close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-ttayra mahşûra(ten)(s) kullun lehu evvâb(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve kuşlar da toplanmıştı, hepsi de ona itaat ederdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve toplanıp gelen kuşları da (zikir yoldaşı yapmıştık). Ki, hepsi onunla (beraber Allah’ı tesbih etmek üzere uyum içinde Hakka) yöneliyor (huzura dalıyor)lardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Her taraftan toplanıp gelen kuşları da, O'na boyun eğdirmiştik. Hepsi O'nun nağmesine katılır, beraberce Allah'ı tesbih ederlerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Toplu halde kuşları da onun emrine verdik. Hepsi de Dâvûd'a uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 34/10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Toplanıp gelen kuşları da. Hepsi ona dönerlerdi. [3]
3.Onunla birlikte tesbih ederlerdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kuşları da toplu olarak onun emrine bağlı kıldık. (Dağlardan ve kuşlardan) her biri onun tesbihi sebebiyle devamlı tesbih ediyordu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kuşları da toplu olarak ona musahhar kıldık. Her şey ona dönüp onu dinliyordu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kuşları da onun emrine topladık. Hepsi Allah'a yönelmektedirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Kuşlar da toplanırlardı, hepsi ona uyardı !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kuşlar da toplu olarak onunla beraberdi. Bunların hepsi de daima O'na yönelmişlerdi (Allah'ın istediği şekilde görevlerini yapıyorlardı)!
Cemil Said
swap_vert close
18,19. Akşam sabah ânınla birlikde bizi zikr itmeleri içün dağları ve kuşları teshîr itdik, kuşlar ânın etrâfına toplanıyorlar ve ânınla tesbîh çekiyorlar idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
18,19. Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
18-19. Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
18, 19. Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.  
 İbn Abbas, kuşluk namazının bu âyete göre kılındığını anlatmıştır. Rivayete göre Cenab-ı Hak, Davud (a.s.)’a güzel ve gür bir ses ihsan etmişti. O Zebûr’u okurken bütün vahşi hayvanlar etrafında toplanırlar ve onu dinlerlerdi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kuşlar da toplanmıştı; hepsi onun buyruğunu izlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Toplu hâlde kuşları da onun emrine vermiştik. Hepsi (zikir ve tesbih için) ona (Dâvûd’a) katılırdı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşların tamamı toplu halde ona yönelmişlerdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Her yandan ona doğru) toplanıb gelen kuşları da (kendisine râm etdik). (Gerek o dağlardan, gerek bu kuşlardan) herbiri (itaatle ona) dönücü idi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kuşları da toplanmış olarak (ona itâat ettirdik)! Hepsi onun (zikrine katılmak) için dönüp gelici idiler.(1)
(1)“Mâdem rûy-i zemin (yeryüzü), bir sofra-i Rahmân’dır. İnsanın şerefine kurulmuştur. Öyle ise, o sofradan istifâde eden sâir hayvanât (diğer hayvanlar) ve tuyûrun (kuşların) çoğu insana musahhar ve hizmetkâr olabilir. Nasılki en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdâm edip (hizmetinize verip) ilhâm-ı İlâhî ile azîm bir istifâde yolunu açarak ve güvercinleri bazı işlerde istihdâm ederek ve papağan misillü (gibi)kuşları konuşturarak, medeniyet-i beşeriyenin mehâsinine (insanlık medeniyetinin güzelliklerine) güzel şeyleri ilâve etmiştir. Öyle de, başka kuş ve hayvanların isti‘dâd dili bilinirse, çok tâifeleri var ki, karındaşları hayvanât-ı ehliye (ehil hayvanlar) gibi, birer mühim işte