنه قد تحول فصار كأحد الهة اليونان القديمة التي كانت في زعم القدامي من أهل اليونان تسيطر علي الريهح وعلي قوي الطبيعة الاخري.؟ ان الله تعالي يقول ان الريح كانت ( تجري بأمره ولم يقل انها كانت تجري طاعة لامره ) والفرق بين التعبرين كبير . التعبير الثاني يدل علي أن الريح كانت تأتمر بأوامره, وأما تعبير الاول , وهو التعبير القراني فيعني أن الريح كانت تجري بما يعمل علي تحقق أموره وتحصل أغراضه . انك حين تقول ان الام تقوم بأمر طفلها لا تعني أن الام كانت تتلقي الاوامر من طفلها أو أنها كانت تطيع أوامره وانما تقصد أن الام كانت تعمل علي تحقيق ما يلزم طفلها من أمور وتأدية ما فيه مصلحة ... كما يقول يعص الفسرين كل مافي الامر أن الريح كانت تسير من قبل الله وفق مصلحة سفنه وتجارته وأسفاره تسيرها بأشرعتها وفق قوانين الله ومصلحة نبيه وليس في الامر بساط ريح : المصدر (سليمان عليه السلام - 1- تسخير الرياح لتجري بأمره ... -) ورواحها شهر في سورة النمل - والأمر في قوله بأمره مستعار للرغبة أو للدعاء بأن يدعو الله أن تكون الريح متجهة إلى صوب كذا حسب خطة أسفار سفائنه ، أو يرغب ذلك في نفسه ، فيصرف الله الريح إلى ما يلائم رغبته وهو العليم بالخفيات (التحرير والتنوير ) (فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ) لتسوق السفن الشراعية في البحر (رُخَاءً) أي ريحاً ليّنة ليست بعاصفة (حَيْثُ أَصَابَ) من المواد الإنشائية لبناء بيت المقدس، يعني كانت الرياح تسوق السفن الشراعية إلى حيث وجد شيئاً من الأخشاب أو الأحجار أو غير ذلك فيحملونه في السفن لبناء بيت المقدس .( كتاب المتشابه من القران) وتسخير الريح : تسخيرها لما تصلح له ، وهو سير المراكب في البحر ، والمراد أنها تجري إلى الشام راجعة عن الأقطار التي خرجت إليها لمصالح ملك سليمان من غزو أو تجارة بقرينة أنها مسخرة لسليمان فلا بد أن تكون سائرة لفائدة الأمة التي هو ملكها - وأمر سليمان دعاؤه الله أن يجري الريح كما يريد سليمان (سورة الأنبياء - قوله تعالى ولسليمان الريح عاصفة تجري بأمره) والتسخير الإلجاء إلى عمل بدون اختيار ، وهو مستعار هنا لتكوين أسباب تصرف الريح إلى الجهات التي يريد سليمان توجيه سفنه إليها لتكون معينة سفنه على سرعة سيرها ، ولئلا تعاكس وجهة سفنه ، وتقدم في قوله تعالىولسليمان الريح غدوها شهر -- الشياطين المذكورون، إما مردة الإنس وأشداؤهم، وإما مردة الجن لظاهر اللفظ (تفسير القاسمي ) فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه.- فيجوز أن يكون معنى: {مُقَرَّنينَ في الأصفَادِ} حقيقة، ويجوز أن يكون تمثيلاً لمنع الشياطين من التفلت. (التحرير والتنوير) وقال فى بحر العلوم والاقرب ان المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالتقرين فى الصفد يعنى ان قولهم لا يمكن تقييده بالاصفاد والاغلال حقيقة مسلم ولكن ليس الكلام محمولا على حقيقته لانهم لما كانوا مسخرين مذللين لطاعته عليه السلام بتسخير الله اياهم له كان قادرا على كفهم عن الاضرار بالخلق فشبه كفهم عن ذلك بالتقرين فى الاصفاد فاطلق على الكف المذكور لفظ التقرين استعارة اصلية ثم اشتق من التقرين يعنى المعنى المجازى لفظ مقرنين فهو استعارة تبعية بمعنى ممنوعين عن الشرور (روح البيان في تفسير القرآن).وقد جُوِّز أن يكون الإقرانُ في الأصفادِ عبارة عن كفِّهم عن الشُّرورِ بطريق التَّمثيل (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم – أبو سعود) ويحتمل أنه لم يقيدهم فى الاصفاد بل كفهم عن الشر وزجرهم عنه فعبر عن ذلك بالتقرين في الاصفاد (تفسير هميان الزاد إلى دار المعاد / اطفيش) وقيل: الأقرب أن المراد تمثيل كفهم عن الشرور بالإقران في الصفد وليس هناك قيد ولا تقييد حقيقة.( روح المعاني – تفسير الالوسي) و{الشياطين} جمع شيطان، وحقيقته الجنّي، ويستعمل مجازاً للبالغ غاية المقدرة والحذق في العمل الذي يعمله. ومنه قوله تعالى: { وكذلك جعلنا لكل نبي عدواً شياطين الإنس والجن } [الأنعام: 112]، فسخر الله النوع الأول (أي الجن) لسليمان تسخيراً خارقاً للعادة على وجه المعجزة فهو مسخر له في الأمور الروحانية والتصرفات الخفية وليس من شأن جنسهم إيجاد الصناعات المتقنة كالبناء، وسخر النوع الثاني (أي شياطين الانس) له تسخير إذلال ومغلوبية لعظم سلطانه وإلقاء مهابته في قلوب الأمم فكانوا يأتون طوعاً للانضواء تحت سلطانه كما فعلت بلقيس وقد تقدم في سورة سبأ. فيجوز أن يكون {الشياطين} مستعملاً في حقيقته ومجازه (التحرير والتنوير) الأَمْر : الحال والشأْن : القيامة (تعريف و معنى الامر في معجم المعاني الجامع) اذا قوله (تجري بأمره) أي تجري بأمر من الله حسب حال سليمان وشأنه أو حسب رغبته بسبب دعائه - قال السعدي رحمه الله في قوله تعالى :( وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ) :"باردة وحارة، وجنوباً وشمالاً وشرقا ودبوراً وبين ذلك، وتارة تثير السحاب، وتارة تؤلف بينه، وتارة تلقحه، وتارة تدره، وتارة تمزقه وتزيل ضرره، وتارة تكون رحمة، وتارة ترسل بالعذاب" . فتصريفها تقلُّبها بين هذه الأمور (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Uğradığı yerlerin uzaklığı bir ay olan rüzgârı,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de yele onun için boyun eğdirdik. Yel de onun buyruğu ile onun dilediği yere tatlı tatlı eserdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz de ona rüzgârı müsahhar kıldık, onun emriyle lâtif bir hava ile istediği yere giderdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de rüzgârı onun emrine verdik¹⁴ ki dilediği yere kolayca eserdi.