istihdâm edilebilirler. Meselâ: Çekirge âfetinin istîlâsına karşı, çekirgeyi yemeden mahveden sığırcık kuşlarının dili bilinse ve harekâtı tanzîm edilse, ne kadar fâideli bir hizmette ücretsiz olarak istihdâm edilebilir. İşte kuşlardan şu nevi‘ (çeşit) istifâde ve teshîri (itâat ettirilmesi)ve telefon ve fonoğraf gibi, câmidâtı (cansızları) konuşturmak ve tuyûrdan istifâde etmek, en müntehâ hudûdunu (son sınırını) şu âyet çiziyor. En uzak hedefini ta‘yîn ediyor. En haşmetli sûretine parmağıyla işâret ediyor ve bir nevi‘ teşvîk eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 84)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (kendi yanında beslediği) kuşları da toplu olarak (ona) musahhar kılmıştık (ona kuş mantığını, ses, hareket ve davranışlarından anlam çıkarma bilgisini de öğretmekle onlardan istifade etmeyi öğretmiştik). Hepsi (kendi yanında besleyip, kendine alıştırdığı kuşlar) ona (Davud’a) evvab (onun verdiği komut ve işaretlerine uyuyor) idiler. *
(*) Not: Buradaki ayet, (وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ) ‘’ Ve (bu bakımdan) Süleymân Dâvûd’a vâris oldu. Ve Süleyman: Ey insanlar! (Ailece) bize kuş mantığı [ses, hareket ve davranışlarından anlam çıkarma ve onlardan istifade etme bilgisi] öğretildi ve bize her şeyden verildi” dedi…’’şeklindeki Hz. Süleyman’dan söz eden bu (Neml -16) ayetle birlikte değerlendirildiğinde, Sâd -19. ayetin anlamı da bu şekilde olduğu anlaşılacaktır. Yani daha önce Hz. Davud da türlü türlü kuşları besliyor, onları kendine alıştırıyor ve böylece kuş mantığını ( yani ses, hareket ve davranışlarından anlam çıkarma ve onlardan istifade etme bilgisini) öğrenerek, onlardan istifade ediyordu. İşte Neml-27/16. ayette de Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman böyle bir duruma vurgu yapmıştır. (الله اعلم)‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Yani “dağları musahhar kıldık, akşam ve sabah/sürekli onunla birlikte tesbih ediyorlardı. Toplu olarak kuşlar da”diyerek Hz. Davud’un dağlık sahalarda dağlardan çıkardığı madenlerden ve kuşlardan yararlandığını ifade etmiş oluyor. Zaten Hz. Davud’un demir ve maden işleriyle uğraştığını da başka ayetler de ifade etmektedir. Ayrıca dağlarda maden ve kereste de elde ettikleri anlaşılmaktadır. Yani canlı ve cansız varlıkların Allah’ı tesbih etmesi ve O’na yönelmesi demek, Allah’ın her cins varlık için koyduğu evrensel yasalara, hepsinin aksatmadan uyması demektir. Her şey kendisi için konan kanun ve kuralları aksatmadan kendi dünyalarında varlıklarını sürdürürler. Ayrıca ’’Nuzül Sırasına Göre Yaşayan Kur’an’’adlı tefsirin yazarı R. İhsan Eliaçık da bu 18-19. ayetleri şöyle değerlendiriyor: Bu ayetlerinin mesajını biri teolojik diğeri jeopolitik açıdan olmak üzere iki şekilde yorumlamak mümkündür: 1- Teolojik açıdan dağlar ve kuşlarla ifade edilen görünür doğanın fıtraten yaratıldıkları hal üzere Allah’ı tesbih ettikleri gibi Davud’un da aynısını yaptığı ifade ediliyor. Davud’un yeryüzünde kurduğu egemenlik, Allah ve onun davranışı demek olan tabiat ile uyum içindeydi, onunla savaşan değil onunla dost bir yönetimdi. Böylece evrendeki "bölünmez bütünlük" bölünüp parçalanmadan, birbirini tamamlayan bir tek organizma haline gelmişti,"egemenliğin makbul olanı işte böyle olandır" denmek isteniyor. 2- Jeopolitik açıdan dağlar ve kuşlarla ifade edilen Davud’un yaşadığı çağlarda yüksek dağların tepesinde yaşayan Tanrılar sebebiyle kimi dağları"Tanrıların mekânı" olarak gören (ör. Asurlularda Cudi, Yunanda olimpos, eski Türkler’de Tengri, Hind’de Himalayalar, Mısır’da Sina vb.) kimi devletlerin bu dağları kendi krallık ve imparatorluk sembolü olarak görmesinden ve birtakım kuşlara "Tanrıların hayvanları" diyerek (ör. Sümer mühürlerinde yürüyen kuş, Cudi dağında bulunan kaya dikme taşlarında Asur kralı Senacheripe ait uçan savaş Tanrısı Ninurtuyu sembolize eden tünemiş kuş motifi, eski Babil’e ait bir levhada devekuşu motifi, Akad dönemi silindir mühründe Tanrı Atena mitinin uçuş bölümünü tasvir eden iri kuş, Mısır’da atmaca (horus), Hititlerde uçan kartal vs.) bunları kendi devlet ve krallık arması olarak kabul ettiklerinden ve o günkü dünya kamuoyunda bunlarla anılmalarından dolayı bu devletlerin "Davud’un egemenliği altına girmeleri", dağların ve kuşların Davud’un emrine amade kılınması olarak ifade ediliyor. Böylece tüm Mezopotamya/ Akdeniz havzasında büyük bir adalet ve barış yurdu (Daru’s Selam) kurulduğu anlatılmak isteniyor. Durumu daha iyi anlamak için şöyle bir örnek belki bir fikir verebilir. Meselâ bundan üç bin yıl sonra Türkçe inen bir vahiyde "Sarı kanaryaların kara kartalları yendiği gün" diye bir tabir geçtiğini düşünün... Bu o günkü insanlar için bir mana ifade etmese de bugün için bir gerçekliğe tekabül ediyor. İşte burada da böyle bir durum olduğunu düşünmek Kuranda özellikle Davud ve Süleyman kıssalarını anlamada işe yarayabilir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ve bir araya toplanmış kuşlar, hepsi de Rablerine isteyerek yönelirlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Toplanıp gelen kuşlara da onun için boyun eğdirdik. Hepsi de onun yanında toplanırlar, ona uyarlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kuşları da müsahhar kıldık. Onlar da yanında toplanırlardı, hepsi ona tâbi olurdu [³].
[3] Dağlar, kuşlar onunla beraber tespih ederdi veya tespihte ona tâbi olurdu veya Davut Aleyhisselâm, dağlar, kuşlar hep Allah a muti idiler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sürüler hâlindeki kuşlar da.⁷ Hepsi de Allah’a yönelmişti.
7 Canlı ve cansız varlıkların Allah’ı tesbih etmesi ve O’na yönelmesi demek, Allah’ın her cins varlık için koyduğu evrensel yasalara, hepsinin aksatmadan uyması demektir. Hiçbirisi kendisi için konan kuralları aksatmadan kendi dünyalarında varlıklarını sürdürürler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Toplanmış kuşları da (Davud'a ram kıldık). Hepsi de (Allah'ı tesbihte) ona (Davud'a) dönüp yönelirlerdi (ona uyarak tesbih ederlerdi).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve seher vakitlerinde Allah’ı anarken, Davud’un etrafında öbek öbek toplanan kuşları da, âhenkli cıvıltılarıyla ona eşlik ettirmiştik. Davud ve ona eşlik eden varlıkların hepsi, duâ ve yakarışlarla hep O’na yönelirlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kümelenmiş olarak Kuşlar’ı da! Hepsi onun için yönelmişlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatta kuşlar, başına toplanıp onun derdine eşlik ederdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yaşamına kuşlar da katılırdı. Hepsinin barış, huzur, esenlik içinde bir yaşamları vardı. Biz Davut’a doğada yarattığımız varlıklarla bütünleşerek yaşamayı öğrettik. O herhangi bir sıkıntısında kendini onların arasında bulur. Onlarla birlikte bütün sıkıntılarından arınırdı. Hepsi yasamıza boyun eğerek bir ahenge girmişti. İnsanlar arasındaki yapay sorunlar doğada geride kalırdı. Hepsi Rabbinin huzurunda kendi yasasıyla birlikte bir bütünlük içindeydi. Sen de insanlardan bunaldığında Davut gibi yap. Onu örnek al. İnsanlardan bir müddet uzaklaşarak doğayla kendini bütünleştir! O zaman bütün sorunlardan kurtularak, sakinleşerek, doğal dengeye kavuşarak görevine dönersin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Toplanıp gelen kuşları da (emrine vermiştik). Hepsi de O’na (Allah’a) çok yönelicilerdi. [*]
Benzer mesaj: Enbiyâ 21:79; Sebe’ 34:10.  
Mehmet Türk
swap_vert close
18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti¹ onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.
1 İşrak vakti: Güneş doğup doğu ufkunda biraz yükselerek ziyasının tam olarak parlamağa başladığı vakittir. Yani bayram namazlarını kıldığımız vakittir. İşrak namazı da sünnettir. Daha sonraki vakit ise kaba kuşluk, vaktidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve [aynı şekilde] bölük bölük kuşları da: ²¹ bunlar [hep birlikte] O’na, [kendilerini yaratmış olana,] tekrar tekrar yönelirlerdi.
21 Bkz. sure 21, not 73.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kuşlar da topluca bu tespihe eşlik ederlerdi. Zira hepsi de Allah’a yönelmişlerdi. 16/48, 17/44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
katar katar dizilmiş kuşlar da:[⁴⁰⁵⁷] bunların hepsi her daim O’na yönelmişlerdi![⁴⁰⁵⁸]
[4057] Benzer bir ibâre: “kanat çırpan kuş katarı” (24:41). [4058] Krş: 21:79 ve 34:10-11, ilgili notlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik, her biri ona yönelirdi. (Onunla beraber tesbih ederlerdi)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve toplanıp gelen kuşların hepsi (ona) yönelirdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kuşları da toplanmış olar'ak (O'na tâbi kıldık). hepsi de O'na rücu ediciler idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
18, 19. Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi. [34, 10]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Toplanıp gelen kuşları da (ona ram etmiştik). Hepsi onun nağmesine katılır (beraber tesbih ederler)di.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve kuşları müsahhar iyledik ki cümlesi etrâfında toplanır ve berâber zikr iylerlerdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kuşlar da (hizmetindeydi, onunla[*]) toplu halde ibadet ederlerdi. Hepsi ona pek saygılıydı.
[*] Bkz. Taberi, Tefsir 21/169.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bütün kuşları da... Hepsi de ona hizmet ediyorlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kuşları da toplu halde onun emrine vermiştik; hepsi birden ona yönelirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nağmelerine katılırdı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķuşları ya'nį musaḥḥar eyledük dirilmiş iken. dükeli aña gey dönicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳuşlar daḫı dirilürdi barçası, özi ḫiẕmete dururlardı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz quşları da toplu halda (onun ixtiyarına vermişdik), hamısı ona tərəf yönəlməkdə idi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the birds assembled; all were turning unto Him
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And the birds gathered (in assemblies): all with him did turn (to Allah).(4169)
4169 Note the mutual echo between this verse and verse 17 above. The Arabic awwab is common to both, and it furnishes the rhyme or rhythm of the greater part of this Surah, thus echoing the main theme: 'Turn to Allah in Prayer and Praise, for that is more than any worldly power or wisdom.'  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالطَّيْرَ
ve kuşları
مَحْشُورَةًۜ
toplanmış olan
كُلٌّ
hepsi
لَـهُٓ
onun ile
اَوَّابٌ
evvâb idi
Toplanıp gelen kuşları (da onun emrine vermiştik). Hepsi onunla beraber evvâb (Allah'a yönelir, O'nu tesbih eder ve çokça tövbe ederler) idi.
طَيْر
İsim
ط ي ر
Kuş
مَحْشُورَة
Edilgen fiil
ح ش ر
Toplanmış taife, sürü
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
اَوَّابٌ
İsim
ا و ب
Çokça tövbe edenler, evvâb, daima yönelen