14 Krş. Enbiyâ, 21/81; Sebe’, 34/12  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece biz, rüzgârı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz de buna karşılık, emrettiği yöne doğru yumuşacık eserek dilediği yere bolluk ve bereket götüren rüzgarları onun hizmetine verdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken onun emriyle esen Rüzgâr’ı onun için hizmete verdik / kullanıma sunduk. İstediği yerde / arzu ettiği zaman onun emri ile yumuşacık eserdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz de karşılık olarak, rüzgârı hizmetine verdik. Artık istediği yöne yelken açabiliyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz de O’na çok büyük hükümranlık verdik. Devleti büyüdükçe büyüdü. Öyle ki; rüzgârlar hükmettiği topraklarda başlar, hükmettiği topraklarda biterdi. Rüzgârların başladığı bittiği yerler Süleyman’ın hâkimiyeti altındaydı. Ülkesinde rüzgârlar tatlı tatlı hafifçe eserdi. Ona rüzgârlardan yararlanmayı öğrettik. Rüzgârlardan yararlanarak çok güzel işler yapardı. Onun devrinde sanki hiçbir rüzgâr boşuna esmezdi. Değirmenler, yelkenler, gemiler, çok değişik araçlar, binalarının, evlerinin soğuması, ısınması, Süleyman’ın rüzgârları kullanma bilgisiyle mükemmel bir seviyeye ulaştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bunun üzerine O’nun (Allah’ın) emriyle istediği yere yumuşakça akan rüzgârı hizmetine vermiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine ³⁴ rüzgarı o’nun emrine verdik ki o’nun direktifi ile istediği yöne doğru kolayca essin; ³⁵
34 Yani, o’nun tevazuunun ve “günahlarımı bağışla” duasının işaret ettiği dünyevî ihtiraslardan uzaklaşma azminin bir ödülü olarak.35 Karş. 21:81 ve ilgili not 75. Genel olarak Hz. Süleyman’ın kişiliği etrafında oluşturulan birçok efsanenin anlamı için bkz. 21:82, not 77.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgârı onun istifadesine sunduk böylece rüzgârlar emriyle onun istediği yere kolayca esip giderdi. 34/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun ardından rüzgârı ona âmâde kıldık ki, onun emriyle (çalışan gemileri) istediği yöne doğru kolayca yüzdürebilsin;[⁴⁰⁷⁷]
[4077] Bkz: 21:81, not 83.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine biz de rüzgarı onun emrine verdik, rüzgara emreder, dilediği yere kolayca giderdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere aksın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onun için rüzgarı musahhar kıldık, O'nun emriyle dilediği yere mülâyemetle akar giderdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. [21, 81]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz, rüzgarı ona boyun eğdirdik. Onun buyruğuyla, onun istediği yere tatlı tatlı eserdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz Süleymân'a rüzgârı müsahhar kıldık, onun emriyle istediği yere mülâyim ve zararsız olarak eserdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine rüzgarı emrine verdik; onun belirlediği tarafa tatlı tatlı eserdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Rüzgarı ona boyun eğdirmiştik. Emri ile dilediği yere yumuşak bir şekilde eserdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de rüzgârı ona boyun eğdirdik ki, onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı eserdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine, rüzgârı onun emrine verdik; onun emriyle onun istediği yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes musaḥḥar eyledük aña yili yürirdi buyruġı-y-ıla yumşaķ ķanda kim ķaśd eyledi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes musaḫḫar eyledük aña yili, yumşaḳ eserdi anuñ buyruġı‐y‐la her ḳanda dilese.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz küləyi ona ram etdik. Külək onun əmri ilə istədiyi yerə rahatca gedirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So We made the wind subservient unto him, setting fair by his command whithersoever he intended.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then We subjected the Wind(4193) to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed,-
4193 Cf. 21:81. and n. 2736.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَسَخَّرْنَا
ve boyun eğdirdik
لَهُ
ona
الرّ۪يحَ
rüzgârı
تَجْر۪ي
akıp giderdi
بِاَمْرِه۪
emriyle
رُخَٓاءً
yumuşak olarak
حَيْثُ
o yere ki
اَصَابَۙ
diledi
Biz de rüzgârı onun emrine amade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere (dilediği şeyi ulaştırmak için süratli; fakat) yumuşak olarak eserdi.
سَخَّرَ
Fiil-II
س خ ر
Boyun eğdirdi, amade kıldı, hizmetine verdi, istifadesine verdi, musallat etti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
رِيح
İsim
ر و ح
Rüzgâr, kasırga
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رُخَٓاء
İsim
ر خ و
Yumuşak olarak
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu